| Komisyon Adı | : | MİLLİ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU |
| Konu | : | Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Vakfı Kanunu Teklifi (2/4811) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 6 |
| Tarih | : | 11 .01.2023 |
MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Teşekkür ediyorum.
Değerli arkadaşlar, sevgili Bakan Yardımcımız; hepiniz hoş geldiniz.
Öncelikle şunu söylemek isterim: Biz bir enstitü kurulmasına veya vakıf kurulmasına karşı değiliz bu enstitünün ve vakfın kuruluş biçimlerine ve çalışma şekline itirazımız var. Neden var? Çünkü AK PARTİ döneminde yapılan benzer uygulamalar, özellikle vakıflarla ilgili uygulamalar bizi bu endişeye sevk ediyor.
Şimdi, "vakfetmek" bağışlamak, bağışta bulunmak anlamındadır; bizde ise bağış toplamak amacıyla vakıflar kuruluyor, âdeta bunun için kurulan paravan kurumlar hâline gelmiş durumda. Devlet kurumu vakıf kurmaz, vakfın nasıl kurulacağı Anayasa'da ve kanunlarda belli. Şimdi bu uygulamayla siz aslında Kültür Bakanlığını, Bakanlığın Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünü, Türk Tarih Kurumunu, Vakıflar Genel Müdürlüğünü ve TİKA'yı baypas ediyorsunuz. Yeni bir Varlık Fonu, yeni bir denetimden uzak gri bir bölge yaratarak giderler gelirler denetlenmesin istiyorsunuz. Bu yeni bir Varlık Fonu, aslında alan başkanlığı uygulamasına çok benziyor. Bu, tam tabir edecek olursak bu kültür varlıklarımızın yönetimi için aslında bir paralel yapı gibi görünüyor. Şimdi, bu süreç, gelinen süreç belki de ülkemizin uygarlıklar mirasını talan etme tehlikesiyle de karşı karşıya kalabilir, eğer bu kötü şekilde uygulanırsa.
Şimdi, bilim kurulu var orada, bilim kurulunda yer alacak kişilerin niteliğiyle ilgili hiçbir tanımlama yok. Tek bir tanımlama var: "Bu alanda temayüz etmiş." Neye göre, kime göre, nereden, ne kadar çalışmış bu alanda, hangi üniversitelerden, hangi kurumlardan geliyorlar? Daha önceki tecrübeleriniz buraya görevlendirecek kişilerin ne kadar yetkin olacağı konusunda bazı işaretler taşıyor. Bakın, mesela ben kendi ilimden bir örnek vermek istiyorum, Ordu Üniversitesinden: Tıp fakültesini biyolog, güzel sanatları gıda mühendisi, turizm fakültesini de kimyager dekan yönetiyor, bunların başında da tek liyakati AKP aday adayı olmaktan ibaret olan bir rektör bulunuyor.
Şimdi arkadaşlar, bizim burada karşı çıktığımız konu, bir siyasetle ilişkilendirilmesi, büyükşehir üzerinden, büyükşehir sonuçta bir siyasetçi tarafından yönetiliyor. Biz burada -biraz sonra geleceğim- bir ile, bir ilimize, kıymetli bir ilimize, gazi bir ilimize karşı değil...
Bakın, mesela ben size birkaç örnek vereyim, hakikaten sizin dimağınız da canlanacak: Şimdi, yine bir AK PARTİ'li geçmiş Büyükşehir Belediye Başkanı "Ben böyle sanatın içine tüküreyim." dedi. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı bakın o da yani sanata karşı bakış açısını söylemek için söylüyorum. Bu ülkede, bakın, heykeller, sanat yapıları fiziki saldırılarla karşı karşıya kalıyor. Şimdi bu sanat kurulunda mesela kimler var veyahut da bu mütevelli heyeti... Şimdi, arkeolojik eseri, bir insan figürünü veya heykelini işte, darp ettiğine karşı bir durumla karşılaşıldığında, bir heykele veya sanat eserine bir darp olduğunda Büyükşehir Belediye Başkanımız Fatma Şahin de herhâlde Muharrem Sarıkaya'yı seyrettiği gibi seyreder diye düşünüyorum çünkü sonuçta, bir siyasidir.
ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) - Ayıp bir benzetme, çok ayıp bir benzetme; doğru bir benzetme olmadı bu.
MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Şimdi, bakın, siyasetin sanata bakış açısı farklı olabilir, herkesin siyasi bakış açısı farklıdır; sanatta böyle olmamalı arkadaşlar. Bir belediye uhdesinde bir arkeoloji enstitüsüne biz karşıyız. Bakın, Gaziantep'te eğer belediye demeseydiniz Sayın Vekilim, eğer Gaziantep Üniversitesi bünyesinde deseniz hiçbir itirazımız olmayacaktı. O yüzden bu işi Gaziantep'in gaziliği üzerine getirmeyin çünkü neden getirmeyin? Bu ülkede her ilden gaziler çıkmıştır, Gaziantep de bizim için çok kıymetlidir, Şahin Beyleri biliriz. Sonuçta, bir de cumhuriyetin bu kuruluş yıllarındaki Kurtuluş Savaşı'nda müdâfaa-i hukuk geleneğinin devamı olan Cumhuriyet Halk Partisine böyle bir suçlamayı ben çok doğru bulmuyorum.
HABİBE ÖÇAL (Kahramanmaraş) - Meclis kararıyla şehre verilen unvanları kullanmayalım mı?
MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Ama geleceğim, bakın; bakın, geleceğim.
MEHMET ERDOĞAN (Gaziantep) - Siz sanat düşmanısınız.
HABİBE ÖÇAL (Kahramanmaraş) - Meclis kararıyla verilmiş bu unvanlar...
MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Bakın, geleceğim; bak, diyorum ya, ben Gaziantep'e karşı olmadığımızı nereden söylüyorum? Belediyeye diyorum konulması yanlış. Mesela Gaziantep Üniversitesine koyabilirsiniz diyorum. Yine devam ediyorum, sizinkinden hareket edelim o zaman. Mesela, hemen komşu il var, Adıyaman'da Nemrut var. Efendim, Şanlıurfa'da Göbeklitepe var, Şanlıurfa. Şimdi, her birinin ayrı talebi olur, hepsi bizim için kıymetli.
MEHMET ERDOĞAN (Gaziantep) - Olsun, ne zararı var?
MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Olsun ama mesela şube olabilir veya bakın tekrar söylüyorum: Gaziantep Üniversitesinin bünyesine koysa burada hiç kimse buna itiraz etmez, o yüzden o biraz gaziliğimizi, millî duygularımızı kullanarak hani, bizim oradaki eleştirimize başka bir açı kazandırmaya çalışmayın, bunu özellikle söylemek istiyorum.
Bir büyükşehir eliyle koca bir ülkenin bütün tarihî kültür hazinesini riske atmaktan bahsediyorum, bu iş siyaset eliyle yürümesin diyorum. Bu kadim coğrafyada bizden önce de birçok kültür var, ev sahipliği yaptı. Aslında biz burada konuşuyoruz, daha da konuşacağız, belki bizim hiçbir önerimizi dikkate almayacaksınız, olduğu gibi geçecek. Aslında, biz yine de bu döneme, bu dönemin kültür sanat hayatına verdiği zararı bir anda kayıt altına alıyoruz, yüzyıllar sonra da belki kimler özellikle de bu kültür hayatına, bu mirasımıza zarar vermiş onu göstermek istiyoruz. İnşallah, bu uyarımızı dikkate alır, buradaki bazı olması gereken şeyleri değiştirirsiniz diye bekliyorum.
Şimdi, arkadaşlar, ben size biraz önce bir örnek verdim Ankara Büyükşehirle ilgili. Ben size yine kendi ilimden... Ordu Büyükşehir Belediyesi, yine AK PARTİ'li bir Belediye Başkanımız yürütüyor. Benim bizzat şahit olup engellediğim bir olayı anlatayım. Yason Kilisesi, Yason Burnu var. Argonot efsanesinin, mitolojisinin yaşandığı yer. Topu topu 50 metreye 200 metre uzunluğunda küçücük bir okul bahçesi kadar bir yer. Ne yaptı biliyor musunuz oraya yol açmak için Büyükşehir Belediye Başkanı? Kepçe soktu arkadaşlar. Son anda gittik engelledik son kısmını; kiremitler, oradaki tarihî kalıntılar hepsi açığa çıktı. Sayın Büyükşehir Belediye Başkanı oraya gelip görünce "Hakikaten bu yanlış olmuş." dedi, durdurdu. Yani bir belediye eliyle, siyaset eliyle tarih kültür hazinesi araştırması yapılmaz diye bu iki örneği ben size söylüyorum çünkü bu