KOMİSYON KONUŞMASI

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bugün burada sadece rakamları değil, o rakamların arkasındaki hayatları, mutfaktaki yangını ve milyonların "Artık yeter!" diyen haklı talebini konuşmak için bir aradayız. Türkiye kalkınmasında en büyük pay sahibi olan kesimlerin yani emeklilerimizin, taşeron işçilerimizin ve asgari ücretlilerimizin karşı karşıya kaldığı adaletsizlikleri ve bu düğümü çözecek somut adımları haykırma vaktidir. İntibak ve seyyanen zam emeklilerimizin onur mücadelesidir, bu mücadeleye omuz vermek zorundayız.

Günlerdir Mecliste tuttuğumuz nöbeti "şov" olarak değerlendirenler milletin sesini duymayanlardır. Kirasını ödeyemediği için memleketin göbeğinde hurda araç içerisinde yanarak can veren 66 yaşındaki Cemal Ertürk'ün çığlığı hangimizin vicdanını kanatmıyor? Yandaşa ballı ihaleler verenler, milyarlarca liralık vergi borcunu tek kalemde silenler; emekliyi açlık sınırının altına mahkûm edip hurda araç içerisinde ölüme terk ederken bizim onurlu nöbetimizi "şov" olarak değerlendiremezsiniz. Gelin, bugün buradan siz bir şov yapın; emekli maaşını açlık sınırının altı olan 30 bin liranın üzerine çekin, intibak yasasını düzenleyin, emeklilerin anasının ak sütü gibi hakkı olan seyyanen zammı verin, emekliyi ölüme terk etmeyin. Gelin, bunu yapın. Aksi hâlde Mecliste dünyaya ilan ettiğimiz emekli mücadelemizi siyasi bir sansasyon, manipülatif bir hareket olarak tanımlamayın.

Önce "başımızın tacı" dediğimiz ama bugün maalesef yoksulluğa mahkûm edilen emeklilerimizden başlayalım. Bugün, emeklilerimiz 2 büyük adaletsizliğin kıskacındadır: İntibak sorunu ve seyyanen zamların kök maaşa yansıtılmaması. İntibak yasası bir lütuf değil haktır. 2000 öncesi ve sonrası emekli olanlar arasındaki uçurum kabul edilemez. Aynı prim gününe, aynı çalışma süresine sahip iki vatandaşımız sadece emekli oldukları yıl farklı diye maaş alamıyorlar. Çözüm nettir: Aylık bağlama oranları yeniden yüzde 70 seviyelerine çekilmeli ve tüm emeklileri kapsayan tek bir intibak düzenlemesiyle maaşlarda norm birliği sağlanmalıdır. Memur emeklisine verilmeyen diğer emeklilere ise kök maaşa eklenmeden yansıtılan o sözde artışlar enflasyon karşısında her ay erimektedir. Çözüm bugüne kadar yapılmış tüm seyyanen zamların kök maaş kabul edilerek üzerine enflasyon farkı eklenmesidir. Emeklinin cebindeki para kâğıt üzerinde değil çarşıda pazarda değer kazanmalıdır. Tabii, iktidara mensup milletvekilleri çarşıya pazara çok çıkamadıkları için bu yangının farkında bile değil ama ne yazık ki durum bu.

İşçi sınıfımızın kanayan yarası taşeron sistemine de yıllar önce kadro müjdesi verildi ancak bugün hâlâ çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan binlerce kardeşimiz üvey evlat muamelesi görmekte. KİT'lerdeki taşeron uygulaması tamamen bitirilmelidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN MEHMET MUŞ - Sayın Şevkin, toparlayın lütfen.

Buyurun.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Kadroya geçen işçilerin özlük hakları, tayin hakları ve ikramiyeleri mutlaka asli kadrolu personelle eşitlenmeli, modern kölelik olan taşeron sistemi kaldırılmalı, 2026 Türkiye'sinde bir utanç vesikası olarak kalmamalıdır.

Sonuç olarak Türkiye sanıldığı gibi farklı bir ülke değildir. Sorunumuz kaynak yokluğu değil kaynağın adil dağıtılmamasıdır. Emekliyi pazarda meyve artığı toplamak zorunda bırakan, evinde yakacak odunu, doğal gazı olmadığı için hastanelerin acil servislerinde ısınmaya zorlayan, çift battaniyeye sarılmak zorunda bırakan, işçiyi kadro sözüyle oyalayan, asgari ücretliyi kira borcuna boğan bu düzeni değiştirmek boynumuzun borcudur.

İnsanca bir ücret, güvenceli bir iş ve onurlu bir emeklilik hayal değil bir siyasi irade meselesidir. Biz bu iradeyi koymaya, hakkı olanın hakkını teslim etmeye kararlıyız. Alın terinin kutsal sayıldığı, kimsenin yatağa aç girmediği bir Türkiye'yi birlikte kuracağız, bunu başaracağız.

Teşekkür ediyorum.