| Komisyon Adı | : | TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU |
| Konu | : | Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker ve Kırklareli Milletvekili Selahattin Minsolmaz ile 203 Milletvekilinin; Orman Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/4972) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 6 |
| Tarih | : | 08 .03.2023 |
ORHAN SARIBAL (Bursa) - Çok teşekkür ederim.
Sayın Başkan, 10'uncu maddeye geldik, bugüne dair de galiba son maddemiz değil mi?
BAŞKAN YUNUS KILIÇ - Bir madde daha ilave oldu. Ayhan Bey dedi ki "Orada bir şey yok." Sorunsuz bir madde.
ORHAN SARIBAL (Bursa) - O zaman birbirine bağlı, birbirine bağlı zaten.
Ama Cihan Hocama, Değerli Milletvekili arkadaşıma şunu söylemek isterim: Doğanşehir Erkenek'te -eski belediye, şimdi mahalle- Karadere Göleti var, biraz hikâyesi enteresan, belki bilginiz olmayabilir. Bütün bilimsel çalışmalar -baraj göleti sulama göleti ama önünde baraj seti olan, dolgu taş gövde biçiminde inşa edilmiş- bütün bilim insanları burada bunun yapılmaması gerektiğini söylemiş. Barajda önce 2018'e kadar çalışmışlar ama su tutamayınca bu defa membran döşemişler. Membran döşemişler, yeni su tutmaya başlamışlar. Şans, su az, çok az, zaten donmuş vaziyetteydi ben gittiğimde. Baraj seti düzdür, biliyorsunuz "S" olmuş, bir taraf 3,5-4 metre -bilemem artık- tamamen kaymış. Alttaki o deşarj kanalı mı diyorsunuz, o da 4 metre ileri gitmiş. Orada bir hasarın olduğu net. Pazarcık Barajı'nda çatlama var. Ama özellikle bu Karadere Göleti ciddi sorun; hem zaten membranla olması açısından müthiş bir sorun hem de barajda müthiş bir kayma var. Deprem sonrası ben gittim. Sadece bilginiz olsun diye bunu söylüyorum, belki üzerinde bir çalışmaya gereksinim olur.
Madde 10: Çukur sahalara atılanlara... Aslında şöyle: Maden gerekçesiyle, maden çıkarılarak ya da başka gerekçelerle boşaltılan yerlerin tekrar rehabilite edilme meselesi. Bu sorunun çözülebilmesi bir kere bir Maden Kanunu... Yani Maden Kanunu o kadar geniş yetkilere sahip ki memleketin yüzölçümünün yarısından fazlasına ruhsat verilmiş, arama ruhsatı. Yani siz memleketin yarısına arama ruhsatı verirseniz... Birincisi, temel sorun bu. İki: Maden çalışmaları bittikten sonra kalan yerin rehabilitasyonu ağırlıklı olarak belediyelere verildi. Ama buradaki temel mesele, belediyelere ilgili firmalar para ödüyor arkadaşlar, para ödüyorlar. Yani bu mekanizmayı buradan kırmamız lazım, mutlaka Orman Genel Müdürlüğü olarak ya da ilgili Bakanlık olarak bir şey yapmamız lazım. O ilgili, maden çıkaran şirket, kurum kimse orayı kendisinin rehabilite etmesi lazım. Şimdi, ne oluyor? Belki biz daha sonraki maddeler de gelecek, oralara her türlü atık, moloz... Ya, o molozun içinde ne olduğunu biliyor muyuz? İşte şimdi deprem sonrasında yüz binlerce ton, milyonlarca ton moloz... O molozun içinde asbest var mı? Var. Biraz önce arkadaşlarımız söyledi, yüzlerce tarım ilacı bayisi enkaz altında kaldı. O ilaçlar zehirli olarak ya su yollarına, ya su kenarlarına, ya içme suyu noktalarına ya da insanların gittiği yerlere atıldı mı? Atıldı. Eğer bunlar oraya atılmasa yakında bir maden var ve o maden orayı boşaltmışsa, tekrar onun rehabilite edilmesi gerekiyorsa oraya dökülecek. Ya, buraya köklü bir çözüm getirmek lazım, önemli bir madde; çok köklü bir çözüm getirmek lazım. Yani 10 metre derine inmiş, 100 metre derine inmiş "Alta kötü malzemeyi koyalım, üstüne