KOMİSYON KONUŞMASI

İBRAHİM ARSLAN (Eskişehir) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başdenetçi ve diğer denetçilerimiz, sevgili Komisyon üyesi arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sadece tutanaklara geçmesi bakımından söz aldım. O nedenle de hepimize bazı hatırlatmaları yapmak istiyorum çünkü Kamu Denetçiliği Kurumunun, Ombudsman kavramının ne anlama geldiği, nasıl yol alabileceğiyle de doğrudan ilintili. Bu açıdan iki tane tanımlamayı hep beraber bir daha hatırlayalım. Sözlerimin sonunu bunlarla bağlayacağım.

Şimdi, değerli arkadaşlar, önce kuruluş amacına bakmamız lazım KDK'nin. KDK'nin kuruluş amacı, kamu hizmetlerinin işleyişinde bağımsız ve etkin şikâyet mekanizmaları olarak idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını, insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka, hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve önerilerde bulunmak amacıyla kurulduğu çok açık. Anayasal bir kurumdan söz ediyoruz.

Peki, KDK'nin temel hedefleri ne? Oradan baktığımızda da Türkiye'de insan haklarına saygılı, hukuka ve hakkaniyete uygun olarak çalışan, hesap verebilir bir yönetim anlayışının gelişmesi için kurulmuş anayasal bir hak arama kurumudur. Hukukun üstünlüğüne dayanan -altını çizerek söylüyorum- toplumsal düzene ve bireysel haklara saygıyı ilke kabul edinen; yine altını çizmeliyiz ki Anayasa'da güvence altına alınan temel hak ve özgürlükleri koruyan ve güçlendiren, hak ihlallerine karşı etkin ve etkili bir şekilde mücadele yürüten yönetim anlayışının pekiştirilmesi ve toplumun tüm kesimlerinin insan hakları konusunda yeterli bilinç düzeyine ulaşması KDK'nin temel hedefleri olarak tanımlanıyor.

Şimdi, Kurumun tanımlanmasında, amacında, ortaya koymuş olduğu hedeflerinde ve çalışmalarında tanımlanan biçimiyle aslında bir sıkıntı yok. O nedenle, bugüne kadar görev alan -önümüzde de 750 sayfalık bir ana rapor, 155 sayfalık da alt komisyon raporu var, 900 sayfaya yayılan bir raporla geldi- emeği geçen bütün arkadaşlarımıza şükranlarımızı ve saygılarımızı sunuyorum ama bu kadar çabanın ürünü olarak ortaya ne çıkardığımızı bence tartışabilmeliyiz. 2023 yılında 19 bin -yuvarlayarak söylüyorum rakamları- dosya başvurusu var, 2022 yılından devreden dosyalarla birlikte 2023 yılında 21 bin dosyayı önümüze almış ve sonuçlandırmışız ama gelen şikâyetlerden aslında tavsiye, kısmen tavsiye ve olumlu anlamda dostane çözümlerle çözebildiğimiz dosya sayısı yaklaşık yüzde 10. Geriye kalan kısmın da kimi incelenemez olduğu için, kimi başvurularının yetersiz olması nedeniyle reddolunması, kimi gönderme kararlarıyla iç hukuk yolları tüketilmediği için geri iade ediliyor. Yani sonuçlandırabildiğimiz, vatandaşı haklı bularak yüzde 10 seviyesinde bir dosyamız var. Peki, bunun yanına neyi eklemeliyiz? Mevzuat değişikliği.

Sevgili vekillerimiz, söz alanlar hep söz ettiler. Sayın Başdenetçimiz de aslında önceki toplantılarda kendi sunuşlarında bu sıkıntılarını da ifade etmişti. Şimdi, Kamu Denetçiliği Kurumu resen hareket edemezse, AYM'ye başvuramazsa, dava açma yetkisi olmazsa ve aldığı tavsiye kararları da merkezî iktidar tarafından dikkate alınıp uygulanmazsa vatandaş yaşadığı sorunla baş başa. Şimdi bunu neyle örnekleyebiliriz? Mevzuat değişiklikleriyle örnekleyebiliriz. KDK'nin almış olduğu mevzuat değişikliği önerileri var, merkezî iktidara yönelttiği. Peki, bu mevzuat değişiklikleri yapılmazsa -ki yapılmıyor önemli bir kısmı- vatandaş yaşadığı sorunuyla baş başa ve Komisyona, kurula gelen başvuru sayısı gerçekten Türkiye nüfusuna ölçekle çok sınırlı. Milletvekillerimizin mail kutuları binlerce, on binlerce başvuruyla dolu aslında. KDK'ye de gelmiyor insanlar. Bu hem umutsuzluktan hem çaresizlikten hem de diğer unsurlardan.

Sözlerimi çok uzatmak istemiyorum, toparlayayım. Sevgili dostlar, anayasal devlet ve hukukun üstünlüğü hepimizi var eden temel değer olmak zorundadır. Eğer bu ülkede Anayasa Mahkemesinin kararlarına uyulmuyorsa, Anayasa Mahkemesi kapatılsın söylemine varan söylemlere yöneliniyorsa burada hepimizin şapkayı önümüze koyup düşünmesi lazım.

İnsan haklarından, hak aramalardan söz ediyoruz değil mi? Bugün burada Can Atalay'ı hepimizin anması lazım. Sevgili Can Atalay halk iradesiyle milletvekili seçildi ve İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu üyesiydi. Sevgili Can olsaydı bugün bu toplantıda düşüncelerini bizimle, kamuoyuyla paylaşma şansına erişecekti ama biz ne yaptık? Sevgili Can'ın, halkın iradesine rağmen, Anayasa'ya, Anayasa Mahkemesinin kararına rağmen milletvekilliğinin düşürüldüğü bir düzlemde konuşulacak çok da söz olmadığını düşünüyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum.