| Komisyon Adı | : | BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 15 .01.2026 |
AYKUT KAYA (Antalya) - Sayın Başkan, değerli komisyon üyeleri; öncelikle herkesi saygıyla selamlıyorum.
Tapu Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi adı altında önümüze getirilen ancak içeriğine vakıf oldukça hukuk devleti ve yerel demokrasi adına derin endişelere kapıldığımız bir metni görüşüyoruz.
Her zamanki gibi birbiriyle ilgisiz onlarca düzenlemenin harmanlandığı torba yasa mantığıyla hazırlanmış bu teklif maalesef ki vatandaşın derdine derman olmaktan ziyade idarenin yetkilerini kontrolsüzce genişleten ve denetimi zayıflatan bir anlayışın ürünüdür. Deprem güvenliği ve kentsel dönüşüm gibi hepimizin hemfikir olduğu hayati başlıkların arasına gizlenmiş öyle maddeler var ki bunları görmezden gelmemiz Yüce Meclisimizin yasama onuruna yakışmaz.
Kıymetli hazırun, teklifin 17'nci maddesine bilhassa dikkatinizi çekmek istiyorum. Bu maddeyle belediyelerimizin ve onlara bağlı şirketlerin yeni bir şirket kurması, bir kooperatife ortak olması hatta bedelsiz yani hibe yoluyla bir şirket edinmesi dahi Cumhurbaşkanının iznine bağlanıyor. Buradan sizlere sormak istiyorum: Halkın oylarıyla seçilmiş bir belediye başkanının beldesine hizmet götürmek için kullanacağı ticari ve iktisadi araçları Cumhurbaşkanının iznine bağlamak hangi demokrasi anlayışıyla bağdaşır? Bu düzenleme "Bürokrasiyi azaltıyoruz." iddiasının tam aksine yerel yönetimler üzerinde siyasi bir vesayet kurma çabasıdır. Muhalif belediyelerin elini kolunu bağlamak, halka gidecek hizmeti siyasi saiklerle engellemek yerinden yönetim ilkesini ayaklar altına almaktır. Belediyeler şirket kurarken değil hizmet üretirken denetlenmelidir. Ancak bu madde denetim değil doğrudan bir kilitleme mekanizmasıdır.
Bir diğer hukuk garabeti ise 10'uncu maddede karşımıza çıkıyor. TOKİ'yi taraf olduğu dava ve icra takiplerinde teminat yatırma yükümlülüğünden muaf tutuyorsunuz. Anayasa'mızın hukuk devleti ilkesi gereği idare ile vatandaş mahkeme önünde eşittir. Ancak siz bu maddeyle devlet kurumuna vatandaş karşısında imtiyazlı bir zırh giydiriyorsunuz. Bir vatandaş hak ararken, dava açarken harçların, teminatların altında ezilirken milyarlarca liralık bütçeyi yöneten devasa bir kurum olan TOKİ'ye "Sen ödeme yapma, sen ayrıcalıklısın." demek adalete olan güveni zedelemektir. Bu yaklaşım taraflar arasında adil ve dengeli bir ilişki kurulmasını engellemekte, vatandaşın idare karşısındaki zayıf konumunu daha da derinleştirmektedir.
Bütçe disiplini açısından ise 19'uncu madde tam bir felakettir. Hazine taşınmazlarının satışından elde edilen gelirlerin büyük bir kısmını genel bütçe dışına çıkararak kurumların kendi özel hesaplarına, döner sermayelerine aktarıyorsunuz.
Değerli arkadaşlar, bütçe hakkı Meclisindir, milletindir. Kamu kaynağı tek bir havuzda toplanmalı, şeffafça yönetilmeli ve Sayıştay denetimine tabi olmalıdır. Siz gelirleri bütçeden kaçırarak denetimden uzak paralel bütçeler ve örtülü ödenekler oluşturuyorsunuz. Bu paraların nereye, kime ve nasıl harcanacağı tabii ki imkânsız hâle geliyor.
Görüşmekte olduğumuz teklifin 21'inci maddesi ile 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun'un 1'inci maddesinin üçüncü fıkrasına "zemin" ibaresinin eklenmesi ve akabinde "zemin ve temel etüt kuruluşu" tanımının getirilmesi öngörülmektedir. Ancak, burada dikkatinizi çekmek istediğim temel husus şudur: Sorun, icracı firmalarda değil denetim mekanizmasının eksikliğindedir. Türkiye'de zemin ve temel etütleri yapan çok sayıda mühendislik firmaları zaten mevcuttur. Bu firmaların eksikliği değil bu faaliyetlerin bağımsız, bilimsel ve kamu yararını gözeten bir denetim sürecine kavuşmamış olması esas boşluktur. O nedenle düzenlemenin zemin ve temel etüt kuruluşu şeklinde değil zemin ve temel etüt denetim kuruluşu şeklinde yapılması daha doğru olacaktır. Böylece hem etüdü yapan icracı firmalarla denetleyen bağımsız yapılar ayrışacak hem de yapı güvenliği ve kamu menfaati korunacaktır.
Son olarak 5'inci maddeyle Kat Mülkiyeti Kanunu'nda yapılan değişikliğe değinmek istiyorum. Toplu yapılarda yönetim planı değişikliği için gereken beşte 4 nitelikli çoğunluğunu üçte 2'ye düşürüyorsunuz. Bu, teknik bir detay gibi sunulsa da binlerce insanın bir arada yaşadığı sitelerde, toplu konutlarda çoğunluğun azınlık üzerinde tahakküm kurmasının önünü açan tehlikeli bir adımdır. Mülkiyet hakkını ve komşuluk hukukunu salt çoğunluğun insafına terk edemezsiniz. Bu düzenleme sitelerde huzuru değil kaosu ve komşular arası husumeti artırabilir.
Özetle, bizler depreme karşı güvenli konutların inşasını, kentsel dönüşümün hızlanmasını sonuna kadar destekleriz ancak bu kutsal hedeflerin arkasına sığınarak yerel yönetimleri vesayet altına alan, vatandaşı devlet karşısında çaresiz bırakan, bütçe birliğini bozan ve mülkiyet hakkını zedeleyen bu Truva atı maddeleri kabul etmemiz mümkün değildir. Bu nedenlerle, bahsi geçen maddelerin teklif metninden çıkarılmasını veya hukukun evrensel ilkelerine uygun şekilde yeniden düzenlenmesini talep ediyorum.
Komisyonu saygıyla selamlıyorum.