KOMİSYON KONUŞMASI

MURAT EMİR (Ankara) - Teşekkür ederim.

Tabii, tekrara düşmemek için ben de diğer arkadaşların sorularına birkaç ek ve altını çizme yapmak istiyorum.

Şimdi, somut bir olay var, söz konusu bir vakıf var ve bu vakıfta hiçbirimizin kabul etmediği bir cinsel istismar, sistematik bir cinsel istismar yaşanmış. Bu vakfın denetlenmesi görevi bir yönüyle de İçişleri Bakanlığının bir görevi. Dolayısıyla hem bu vakıfla ilgili bilgileri ne yaptığınızı ve ne yapmadığınızı, yapılmadıysa niye yapılmadığını, zafiyetin nerede olduğunu ve zafiyetin giderilmesi için ne yapılması gerektiğini sizlerden duymak isteriz. Bunun ötesinde, bu somut olaydan hareket ederek, ülkemizde cinsel istismarın bir fotoğrafını çekmek zorundayız, bir röntgen filmini çekmek zorundayız, bu veriler de sizde var. Cinsel istismar oranları nelerdir, bunların yargıya taşınma oranı nedir? Söz konusu davalarla ilgili istatistikler nelerdir? Ve özellikle de bu olaylar nerelerde yaşanmaktadır? Çünkü dönüyoruz dolaşıyoruz, bunun önlenmesi aşamasına geliyoruz. Önemli olan önlenmesi ise bataklığın neresi olduğunu rakamlarınızın bize söylemesi gerekir. Siz bunu mutlaka biliyorsunuzdur, biliyor olmanız gerekir. O hâlde bunu Komisyonumuzla paylaşmanız gerekir ki biz de nasıl yol alacağımızı bilelim. Bataklıklar neresi? Vakıflar mı, başka yerler mi, yurtlar mı, denetimsiz yerler mi, eksik denetlenen yerler mi, nereler? Ne seviyedeyiz? Bu resmi görmemiz lazım ve bu resim üzerinden de hareket etmemiz lazım. Burada ben her defasında söz aldığımda İçişleri Bakanlığına şunu soruyorum: Bizden ne bekliyorsunuz? İlk defa İçişleri Bakanlığından bir şey geldi ama o da kusura bakmayın, RTÜK'e söyleyelim de etik ilkeler belirlensin, bu bilgiler...

BAŞKAN CENGİZ AYDOĞDU - Yo, yo, güzel tavsiyeler geldi Murat Bey, hakkını yemeyelim arkadaşların.

MURAT EMİR (Ankara) - Peki, haklarını yemeyelim Değerli bürokratlarımızın ama bakın, zaten bizim şu andaki meri kanunlarımıza göre Kişisel Verilerin Korunması Kanunu var, bu tip olaylarda gizlilik esasları var, basının bu konuda zaten mevcut kanunları, etik ilkeleri zaten var, RTÜK zaten basının üzerinde Demokles'in kılıcı gibi sallanıyor. Bu öneriyi getirirken şuna da dikkat eder misiniz: Aslında bu sorunun varlığını ve büyüklüğünü toplumdan gizlediğimiz zaman da bir yönüyle bu olayların, yeni olayların yaşanmasına yol açmış, ön açmış olmuyor muyuz? Dolayısıyla elbette ki söz konusu kişinin ilgililerinin, kişisel olarak sosyal medyada ve medyada afişe edilmesi elbette ki kabul edilemez ama bunun ötesinde, bu olayların varlığının hiç öyle yüksünmeden, gocunmadan açıkça ortaya konması, ağırlığının, seviyesinin ortaya konması ve bunun üzerinden yol alınması çok önemlidir diye düşünüyorum. Dolayısıyla daha fazla sansür değil ama kişisel verilerin korunması kaydıyla daha çok açıklık olması gerektiğini kayda geçirmek isterim.

Teşekkür ederim.