KOMİSYON KONUŞMASI

YÜKSEL TAŞKIN (İzmir) - Öncelikle sunumlar için çok teşekkür ediyorum.

Tabii, biz hem sivil toplumu hem kamuyu dinliyoruz, çok da iyi oluyor. Herkes gayretli ama şimdi kamudan yapılan sunumları dinlerken bazı kamu kuruluşları ile sivil toplumları da böyle çapraz, yan yana getirme ihtiyacı görüyoruz. Örneğin, TİHEK sunumu ile Türkiye Otizm Meclisini TİHEK'le yan yana getirmek gibi şeyler de yapmak gerekiyor çünkü TİHEK burada sizin bahsettiğiniz sorun alanlarına çok pozitif yaklaştı yani "Her şeyi hallederiz." gibi, "Hallediyoruz." tarzı ama bence sivil toplum başka türlü bir şey sağlıyor. Israrla sizleri çok dikkatli dinlemek gerektiğini ben düşünüyorum. Türkiye'de kamuda bir cezasızlık politikası var. Ben şimdi işi genel, güncel politikaya taşırmak istemiyorum ama şu bana hiçbir şekilde olmuyor, bir hukuk devletinde makul görünmüyor: Kaymakamın onayıyla birisinin yargılanması yani "silahların eşitliği" dediğiniz...

TÜRKİYE OTİZM MECLİSİ YÜRÜTME KURULU ÜYESİ AV. NESLİHAN SEDEF ERKEN - Ki aykırı.

YÜKSEL TAŞKIN (İzmir) - ...prensip gereği bana sorsanız savcı ile avukat bile eşit konumlarda oturmalıyken savcı yukarıda oturuyor gibi, oraya kadar gider bu iş.

TÜRKİYE OTİZM MECLİSİ YÜRÜTME KURULU ÜYESİ AV. NESLİHAN SEDEF ERKEN - Evet.

YÜKSEL TAŞKIN (İzmir) - Bu cezasızlık mevzusu olmuyor çünkü belli bir noktaya kadar yargı üzerinden, hukuk üzerinden caydırmak gerekiyor. Belli bir noktadan sonra norm ve kültüre dönüşecek bu. Yani tersi olmuyor.

TÜRKİYE OTİZM MECLİSİ YÜRÜTME KURULU ÜYESİ AV. NESLİHAN SEDEF ERKEN - Evet, Sayın Vekilim, aslında, tabii şöyle: Ben bir taraftan da şu anda siyaset bilimi ve kamu yönetimi yüksek lisansı yapıyorum ve tezim de bu yıl yine birçok ülkedeki otizm eylem planlarının karşılaştırmalı olarak kamu yönetimi açısından politik yönleri. Dolayısıyla bunu bilimsel açıdan da incelediğimizde şu var: Tabii ki bu yasalar yapılırken devletin işleyişinin bozulmaması için her isteyenin bir dilekçeyle herhangi bir memuru hemen yargılama süreçlerine sokamaması için yapılmış yani buradaki amaç bizler gibi hakları ihlal edilen kişilerin memurları şikâyet etmesini önlemek değil ama bu mekanizmalar doğru çalıştırılmıyor.

YÜKSEL TAŞKIN (İzmir) - Fiilen o hâle geliyorsa gözden geçirmek lazım diye düşünüyorum. Şöyle...

TÜRKİYE OTİZM MECLİSİ YÜRÜTME KURULU ÜYESİ AV. NESLİHAN SEDEF ERKEN - Evet, fiilen bir... Evet, dolayısıyla dosyamızı birisi okusa, gerçekten bizim sorunumuzun orada ne olduğunu okumuş birisine rastlasak zaten açacak o davayı.

YÜKSEL TAŞKIN (İzmir) - Aslında benim anladığım, bizim Komisyon da bu tür sorunlar üzerinden bir eş güdüm sağlama niyetinde.

TÜRKİYE OTİZM MECLİSİ YÜRÜTME KURULU ÜYESİ AV. NESLİHAN SEDEF ERKEN - Evet.

YÜKSEL TAŞKIN (İzmir) - Bu yasal boyutu aksıyorsa belki Adalet Bakanlığıyla konuşulması gerekir yani bize aslında burada iş düşüyor.

TÜRKİYE OTİZM MECLİSİ YÜRÜTME KURULU ÜYESİ AV. NESLİHAN SEDEF ERKEN - Evet.

YÜKSEL TAŞKIN (İzmir) - Bu TCK 122... Yıllardır bu konuyu dinliyorum ben yani...

TÜRKİYE OTİZM MECLİSİ YÜRÜTME KURULU ÜYESİ AV. NESLİHAN SEDEF ERKEN - Size biz rapor da yollamıştık bir dönem, siz bir değerleme yapmıştınız ama...

