KOMİSYON KONUŞMASI

NİLGÜN ÖK (Denizli) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Çok Değerli Bakanım, Bakan Yardımcılarım, değerli bürokratlar, değerli milletvekilleri, basınımızın güzide temsilcileri; ben de hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Sayın Bakanım, 2026 yılı bütçemizin hayırlı olmasını diliyorum.

Evet, biraz önce hem kitapçıkta gördük hem sunumunuzda gördük, gerçekten biz sizinle gurur duyuyoruz. En önemli, gurur duyduğumuz Bakanlıklardan birisiniz.

Tabii, şöyle bir şey: Aslında dünya da değişiyor. Önceden neydi? "Keşke yol olsak birbirimize ulaşabilsek." mantığıyla giderken bugün baktığımızda, aslında biz yirmi üç yıldır farklı bir vizyonu da ortaya koyduk. Yani sizin bütçeniz, bugün sadece işte yolları değil aslında milletin vaktini nasıl kısaltacağımızı, maliyetleri nasıl düşüreceğimizi, yine milletimizin güvenliğini nasıl artıracağımızı, rekabet gücümüzü, dünya ülkeleriyle ulaşımda kolaylığı sağlayarak rekabet gücümüzü nasıl artıracağımızı konuştuğumuz bir bütçe.

Tabii ki "Niye konuşuyorsunuz, niye anlatıyorsunuz?" diyorsunuz da anlatılmayacak gibi değil ki yani anlatacağız, bunlar bizim dönemimizde. Yani 2002'de... Hani "Niye kıyaslıyorsunuz?" diyorlar ya, 6.101 kilometre bölünmüş yol bugün 29.906'ya... Bakın, bundan otuz beş sene önce ben Denizli-Aydın yolu üzerinde trafik kazası geçirmiş, bunun sonucunda da ciddi anlamda göz kapağından ve burnundan ameliyat olmuş bir vekilim. Peki, ne oldu? Yol tek yoldu, tek yöndü ve tır gece bizim üzerimize çıktı, tırın altında kaldık, maalesef tırın altında kaldık. Yaşayacak ömrümüz varmış -Tahsin Ocaklı Vekilimizin de dediği gibi- yaşadık. Dolayısıyla biz bununla övünmeyelim mi? Sadece 6 ilimiz birbirine bağlıyken 77 ilin birbiriyle bağlanmasıyla övünmeyelim mi? Aynı zamanda, Türkiye'ye aslında baktığımızda kapalı bir kutu Türkiye vardı, bugün bölünmüş yol uzunluğunu 5 kat artırarak Avrupa'nın en hızlı genişleyen kara yolu ağını oluşturan bir Türkiye var. Bununla tabii ki gurur duyuyoruz. Fiber kablo uzunluğu 81 kilometreydi, bugün 638 bin kilometreye çıkarmış bir Türkiye var. 26 Havalimanı bugün 58 havalimanına... Baktığımızda, bunların hepsine aslında bütün olarak baktığımızda bunların planlı bir stratejinin de ürünü olduğunu söylemek istiyorum.

Bu yollar sayesinde, bakın, yılda neredeyse 115 milyar TL akaryakıt tasarrufu, yine 187 milyar TL iş gücü, toplamda da 302 milyar TL tasarruf sağlıyoruz ve 6,28 milyon ton daha az karbon salıyoruz yani hem cebimize hem de havamızı koruyoruz.

Bakın, 83 tünel vardı, bugün 526 tünel var. 83 tünelden 526 tünele; düşünsenize, bu çok büyük bir şey. Biz...

ORHAN YEGİN (Ankara) - Heykel değil bunlar, tünel.

NİLGÜN ÖK (Denizli) - Kesinlikle, heykel değil.

Honaz Tüneli yapıldı Sayın Bakanım, teşekkür ediyorum. Biz sadece Honaz Tüneli'nden yıllık 800 milyon TL tasarruf sağlıyoruz. Bunlar kıymetli değil mi? Tabii ki bunlarla övüneceğiz.

