KOMİSYON KONUŞMASI

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Teşekkür ediyorum.

Tabii, az önce söyledim ama yeniden ifade edeyim: Sayın İçişleri Bakanı da çıkıp ikrar etti, "İlk günlerde hem GSM operatörleri çöktü hem yollar kapandı." dedi. En büyük sorunumuz bu, maalesef bütün depremlerde yaşadığımız bu GSM operatörlerinin çökmesi. Yani teknolojinin bu kadar geliştiği bir dönemde neden buna ilişkin kesin bir çözüm bulunamıyor ve bir deprem ülkesi olmamıza rağmen buna dair bir çözüm üretimi yapılamıyor? Bunu sormak istiyorum.

Bir de tabii, birtakım iddialar var, bunu da TÜRK TELEKOM olarak veya BTK olarak yanıtlarsanız... Aslında BTK'ya sormuştum ama Sayın Başkan "TÜRK TELEKOM'a sorun." dediler. Şimdi, deprem bölgesinde sadece TÜRK TELEKOM'un altyapısının ve altyapı şebekesinin olduğu, birden fazla şebekenin olması durumunda iletişimde bu aksaklıkların yaşanmayacağı uzmanlar tarafından ifade ediliyor. Yine, yıllardır altyapının burada engellendiği, 2005'te özelleştirmeyle Türkiye'de altyapı imtiyazının 2026 yılına kadar TÜRK TELEKOM'a verildiği, 2006 altyapı lisansının BTK tarafından yayınlandığı ve 14 firmanın da buradan lisans aldığı ancak bu lisansı almalarına ve 200-300 bin dolar para ödemelerine rağmen burada çalıştırılmadıkları yönünde bir iddia var; ister BTK yanıtlasın bunu isterseniz siz yanıtlayın. Bir tek TÜRK TELEKOM şebekesinin olduğu ve bu şebeke üzerinde diğer operatörlerin de baz istasyonlarının kurulduğu, buraya kurulan antenlerin binayla birlikte çöktüğü ve personellerin de enkaz altında kaldığı ve bu yüzden servis verilemediği, birden çok şebeke olmuş olsaydı bu kesintinin olmayacağı ifade ediliyor. Yine, bölgede fiber eksikliğin bulunduğuna, 3-4 fiberin burada yeterli olmadığına ve 5 operatörün kendi alternatif şebekeleri olsa bu sorunun yaşanmayacağına ilişkin iddialar var. Yine, bölgede yatırım eksikliğinin bulunduğu ve şirketlerin kârlı görmediği yatırımlara altyapı yapması için toplanan fonların da şeffaf olarak ne şekilde kullanıldığının açıklanması gerektiği konusunda eleştiriler var. Tabii, 3 liralık konuşmanın da 2 lirasının "iletişim vergisi" adı altında deprem vergisi olarak bilenen vergilere gittiğine ve TÜRK TELEKOM firmalarının âdeta bir vergi tahsildarı gibi davrandığına, dolayısıyla yatırımların yapılmadığına ilişkin eleştiriler var.

NECİP NASIR (İzmir) - O kaldırıldı, deprem vergisi olarak kaldırıldı.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Ama adı iletişim vergisi.

NECİP NASIR (İzmir) - Normal vergi o.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - İletişim vergisi, adı öyle, isminin değişmesiyle değişmiyor yani 3 liralık bir konuşmanın 2 lirası vergiye gidiyor.

Dolayısıyla, BTK'nin de bu çalışmaların önünü tıkadığına, bu firmaların önünü tıkadığına, en az bin veya 2 bin civarında uydu bacağının orada bulunması durumunda bu yatırımlar yapılabilmiş olsaydı bu iletişim kesikliğinin olmayacağına ilişkin iddialar var. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Tabii, iletişimin gerçekten kesilmeyeceği bir sistemin kurulmasını çok önemsiyorum. Yine, 11 ilde depremzedelere ilişkin o borcun tamamen silinmesine ilişkin bir şey var mı? Yine, BTK'ye sormak istediğim, insanlar enkaz altındayken, "tweet" atarak yardım çağrıları yaparken sosyal medya iletişiminin yavaşlatılması ya da kesilmesi ve sonradan kullanılamaz duruma getirilmesi kimin talimatıydı? Gerçekten depremin ilk günlerinde insanların yaşamlarına dair mücadele ettiği, belki de bu iletişimi kurabilseler birçok insanın hayatta kalabileceği bir durumda neden böyle bir şeye gerek duyuldu, kim bu talimatı verdi, bu kadar insanın ölümüne sebep olunmasının, bu ağır suçun sorumlusu kimdir, burada bu kadar canın kurtarılamaması konusunda kim sorumluluk taşıyor?

Teşekkür ediyorum.