| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 14 .01.2026 |
VELİ AĞBABA (Malatya) - Çok teşekkür ederim.
Türkiye Varlık Fonunun kuruluş amacı yasada sermaye piyasalarında araç çeşitliliği ve derinliğe katkı yapmak, yurt içinde kamuya ait varlıkları ekonomiye kazandırmak, dış kaynak temin etmek, stratejik ve büyük ölçekli yatırımlara iştirak etmek olarak tanımlanıyor fakat gelinen nokta, bundan çok uzak olduğu Varlık Fonunun yokluk fonu hâline geldiğini görüyoruz. Ulusal varlık fonları, devletlerin sahipliğinde, kontrolünde belirli stratejik amaçlarla ve uzun vadeli planları gerçekleştirmek amacıyla çoğunlukla sahip olunan doğal kaynaklardan elde edilen gelirleri, mevcut döviz rezervlerini ve ülke ekonomisinin cari fazlasını değerlendirmek için yatırım fonlardır. Burada amaç, doğru ekonomik hamleler, özellikle uluslararası piyasaya dâhil olmak ve fonun kârlılığını artırarak mevcut zenginliği önce korumak ve sonrasında katlamaktır. Böylece, ülkelerin hızla kalkınmaları desteklemelidir ve kapitalizmin kaçınılmaz biçimde içine düştüğü ekonomik krizler karşısında dayanıklılığı artırmaktır.
Uluslararası örneklere baktığımız zaman, bugün gelinen noktada, 1970'li yıllarda, ülkesinde petrole bulan Norveç Varlık Fonu 2 trilyon dolarla ilk sırada bulunmakta, Norveç'i takiben 2'nci ve 3'üncü sıraya yerleşen ülke ise, ABD'nin dünyanın en büyük gücü olduğunu kabulünü sorgulatan Çin'dir. Çin'i Körfez ülkeleri takip ediyor. Bizim Varlık Fonu ise varlık değer olarak ilk 10'uncu sıraya giriyor.
Peki, bu ülkelere iyi baktığımızda, fonun meşruiyeti, denetimi, hesap verilebilirliği konularında bizdeki gibi tartışmaların olmadığını görüyoruz. Varlık Fonu konusunda Türkiye açısından baktığımızda ise tam tersi, şöyle ki, Varlık Fonu 2016 yılında 15 Temmuz darbe girişiminden dört ay sonra olağanüstü hâl ilan edilmiş ve bu ortamda aceleyle kurulmuştur. Meşruiyet henüz kuruluş zamanı ve yönetim bakımından sıkıntılı olan Varlık Fonu çok kısa bir süre zarfında Türkiye'nin finans, enerji, ulaştırma ve lojistik, madencilik, teknolojik ve telekomünikasyon, tarım ve gıda, gayrimenkul olmak üzere 7 sektörde en büyük kuruluşları kendi çatısı altında topladı. Ayrıca, fonun bugünkü hacmi Türkiye'nin gayrisafi millî hasılasının neredeyse yüzde 30'una denk düşecek büyüklüğü Sayıştay denetiminden muafiyet kabul edilecek bir şey değil. Dünyada ulusal varlık fonları oldukça verimli yatırım ya da tasarruf araçları olarak görüldükleri örnekler var. Bu örnekler kuruluş süreçlerinde yönetim ve denetim mekanizmalarına kadar sıkça düzenlenmiştir. Gerek kuruluş kanunları da gerekse yönetim süreçlerinde keyfîlik, suistimal ihtimaline yer olmadığı gibi, böyle bir şeyin ispatı, önceden belirlenmiş denetim süreçleri kolaylıkla ortaya çıkarılabilir niteliktedir. Dünyanın en büyük varlık fonuna sahip Norveç'in Norveç Parlamentosu, Maliye Bakanlığı, Norveç Sayıştayı ve bağımsız dış denetçiler tarafından denetlendiği, tüm yatırım ve performans raporlarının halka açık oluşuyla şeffaflık konusunda 10 üzerinden tam puan almıştır.
En önemli husus, denetim konusuna değinmek istiyorum: Türkiye Varlık Fonu ve bu fonun portföyünü yöneten Türkiye Varlık Fonu Yönetim A.Ş.'nin kanunun 6'ncı maddesinde düzenlenen kendine özgü bir denetim şekli bulunmakta. Yasaya göre TVF tarafından kurulacak şirketler ve TVF bünyesinde kurulacak alt fonlar bağımsız denetime tabi tutuluyor. Bu denetim elemanlarının hazırlayıp Cumhurbaşkanına sunduğu raporlar her yıl aralık ayı sonuna kadar Türkiye Büyük Millet Meclisine sunuluyor ve izleyen ay sonunda Plan ve Bütçe raporları görüşüyor. Öncelikle TVF'yi bağımsız denetim raporları üzerinde denetleyecek olan denetçiliğe seçilen Cumhurbaşkanı aynı zamanda Türkiye Varlık Fonunun Yönetim Kurulu Başkanlığını yapıyor. Bu nedenle de yıllardır Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan denetim raporları bir iki standarda aykırılık dışında Türkiye Varlık Fonunun mali tabloları ve bu tabloları etkileyen olaylar ne faaliyetler ne de mahkemelere bile taşınan konular en küçük bir bilgi içermiyor. Örneğin, geçtiğimiz dönemde çok tartışılan bir konu vardı. Binali Yıldırım'ın talimatıyla Türkiye'ye 75 milyar dolar getireceğini vadeden bir şirket 2016 yılında 25 milyon dolar ödenmesiyle ilgili davaların sonuçları bu raporlarda yok. Bu paranın Türkiye Varlık Fonundan mı yoksa örtülü ödenekten mi ödendiğini bu raporlarda göremiyoruz. Bunu da merak ediyoruz Sayın Genel Müdür. Parayı alanlar yargılanırken para ödeyen ya da ödemesini emreden Binali Yıldırım ve diğerlerinin tanık olarak bile mahkemeye çağrılmamasının nedenleri bu raporda yazmıyor. O dönem Varlık Fonu Başkanı Mehmet Bostan neden sanık değil? Bu davalara müdahil olmuş mu? Bu da belli değil. Varlık Fonu daha kurulduğu ilk günlerden nasıl bir fona dönüştüğünü bu raporlarda yazmıyor. Yine, bu raporlarda İstanbul Cumhuriyet Başsavcısının Türkiye Varlık Fonu bünyesindeki 196 şirket ve iştirakten birinin yönetim kurulu üyesi olarak görevlendirdiğini göremiyoruz. Eti Maden Lüksemburg'taki bir şirket. Yine bu ve benzeri insanlara ne kadar para ödendiğini Türkiye Varlık Fonu şirketlerinin raporlarında göremiyoruz. Bu raporlarda örneğin iktidarın çok sık tartışılan Demirören'e AKP veya medya grubu satın alsın diye Ziraat Bankasından verdiği kredilerin akıbetini göremiyoruz. Tartışılıyor. Lütfen bu konuyu açıklayın. Ziraat Bankasının, Halk Bankasının, Vakıflar Bankasının maalesef yandaşlar tarafından nasıl iç edildiği de bu raporlarda gözükmüyor. ÇAYKUR'un, PTT'nin niçin milyarlarca liralık zarar ettiğini de bu raporlarda göremiyoruz. Milyarlarca dolar ödenen TÜRK TELEKOM'la, Turkcell'le ilgili raporlarda hiçbir bilgi kırıntısı yok, denetim sonucu bulunmuyor. Varlık Fonu hesapsız bir şekilde borçlanıyor, bu borçların devlete ve millete olan maliyeti bu raporlarda yok. Yine, herhâlde bizim tarihimizin en büyük soygunlarından TÜRK TELEKOM soygunuyla ilgili Hariri ailesine peşkeş çekilip sonra borçla nasıl devralındığı anlatılmıyor. "150 milyon dolar kâr ettik." diyorsunuz erken ödemeden dolayı ama bu TÜRK TELEKOM meselesi hakikaten tüm milletin dikkatini çeken bir durumdur. Yine devlette bu bürokrasi atamaları, genel müdürler, yönetim kurulu üyelikleriyle ilgili de bir açıklayıcı bilgi verilmiyor. Biraz önce, sözlerimin başında söyledim, bu kuruluşlar hepimizin kuruluşları, birçoğuyla gurur duyuyoruz, birçoğu uluslararasında da başarılı olmuş kuruluşlar. Sözlerimin başında da söyledim, bu kurumların itibarını düşürmemeliyiz, bu kurumların itibarını düşürmemek için çaba göstermeliyiz çünkü Türk Hava Yolları sonuçta bir millî değerimiz, Ziraat Bankası millî değerimiz, Vakıfbank, Halkbank millî değerlerimiz, bunların itibarını düşürecek işlerden kaçınmak lazım. Burada maalesef bununla ilgili de hâlâ tartışılıyor, bir açıklayıcı bilgi gelmedi. Yine Anayasa Mahkemesi kararında bu kuruluşlar için etkin bir denetim sistemi düzenlenmesi anayasal bir zorunluluk olduğu vurgulanmıştır. Bağımsız denetçiler, denetim kapsamındaki şirket ve alt fonlarda PTT, BOTAŞ, Türkiye Petrolleri ve daha sonra adı Türk Altın Holding olarak değiştiriliyor Koza İpek Holdingle ilgili sınırlı olumlu görüş verirken TÜRKŞEKER Fabrikaları hakkında görüş vermekten kaçınmış. Turkis Enerji Company gizlilik nedeniyle bağımsız denetimden geçirilmediği için görüşe yer