YÜKSEL TAŞKIN (İzmir) - Üç buçuk yıl MYK'de Sosyal Politikalardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı yaptım.

TÜRKİYE OTİZM MECLİSİ YÜRÜTME KURULU ÜYESİ AV. NESLİHAN SEDEF ERKEN - Evet.

YÜKSEL TAŞKIN (İzmir) - Mesela, o zaman şu öneriler bile gelmişti sivil toplumdan -sivil toplumdan çok şey öğreniliyor- denmişti ki: "Ayrımcılık ve nefret suçunu işleyen işlemediğini kanıtlasın." Bu İskandinavya'daki hukuk... Bazı İskandinav ülkelerinde aslında böyle bir...

TÜRKİYE OTİZM MECLİSİ YÜRÜTME KURULU ÜYESİ AV. NESLİHAN SEDEF ERKEN - İspat yükü tersine çevrilebilir.

YÜKSEL TAŞKIN (İzmir) - ...zorunluluk vardır yani nefret suçu işleyen veya ayrımcılıkla suçlanan kişi bunu yapmadığını kendi kanıtlamak zorunda. Mağdur değil de gibi gibi uygulamalar da düşünülebilir.

TÜRKİYE OTİZM MECLİSİ YÜRÜTME KURULU ÜYESİ AV. NESLİHAN SEDEF ERKEN - Evet.

YÜKSEL TAŞKIN (İzmir) - Ben şimdi bir gözlemimi paylaşıp bir şey soracağım. Taşrada 40 yaş veya üstü civarı otizmlilerin ailelerinin çok ciddi mağduriyet yaşadığına dair gözlemlerim var, kendi ailemin içinde de var bu.

TÜRKİYE OTİZM MECLİSİ YÜRÜTME KURULU ÜYESİ AV. NESLİHAN SEDEF ERKEN - Evet.

YÜKSEL TAŞKIN (İzmir) - Onlarda en büyük desteğe ailelerin ihtiyaç duyduğunu ve burada "Bilgi güçtür." ilkesinden hareketle, çok yalnız kaldıklarını ve çocuklarının inanç sistemlerindeki bir eksiklik mesela işte "Çok dindar davranmadığım için böyle oldu." gibi hani böyle şeylerle...

TÜRKİYE OTİZM MECLİSİ YÜRÜTME KURULU ÜYESİ AV. NESLİHAN SEDEF ERKEN - Bir ceza olarak görme...

YÜKSEL TAŞKIN (İzmir) - ...kendilerinin cezalandırıldıklarını... Yani bu insanların çok ciddi desteğe ihtiyacı var ama böyle bir mekanizma oluşamıyor.

TÜRKİYE OTİZM MECLİSİ YÜRÜTME KURULU ÜYESİ AV. NESLİHAN SEDEF ERKEN - Evet.

YÜKSEL TAŞKIN (İzmir) - Zaten çocuklar eğitim aşamasını kaçırmış. Tahayyül edilemeyecek kadar büyük bir zorluk bu ve o ailelerin hiçbir şeyi kalmıyor ve en basit psikolojik destekle bile ferahlayabilecekleri durumlar var ama pek ulaşılamıyor gibi geliyor.

TÜRKİYE OTİZM MECLİSİ YÜRÜTME KURULU ÜYESİ AV. NESLİHAN SEDEF ERKEN - Evet.

YÜKSEL TAŞKIN (İzmir) - Siz şey dediniz, tabii, ben bu annelerin yükünün çok farkındayım otizm konusunda ve diğer engel gruplarında. Çok basit yani somut bir soru sorayım: Bu annelerin yükünü azaltmak bakımından kamu neler yapabilir? Bu konuları da düşünüyorsunuzdur, belki bu konuda birkaç şey söylersiniz.

Teşekkür ediyorum.

TÜRKİYE OTİZM MECLİSİ YÜRÜTME KURULU ÜYESİ AV. NESLİHAN SEDEF ERKEN - Tabii, çok teşekkürler.

Şöyle: Aslında biz bunları Otizm Eylem Planı'nda da dile getirdik. Her şeyden önce biz şunu öneriyoruz: Üç yüz altmış derece ele alınması gereken konular bunlar. Kamunun maliyetlerini düşürmek; daha doğrusu düşürmek değil, dengelemek açısından da şu gerekli: Siz otizmli bir bireyin bu üç yüz altmış derece sorunlarına tek bir yerden yaklaşırsanız aslında bir yeri toparlayalım derken oraya harcadığınız para boşa da gidebiliyor çünkü diğer bir alanda bir boşluk doğduğu için o harcama aslında gerçek amacı gerçekleştirmiyor. Dolayısıyla da bizim en baştan beri önerdiğimiz şey şuydu: Aynı aile hekimi gibi her engelli bireyi olan ailenin bağlı bulunduğu bir sosyal çalışmacısı olmalı ve bu kişilerin dosyaları olmalı, sosyal çalışmacı bu kişileri gerektiğinde üç ayda bir, gerektiğinde senede bir onların sorunlarının ve çözümlerinin ağırlığına, hafifliğine göre ya da ihtiyaçlarına göre planlayabilmeli. Ama bunlar son derece zemin gerektiren sistemler yani siz zeminde oradaki kişileri önce otizm konusunda eğitmek zorundasınız, hatta uzmanlaştırmak zorundasınız, bir otizmli bireyi olan ailenin dinamiklerini onlara öğretmek zorundasınız. Sadece kuru bir otizm eğitimiyle de olmuyor. Yani ben aynı zamanda iki yıllık sosyal hizmet mezunuyum, 3 tane üniversite okudum şu işlere kafa yorarken mecburen ve şunu görüyorum: Bizim artık kökleşmiş bazı sorunlara bıçak atmamız gerekiyor çok net bir şekilde. Mesela, Sağlık Bakanlığının buradaki fonksiyonunun çok genişletilmesi gerekiyor. Birçok ülkede bu böyle, sağlık bakanlığı işin yüzde 33'ünü almış ele, rapor meselesini bitirmiş, millî eğitimin tekrar uğraşmasına gerek kalmıyor.

İşte, çok psikiyatrik sorunları olan otizmliler meselesi artık liberal bir sistem olduğu için her şeyi devlet yapısından çıkmış -benim kişisel görüşüm farklı olabilir ama- sistematik olarak İngiltere'de Sağlık Bakanlığı özel sektörde o kadar iyi bir denetim mekanizması kurarak bu bakım işini, ağır psikiyatrik sorunları, diyelim ki otizmi olanları ve belli bir yaşın üstüne gelmiş bireyler için öyle bir noktaya getirmiş ki bunun gelir getirici yönünü bile artık hayata geçirmiş. Dolayısıyla, dünyada bunların hepsine çözüm var. Anneler için ne yapılabilir? Yani herkes işini yaparsa anneler oturup da öğretmen olmak zorunda kalmaz, çocuğun avukatı olmak zorunda kalmaz, çocuğunun aşçısı olmak, öğretmeni olmak, bakım elemanı olmak, aynı zamanda da babası olmak... Çünkü bütün bu sorunları yaşayan aile zaten parçalanıyor. Otizmli aileler içinde boşanma oranı yüzde 80. Kimler daha çok gidiyor sizce?

ALİ KARAOBA (Uşak) - Babalar...

TÜRKİYE OTİZM MECLİSİ YÜRÜTME KURULU ÜYESİ SERAP DİKMEN AHMETOĞLU - Babalar...

TÜRKİYE OTİZM MECLİSİ YÜRÜTME KURULU ÜYESİ AV. NESLİHAN SEDEF ERKEN - Dolayısıyla, kardeşler...

BAŞKAN MEHMET MUHARREM KASAPOĞLU - Bu bilgi, yüzde 80 verisi güncel mi?

TÜRKİYE OTİZM MECLİSİ YÜRÜTME KURULU ÜYESİ AV. NESLİHAN SEDEF ERKEN - Güncel, dünyada yüzde 80, bizde belki biraz daha az olabilir Bakanım yani bizde istatistik hiçbir konuda yok, otizmle ilgili hiçbir konuda yok, biz o yüzden de istatistik istiyoruz. Bakın, o boşanmanın olmadan önceki noktasında bu insanların gidebilecek yeri olması lazım. Yani biliyorsunuz, Türkiye'de kültürel olarak anne her şeyden neredeyse sorumlu, hatta ve hatta tanı konduğunda senin doğurduğun çocuk otizmli noktasında bile anne sorumlu, hele hele belli bölgelerde... Dolayısıyla, annelerin bir kere psikolojik desteğe ihtiyacı var ama biz diyelim ki gidip de Norveç'ten, Finlandiya'dan, oradaki sistemden alamayız bunu. Bazen biz konuştuğumuz zaman arkadaşlarım bana kızıyorlar, diyorum ki: Norveç'i bana verin, ben tek başıma yönetirim yani 5 milyon insan var toplam, bizde 10 milyon engelli var yani doğru örnekler olmuyor bu tür ülkeler. Bizde biz gidip de bir psikiyatriste şimdi "Benim otizmli çocuğum oldu, kendimi çok kötü hissediyorum, hadi bakalım bana psikolojik destek ver."le çözemiyoruz yani kültürel olarak böyle insanlar değiliz. Biz, mesela, burada misyon edinerek bu psikiyatrik desteğimizi yıllardır sürdürüyoruz.

TÜRKİYE OTİZM MECLİSİ YÜRÜTME KURULU ÜYESİ SERAP DİKMEN AHMETOĞLU - Bir de maliyeti de yüksek, psikiyatriste gitmek kolay mı?

