KOMİSYON KONUŞMASI

VELİ AĞBABA (Malatya) - Sayın Başkan, çok teşekkür ederim.

Ben sözlerime başlarken "Allah sandıktan, demokrasiden razı olsun." diye sözlerime başlıyorum. Eğer sandık korkusu olmasaydı EYT'nin getirilmesi mümkün değildi çünkü Sayın Cumhurbaşkanının "Seçimi kaybetsem bile yokum." dediği EYT bunca yıl bekledikten sonra geldi. Onu da ifade etmek istiyorum.

Ayrıca bir konu daha var ki burada bulunan gruplardan Cumhuriyet Halk Partisi, HDP, İYİ Parti ve MHP'nin 2018 seçimlerindeki en önemli taahhütlerinden biri EYT meselesinin çözülmesiydi. Yine, biliyorsunuz, EYT Meclise geldi bir önergeyle, "kabul" çıktı ama MHP'nin o dönemki Grup Başkan Vekili Erhan Usta'yı EYT sayesinde yemiş oldu. Oradan hayırlı bir iş çıktı, o da İYİ Partinin Grup Başkan Vekili oldu. Yani bu olay aslında çok, Akbaşoğlu'nun ifade ettiği gibi, öyle, kendi gönlünüzle getirdiğiniz bir şey değil.

Yine, burada ifade edilmesi gereken bir şey daha var ki 2018 seçimlerinden bu yıla yaklaşık beş yıl geçmiş, en az dört yıllık EYT'lilerin maaşlarını yemiş durumdasınız. Yani, bu insanlar size güvenerek oy verdi. Bu taahhütlere baktığımız zaman dört yıl boyunca emekli maaşının verilmediği görüyorsunuz.

Ayrıca, burada diğer kanunlarda olduğu gibi yeni mağduriyetler yaşanıyor. Kaş yaparken göz çıkarmamak yani bir tarafı memnun ederken diğer tarafı üzmemek gerekir ama maalesef buraya baktığımız zaman bunu çokça görüyoruz. Gelen bu teklifte BAĞ-KUR sigortalılarının tescil sorunları yani 1/10/2008 öncesi borçlanma hakkı, prim ödemeden kısmi ihya hakkı, 9000 prim ödeme eşitsizliği, çırak ve stajyerlerin SSK başlangıç talepleri yok. Başka ne yok? Bakın, bir gün, bir hafta, bir ay bile kademeli emekliliğe takılanların sorunlarıyla ilgili bir düzenleme yok. Yani, bir günlük farkla insanlar on yedi yıl daha fazla çalışmaya devam edecek. Kısacası, bu teklife "mağduriyete takılanların teklifi" diyebiliriz; prime takılanlar, staja takılanlar, kademeli emekliliğe takılanlar, depreme takılanlar, BAĞ-KUR tesciline takılanlar. Sorun bu teklifle çözülmedi, çözülmeyecek.

Değerli arkadaşlar, bir başka şey, 5975 güne çıkan prim sorunu. Sayın Bakan Vedat Bilgin "Prime takılanlar olmayacak çünkü o günkü 8 Eylül 1999 öncesi prim şartını değiştirmiyoruz. Yani, EYT'de 1999 öncesi ve 5000 gün prim şartını değiştirmiyoruz." dedi. Şimdi, bunun lafını nereden çekeceğiz, nereye koyacağız; bunu da bilmiyorum. Maalesef burada insanlar 5000 yerine 5975 güne kadar emekli olmak zorunda kalacaklar. İnsanlara hayalleri siz kurdurdunuz ama bu kanun teklifi insanların 975 pirim günü yani iki yıl yedi ay daha beklemelerini gerektiriyor. Değerli arkadaşlar, insanlar sizlere güvendi, aralık ayında eksik 5000 gün için borçlandı. İnsanların kimi kredi çekti, kimi arabasını sattı, kimi cep telefonunu internetten satışa çıkardı; size güvenerek borçlandı ama şimdi insanların umutlarıyla oynanmış durumda. Yani, yıllardır emeklilikte yaşa takılan çalışanlar şimdi de Cumhur İttifakı'nın, AKP'nin prim oyununa takılmış oldu. Maalesef günlerden beri, yedi ay boyunca kamuoyundan neden sır gibi saklandığı da anlaşılıyor; burada bir ali cengiz oyunu olduğunu görüyoruz.

Değerli arkadaşlar, getirilen kanun teklifinin bu hâliyle kabul edilmesi mümkün değil. Artık bu saatten sonra EYT'de yok prim şartı, yok şu şartı olmaz, olamaz. EYT'de 8 Eylül 1999 öncesi koşullar neyse emeklilik şartı da o şekilde olmalıdır; prim gün şartı 5000 olmalıdır, emeklilik hakkı için kademeli prim sistemi kabul edilemez.