Gelelim yap-işlet-devret ya da kamu-özel iş birliğine. Bakın, bu bir finansman yöntemidir. Dünyada ülkeler buna başvurur, biz de Türkiye olarak başvuruyoruz. Devletin kasasından peşin olarak 100 milyarlarca liranın anında bu projeler için hemen çıkması mümkün mü? Bütçemiz elveriyor mu? Biz eğer bunları harcadığımız takdirde en az on-on beş yıllık bütçemizi... Ve sadece ulaştırma değil ki bunun sağlık yatırımları var, her türlü eğitim yatırımları var. Sadece yol mu? Bugün sabahtan beri milletvekillerimiz konuştu, şehirlerine haklı olarak yatırım taleplerinde bulunuyorlar, ben de bulunacağım birazdan ama bunun hepsini bir araya getirdiğinizde bunun da bir finansman yöntemi oluyor. Şimdi, baktığımızda, İstanbul-İzmir Otoyolu, Kuzey Marmara Otoyolu, Osmangazi Köprüsü, 1915 Çanakkale Köprüsü gibi dev projeler; devlet bir kuruş sermaye koymadan, özel sektörün finansmanıyla bunları tamamlamış. Eğer biz bunları klasik bütçe yöntemiyle yapsaydık olmazdı. Şimdi, devletin üstlendiği garanti bir hizmet alım taahhüdüdür; bu bir borç değildir, bir yatırımın karşılığıdır. Şimdi "Garanti ödemesi zarar." diyenlere ben sormak istiyorum: O zaman vatandaşımızın yolunu, köprüsünü on beş yirmi yıl önce hizmete açmanın bir ekonomik maliyeti, karşılığı yok mudur? Baktığınızda zaman tasarrufunun, yakıt tasarrufunun, lojistiğin; üretimi, turizmi, ticareti artıran bu yatırımların ülkeye katkısının ölçümü, bir değeri, katkısı yok mudur? Yine bu projeler sayesinde... Biz ne diyoruz? Bölgesel gelişmişlik, kalkınma, bölgeler arasındaki farklılıkları ortaları ortadan kaldıralım. Bu projelerin, bölgeler arasındaki gelişmişlik farklarının kapanmasına bir faydası, yararı olmamış mıdır? Dolayısıyla, ben, açıkçası, bu yatırımların; üretimimizi, ihracatımızı, sanayiyi, lojistiği, yol tasarrufunu, zaman ve yakıt noktasında çok farklı yerlere taşıdığını söylemek istiyorum. Tabii, baktığınızda, vakti zamanında bu yatırımları... Dediğiniz gibi, biraz önce Orhan Yegin Vekilim de söyledi ama "Bir uçağın inmediği yere havalimanı yapan ülkesiniz." diyenlerden neyi bekleyebiliriz, nasıl bir eleştiri bekleyebiliriz; baktığımızda da aslında çok şaşırmamamız gerekiyor. "Ne kadar yol açarsanız trafik o kadar sıkışır." anlayışıyla bu işler olmaz tabii ki. En basit örneği, İstanbul'da Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi. Hani diyorsunuz ya "İstanbul Belediyesi şunu yaptı, bunu yaptı." Ya, orada hayati önem taşıyan Çam ve Sakura Şehir Hastanesinin yollarını götürmedi Belediye "Bütçem yok." dedi. Ankara'ya bakalım: Öğrencilik yıllarımda Ankara'daydım, şu an Ankara'nın gelmiş olduğu trafik keşmekeşi de gerçekten inanılır gibi değil. Dolayısıyla, açıkçası, bunlarla gurur duyduğumuzu söylemek istiyorum.

Biraz önce de bahsettim, kazalarda ölüm oranı yüzde 80...

Denizli Büyükşehrin yaptıklarını... Bakın, Babadağ ilçesine doğal gaz götürüyoruz, sizin Büyükşehir Belediye Başkanınız kazı izni vermiyor, Belediyeden para istiyor; böyle bir şey olabilir mi? Yatırım tamam, programa alınmış, tamam ama öyle göründüğü gibi değil işler. "Ben izin vermiyorum." diyor, böyle de bir süreç var kendisiyle. Bedel istiyor, diyor ki: "Kazacak benim yolları..." Sanki kendisi yapmış gibi. Ondan önceki dönemde AK PARTİ olarak biz yapmıştık ama kendi yapmış gibi bununla ilgili bedel istiyor.

Sayın Bakanım, sabah yaptığınız sunumunuzdan notlar aldım. Millî elektrikli tren 10 adet ve millî banliyö treni 8 adet, yerli trenlerimiz; gurur duyuyoruz, çok önemli. Demir yolu yatırımlarını yüzde 53 artırmış durumdayız, çok önemli. Evet, demir yolu yatırımları çok önemli. Bu anlamda, biraz önce Uşak Vekilimiz söyledi, hızlı trenle bağlanacak. Denizli'nin de bir an önce hızlı tren ağıyla Uşak yani Afyon'a bağlanıp oradan Ankara'ya ve İstanbul'a bağlanması çok önemlidir; bu anlamda da desteklerinizi talep ediyorum. 2 milyondan fazla turist alan alan şehrim için bu çok önemlidir; bu konuda desteklerinizi bekliyorum.

Yine, Çameli ilçemizde Çameli-Fethiye yolunun 1'inci etabı yapılmıştı, 2'nci etabıyla ilgili, Sayın Bakanım, sizlerden destek istiyorum. Ben ilçem Babadağ'la ilgili, hani Büyükşehrin doğal gaz kazı izni vermediği yerle ilgili olarak da Babadağ-Sarayköy yolunda kaplama ve bakım çalışmaları var, küçük bütçeli; buna da destek istiyorum. Aynı zamanda, Acıpayam ilçemizin Acıpayam-Kelekçi yolunun da yatırıma alınması noktasında Sayın Bakanımızdan destek rica ediyorum.

Şimdi, aslında bizim yaptığımız o kadar çok övünülecek proje, çalışma var ki biz Sayın Bakanımızla gurur duyuyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyonu sayesinde bugün buraya geldiğimize inanıyoruz. Bakın, sadece şunu söyleyeceğim, deniz yoluyla ilgili söylemek istiyorum: Deniz yolunda 2003'te limanlarımızda 190 milyon ton yük yüklemesi boşaltması yapılırken bugün bu 409-410 milyon tona çıkmış yani 2 katından fazla artmış. Şimdi, gemi sayısına da baktığımızda Türk sahipli gemi filosu yine 8,9 milyon DWT iken bugün 53,1'e yükselmiş durumda. Bu, sadece gemi sayısı değil ticaretin de tonajıdır, itibarıdır; aslında bu da bizim için bayraktır.

Yine, şimdi, baktığımızda, 8.500 olan yat bağlama kapasitesi bugün 25-26 bine ulaşmış durumda. Tersane sayısı 37'den 85'e ulaşmış durumda; tersane sayılarımızla da gurur duyuyoruz. Bu aslında ne anlama geliyor dediğimizde de bu, artık gemisini üreten, bakımını da yapan, mavi vatanına sahip çıkan bir Türkiye demektir.

Yine, çok önemli gördüğüm, biliyorsunuz, yerli İMECE... Bizim dijital devrimimiz, altyapıyla da aslında yazılıyor. Şimdi, baktığımızda, biliyorsunuz, ülke olarak üretemediğiniz teknolojinin sadece müşterisi olursunuz ama artık ne kadar mutlu ki artık biz de üretiyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

OTURUM BAŞKANI ORHAN ERDEM - Buyurun.

NİLGÜN ÖK (Denizli) - Bakın, 2002'de sadece tek bir haberleşme uydumuz bile yoktu ama bugün, TÜRKSAT 5A, 5B ve 6A'yla gökyüzünde üç farklı kuşumuz var; yüzde 80 yerlilik oranıyla ürettiğimiz TÜRKSAT 6A, biliyorsunuz, 2024 yılında uzaya fırlatıldı ve hizmete alındı.

Ben Bakanlığımız bütçesinin hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ediyorum. İnşallah, yola çıkan herkesin yolu açık olsun; ülkemizin, mühendisimizin, vatandaşlarımızın yolu açık olsun diyorum.

Teşekkürler.