KOMİSYON KONUŞMASI

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Sayın Başkan, Sayın Bakan, değerli hazırun; bütçe görüşmelerinin son gününe geldik, 21 Ekim tarihinde yine Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısının sunumuyla başlayan bütçe müzakereleri her gün ayrı bir bakanlığın veya kurumun bütçelerinin üzerinde yaptığımız müzakerelerle bugüne erişti. Bugün de bir sonraki güne mesai saatimiz kayabilir ama görüşmelerin tamamlanacağı anlaşılmaktadır. Her şeyden önce, bu görüşme takviminin bütçenin şekillenmesine ve ülkemizin geleceğine faydalı katkılar sağlamış olmasını temenni ederim. Rakamlar değişmese bile görüş alışverişinin elbette faydalı olacağını, bugüne değilse de yarına katkı sağlayacağını düşünebiliriz.

Değerli arkadaşlar, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi veya başkanlık sistemi veya başka bir isimle, hangi isimle olursa olsun bu yeni içinde bulunduğumuz hükûmet sistemi gerçekten başarılı olamamıştır. Verilere baktığımız zaman, yürürlüğe girdiği günden bugüne kadar sürekli başarısız olmuş, başarısızlıklarını egale etmiş ve bugüne gelmiş bir Hükûmetten ve bu Hükûmetin icrai faaliyet yaptığı sistemden söz ediyoruz. Aslında, faydalı mıydı, zararlı mıydı tartışmalarını da çok anlamlı bulmuyorum çünkü uzun iktidar döneminden sonra aslında böylesine bir rejim değişikliğinin sadece 2 amacı vardı yani ismine ne derseniz deyin, onlar kamuflajdan ibaret. Bu değişikliğin yani 2017'deki Anayasa değişikliğinin, Anayasa değişikliğiyle gelen sistemin ortaya çıkışındaki 2 amaçtan 1'incisi: Hükûmet edenlerin mutlak yetki sahibi olma arzuları vardı, iradeleri vardı. Parlamenter demokrasinin denge denetim mekanizmaları içerisinde kendilerini rahat hissetmeyen veya bireysel anlamda ulaşmak istedikleri yerlere ulaşamayan mevcut iktidar, yetkilerini genişletme ihtiyacı duymuştur ve merkezîleştirme ihtiyacı duymuştur ve bu değişiklik, rejim değişikliği buradan ortaya çıkmıştır. 2'nci nedeni ise: Hem çok yetkili olmak istemiştir mevcut iktidar, Hükûmet hem de çok sorumsuz ve sorgulanamaz olmak istemiştir. Bu 2'nci amacını da Anayasa değişikliği sırasında sağlamıştır. Sorgulanamaz olma isteğini anlamak kolaydır, her hükûmet eden, ülkenin parasını ve ülkenin devlet gücünü kullananlar hep yetkili olmak istemişlerdir ama aynı zamanda da sorumsuz olmak istemişlerdir. Bu sorumsuzluk hem daha rahat hareket etmeyi hem de yaptığı yanlışlardan dolayı hesap vermemeyi sağlama özelliğine sahiptir. Nitekim, Meclisin denetim fonksiyonlarından bir kısmı kaldırılmıştır gensoru, sözlü soru önergesi gibi; diğer taraftan, soruşturma önergesi fiilen yapılamaz hâle getirilmiştir ve böylece hükûmet edenler hem sorgulanamaz hem de devasa yetkileri olan kişiler hâline dönüşmüştür. Bu Anayasa değişikliğinin bunun dışındaki bir boyutla tartışılmasını da hiç anlamlı bulmadığımı belirtmek istiyorum ama bu değişiklik birilerine bireysel rahatlık, imtiyaz ve güç sağlamış olabilir, "Ülkeye ne sağladı?" diye bakarsanız, ülkeye sadece zarar vermiştir. Kamu menfaatlerinin öncelendiği bir Türkiye değil kişisel, bireysel menfaatlerin, çıkarların öncelendiği bir Türkiye ortaya çıkmıştır. Bütün ekonomik göstergeler bozulmuştur o günden bugüne kadar "Şu ekonomik gösterge de iyiye doğru gitti." diye gösterilebilecek hiçbir rakam bulamazsınız.

