KOMİSYON KONUŞMASI

NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Merhabalar.

Ben de emeği geçen, Karma Komisyonda yer alan arkadaşların emeklerine sağlık... Tartışmalar hızlı ve belli bir süreçte oldu. Önceki sadece tek bir Karma Komisyon toplantısına katılma fırsatı buldum. Orada da kimi şeyler yine kamu deneNEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Merhabalar.

Ben de emeği geçen, Karma Komisyonda yer alan arkadaşların emeklerine sağlık... Tartışmalar hızlı ve belli bir süreçte oldu. Önceki sadece tek bir Karma Komisyon toplantısına katılma fırsatı buldum. Orada da kimi şeyler yine kamu denetçileri tarafından söylenmişti ve şu anda raporda da kimi öneriler var, resen ele alınması, sürelerin uzatılması gibi. Tabii ki bu öneriler ele alınırken neden bu ihtiyaç çıktı, resen neden ihtiyaç duyuyoruz meselelerini açıklama noktası buradaki herkesin hakkı ve neden insan hakları... Her ne kadar -insan hakları günceldir- değişen bir veri olarak versek de şu an Anayasa Mahkemesindeki başvuru sayısı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine en çok başvuruları giden ülke olmamız, en çok ihlal kararı verilen ülkelerden olmamız aslında insan hakları bakımından bize bir tablo veriyor.

Yine cezaevleri, Adalet Bakanlığı sık sık tüm raporlarında şuna yer verir: Bir ülkenin insan hakları ve demokrasi verisi, aslında cezaevleri bunu gösterir diye. Şu an Türkiye'deki cezaevlerine -gezdiğimiz ya da gezmediğimiz- yapılan başvurularda, en fazla hak ihlallerinin yaşandığı, en fazla eziyet, insan haklarıyla ilgili problemlerin yaşandığı yerlerden bir tanesi orası. Maalesef, biz sadece bunu İnsan Hakları Komisyonuna da indirgeyemeyiz. Birçok hak kurumu, birçok başvuru var diyoruz, evet ancak Ombudsmanlığa sınırlı sayıda başvuru, sınırlı sayıda bir değerlendirme imkânımız var ancak bu sınırlı sayıdaki başvuru ve değerlendirme imkânında sanki bakanlıkların gerçek anlamda taleplere, tavsiyelere uygun bir karar aldığı tablosu çizilmesi de gereğinden fazla pozitif ve tozpembe görünüyor bizler açısından. Bunu eleştirmek hepimizin hakkı.

90'lı yılların meselesini her ne kadar Sezgin Bey sonraki oturuma bırakmış olsa da şu bir gerçek -90'lardaki asit kuyularından bahsetti Derya Hanım- o süreci lanetliyor, o süreçte yaşananlara sahip çıkılmıyorsa, Türkiye'nin bir kara dönemi olarak anlatılıyorsa o süreçte yargılananlara sizin döneminizde JİTEM davalarından beraat kararları verildi, JİTEM davaları olan kişiler hakkında düşme kararları verildi, beraat kararı ve zaman aşımı verildi. Vartinis bunlardan bir tanesi. Şu an Kızıltepe'deki JİTEM dosyası 2025 Kasımda zaman aşımına uğrayacak. Gerçekten insan hakları alanında bir ilerlemeden bahsedeceksek ve o günleri lanetleyeceksek öncelikle o günlerdeki failleri yargılamaktan başlayalım. Sadece politik olarak burada söylemek yetmez, her alanda mücadele ve her alanda insan haklarına uygun davranılması gerekir. Bu tamamen bir yanıltmaca.

Cezaevleri olarak da evet, ifade edildi, gerçekten bir karşılaştırma yapılacaksa da cezaevinde tutulan kişi sayısı, cezaevlerinin mimarisi, tecrit, izolasyon hâli, cezaevinde tutulan kişilerin dış dünyayla iletişimleri noktasında şu an içerisinde bulunduğumuz F, S, Y tipleri gerçek anlamda 90'lı yıllardan çok daha beter bir durumda. Evet, öldürmüyorsunuz ya da belki ölüm yok, asit kuyuları yok, bu pozitif bir durum ancak şu an ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alıp 41 kiloya düşen Abdulkadir Kuday tek bir yasama kararı üzerinden bırakılmıyor ya da onlarca hasta mahpus var ki... Yarın toplantımız olacak, Sayın Bakan da gelecek, orada da dillendireceğiz, çok ayrıntıya girmeyeceğim. Şu bir gerçek: Ombudsmanlık bizim de değer verdiğimiz, gelişmesini istediğimiz bir mesele ama Bakanlığa ulaşma, sorunları çözme, gerçek anlamda ilerleme katetme noktasında daha fazla yetki verilmesi gereken bir kurum olarak da biz de aynı şekilde görüyoruz. Resen inceleme yapma yetkisi, belki de sınırlı başvuru diye ifade ettiğimiz noktada onların da daha etkili bir insan hakları mücadelesi idarenin daha etkili bir çalışma yapmasına katkı sunacak, hem kendilerinin çalışma biçimi hem de etkileme bakımından daha etkili olacağını düşünüyorum. O yönüyle, o talebe, raporda yer alan talebe bizler de katılıyoruz.