Değerli arkadaşlar, şimdi, yine, işverene yüzde 5 prim desteği var. Birazdan madde geldiğinde o konuda konuşacağım ama burada o işten ayrılış tarihinden sonra on gün içerisinde en son çalıştığı özel sektör iş yerinde işe başlamaları hâlinde, işverenlere her bir çalışan için yüzde 5'lik sosyal güvenlik prim desteğinin hazine tarafından karşılanacağı belirtiliyor. Burada gözden kaçan bir nokta var ki o da insanların çalışma hakkının kısıtlanmasıdır. Bu durumda çalışan başka bir iş yerinde çalışacak olursa o iş yeri yüzde 5'lik SGK prim desteğinden yararlanamayacak. Bu durum, emekli olanların bir başka iş yerinde çalışma tercihine ve özgürlüğüne yönelik hak ihlali oluşturmaktadır, insanlar mecburen aynı iş yerinde çalışmak durumunda kalacaktır.

Arkadaşlar, başka bir durum, BAĞ-KUR'lular sesleniyor, seslerini sizlere duyurmaya çalışıyorlar. Geçen hafta Mecliste gündeme getirdim, 2008 öncesi BAĞ-KUR tescil sorununu gidermek için teklif verdik. Bakın, vergi kaydı var, oda kaydı bulunup BAĞ-KUR kaydı açılmamış olan esnafın 2008 öncesi tescil tarihinin düzeltilmesi ve borçlanma hakkının giderilmesini istedik. Emin olun ki bu konuda çok fazla mağdur esnaf var; her gün onlarca telefon geliyor, sizlere de mutlaka bu telefonlar geliyordur. BAĞ-KUR sigortalı esnafımıza geçmişte verildiği şekilde bugün de BAĞ-KUR kapsamındaki sigortalılık niteliğini taşıdıkları hâlde kayıt ve tescillerini yaptırmadıkları 1/10/2008 tarihinden önceki süreler için borçlanma hakkı verilmelidir. Lütfen, BAĞ-KUR'da tescile takılan BAĞ-KUR'luların sesini duyun. Bu insanlar BAĞ-KUR primlerini yıllarca çocuklarının nafakalarından keserek ödediler, bu hakları o insanların ellerinden almayın.

Yine, BAĞ-KUR priminde bir prim dengesizliği sorunu var. Değerli arkadaşlar, bir kıyaslama yapın; EYT'li olan sigortalılarda 5000 gün, memurlarda 7200 gün, BAĞ-KUR'lularda ise 9000 gün prim şartı var. Bunun da mutlaka düzeltilmesi gerekir, bu kadar haksızlık olmaz diye düşünüyoruz. 5000 gün ile 9000 gün arasında tam bir uçurum var; 4000 gün yani on bir yıl aralıksız çalışması gerekiyor. Mutlaka bu esnafların sorununun çözülmesi gerekiyor.

Değerli arkadaşlar, bir pandemi dönemi geçirdik, dükkânları kapalıyken esnaf kendi karnını zor doyurdu, ailesine zor baktı, yüz binlerce esnaf kepenk kapattı. Pandemide BAĞ-KUR borçları ertelendi ancak iflas eden yüz binlerce esnaftan BAĞ-KUR kaydını durduran da çok oldu; bakın, ödeyemediği için BAĞ-KUR kaydını durduran çok oldu. EYT'nin çıkacağını bilseler belki eşten dosttan borç alıp yine ödemeye devam edecekti. Bunun için, bu prim şartı dengesizliğinin de düzeltilmesi gerekmekte. EYT düzenlemesinde 1 defaya mahsus BAĞ-KUR'lulara eksik prim günleri için borçlanma hakkı getirilmelidir. Esnafı katmerli mağdur etmeyin. Esnaf, artan doğal gaz fiyatları, kira fiyatları, elektrik fiyatları nedeniyle zaten evine ekmek götüremez duruma gelmiş, bir de esnafın emeklilik hayallerini yok etmeyin diye bütün gruplara seslenmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, 9 Eylül 1999 sonrası işe başlayanların emeklilik sorunu var bir de. Bir günle, bir haftayla, bir ayla EYT'li olmayı kaçıran insanlar var, bunlar da mağdur. Bakın, değerli bürokratlarımız burada; eskiden işçinin kaydını işveren hemen yapmıyordu SGK'ye. Bu nedenle bir gün, iki gün dolayısıyla büyük bir mağduriyet sorunu var. 8 Eylül 1999 öncesi işe girenlerin yaş sorununu ortadan kaldırıyor ancak 9 Eylül 1999 sonrasında sigorta girişi olanlar kademeli emeklilik sistemine maalesef dâhil oluyor. Örnek vermek gerekirse değerli arkadaşlar, bakın, 9 Eylül 1999'da sigortalı olan kadınlar 58, erkekler 60 yaş koşuluna tabi olmaya devam edecek. Bir başka deyişle, bir gün, bir hafta, bir ay farkla işe girenler ek olarak on yedi yıl daha fazla çalışacak.