Bakın, "Sefalet Endeksi" diye bir şey var; bu, son zamanlarda ortaya çıkmış bir endekstir. Önce enflasyon ve işsizliğin toplamını almak suretiyle bu endeksi belirliyorlardı fakat son yıllarda bunda bazı gelişmeler sağladılar, bazı indirimler ve ilaveler yapmak suretiyle yeniden şekillendirdiler. Örneğin büyüme oranlarını da bu endeksteki olumsuz göstergelerin olumsuzluğunu azaltmak için kullanılan bir rakam olarak ele aldılar ve ortaya bu Sefalet Endeksi çıktı. Yaygın bir kullanımı var, dünyadaki ülkelerin nereden nereye geldiğini anlatmak için değişik vesilelerle kullanılıyor. Şu anda geldiğimiz nokta Sefalet Endeksi'nde Türkiye, Arjantin'i de geçmiş, dünya şampiyonu olmuş vaziyettedir ve sürekli bozuluyor bu Sefalet Endeksi, sürekli bozuluyor. 2017'de 26 iken 2018'de 47, 2021'de 60 ve 2022 itibarıyla da 99,5 yani rakamlar arttıkça endeks kötüyü gösteriyor ve bu oran, bu rakam gerçekten Türkiye'de "sefalet" kavramıyla ifade edeceğimiz her şeyi kavrıyor ve Türkiye'nin gidişatının sürekli bozulduğunu ve hiç de iyiye gitmediğini gösteriyor. Bunun, rejimle bir bağlantısı var mı acaba? Mutlak surette vardır. Denge denetim mekanizmasının olmadığı bir ortamda, bireysel aklın ön plana çıktığı bir ortamda bu tür göstergeler elbette ki kötüye doğru gidişin aynı zamanda idare edildiğimiz rejimle, sistemle bağlantısı olduğunu da göstermektedir.

Şimdi, bakın bu dönemde ortaya atılan "yeni bir ekonomik model" diye lanse edilen, üzerine övgüler yağdırılarak başlatılan politika bu sistemin de bir uzantısı olarak -çünkü bireysel emirle ortaya çıkan bir politikadır- Türkiye'de hedeflediği şeyin tam tersini ortaya çıkarmıştır. Nedir geçen sene eylül, ekim ayından itibaren uygulanmaya başlayan ekonomik model? "Faizleri azaltacağız." İşte, geçenlerde de yüzde 9'a düştü, tek rakamlı hâle getirildi ama bu faizlerin azaltıldığı anlamına gelmiyor tabii. Bu Hükûmetin "Faizleri indireceğiz, faizi düşüreceğiz." dediği şey politika faizini düşürmektir. "Politika faizi" dediğimiz şey ise Merkez Bankasının bankalara verdiği paradaki faiz. Yoksa onun dışındaki faizleri ifade etmiyor. Bu politika faizi düşürüldü "Faizle mücadele ediyoruz." diyen Hükûmet maalesef tam faizci bir hükümet olduğunu göstermiştir. Devletin iç borçlarına bakıyoruz, tarihte hiçbir zaman faiz anaparayı geçmediği hâlde bu Hükûmet geçen nisan ayından itibaren iç borç faizlerinin anaparayı geçtiği bir noktaya getirmiştir Türkiye'yi. Eski yıllara bakın hep anapara faizinden daha fazladır. Bu Hükûmet, bu iktidar döneminde de öyledir ama ilk defa Nisan 2022'de bir baktık ki iç borç anapara miktarı 1 trilyon 483 milyar iken faizler bunu aşmış, 1 trilyon 743 milyar olmuş ve o günden bugüne de devam ediyor. Geçen kasım ayında faiz-anapara ilişkisine baktığımızda yıllık anapara artışı kasımdan kasıma 595 milyar lirayken faizdeki artış 1 trilyon 783 milyar olmuştur. Yani anapara yüzde 49, iç borç faizleri ise yüzde 228 artmıştır. Hani faizle mücadele ediyordunuz, politikanızın özü, özeti ve merkezi buydu? Faizle mücadele ettiğini söyleyen bir hükümet ortaya bu kadar devasa boyutlarda faizi nasıl çıkarır, nasıl üretir? Demek ki söylediğiniz doğru değil, doğru olmayan bir şey söylüyorsunuz.

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Süreniz bir dakikayı aşmış, dalmışım doğrusu.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Bir dakika sürem var gözüküyor.

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Yok, yok, aşmışsınız bir dakikadan fazla. Son, bir hayırlı olsun derseniz memnun olurum.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Yani işin özeti, hem sistem olarak hem de politikalar olarak ülkeye zarar verecek bir tabloyla karşı karşıyayız ama umut ederim ki kara günler kısa zamanda tükenir ve biter, Türkiye aydınlığa koşar.

Hepinize saygılar sunuyorum ve bütçenin hayırlı olmasını diliyorum.