| Komisyon Adı | : | Dilekçe Komisyonu ile İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyelerinden Oluşan Karma Komisyon |
| Konu | : | Kamu Denetçiliği Kurumu 2023 Yılı Yıllık Raporu hakkında hazırlanan alt komisyon raporu üzerinde görüşme |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 2 |
| Tarih | : | 11 .06.2024 |
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - Teşekkür ediyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, kıymetli kamu denetçilerimiz; efendim, öncelikle, karşılayacağımız Kurban Bayramı'nı tebrik ediyorum. Ülkemizde hanelerin sadece yüzde 30'u kurban kesebiliyor, hanelerin yüzde 70'i de bu kurban kesenlerden pay bekliyor. İnşallah, bir dahaki...
AHMET SALİH DAL (Kilis) - Hangi verileri aldın?
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - Tarım ve Orman Bakanlığının verisine göre.
MELİHA AKYOL (Yalova) - Yani "Kestim." diye onlara mı başvuruyoruz?
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - Hayır efendim, kesilen kurban sayısı belli, Türkiye'deki hane sayısı belli, bir büyükbaşa da en fazla 7 pay giriliyor; bunu herkes bilir.
RIFAT TURUNTAY NALBANTOĞLU (İzmir) - Yok yok, herkes kesiyor, tamam; öyle diyelim ya!
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - Rakamlar öyle demiyor.
RIFAT TURUNTAY NALBANTOĞLU (İzmir) - Bence de demiyor da yani öyle diyelim.
AHMET GÖKHAN SARIÇAM (Kırklareli) - İbadet bu, isteyen keser, isteyen kesmez; demek ki yüzde 70'i sekülerleşmiş; nereden baktığınıza bağlı.
MELİHA AKYOL (Yalova) - Konuyu nereye bağladınız ya, bu bir bayram.
AHMET GÖKHAN SARIÇAM (Kırklareli) - Bayram başka bir şey, inanç başka bir şey.
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - Devam edeyim.
Ben, Kurban Bayramı'nı tebrik etmek istedim, bir de reel durumundan bahsettim. Ben yaklaşık on iki yıl önce Bursa'da bir programda sendikacıydım, Sayın Kamu Baş denetçimiz geldi. O zaman da bu kamu denetçiliğiyle alakalı eksik konuları konuşuyorduk, o zaman da söylenmişti "Allah aşkına, resen bazı konulara müdahale edilsin." diye. Anlaşılan, Sayın Tanrıkulu, on üç yıldır hiçbir ilerleme olmamış, hâlen bir resen sorunu var. Ben de aynı konuda konuşacağım. İki tane de somut örnek vermek istiyorum. Raporu hazırlayanlara ve emeği geçenlere de hususen teşekkür ediyorum, sağ olun.
Birincisi, 31 Mart Yerel Seçimlerinden sonra Türkiye'de belediyelerde, yerel yönetimlerde ağır bir işçi kıyımı başladı. Çok fazla belediyede örnek var. İşte, en son yaşanan -sürekli kamuoyunda ben de gündeme getiriyorum- Van'da İpekyolu ve Van Büyükşehir Belediyesinde işten çıkarılan 800'e yakın vatandaş, yaklaşık kırk beş gündür, elli gündür eylem yapıyor. Bu 800 kişinin işten çıkarılmasıyla alakalı hiçbir meşru gerekçe yok. Sorulduğunda da söylenen "Son altı ay içerisinde alınan..." Hâlbuki, altı ay içerisinde alınan da yok, içlerinde daha önceden beri olan da var, içlerinde engelli olan da var. İşte zaten yoksulluk, bunlar bayramı, misal, kara karşılayacaklar. Niye çıkardınız kardeşim bunları işinden bayram öncesi? İşte, çıkardılar. Bu sadece Van'daki DEM'li belediyelerde olmuyor, örnek olsun diye söyleyeyim: İzmir Büyükşehir Belediyesinde İzenerji'den 300'den fazla, İzdoğa'dan yine 100'ün üzerinde, Altındağ Belediyesinden yine 1 işçiyle alakalı var; Ağrı Patnos Belediyesinde çalışanların yine aynı şekilde, feragatname imzalamaya zorlanarak; Kartal Belediyesinde işçilerin yine, aynı şekilde şikâyetleri var, Menemen Belediyesinde, örneğin, tam 400 çalışan işten çıkarılmış. Anlatabiliyor muyum? Bunlar gizli saklı işler değil, yani şikâyete bağlı işine kalırsak muhtemelen çoğu da şikâyetçi olamadan, olmadan bu sıkıntıları çekmeye devam edecekler.
Bu, emek ve işle alakalı, ekmek parasıyla alakalı konu hayati bir konudur. Bu konu için resen işlem yapılabilmelidir. İşçiler niye çıkarılıyor kardeşim? Hadi, özel sektörde anlıyoruz ve işte, direnebilenler direniyor, onun da örneğini vereceğim ama kamu kurumlarında, belediyelerde her yönetim değişikliğinde işin aslının "Sendensin, bendensin." diye ya da "Yeni istihdam alanını bizim adamlara yer açalım." mantığıyla insanların ekmeğiyle oynanması doğru mu ya, böyle bir şey olabilir mi? Buna "Evet." denilebilir mi? Efendim, Sayın Başkanım; bir de adamlara diyorlar ki: "Bunlar bankamatik memuru." diye de bir isim takmışlar. Bütün işçiler, Sendika Başkanı da dâhil -özellikle Van'dan bahsediyorum; Van Belediyesinden ve İpekyolu Belediyesinden bahsediyorum- diyorlar ki: "Kardeşim, bizde kart sistemi var, Allah aşkına bir kişi göstersinler, kimse onun hakkını savunmayalım." Birisi diyor: "Ben çöp kasasından indim." Birisi diyor: "Ben mutfaktan çıktım." Hepsi çalışan insanlar. O nedenle bunların, bir an önce resen bu konuya da el atması lazım; ben bunu örnek olsun diye söylüyorum.
Diğer örnek özel sektörden. Vatandaş sendikalaşıyor. Türkiye'de en zor şey işçi olmaktır, ekonomik anlamda en alt sosyal dilimden bahsediyoruz -tabii, onun altında emekliler var da- çalışanlar anlamında. Ya, işçinin bir tane hakkı var: Sendikalı olmak; anayasal hakkı, kanuni hakkı. Ve bu anayasal hakkı kullandığı için Gemlik'te Borusan'da işçiler işten çıkarıldı. Orada da yaklaşık iki aydır çadır kuruldu, 40'ın üzerinde işçi... Bayram öncesi hâlen içeridekilere baskı yapılıyor; tanımıyorlar. Şimdi, Anayasa'yı tanımayacaksın, kanunu tanımayacaksın; bu ülkede ticaret yapmaya, iş yapmaya devam edeceksin.
BAŞKAN SUNAY KARAMIK - Sayın Vekilim, toparlayalım.
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - Efendim?
BAŞKAN SUNAY KARAMIK - Toparlayalım.
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - Anladım, toparlıyorum, ben o kadar da konuşmadım ama.
Kamu kurumları, hususen de Kamu Denetçiliği Kurumu da bu konuda resen görev almalı diye düşünüyorum.
Heyeti saygıyla selamlıyorum.
Teşekkür ederim efendim.