Yine, burada, hepimizin yaşamış olduğu büyük acı depremde yaşanan sorunlar var. 17 Ağustos 1999 depreminden tam yirmi bir gün sonra, 8 Eylül'de yasa çıkarıldı, kademeli başlangıç getirildi. Bazı vatandaşlarımız deprem döneminde çalışıyor olmalarına rağmen sigorta bildirimleri yapılmadı. Hem deprem felaketini göz önünde bulundurarak hem de EYT'yi bir günlük, bir haftalık, bir aylık farkla kaçıranları göz önüne alarak en azından EYT'nin başlangıç tarihinin 31 Aralık 1999 olması gerekmektedir; bunu da sizin vicdanlarınıza havale etmek istiyorum.

Bir başka sorun, değerli arkadaşlar, stajyer ve çırakların başlangıç tarihi. Stajyer ve çırakların ilk işe başlama tarihlerinin emeklilikte sigorta başlama tarihi olarak kabul edilmemesi bu kişilerin mağduriyetine sebep olmakta. Bir dönem -deyim yerindeyse- küçük yaşta ucuz iş gücü olarak çalıştırılan kişileri -bu kişiler başka bir ülkenin vatandaşı değil, kendi ülkemizin vatandaşı- 1,5 milyon kişiyi hem çocuk yaşta çalışma yaşamına koyuyorsunuz değerli arkadaşlar, hem de "O dönemde çalışmadınız, olmaz." diyorsunuz.

OTURUM BAŞKANI ABDULLAH NEJAT KOÇER - Sayın Ağbaba, teşekkür ediyorum.

VELİ AĞBABA (Malatya) - Hemen bitiriyorum Başkanım.

Çift taraflı bir mağduriyet var.

Yine, birazdan konuya geleceğim ama SGK çalışanlarının da sesini lütfen duyun. Bakın, Sayın SGK Başkanı da burada, o sesi de lütfen duymazdan gelmeyin.

Şimdi, bir başka konu...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

OTURUM BAŞKANI ABDULLAH NEJAT KOÇER - Süreniz bitti, tamamlamanız için söz veriyorum.

Buyurun.

VELİ AĞBABA (Malatya) - Tamam Başkanım.

Şimdi değerli arkadaşlar, burada bir gasp var. Bakın, AKP sözcüleri... Gerçi AKP sözcülerinin sözü birbirini tutmuyor; Elitaş farklı bir şey söylüyor, Akbaşoğlu farklı bir şey söylüyor, efendime söyleyeyim, Sayın Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı başka bir şey söylüyor, Bakan başka bir şey söylüyor. Şimdi, burada insanlara EYT'yi aralık ayında söz verdiniz. Bir kişi aralık ayında emekli olsaydı daha çok maaş bağlanacakken şimdi bağlanacak maaş miktarına göre en az 1.000 ile 1.500 lira arasında kayıptalar.

OTURUM BAŞKANI ABDULLAH NEJAT KOÇER - Teşekkür ediyorum.

VELİ AĞBABA (Malatya) - Hemen, bir cümleyle bitiriyorum Başkanım.

Değerli arkadaşlar, bakın, burada bir gasp var; 4/A'lı bir kişinin maaşı EYT şayet aralık ayında çıksaydı 9.200 olacaktı ancak 2023'te çıktığı için 8.206 olacak. Bir emeklinin, aralıkta değil martta emekli olmasından dolayı maaşında bin liralık yani yüzde 11'lik zarar var, bunun da müsebbibi sizsiniz. Sadece iki üç ay geciktirerek emeklinin de...

OTURUM BAŞKANI ABDULLAH NEJAT KOÇER - Evet, teşekkür ediyorum.

VELİ AĞBABA (Malatya) - ...ekmeğe muhtaç emeklinin de maalesef hakkını gasbetmiş oldunuz.

Lütfen, bu konuştuklarımızı, BAĞ-KUR'luların, çırakların, stajyerlerin ve 1999 9 Eylülden sonra Aralığa kadar olan insanların dertlerini duyun, bu konuda çözüm getirin diyor, teşekkür ediyorum.