işe başka şeyler girer, rant girer; bunu, biraz sonra ben başka bir güzel örnek vereceğim, orada daha iyi anlayacaksınız. Mesela, Arkeoloji Enstitüsü dediğiniz... Arkeoloji Enstitüsü Antep'te sanıyorum yedi yıldır -bu işin süreci var- devam ediyor. Fatma Şahin'in ağzından zaten biz bunu böyle duyduk. Gelecekte nasıl tahribat yapacağını şimdi bir tarafa bırakalım da bugün ne kadar tahribat yapmış en azından onu bir göstermek istiyorum. Yedi yıllık arkeoloji deneyimi Gaziantep Büyükşehir Belediyesine, bakın, şu broşürü kazandırmış. Arkadaşlar, bu broşür 2019 yılında İstanbul'da bir fuarda, stantta, Avrupa Birliği-Türkiye Anadolu Arkeolojisi ve Kültürel Miras Enstitüsü Projesi olarak tanıtıldı. Buraya dikkat edin şimdi: Bu broşürü hazırlayan, işte, bu Belediye uhdesindeki sizin Arkeoloji Enstitüsünün çalışanları yani liyakatin, bir işin esas sahiplerinin tarafından bilinmesi, yönetilmesi gerektiğinin izahı için söylemek istiyorum. Şimdi, bu fuarda en çok konuşulan bu broşür oldu biliyor musunuz? Bu broşürü gören kahkaha attı, sonra da arkeologlar gülmece dergisi gibi bu broşürden elde edip, bakıp bakıp bunu neşelenmek için kullandılar. Ben bundan elde ettim, biraz önce, bu, İstanbul'dan geldi bana, ben sizin için kolaylık yapacağım, burada yazan komik ifadeleri yani bir arkeoloğun elinden çıkması gerekirken kimlerin bunu yaptığıyla ilgili... Yedi yıllık tecrübeden bahsediyorum, yedi yıllık. Şimdi okuyacağım size: Paleolitik Çağ 400 bin değil 2,5 milyon yıl önce başladı arkadaşlar, bütün çağlarla ilgili tarihler yanlış. Ani Harabeleri, burada herkes bilir ki Kars'tadır, burada Van'da yazıyor. Nemrut Dağı, herkes bilir ki Adıyaman'da, burada Denizli'de yazıyor. Malabadi Köprüsü Batman değil Diyarbakır'dadır. Pulur Elazığ'da değil Tunceli'dedir. Karatepe Kayseri değil Osmaniye'dedir. İasos İzmir değil Muğla'da, Midas Antik Kenti Denizli değil Eskişehir'de, Afrodisias İzmir değil Aydın'da, Letoon Antik Kenti Antalya değil Muğla'dadır arkadaşlarım. Milet Denizli değil Aydın'da, Assos Antalya değil Çanakkale'de -burada Antalya'da yazıyor- Miletos yine Didim Aydın'da, Didim Antalya değil, Aydın'da. Efes Antalya'da değil, arkadaşlar, İzmir'de; hepiniz bunu biliyorsunuz.
SERKAN TOPAL (Hatay) - Yaparsa AK PARTİ yapar.
MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Hepsi bir yana, adı üstünde, Ankara Kalesi'ni Side'ye nasıl taşıdınız?
Şimdi, Osmanlı İmparatorluğu... Arkadaşlar bundan isteyen varsa size bunun bir tane de kopyasını getirdim. Osmanlı İmparatorluğu'nun İngilizcesi "The Ottoman Republic" yazılmış yani Osmanlı Cumhuriyeti. Şimdi, böyle bir şey vardı, bu aslında film bir ismi, yani bu, buradaki bir arkeoloji biliminin, sanatın en üst düzeyinde yapılan fuardaki bir yerde olmaması gerekiyor. Yine, Türkiye Cumhuriyeti, arkadaşlar, İngilizcesi "Ottoman Empire" yazılmış yani Türkiye Cumhuriyeti'ne de "Osmanlı İmparatorluğu" denmiş. Bunun gibi dünya kadar örnek var, bu içerisinde... Aslında ben şöyle baktım: Doğruları saymaya çalıştım, yüzde 80'i bunun yanlış yani hakikaten buna bakınca bir arkeoloğun gülmemesi mümkün değil, normal bir insanım, biz güldük oturduğumuz zaman. Yani bu yedi yıllık bir Büyükşehir Belediyesinin uhdesindeki enstitü faaliyeti olarak söylüyorum. Biraz önce dediğim yere gelmek istiyorum yani bu işin ehli olmayan insanların ehli olmayan yerde nasıl yönetildiği, nelerin ortaya çıkacağı için anlatıyorum. Şimdi, bu ne zamandı arkadaşlar? Bu, 2019 yılında İstanbul'daki bir fuardaydı.