verilmemiş. Turkis Enerji Company gizlilik nedeniyle bağımsız denetimden geçirilmemiş dolayısıyla bu şirketin varlık, öz kaynak ve kâr olarak bildirdiği rakamlarla ilgili olarak herhangi bir denetim kanıtı elde edilememiş. Sınırlı olumlu görüş verilen BOTAŞ'ın 9,3 milyarlık alacağıyla ilgili olarak gizlilik unsuru taşıdığı gerekçesiyle yeterli ve uygun denetim kanıtı elde edilememiş. Diğer bir ifadeyle BOTAŞ'ın bu alacağının kimden ve nereden kaynaklandı gizlenmiş. Yine BOTAŞ'ın finansal raporlarında, tablolarında 60,8 milyar olarak yer alan stokları ve 624,5 milyar olarak satışların maliyetinin, alım fiyatlarının gizli olduğu gerekçesiyle açıklanmaması nedeniyle yeterli ve uygun bir denetim kanıtı elde edilemedi. Sınırlı olumlu görüş verilen TPAO finansal tablolarında 490 milyar lira maddi duran varlıklarla, 100 milyar lira olan ertelenmiş vergi varlıklarıyla ilgili olarak gizlilik nedeniyle yeterli ve uygun denetim kanıtı elde edilemediği belirtiliyor. Yine sınırlı olumlu görüş verilen TÜRKŞEKER'in finansal tablolarında yer alan 37,4 milyar liralık stokları, 1,8 milyarlık kısa vadeli karşılıklar ve 22 milyarlık satışların maliyetine ilişkin yeterli ve uygun denetim kanıtı elde edilememiş. Bu arada bağımsız denetim raporlarında Halk Bankasının ABD New York Bölge Mahkemesinde görülen İran yaptırımlarının ihlal edilmesiyle ilgili olarak açılan ceza ve hukuk davalarına ilişkin finansal tablolarına karşılık ayırmadığına dikkat çekiliyor. Bu Halk Bankası meselesinde, meseleyi sadece biz değil tüm Türkiye merak ediyor, bu konuda bilgi verirseniz memnun oluruz. Yine Koza Holding İngiltere'deki yerleşik bağlı ortaklığı Koza Limitetin dava sürecine de devam ettiği raporda vurgulanıyor. 2024 sonu itibariyle mali büyüklükler, toplam varlıklar 12,7 trilyon, toplam 2024 net dönem kârı 371 milyar, 2024'e göre artış oranı yüzde 15, toplam varlıkların 2024'e göre artışı yüzde 36. Varlık Fonunun amacı fon bünyesindeki varlıkların değerini artırmak olarak açıklanıyor. 2024 yılında Türkiye'de enflasyon yüzde 44 olmuş, toplam varlıklar, net kâr rakamları 2024 yılında yaşanan enflasyon oranını yakalayamamış. Bu oranlar Varlık Fonu bünyesindeki şirketler ve diğer varlıkların doğru yönetilmediğini gösteriyor. Türkiye Varlık Fonu maalesef devleti yoksullaştıran bir fona dönüşmüş durumda. Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan Devlet Denetleme Kurulu denetçilerinin hazırladığı rapora göre Varlık Fonu uzun vadeli borçlanması 2024 yılında 612 milyar lira...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
VELİ AĞBABA (Malatya) - Başkanım, bitiriyorum.
OTURUM BAŞKANI ORHAN ERDEM - Lütfen tamamlayın.
VELİ AĞBABA (Malatya) - Dövizle yapılan borçlanma, bugünkü tutarın 1 trilyon liranın üzerinde olduğu tahmin ediliyor.
Neticede, adı Varlık olan ama kendisi bir borçlanma fonu. Kuruluş amacının tam tersi, varlık yerine borç yaratan bir fon. Kamu kaynakları kullanan, kamunun varlıklarıyla oluşturulan Türkiye Varlık Fonu, Hazineye paralel olarak hem yurt içinde hem yurt dışında denetimsiz bir şekilde borçlanmakta. Biz, bütçe kanunlarını boşuna borçlanma limiti koyuyoruz o zaman. Zira, hazine dışındaki kamu kurum ve kuruluşlarının bu türden yaptığı borçlanmalar borçlanma limiti dışında kalmaktadır. "Varlık Fonunun borcu devleti bağlamaz." denilemez, sonuçta Fon bir kamu varlığı, borcu ödeyemezse ya hazine ödeyecek ya cumhuriyeti kuranların yokluk içerisinde kurduğu kamu şirketlerini satarak ödeyecek. Sermayesiz, varlıksız Türkiye Varlık Fonunun kurulduğu 2016 yılından bu yana bir tasarım hatası olup ülke ekonomisinin yönetim ve iktisadi işletmeciliğine yepyeni bir paralel yapılanmaya işaret etmektedir. Böyle bir yapılanmanın, Türkiye Varlık Fonunun bir an önce tasfiye edilmesi gerek bulunmaktadır. Türkiye Varlık Fonu tasfiye edilene kadar denetimin Türkiye Büyük Millet Meclisi adına Sayıştay tarafından yapılması, denetim raporunun Türkiye Büyük Millet Meclisinde ayrıntı olarak görüşülmesi ve ivedilikle yasal değişikliğin yapılmasını bekliyoruz.
Tekrar, son olarak ifade etmek isterim ki: Bu kuruluşlar hepimizin, millî değerleridir. Bunlar da şeffaflık içerisinde, milletin gözüne anlatarak herkesin şeffaf olarak görebildiği kuruluşlar olmalıdır.
Ben tekrar geldiğinizi teşekkür ediyorum.