KOMİSYON KONUŞMASI

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Teşekkür ederim Müzeyyen Hanım'a.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Rica ederim.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Vallahi, Başkanım, Müzeyyen Hanım'a teşekkür ediyorum, size demedim çünkü yolda gelirken söz verdiniz "Sizle başlayacağım." diye ama mikrofonu açmadınız daha.

AHMET VEHBİ BAKIRLIOĞLU (Manisa) - Ağabey, hakkını gasbettiysem kusura bakma.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Bekliyorum Başkanım, yine de söz vermiyorsunuz.

BAŞKAN ZİYA ALTUNYALDIZ - Buyurun.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Bir keramet var sizde bugün.

Teşekkür ediyorum, herkes afiyet olsun, iyi akşamlar diliyorum hepinize.

Şimdi, sabahtan beri yoğun bir tempoyla geçiyoruz. Öncelikle, bugün...

BAŞKAN ZİYA ALTUNYALDIZ - Arkadaşlardan rica edeyim, mümkün olduğunca tekrarlardan kaçınalım.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Kaçacağız Başkanım.

BAŞKAN ZİYA ALTUNYALDIZ - Teşekkürler.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Öncelikle, 1'inci maddeyle ilgili, zeytinle ilgili Akbelen'i görmüş bir kardeşiniz olarak, oradaki o köylülerle beraber o havayı solumuş biri olarak ben mutlu oldum ama inşallah, diğer arkadaşlarımın ifade ettiği gibi tekrar önümüze gelmez. Temcit pilavı gibi bu tekrar tekrar geliyor, 9 defa oldu; yine, aynı şekilde Maden Kanunu 4 defa önümüze geldi. Yani ben anlamadım gitti, daha yeni milletvekiliyim ama boyuna hep aynı kanunların etrafında dönüyoruz.

Şimdi, değerli arkadaşlar, 1'inci maddeyi geçtik, emeği geçenlere teşekkür ediyorum çünkü oradaki insanların bütün geçim kaynağı o zeytin ağaçlarıydı. Hatırlarsınız Kızılderililerin bir sözü vardı: "Son balık yok olduktan sonra, son kuş öldükten sonra, sular bittikten sonra hepimiz pişman olacağız." Onun için, tarımın bitmemesi için, üretimin bitmemesi için... Pandemiden çıkan bir ülke olarak -dünya da aynı şekilde- gıdanın ne kadar önemli olduğu ön plandayken böyle bir kanun teklifinin tekrar gelmesi bizi derinden üzmüştür ama inşallah bir daha gelmez diyoruz.

2'nci maddeyle ilgili görüşlerimi belirtmek istiyorum. Fahri Bey, benim aynı zamanda yakın dostum, komşum kendisi. Dün akşam da ifade ettim, şimdi, değerli arkadaşlar 2 tane idare mahkemesinin kararı var elimde. Neresiyle ilgili? Şu 18 tane var ya liman; Tekirdağ limanıyla ilgili. Arkadaşlar "Neden bağırıyorsun." diyor, içim acıdığı için bağırıyorum. Gidelim, Tekirdağ'daki sahilin hâlini bir görün. Geçtiğimiz günlerde Samsun'da yangın vardı, yine Ceyport'un limanıydı ve kimyasal depolarıyla beraber, bütün depoyla birlikte sahil talan edildi.

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Başkanlığının, Tekirdağ Bölge İdare Mahkemesinde 2021/981 esas numaralı bir kararı vardı; müdahil olanlar Ceyport Tekirdağ Uluslararası Liman İşletmesi, karşı davalı olan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve alınan karar, verilen ÇED raporunun mahkeme bitene kadar durdurulmasıydı. Ama durmadılar, alanı talan ettiler ve gelişigüzel denizi doldurdular, inşaat yaptılar ve geçtiğimiz günlerde de esas numarası 2021/981'in karar numarası 2022/1110'la da kesin karar çıktı. ÇED raporu iptal oldu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı "ÇED Olumlu" veriyor. Ama Ankara'dan Tekirdağ görünmüyor arkadaşlar, biz Ankara'dan tüm Türkiye'yi yönetmeye çalışıyoruz; oradaki insanların ne eziyet çektiğini, ne sıkıntı çektiğini bilmiyorlar. Gelinen noktada ne adalet dinleyen var ne kanun dinleyen var ne nizam dinleyen var. Ya, böyle hukuksuz bir cumhuriyet olur mu ya? Burada bölge idare mahkemesinin yürütme durdurma kararı var, ona rağmen Ceyport Limanı alanı doldurdu. ÇED raporunun mahkeme kararı sonuçlanana kadar diyor ki: "Hiçbir işlem yapmayın çünkü tanzimi bir daha kurtulamayacak işlemler yapabilirsiniz, inşaatlar yapabilirsiniz." Evet, liman sahasını da doldurdu, geldi, arka tarafta Adalet Bakanlığı ve bir sürü yer de kaldı ve 2022/1110 sayılı verilen kararla beraber ÇED bitti. Şimdi, ne olacak; size soruyorum.

