| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve 62 Milletvekilinin; Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/4810) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 6 |
| Tarih | : | 09 .01.2023 |
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, değerli bürokratlar, basınımızın değerli temsilcileri, sendikalarımızın değerli temsilcileri; herkesi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, bir ülke düşünün, asgari ücret işçi tarafı temsilcilerinin mutabakatı alınmadan açlık sınırı seviyesinde belirlenmiş olsun. Bir ülke düşünün, emekli aylıkları asgari ücretin binlerce lira aşağısında kalsın. Bir ülke düşünün ki işsizler için kurulan fondan işverenler faydalansın. Bir ülke düşünün ki halkı yoksulluğa, işçileri açlığa, emeklileri ölüme mahkûm eden bir iktidar tarafından yaratılan ekonomik krizin küfesi yine halkın omzuna yüklenmiş olsun. İşte, değerli arkadaşlar, bu tablo, 2023 yılının ilk günlerinde bizim ülkemizi yansıtıyor.
Hazırlanan kanun teklifinde, kamu görevlilerinin aylık ve ücretlerinde 1 Ocak-30 Haziran 2023 arasındaki dönem için, enflasyon farkı dâhil uygulanması öngörülen artış oranının yüzde 30 olarak uygulanmasının 5510 sayılı Kanun'un 4'üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamında ödenen gelir ve aylıklarında yüzde 30 oranında artırılmasının amaçlandığı belirtilmektedir. Buna paralel olarak da yaşlılık, malullük, ölüm aylığı almakta olan emeklilerin ve hak sahiplerinin dosya bazında 3.500 TL olarak öngörülen aylık asgari ödeme tutarının 5.500 TL'ye yükseltilmesi teklif edilmektedir.
Bu teklif henüz Meclise sunulmadan önce yapılan grup toplantısı sonrası partili Cumhurbaşkanı tarafından emekli aylıkları zam oranı yüzde 25 olarak açıklanmış, bir başka sabah Cumhurbaşkanı rüyasında kazandıran rakamları görmüş olacak ki yüzde 30'a çıkarılmıştır. Küçük bir bakkal dükkânı işletirken dahi böylesine keyfî kararlar alınamayacağı açıkken bilimsel hiçbir temeli olmayan bu açıklamalar keyfî bir yönetim anlayışının, ülkenin sosyal tarafları yok sayılarak "Ben, kendim ve şahsım" tarafından yönetildiğinin ispatıdır.
Değerli milletvekilleri, en düşük emekli aylığının 5.500 TL'ye çıkarılması, hâlihazırda 3.500 TL'nin üzerinde aylık alanlar açısından bir anlam ifade etmemektedir. Örneğin, 2022 Aralık ayında, asgari emekli aylığının üzerinde 4.300 TL aylık alan bir emeklinin aylığına bahse konu yüzde 30 zam oranı uygulandığında 5.590 TL'ye yükselecektir. Bu durumda, en düşük emekli aylığının 5.500 TL'ye yükseltilmesi sonucu bu emeklinin alacağı zam miktarı yalnızca 90 TL olacaktır. Aynı şekilde, bu uygulama, hâlihazırda aylığı 4.230 TL olan bir emeklinin ise herhangi bir zam alamamasına yol açacaktır. Ne var ki temel görevlerinden biri de emeklilerin sesine kulak vererek ekonomik ve toplumsal politikalar geliştirmek, emeklilerin yıllar boyu verdiği emeklerinin karşılığını almalarını sağlamak olanlar, bir kez daha sosyal devletin sosyal niteliğini ortadan kaldırmakla meşgul olmaktadır. Oysa yapılması gerekenler bellidir. Yirmi bir yıl önce asgari ücretin yüzde 40 fazlası olan en düşük emekli aylıklarının AKP iktidarı süresince asgari ücretin yüzde 35 altına kadar düştüğünü görerek, emeklilerin aylıklarında kapsamlı ve refahı artıracak bir düzenleme yaşama geçirilmelidir. Bu düzenlemenin yolu, ilk olarak emeklileri açlık sınırının altındaki aylık ve yoksulluk çatısı altında birleştirecek bu kanun teklifinden değil, en düşük emekli aylığının asgari ücret seviyesine çekilmesinden geçmektedir. En düşük emekli aylığının asgari ücrete çekilmesi durumunda gerçekleşecek olan zam oranının ise tüm emekli aylıklarına yansıtılması, emeklileri yoksullukta değil refahta birleştirmenin birinci koşuludur.
