KOMİSYON KONUŞMASI

MUSTAFA KALAYCI (Konya) - Teşekkürler Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, Bakanlıklarımızın, basın mensuplarımızın temsilcileri; hepinizi hürmetle selamlıyorum:

Evet, görüşmekte olduğumuz kanun teklifiyle Anayasa Mahkemesinin bazı iptal kararları nedeniyle oluşan hukuki boşlukların giderilmesine yönelik düzenlemeler yapılmakta, alt sınır emekli aylığı ve asgari ücret işveren desteği artırılmakta ve bazı mevzuatta da oluşan belirsizlikler giderilmektedir.

Tabii, kanun teklifinin en çok konuşulan konusu emekliler, ben de emeklilerle ilgili görüşlerimizi ifade etmek istiyorum. Kanun teklifinde 16.881 lira olan alt sınır emekli aylığı ocak ayı ödeme döneminden geçerli olmak üzere yüzde 18,5 oranında artırılarak 20 bin liraya yükseltilmektedir. En düşük emekli aylığından dosya maaşı 20 bin liranın altında olan 4 milyon 917 bin emekli yararlanacaktır. Genel Başkanımızın dünkü grup toplantısında da ifade ettiği üzere emeklilerimizin derdi derdimiz, beklentileri beklentilerimizdir. Emeklilerimizin sonuna kadar yanındayız, hepsine hürmetlerimizi sunuyoruz. Çalışanların ve özellikle emeklilerin maaş artışının yeterli olmadığını biz de ifade ediyoruz. Emeklilerimizin beklentilerinin önümüzdeki süreçte de karşılanacağına inanıyoruz. Elbette gönül ister ki daha yüksek artışlar yapılabilsin. Kuşkusuz, bütçe imkânları arttıkça çalışanların ve emeklilerin maaşları çok daha yüksek düzeylere ulaşacaktır. Bugün açıklanan verileri takip eden arkadaşlarımız da görür, bütçe performansı oldukça iyi yani orta vadeli programa göre 2 trilyon 208 milyar açık beklenirken bugün açıklanan verilere göre 1 trilyon 799 milyar lira açık verilmiş. Bu da önümüzdeki süreçte bütçenin bir rahatlığa kavuşacağını ve tüm sosyal toplum kesimlerine gerekli iyileştirmelerin, refah artışının sağlanacağını açıkça göstermektedir.

Evet, aslında, emeklilik sisteminde köklü düzenlemelere ihtiyaç var. Şimdi, bakıyoruz, her maaş artışı döneminde memur emekli aylıklarıyla SSK ve BAĞ-KUR emekli aylıkları arasında fark ortaya çıkıyor. Bir defa bu farkı giderecek bir düzenleme yapmalıyız. Ayrıca, MHP olarak emekli aylıklarındaki artışların genel enflasyon endeksi yerine bu kesimin tüketim kalıplarını ve hayat standardını dikkate alan özel bir endekse göre yapılması görüşündeyiz. İkinci olarak değişik tarihlerde emekli olan emeklilerimizin gelir ve aylıklarındaki farklılıklar süratle iyileştirilmeli. Biliyorsunuz emeklilik sistemi emeklilik tarihinde geçerli mevzuata bağlı olarak farklılık göstermekte, bu da emekli aylıkları arasında farklılıklar oluşmasına sebebiyet vermiştir. Bugün hepimizin karşılaştığı sorun nedir? Emeklimiz diyor ki: "Ben 9000 gün prim ödedim hatta 9000'in üzerinde prim ödedim, 3600 gün prim ödeyenle aynı maaşı alıyorum." Çok haklı bir şikâyet, aslında sosyal sigorta sisteminde ödenen primler ile bağlanan emekli aylıkları arasında bir denge olması gerekiyor, bugün bu denge bozuldu. Hani seyyanen ödemeyi hepimiz savunuyoruz ama seyyanen ödemeler, alt sınır aylığına yapılacak ilaveler bu dengeyi daha da bozuyor. İşin aslında kökten bu konuyu düzeltecek sosyal güvenlik sistemimiz üzerinde bir reform anlamında bir düzenleme yapmamız gerekiyor. Aylık bağlama sisteminde aylık bağlama oranının artırılması, büyümeden tam pay verilerek güncelleme katsayısının iyileştirilmesi ve emekli aylıkları arasında oluşan eşitsizlikleri kademeli olarak giderecek düzenlemelerin yapılmasını gerekli görüyoruz. Ayrıca ücret artışlarının kalıcı refaha dönüşmesinin tek yolu enflasyonun kalıcı bir şekilde düşürülmesidir. Fiyat istikrarıyla refahın kalıcı hâle geleceğini, toplumun her kesiminin hak ettiği payı mutlaka alacağına inanıyoruz. Yürütülen program başarıyla sürdürülmekte, enflasyon aralık ayı itibarıyla yüzde 30,9'a kadar indi, hedeflenen rakamlara ulaşılacağına inanıyoruz. Türkiye ekonomisi en zor etapları geride bırakmış, en çetin süreçleri aşmıştır, önümüzdeki dönemde kalıcı fiyat istikrarı sağlanacak, bununla birlikte Milliyetçi Hareket Partisi olarak üretim, tasarruf, vergi, harcama, gelir dağılımı, çalışma hayatı, eğitim ve tarım alanı gibi temel alanlarda yapısal önlemlerin mutlaka uygulamaya koyulması görüşündeyiz.