Şimdi, ben size... Bununla da kalmadı arkadaşlar, Ankara'da Haziran 2022'de, daha bu yaz bir Arkeoloji Şûrası düzenlendi, değil mi? Arkeoloji camiasının çoğunun haberi yok. Bakın, bir anket yapılmış "Haberiniz var mı?" diye arkeologlara, arkeoloji camiasına; yüzde 42'sinin hiç bilgisi yok, yüzde 17'si sosyal medyadan duymuş, sadece yüzde 2,3'ünün bilgisi var. Şimdi, Profesör Doktor Mehmet Özdoğru "Dünyada böyle bir oluşum yok, bilimi tekelleştirmişsiniz." Arkeoloji Derneği buraya katılmadı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü katılmadı, Arkeoloji ve Sanat Yayınları kurucusu Arkeolog Nezih Başgelen'in çok ciddi eleştirileri var, burada "Dışlayıcı, şeffaf olmayan, kişisel ve yerel özelliklerin tercih yaptığı bir yer." olarak açıklandı. Eleştiriler üzerine Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsü 19 Haziran 2022'de bir açıklama yaptı, açıklamada enteresan iki yer var: "Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsü bir kamu tüzel kişisi değildir." Ya, kamu tüzel kişisi değilse bunu neden kamu eliyle kuruyorsunuz, kamu eliyle nasıl kuruluyor bu iş? Yani bu işin kuruluş aşamasında da sakatlıklar var. Yine diyor ki: "Enstitünün Bakanlığa ait yetkileri devraldığı doğru değildir." Şimdi, burada göreceksiniz biraz sonra maddelere geldiğimizde, birçok işi Vakıf üzerinden Enstitüye -göreceğiz, konuşuyoruz ya, bakın, işte orası diyeceğim size, geldiğimiz zaman- devrediyor hatta onu da bırakın, özel kuruluşlara, özel firmalara tamamen havale ediyor. Benim biraz önceki finansal yönetimiyle ilgili, olacak talanla ilgili... Hatta bu mirasın bile belki de kaybına yol açabilecek düzenlemeler var bu işin içerisinde. Şimdi, Kültür Bakanlığının bu işten baştan rahatsız olduğunu... Siz öyle söyleyin, siyaseten mecbursunuz ama biz biliyoruz bunu, daha sonradan, işte, bir şekilde uydurulduğunu da biliyoruz. Arkadaşlar, en acısı da ne biliyor musunuz? Bu Enstitü 2022 yılında Erzurum'da vefat eden bir defineci için taziye mesajı yayınladı. Yani definecilerin kültür mirasına bu kadar verdiği zararı bildiğiniz hâlde... Ya bu Enstitü, sosyal medya hesabından bakın...
KÜLTÜR VE TURİZM BAKAN YARDIMCISI NADİR ALPASLAN - Taziyeyi görebilir miyiz Sayın Vekilim?
MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Bunu size ulaştıracağım ben. Ben size ismini söyleyeyim, Murat Kurt definecinin ismi, bakınca bulursunuz.
Şimdi, bakın, başka da söyleyeyim arkadaşlar, o kadar çok ki yani hangi birine... Bakın, Osman Hamdi Bey'in Nemrut Dağı Kazı Raporu yeniden basıldı, değil mi? Ya, "kraliyet mezarlığı" olması gereken başlığı "Kral Mezarı" yazmışsınız. Ya, bu kadar büyük hata olur mu? Yani bu Enstitünün liyakatli kişiler tarafından yönetilememesinin sebebi bir siyaset güdümünde gitmesi. O yüzden diyoruz ki biz; Gaziantep'imizde olsun, güzel Gaziantep'imizde ama üniversite bünyesinde olsun. Mesela, diyorsunuz ki: "Başka ülkelerde var." Arkadaşlar, biz de okuyoruz, biz de araştırıyoruz. Başka ülkelerde olan hiçbiri belediye uhdesinde değil, üniversite uhdelerinde. Bir tanesi Almanya Dışişleri... Biliyoruz arkadaşlar, yapmayın. Almanya'daki Dışişleri Bakanlığı uhdesinde yani biz işte... Efendim, İngiltere'deki İzmir'e koymuş. İzmir Büyükşehir Belediyesine mi koymuş? Ya, biz belediye uhdesinde siyaset eliyle gitmesin diyoruz, biz de istiyoruz. Bakın, burada Yıldırım Başkan da söyledi. Biz istiyoruz ki mesela, bizim Anadolu coğrafyası son uğrak noktamız, son geldiğimiz nokta yani Asya'da, kocaman bir coğrafyada kültürel varlıklarımız var; araştırılsın, çıkarılsın tabii diyoruz ama diyoruz ki bunlar üniversite eliyle, yetkin kişilerle, siyaset bulaşmadan... Mimar Sinan Üniversitesi var orada veya Gaziantep Üniversitesi var, illa orada yapacaksak. Diğer, mesela, Nemrut Dağı için Adıyaman'da, Şanlıurfa'da; Assos için Çanakkale'de şubeler açın, bunlara da bir şey demiyoruz yani benim demek istediğim, bu işi götürürseniz böyle komik duruma düşersiniz ve olacak iş mi ya? Ya, Türkiye Cumhuriyeti'ne "Osmanlı İmparatorluğu" deyip de Osmanlı İmparatorluğu'na "Osmanlı Cumhuriyeti" derseniz millet size güler arkadaşlar.
Evet, şimdilik eleştirilerim bundan ibaret, yine daha sonra devam ederiz.
Teşekkür ediyorum.