Şimdi, ÇED iptal oldu çünkü orada 7 tane madde saymış mahkeme, diyor ki: "Çevresel etki değerlendirme yönetmeliği kapasite artışları 20'nci maddesi 'ÇED Olumlu' veya 'ÇED Gerekli Değildir' kararı bulunan projelerde proje artışı, kapasite artışı, genişlemenin planlaması ve planlanan projelerin mevcut esaslara göre alınması gerekiyordur." ve evet, arkadaşlar, en önemli madde "İnsan sağlığı ve çevreye vereceği zararlar..." diyor. Şimdi, burada hangi arkadaşımız Tekirdağ'daki o limanın yapmış olduğu uygulamadan haberi var? Orada Tekirdağlı insanlarımız yaşıyor, benim seçmenlerim yaşıyor, ben yaşıyorum.

2'nci maddede diyor ki: "Çevresel titreşim hakkında da akustik raporla beraber hiçbir şey yapmamışlar." Çünkü ne olduğu belli olmayan, hiçbir çalışma yapmadan, langır lungur gelişigüzel bir yapılaşma oldu. Yine, katı atık ve sıvı atık miktarlarını bertaraf konusunda kümülatif hesaplamanın yapılmadığı, dolayısıyla eksik işler tesis edildiği, mevzuat açısından uygun olmadığı, çevre üzerinde de insan sağlığına vereceği zararların bulunduğunu tespit etmiş; ben etmedim, mahkeme diyor.

Yine, devam ediyorum: "Yerleşim alanları üzerindeki etkinin değerlendirilmesinde de ilgili mevzuat esas risk puan aralıklarına ilişkin değerlendirmelerin yapılarak sağlık koruma bandı mesafelerinin de belirlenmediği..." Arkadaşlar, orada insanlar yaşıyor; bakınız, tedbir almamışlar yine. Onu da geçiyorum, limanın ön arka tarafında bir sürü kamu kurum kuruluşu var, oraya gelişigüzel silolar yapıldı, kimyasallar depolanacak; normal depolarla beraber denizi doldurdun. Ya, nizam var diyoruz, o da yine aynı şekilde ve birçok tesisin önü kapatılıyor.

Bitmiyor, 6'ncı madde diyor ki: "Projenin trafik ulaşım durumu üzerinde de etkilerinin değerlendirilmediği söz konusu." Ya, ne trafiğe ne insana hiç kimseye değer verilmemiş. Ondan sonra nihai ÇED raporunda -en önemlisi de burası- aktif faylar ve depremsellik açısından da hiçbir çalışma yapılmamış, altyapı soruşturması yapılmadan oraya inşaat yapıldı.

Şimdi, soruyorum size: Tekirdağ'daki vatandaşları bu dinamitin üstünde oturtmaktan mutlu musunuz arkadaşlar?

Neden bağırdım? İşte, ben koca gün bunun için bağırdım burada çünkü burada biz karar alıyoruz ama Mersin'de ne var, Samsun'da ne var, Tekirdağ'da ne var, Edirne'de ne var; hiç kimsenin haberi yok, biz sadece birileri için kanun çıkartıyoruz. Arkadaşlar, burada kanunu dinlemeyen Ceyport Limanı sahipleri var. Ya, Ali Bey demiş ki: "ÇED raporu sonuçlanana kadar hiçbir işlem yapmayın." Buyurun gelin, hepinizi tekrardan misafir edeyim, benim davetlim olarak gelin. Oradaki o yapılan binaları gördükten sonra hepinizin aklı şaşar kardeşim. İçim yanıyor çünkü bunu Sayın Şentop Başkan'a da söyledim, dedim ki: Bak yanlış yapılıyor. Ve şimdi bir de kalkıyoruz, uzatıyoruz arkadaşlar, neyi uzatıyorsunuz ya? Adam zaten kanun nizam dinlemiyor, hukuk dinlemiyor. O zaman muz cumhuriyetinde mi yaşıyoruz bizler? Şimdi, mahkeme kararı burada, elimde, 2 tane; verebilirim. Şimdi, bu 2 karara istinaden kesinleşmiş, temyiz açıklıyor ve kadar "Kapalı." diyor arkadaşlar. Şimdi, size soruyorum: Biz ne yapacağız? Evet, biz ne yapacağız? Oradaki yaşlı insanlara yazık günah değil mi Sayın Elitaş? Şimdi, bu insanların yaşam hakkı yok mu? Temiz hava, temiz çevre ihtiyacı, yaşam hakkı değil mi bu insanların, anayasal hakları değil mi? Her şey para mı arkadaşlar? Ve buradaki süreç içerisinde yapılan işlemleri görseniz dersiniz ki: "Ne oluyor?" Talan ediyor, talan, talan.

Sayın Başkan, toparlıyorum.