İkinci olarak, emeklilik sisteminin en büyük sorunu olan intibak sorunu bir an önce çözülmelidir. 2000 yılı sonrası emekli olanların prim ödeme gün sayıları ve çalışma süreleri eşit olmasına karşın, 2000 yılı öncesinde emekli olanlardan farklı emeklilik koşullarına ve farklı aylıklara sahip olması emekliler arasında büyük bir eşitsizliğe neden olmaktadır. Yarattığınız sistem bir yandan emeklileri yoksullaştırırken diğer yandan emekliler arasındaki adaletsizliği de derinleştirmektedir. İntibak yasası çıkarılmadığı sürece, tüm emeklilerin asgari yaşam standartlarına kavuşması mümkün değildir.
Üçüncü olarak, emeklilerin bayram ikramiyeleri güncellenmelidir. Hem asgari ücret hem de gerçek enflasyon karşısında hiçbir anlamı kalmamış olan emekli bayram ikramiyelerinin, açıklanan resmî enflasyon oranlarından dahi etkilenmeden 1.100 lira olarak ödenmeye devam edilmesi kabul edilebilir değildir. İğneden ipliğe yapılan zamlar karşısında zamdan etkilenmeyen yalnızca emeklilerin ikramiyeleri olmuştur.
Değerli milletvekilleri, görüyoruz ki bir kez daha ülkenin ekonomik gerçekliğinden tümüyle uzak bir enflasyon oranı ve 3-5 puanlık bir refah payıyla ile emeklilerin yeni zam oranları müjdelenmek istenmektedir. Sesleniyoruz: Hazine katkılarıyla, resmî enflasyon oranlarınızla "Bu da bizden olsun." diyerek verdiğiniz 3-5 puanlık refah paylarıyla emeklilere müjdelediğiniz yoksulluktur, açlıktır, zulümdür. Emekliler geçinememekte, barınamamakta, sağlık hizmetlerine erişememektedir. 7 milyon emeklinin çalışmak zorunda kaldığı bir ülkede, emekliler asgari ücretin katbekat altındaki aylıklarıyla yaşam mücadelesi veriyorsa, emekliler kara kışın kapıyı çaldığı bugünlerde kışı soğukta ve karanlıkta geçiriyorsa bu ülkenin iktidarı emeklileri hak sahibi yurttaş olarak görmüyor demektir. Kendileri ve aileleriyle birlikte insan onuruna yaraşır bir yaşam için gereken aylıkları talep eden 14 milyon emekli ve hak sahibi yurttaş yalnız değildir, haksız da değildir Emekliler, cumhuriyetin 2'nci yüzyılında onur, eşitlik ve refah kavramlarıyla anılacaktır.
Değerli milletvekilleri, teklif, işverenlerin iş gücü maliyetlerini düşürerek istihdamı korumaları ve artırmalarını desteklemek amacıyla 5510 sayılı Kanun'a geçici madde eklenerek, 2023 yılı Ocak ile Haziran aylarında finansmanı İşsizlik Sigortası Fonu'ndan karşılanacak şekilde ödeyecekleri sigorta priminden mahsup edilerek aylık 400 TL asgari ücret sağlanması yönündedir.