tçileri tarafından söylenmişti ve şu anda raporda da kimi öneriler var, resen ele alınması, sürelerin uzatılması gibi. Tabii ki bu öneriler ele alınırken neden bu ihtiyaç çıktı, resen neden ihtiyaç duyuyoruz meselelerini açıklama noktası buradaki herkesin hakkı ve neden insan hakları... Her ne kadar -insan hakları günceldir- değişen bir veri olarak versek de şu an Anayasa Mahkemesindeki başvuru sayısı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine en çok başvuruları giden ülke olmamız, en çok ihlal kararı verilen ülkelerden olmamız aslında insan hakları bakımından bize bir tablo veriyor.

Yine cezaevleri, Adalet Bakanlığı sık sık tüm raporlarında şuna yer verir: Bir ülkenin insan hakları ve demokrasi verisi, aslında cezaevleri bunu gösterir diye. Şu an Türkiye'deki cezaevlerine -gezdiğimiz ya da gezmediğimiz- yapılan başvurularda, en fazla hak ihlallerinin yaşandığı, en fazla eziyet, insan haklarıyla ilgili problemlerin yaşandığı yerlerden bir tanesi orası. Maalesef, biz sadece bunu İnsan Hakları Komisyonuna da indirgeyemeyiz. Birçok hak kurumu, birçok başvuru var diyoruz, evet ancak Ombudsmanlığa sınırlı sayıda başvuru, sınırlı sayıda bir değerlendirme imkânımız var ancak bu sınırlı sayıdaki başvuru ve değerlendirme imkânında sanki bakanlıkların gerçek anlamda taleplere, tavsiyelere uygun bir karar aldığı tablosu çizilmesi de gereğinden fazla pozitif ve tozpembe görünüyor bizler açısından. Bunu eleştirmek hepimizin hakkı.

90'lı yılların meselesini her ne kadar Sezgin Bey sonraki oturuma bırakmış olsa da şu bir gerçek -90'lardaki asit kuyularından bahsetti Derya Hanım- o süreci lanetliyor, o süreçte yaşananlara sahip çıkılmıyorsa, Türkiye'nin bir kara dönemi olarak anlatılıyorsa o süreçte yargılananlara sizin döneminizde JİTEM davalarından beraat kararları verildi, JİTEM davaları olan kişiler hakkında düşme kararları verildi, beraat kararı ve zaman aşımı verildi. Vartinis bunlardan bir tanesi. Şu an Kızıltepe'deki JİTEM dosyası 2025 Kasımda zaman aşımına uğrayacak. Gerçekten insan hakları alanında bir ilerlemeden bahsedeceksek ve o günleri lanetleyeceksek öncelikle o günlerdeki failleri yargılamaktan başlayalım. Sadece politik olarak burada söylemek yetmez, her alanda mücadele ve her alanda insan haklarına uygun davranılması gerekir. Bu tamamen bir yanıltmaca.

Cezaevleri olarak da evet, ifade edildi, gerçekten bir karşılaştırma yapılacaksa da cezaevinde tutulan kişi sayısı, cezaevlerinin mimarisi, tecrit, izolasyon hâli, cezaevinde tutulan kişilerin dış dünyayla iletişimleri noktasında şu an içerisinde bulunduğumuz F, S, Y tipleri gerçek anlamda 90'lı yıllardan çok daha beter bir durumda. Evet, öldürmüyorsunuz ya da belki ölüm yok, asit kuyuları yok, bu pozitif bir durum ancak şu an ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alıp 41 kiloya düşen Abdulkadir Kuday tek bir yasama kararı üzerinden bırakılmıyor ya da onlarca hasta mahpus var ki... Yarın toplantımız olacak, Sayın Bakan da gelecek, orada da dillendireceğiz, çok ayrıntıya girmeyeceğim. Şu bir gerçek: Ombudsmanlık bizim de değer verdiğimiz, gelişmesini istediğimiz bir mesele ama Bakanlığa ulaşma, sorunları çözme, gerçek anlamda ilerleme katetme noktasında daha fazla yetki verilmesi gereken bir kurum olarak da biz de aynı şekilde görüyoruz. Resen inceleme yapma yetkisi, belki de sınırlı başvuru diye ifade ettiğimiz noktada onların da daha etkili bir insan hakları mücadelesi idarenin daha etkili bir çalışma yapmasına katkı sunacak, hem kendilerinin çalışma biçimi hem de etkileme bakımından daha etkili olacağını düşünüyorum. O yönüyle, o talebe, raporda yer alan talebe bizler de katılıyoruz.