Bir de burada yapılan değerlendirmelerde en düşük emekli aylığı ve net asgari ücretin TÜRK-İŞ tarafından açıklanan açlık sınırının altında olduğu sürekli olarak ifade edilmiştir. Aslında emeklilerimizin ve çalışanlarımızın beklentileri de istismar ediliyor. Rakamlarda farklılıklar var, Erhan Bey çok iyi bilir, eskiden Devlet Planlama Teşkilatı, şimdi de Strateji ve Bütçe Başkanlığı haftalık ekonomik verileri yayınlar.

ERHAN USTA (Samsun) - Ben başlattım.

MUSTAFA KALAYCI (Konya) - Nasıl?

ERHAN USTA (Samsun) - Ben başlattım.

MUSTAFA KALAYCI (Konya) - Yani eline sağlık, sağ olasın.

Şimdi, en düşük emekli aylığı SSK üzerinden kıyaslama yapılıyor, hâlbuki en düşük emekli aylığı BAĞ-KUR tarım ve esnaf emekli aylığıdır yani SSK'ya göre açlık sınırının üzerinde, işte asgari ücretin şu kadar üzerinde kalan deniliyor ama bu mukayese doğru değil. Baktığımız zaman en düşük BAĞ-KUR tarım emekli aylığı 65 lira, 2002'de -yani asgari ücretin neredeyse üçte 1'i mi diyelim- 164 liraymış asgari ücret, 65,8 yani üçte 1'ine denk geliyor. En düşük esnaf emekli aylığı o da 150 lira yani o da yine net asgari ücretin altında, açlık sınırının hayli hayli altında. Şimdi, ben...

ERHAN USTA (Samsun) - Ortalamadan bakmak gerekir.

MUSTAFA KALAYCI (Konya) - Ortalamadan bakılır, siz öyle değerlendirdiniz, size bir şey demiyorum yani ortalama mukayesesi doğru bir mukayese. O biraz önce söylediğim reformları gerçekleştirerek onda iyileştirme sağlayabiliriz ama "Sürekli açlık sınırının altında aylık alıyor emekli." demenin doğru olmadığını düşünüyorum. Ben şimdi açıkça soruyorum: En düşük emekli aylığı hatta en en düşük net asgari ücret acaba ne zaman açlık sınırının üzerine çıktı? Geçmişte çıktı mı? Yok. Şimdi, en düşük emekli aylığı ve asgari ücret... Asgari ücretle ilgili elimde her yılın, son yirmi beş yılın her ocak ayı itibarıyla rakamları mevcut. Şimdi, ben söyleyeyim: 2002'de ocak ayında net asgari ücret 164 lira, TÜRK-İŞ'in açlık sınırı 307 lira yani neredeyse yarısı, yüzde 53. Tüm rakamları okumamak için atlayarak gideyim yani hep yükselerek gidiyor da 2005'te net asgari ücret 350 lira, açlık sınırı 527 lira, yüzde 66'sı; 2010'da net asgari ücret 577 lira, açlık sınırı 812 lira, yüzde 84'ü; 2015'te net asgari ücret 949 lira, açlık sınırı 1.257 lira; yine, 2020'de net asgari ücret 2.325 lira, TÜRK-İŞ'in açlık sınırı 2.219 lira. Yani net asgari ücret ilk defa açlık sınırının üzerine bir önceki yıl, 2019 yılında çıkmış; geçmişte yarısına kadar inen, her yıl artan bir oran var ama 2019 yılında ilk defa...

ERHAN USTA (Samsun) - Ondan beri de tersine gidiyor işte.

MUSTAFA KALAYCI (Konya) - Yok, bir tek bu yıl yüzde 93 ama bu, geçmiş yıllara göre...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN MEHMET MUŞ - Buyurun.

ERHAN USTA (Samsun) - Orada bir şey var, asgari ücret o kadar yaygın bir ücret değildi o yıllarda.

MUSTAFA KALAYCI (Konya) - Onu da söyleyeyim: Şimdi, şu anda asgari ücret ocak ayı açlık sınırının yüzde 93'ü; geçmişe bakarsan çok daha geri yani geçmişe göre iyi; bir önceki yıla göre bir düşme var.

ERHAN USTA (Samsun) - O kadar yaygın değildi.

MUSTAFA KALAYCI (Konya) - Onu da söyleyeyim yani kabaca baktığımız zaman, asgari ücret bildiriminde bulunanların sayısı neredeyse yüzde 50 civarında falan görünüyor ama şunu da hepimiz biliyoruz yani eksik bildirim yapılıyor yani birçok işletmede...

ERHAN USTA (Samsun) - O da idarenin sorumluluğu.

MUSTAFA KALAYCI (Konya) - Yani, onun üzerine gitmeliyiz, ben ona geleceğim, onun üzerine gitmeliyiz, denetimlerde bunu tespit edip gerçek primi almalıyız diyorum.

Herhâlde sürem bitti, diğer maddelerde konuşayım.

Ben teşekkür ediyorum, sağ olun.