Sayın vekiller, milletvekillerine, sendikalara, işçilere, emekçilere, uzmanlara kulaklarınızı tıkadığınız yetmedi mi? Daha dün bütçe görüşmelerinde, İşsizlik Sigortası Fonu'nun amacının işsizlere işsiz kaldıkları dönem için bütçe ayrılması olduğunu sizlere defalarca hatırlatmadık mı? İşsizlik Sigortası Fonu'ndan işverenlere yapılan teşvik ve destek ödemelerinin işçilere yapılan nakdî ücret desteğinin 3 katına tekabül etmiş, işsizlik ödeneklerinin 4 katına çıkmış olması sosyal devlet mantığına, akla hayale sığıyor mu? Hâlihazırda İşsizlik Sigortası Fonu'na katkılarından çok daha fazlasını teşvik ve destek ödemeleri olarak alan işverenlere yapılan asgari ücret desteğini arttırmak, iktidarın açıkça taraf olduğunu beyan etmesi anlamına gelmektedir. Sesleniyoruz, bizler de tarafız. Biz, İşsizlik Sigortası Fonu'nu işverene destek fonuna dönüştürenlerin hesabını mahşere bırakmayacak halkın tarafındayız. Cumhuriyetin 2'nci yüzyılında İşsizlik Sigortası Fonu amacına uygun kullanılacak, daha da önemlisi Türkiye işsizlikle anılmayacaktır.
Değerli milletvekilleri, teklifte 5510 sayılı Kanun'a geçici madde eklenerek, coronavirüs salgını nedeniyle yapılan kısa çalışma ödeneklerindeki hatalı işlemlerden dolayı hizmetleri kuruma eksik bildirilen sigortalıların hizmetlerinin fiilî durumuna getirilmesi öngörülmektedir. Soruyoruz: Kuruma eksik bildirilen sigortalıların hizmetlerinin fiilî duruma getirilmesini amaçlayan bir teklif nasıl olur da kendisini eksik bırakır? Bu teklif eksiktir, kusurludur. Coronavirüs salgını nedeniyle ücretsiz izne ayrılmak zorunda kalan işçilerin borçluluğunu dolduracak hiçbir adım atılmamıştır. Her düzenlemede olduğu gibi bu teklif de ayrımcılık ve eşitsizlik üzerine inşa edilmiştir. Önergemizi de vereceğiz Komisyon çalışmaları sonunda, işçilerin kısa çalışma ödeneği aldığı dönemler için fiilî hizmetlerinin, o dönem çalışmalarının mutlaka İşsizlik Sigortası Fonu'ndan yatırılması yönünde önergemiz olacak, bunu da dikkatinize sunmak istiyorum.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Teşekkür ediyorum.
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Başkanım, bitirebilir miyim?
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Buyurun.
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Sigortalıların hak kaybını önlemenin yolu, hem işçilerin kısa çalışma ödeneği alırken bildirilen sürelerine hem de pandemi süresinde ücretsiz izne ayrılmak zorunda kalanların ücretsiz izin sürelerine ilişkin hizmet borçlanması yoluyla prim ödeme hakkının tanınmasından geçmektedir ama öncelikli esas, primlerinin devlet tarafından, İşsizlik Fonu'ndan ödenmesidir.
Değerli milletvekilleri, kanun teklifinde amaçlar, çalışanların ve emeklilerin refah düzeyinin yükseltilmesi, istihdamın korunması ve artırılması olarak sıralanmıştır. Ne var ki teklifin içeriği amacından uzaktır, yanlıdır, eksiktir. İktidar ekonomik krizin küfesini işçinin, emekçilerin, emeklinin sırtına yüklemekte ısrarcıysa, işçi, emekçi ve emekli de iktidara direniş olmakta kararlıdır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Bir cümleyle tamamlayın, bitti süreniz.
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Bitiriyorum Başkanım, müsaade edin, son cümlelerim.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Buyurun, peki.
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - İşçilerin, emekçilerin, emeklilerin kemerini daha da sıkarken sermayeninkini gevşetenlerin dönemi sona erecektir. Kanun tekliflerinin de, kanunların da işçiler, emekçiler, emekliler için yapılacağı, olması gerekenin yaşama geçirileceği yarınlarda buluşmak üzere diyor ve bir kez daha hatırlatmak istiyorum: Biz de tarafız; işçiden tarafız, emekçiden tarafız, emekliden tarafız; biz halktan, halk için bütçeden, halk için kanundan tarafız, halkın emeğinden geçinenleri insan onuruna yaraşır yaşam hakkına göz dikenleri tarihin tozlu sayfalarına mahkûm edeceğiz.
Teşekkürler Başkanım.