TÜRKİYE OTİZM MECLİSİ YÜRÜTME KURULU ÜYESİ AV. NESLİHAN SEDEF ERKEN - Bir de maliyeti de yüksek, bugün 8-9 bin lira benim yaşadığım şehirde iyi bir psikiyatrisi gitmek, "Otizmli çocuğunla ilgili senin psikanalizini yapmam için haftada iki geleceksin." diyor. Dolayısıyla, hani size böyle bir kalemde sunabileceğimiz şunu yapın, anneler rahatlasın diye bir şey yok, çözüm yok. Burada, çözüm, kamunun 360 derece kendi sorunlarını yani sorumluluğunda olan konuları...

Türkiye Ulusal Otizm Eylem Planı'nı on iki senedir bekliyoruz biz, on üç sene oldu hatta, on üç sene oldu. On üç senedir daha biz rapor sorununu çözemedik, beş senede bir rapor, iki senede bir rapor, senede bir rapor. Şimdi, hatta, insanların bakım maaşları kesildi. 18 yaşı geçtikten sonraki açılmış bir dava sebebiyle -Sağlık Bakanlığı hâlâ çözecek- bir sene önce biz ailelere "Merak etmeyin, Bakanlık bunu çözecek." diye bize söz verdikleri için açıklama yaptık, şimdi çocuklara 18 yaş sonrası "kısmi bağımlı" diye rapor çıkarılıyor. Bir anne var farkında mısınız bilmiyorum, sürekli açlık grevi yapıyor Twitter üzerinde, X üzerinde. Ordu'da yaşıyordu değil mi? Ordu'da yaşayan bir anne çünkü çocuğu "kısmi bağımlı" diye rapor aldığı için bakım maaşı kesildi, tek bir nafakası var 5 bin liralık, başka hiçbir geliri yok. Yanlış mıyım; doğru.

TÜRKİYE OTİZM MECLİSİ YÜRÜTME KURULU ÜYESİ SERAP DİKMEN AHMETOĞLU - Çok var böyle.

TÜRKİYE OTİZM MECLİSİ YÜRÜTME KURULU ÜYESİ AV. NESLİHAN SEDEF ERKEN - Ve böyle on binlerce anne var, bu insanların öncelikle bakım maaşlarını kesmeyelim yani bırakın ekstra bir destek vermeyi, zaten topu topu... Ben İstanbul'da dün rakamları aldım yani İstanbul'da bile düşünün yüz binlerce otizmli var, bakım maaşı alan anne sayısı 15 bin, 16 bin; bu kadar. Yani bizler hayatımızda devletten hiçbir mali destek almadık bugüne kadar. Niye? Zarar da ediyor olsak çalışıyoruz, vergi veriyoruz, dolayısıyla biz zaten o kategoriye girmiyoruz, hatta cepten yiyoruz ama yani öncelikle sorunların çözülmesi gerekiyor Sayın Vekilim.

Yanı sıra da tabii ki annelerin bütün görevleri üstlenmesi onlardan beklenmemeli. Mesela, kolaylaştırıcı kişi sistemi... Şimdi, Sayın Hocam, tabii ki kendi perspektifinden anlatıyor. Ahmet Emre Bilgili Bakan Yardımcısıyken biz ayrılmasından bir gün önce yalvar yakar çıkarttığımız bir şeydir o genelge ve o çıktıktan sonra birazcık otizm konusunda, bu konuda avantajımız oldu elimizde gerçekten bir yazı olduğu için. Ama kim bu kolaylaştırıcı kişiler biliyor musunuz? Anneler, anneler sınıfta kolaylaştırıcı kişi. Niye? Çünkü bugün Türkiye'de nitelikli bir kolaylaştırıcı kişi bulmanız ayrı mesele, onları geçiyorum, 50 bin lira bunun aylık ücreti. Kaç aile bir kolaylaştırıcı kişi, kaynaştırma sistemi... Hele de müdür sana "Bir dakika kardeşim, kimmiş bu kolaylaştırıcı?" derken, öğretmen "Ben istemem arkadaş, sınıfta bir tek benim öğretmen." derken, bütün veliler "Ama nasıl yani..." falan derken, sen bir de üstüne 50 bin lira para veriyorsun, o insanı oraya sokmaya çalışıyorsun, o insan da üç ayda bir bundan bıkıp gidiyor, yenisini bulmaya çalışıyorsun; bunları istihdam edecek insan kaynakları müdürü de sensin ailenin yani Türkiye'de otizmli çocuk annesi olmak bir insanın potansiyelini aşacak bir şey, bir Superman bile zor baş eder, neyse daha uzatmayayım.

YÜKSEL TAŞKIN (İzmir) - Teşekkür ederim.