de 2 metre toprak koyalım, böylece onu rehabilite ederiz çünkü oranın üstünü ağaç dikeceğiz." Burada Orman Bakanlığının, Orman Genel Müdürlüğünün yetkilileri var, öyle ağaçlar var ki kökü 10 metre, 15 metre aşağı iniyor. Öyle ağaç var ki daha doğrusu kazık köklü ağaçların hiçbirinin kök yüksekliği 3-5 metreden aşağı değildir. Bu ne demektir? O kök, 3 metre, 4 metre aşağı indiğinde kötü malzemeyle karşılaştığında oradan su, mineral, besin olarak yeterli derecede alamayacağı; tam tersi, toksik, oksit nedeniyle yani zararlı maddelerle karşılaşacağı için oranın rehabilitasyonu... On yıl sonra o ağaçların kurumayacağının, beş yıl sonra o ağaçların kurumayacağının hiçbir garantisi yok ama ilgili firmalar bu işi başka bir yere çeviriyorlar, belediyelere "Rehabilitasyon edilsin." diye bir miktar para ödüyorlar Sayın Başkan, belediyelerin de işine geliyor, onu alıyorlar, şimdi başka bir yere döndü. Şimdi, bu maddeyle siz özel sektöre bunu vererek, aslında yeni bir ticaret alanı açıyorsunuz. Bir, var olan kötü malzemeyi yıkacak, ormana yıkacak bir alan yaratıyorsunuz; iki, onun üzerinden ticarete imkân tanıyorsunuz, bunu yapmayın. Eğer hakikaten ormanlara karşı biraz saygımız, biraz sevgimiz... Eğer ormanları iklim değişikliğini gidermede ve karbon salınımını gidermede yutak alanı olarak kullanıyorsak, orman bizim için suyumuz demekse, orman bizim için oksijen demekse, orman bizim için hayat demekse bırakın özel sektöre bunu vermeyi, ciddi tedbirler alarak o ormanlarda yapılan maden araması sonrası ortaya çıkan o çukurların yine firma tarafından, atılacak, doldurulacak dolgu maddeleri incelenerek doldurulması lazım; eğer yüzyıl sonrasını, elli yıl sonrasını, otuz yıl sonrasını düşünüyorsak. Yok, hayır, biz özel sektöre verelim; o inşaatlardan, fabrikalardan, şuradan buradan çıkan enkazı oraya götürsün, böylece belediyelere çöp parası vermekten kurtulur ya da belediyeler yeni bir gelir kaynağı yaratmak amacıyla oraları çöp deposu olarak kullanarak bizim ormanlarımızı katledeceklerse ciddi anlamda karşıyız arkadaşlar, ciddi anlamda rahatsızlık verici bir şey. Hatta daha da ileri gitmek lazım, o bütün dolguları oraya götürdüklerinde oranın orman mühendisleri tarafından, ziraat mühendisleri tarafından, gerekirse toprak bölümü mezunları tarafından mutlaka incelenip ondan sonra o dolguların yapılması lazım. Ya, gerçekten çok önemli bir şey yapıyoruz, gerçekten çok önemli karar alıyoruz ama "ekokırım" dediğimiz, işte, "çevre hakkı" dediğimiz gerçekten "ekolojik denge" dediğimiz "ekolojinin bir bütüncül olarak yaşaması" dediğimiz bütün alanları kendi elimizle çıkardığımız kanunlarla yok ediyoruz arkadaşlar. Gerçekten çok üzücü bir durum, rahatsız edici bir durum. Lütfen ama lütfen, Değerli Komisyon üyeleri, incitmeden, kırmadan birbirimizin bireysel ve özlük haklarına müdahale etmeden elbette tartışırız, elbette birbirimizi eleştiririz ama bu konuda lütfen duyarlılığa çağırıyorum sizi; tam tersi bir karar alalım buradan. Oraya yapılacak dolguların tümü kamu denetimi altında olsun ve bunu belediye ya da direkt Orman Bakanlığı yapsın, kesinlikle özel sektöre vermeyelim, o dolguları yaparken firma sorumlu olsun ama bütün sorumluluğu, denetimi de Bakanlık yapsın diyorum. O yüzden, çok tehlikeli bir maddeyi konuşuyoruz, çok ciddi bir maddeyi konuşuyoruz. Gerçekten hani diyecek başka sözüm kalmıyor, vicdanınıza sesleniyorum, çok net vicdanınıza sesleniyorum.