| Komisyon Adı | : | (10/434,2104,2716,2717,2718,2719) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu |
| Konu | : | ÖSYM ve TÜBİTAK temsilcilerinin yaptıkları sunumlara ilişkin görüşme |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 19 .11.2025 |
ALİ KARAOBA (Uşak) - Evet, çok güzel.
ÖSYM özetledi, ben şeyi sormak istiyorum, şimdi basına da çok yansıyor; sorular çalındı, sorular iptal edildi gibi şeyler oluyor. O açıdan, soruların hazırlanış süreci ve güvenliğini sağlamayla da ilgili bir miktar bilgi verirseniz sevinirim.
Tabii, bu engelli sınavları için değil ama mesela bir soru iptal oluyor, yeniden puanlama sistemi yapılıyor ama yerleşmeler açıklandıktan sonra yapılıyor ve öğrenciler bu hakkını mahkeme yoluyla aramak zorunda kalıyorlar. Yani fen lisesine girebilecek bir çocuk bir soru iptal edildiğinde, yanlış yaptığı soru iptal ediliyor, puanı aslında belki 0.01 artacak ve gireceği okul değişecekken "Hayır, olmaz, açıklanan kadroyla devam etmek zorundasınız." diyor. Belki konumuzla alakalı değil ama sizi bulmuşken bunu da söylerseniz sevinirim.
Şimdi, şikâyetler geliyor bir sürü "ÖSYM 4 Şubat 2025 tarihinden itibaren e-rapora geçti." diye siz de az önce söylediniz ama özellikle bir vatandaş şöyle yazmış: "2015 yılında ıslak imzalı bir rapor almış ve 2016'dan bu yana aynı rapor -işte Asperger sendromu olduğu için kalıcı, ömür boyu verilen bir rapor bu, değiştirilen bir rapor değil- şimdi, tekrar bunu yüklemek istediğinde 'Kurumlar e-imza olarak, biz bunu yükleyemeyiz, raporunuzu yenilemek zorundasınız.' diyorlar." Aslında vatandaş bir mağduriyet yaşıyor. Bununla ilgili, sorunu çözmeyle ilgili bir değerlendirmeniz olur mu? Çünkü biliyorsunuz 2008 öncesi ve sonrası yüzde 40 ve vergi indirimi raporları da değiştiği için rapor alanları bir anda değişebiliyor yani daha önce kişinin yüzde 42 raporu varken, 40'ı varken şimdi, yeniden rapora girdiğinde "emekliliğe yansır" kaygısıyla belki yüzde 38 girecek ve EKPSS'ye giremeyecek, o açıdan, bununla ilgili de bir değerlendirmeniz var mı?
İki yıl sorusunu soracaktım ama Sayın Bakanım sordu; iki yılda bir yapıyorsunuz ama bakın; 115.146 aday 2024'te, ortaöğretime giren 72 bin kişi, atanan 419 kişi; yüzde 1'in altında. Ön lisans 20 bin kişi girmiş, 261 kişi atamışsınız, yüzde 1'in bir tık üstünde. Lisansa girenlerse 22 binden 1.770 kişi atanmış yani yüzde 5'in üstünde. Zaten ortaöğretim ve ön lisans mezunlarının iş bulma şansı çok çok daha zor yani bu giren oranlarla kamuda, işte belli, yüzde 4, özel sektörde yüzde 3 oranını bile... ÖSYM ya da işte devleti yönetenler atama kriterine uymuyor mu diye düşündüm, bu oranların bir miktar artırılması gerekir, insanlar bu konuda mağdur. Zaten dezavantajlı grupta bu arkadaşlar, bunların atanmasının oranlarının mutlaka artırılması gerektiğini düşünüyorum. Belki sizin yetkinizde değil, bu Komisyon buna bir pencere açabilir, bununla ilgili de önerilerde bulunabilir. Engelli atanamayan öğretmenlerle ilgili çok ciddi sıkıntılar var. Yine, Sayın Bakanımız bunu dile getirdi.
TÜBİTAK'a da şunu sormak istiyorum: Ödenen proje bedellerinin takibi eksiksiz yapılıyor mu? Hani "Sahadan bize şikâyetler geliyor." dediniz ya, projeyi biri alıyor da amiri bunu işte başka yerlerde mi kullanıyor? Kendi bireysel kullanımı için demiyorum ama amacının çok dışında kullanılmasıyla ilgili elinizde bir oran var mı? Gerçekten bunlar çok sıkı takip ediliyor mu? Yapılan bu projeler TÜBİTAK'tan onaylandıktan sonra bir de rektörün onayına sunuluyor bildiğim kadarıyla, rektörün inisiyatifine kalıyor. Ben şehrim Uşak'ta bunu çok yaşıyorum. İşte, TÜBİTAK projesi çıkmış, engellilerle ilgili değil genel anlamda ama Sayın Rektör o dönem bunu uygun görmemiş ve yapılmasını istemiyor. Aslında bir bütçe gelecek ya da Avrupa Birliği fonu almak için başvurmuş, işte çalışma düzenini aksatabilir diye... Aslında bunu da birazcık inisiyatifin dışına, TÜBİTAK'ın içerisinde oluşturulan bir komisyona verilebilir mi? Aklıma geldi, bununla ilgili bir değerlendirirseniz sevinirim.
Şimdi, çok güzel uygulamalarınız var, bu kitaplar gerçekten çok güzel. Ben teşekkür ediyorum. Aklıma şu soru geldi: Bakın, bugün birçok cep telefonu uygulamalarında, işte bildiğiniz üzere kitaplar sesli okunabiliyor, bu çok zor bir şey değil. TÜBİTAK vatandaşın talep ettiği tabii ki illegal olmayan -yani hani denilebilir orada- en azından dünya klasikleri, Türk klasiklerini de "Ben şu kitabı da istiyorum." denildiğinde işte düzenli bir hâle getirme yöntemiyle ilgili bir çalışmanız var mı? Yaparsanız bence çok inanılmaz bir şey yapmış olursunuz ama bu çalışmanız takdire şayan, onu da söyleyeyim. İşte "Aspirini kim buldu?" diye yazmışsınız ve işte, görme engelli bir vatandaşımız da bununla ilgili okuyup değerlendirebiliyor. "4008 Projesi'ne 104 milyon para ayırdık." dediniz engellilerle ilgili. Sorum şu: TÜBİTAK'ın bütçesinin içerisinde engellilere ayrılan proje bedellerinin oranı ne kadardır, yeterli midir? Çünkü rakam bana biraz düşük geldi. 81 il ve şunu da çok iyi görüyoruz: Toplumun yüzde 10'unun engelli olduğu varsayımı üzerinde, rakamlar yüzde yüz net olmamakla birlikte, bu varsayım üzerinden giderek -ki daha yüksek olduğuna da inanıyorum- bu rakamlar biraz bana düşük geldi, bunların artırımıyla ilgili mutlaka yeni değerlendirmeler yapılması gerektiğini düşünüyorum. Ben de geldiğiniz için teşekkür ediyorum ve sunumlarınız için.
Bu kadar, çok sağ olun.