BAŞKAN ZİYA ALTUNYALDIZ - Lütfen, teşekkür ederim.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Arkadaşlar, yine Anayasa Mahkemesinden döneceğine ben adım kadar eminim ama biz, kanun yapıcıları olarak halkımızı düşünmemiz lazım, vatandaşlarımızı düşünmemiz lazım, insanlarımızın geleceğini, çocuklarımızın geleceğini bizim karartmamamız lazım. Alacağımız kararlarda bizim elli yüz yıllık projemizin, projeksiyonumuzun olması gerekiyor. Bugünü düşünmeyeceğiz, birilerine yaranmayacağız, birileri için kanun yapmamamız gerekiyor. Yarın, bizler, gideceğiz ama biz gittikten sonra gelenler, bizim arkamızdan beddua okumasınlar.

Ben, Tekirdağ Milletvekiliyim ve işte dönemin sonuna geldik. Bu dönem içerisinde bunu hep dile getirdim, dile getirmeye devam ediyorum ve onunla beraber yine Mersin'deki bir yat liman işletmecisi de geldi, balıkçı barınağına kadar aynı yeri kapatmaya çalışmıştı, zar zor onu çözdük. Ya arkadaşlar, Ankara'dan işi çözüyoruz, taşradakilerin ne hâli varsa görsün; bu zihniyetin değişmesi lazım. Taşradaki insanların yaşam hakkı olduğunu bizim bilmemiz gerekiyor, buna göre karar almamız gerekiyor ve sizden benim istirhamım Sayın Elitaş, arkadaşlarla oturarak yine değerli hemşehrim -komşum daha doğrusu, komşum diyorum çünkü karşı karşıyayız aynı apartmanda- komşumun da desteğiyle beraber şu limanları da tekrar çekin, bizi Anayasa Mahkemesine götürmeyin diyoruz ve elinizi vicdanınıza koyun. Gelin Tekirdağ'da sizi misafir edeyim. Oradaki yapılan talanı görün. Ondan sonra...

BAŞKAN ZİYA ALTUNYALDIZ - Teşekkür ediyoruz.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Sayın Başkanım, bitiriyorum.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Orada da bağırır çağırırsın bize sen.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Sayın Başkanım, biz ev sahipliği yapma konusunda misafirimiz baş tacımız ama ben, Sayın Başkan, buradaki arkadaşlarımla ve milletvekili arkadaşlarımla ıslandım, hiç de gocunmuyorum. O insanlar Muğla'dan kalkmışlar İkizce'den, Akbelen'den buraya gelmişler. Bu bağlamda bu kanun maddesinde bu 2'nci maddeyi de değerlendirirseniz yol yakınken.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Tahsin Tarhan ne kadar kibarca konuştu, Sayın Kenanoğlu da konuştu aynı şekilde, hiç birisi de kürsüye saldırmadı. Konuşma işini çözün, bağırarak değil.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Sayın Başkan, 1 milyon 180 bin vatandaşımın hakkını arıyorum burada Tekirdağ olarak, benim canım yanıyor. Aynı şekilde, 17 tane ilde de ve Türkiye'nin geleceğini ipotek ettirmek bizim harcımız değildir diyorum.

BAŞKAN ZİYA ALTUNYALDIZ - Özetleyin.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Sizin de bu bağlamda hareket edeceğinizi düşünüyorum.

Saygılar sunuyorum, teşekkür ederim.

Tercih sizin.

BAŞKAN ZİYA ALTUNYALDIZ - Teşekkürler.

Kani Bey, lütfen kısa ve öz.

KANİ BEKO (İzmir) - Yok.

BAŞKAN ZİYA ALTUNYALDIZ - Yok, uzun olmaz. Gerçekten uzun olmasın, çünkü süre gerekiyor.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Dört buçuk yıldır milletvekilisiniz epey de konuştunuz artık hâlâ bağırmadan konuşacağınızı öğrenmeniz lazım.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Sayın Başkan, eğer sözünü alamazsak, gereğini yapman gerekir. Hakkını arayacaksın, hakkını aramazsan yok olur gidersin. Hakkını arayacaksın.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Ya, kavga yeri, dövme yeri değil burası. Burası konuşma yeri, konuşma.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Burada Sayın Başkana geldim ben, rica ettim.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Komisyon üyelerine saldırman gereksiz, siz gelip saldırıyorsunuz.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - O zaman doğru dürüst kanun teklifi getirin, beraber geçirelim.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Komisyon üyeleri niye geliyor buraya, kürsüye?

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - E-ticaretle ilgili anlaştık ama siz bozdunuz yine.

BAŞKAN ZİYA ALTUNYALDIZ - Evet, müsaade eder misiniz? Kani Bey, konuşuyor.

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Çok kısa bitiriyorum.

E-ticaret Kanunu'nu hatırlarsanız, ben de grup yöneticisi olarak o akşam nöbetçiydim, dedik ki: Muş'un getirmiş olduğu o Ticaret Kanunu bu şekilde yirmi dakikada geçecekti ama sizin operasyonunuzla ertesi güne kaldı. Yapmayın, gece operasyonu yapmayın bundan sonra demek ki anlaşılabiliyormuş.