KOMİSYON KONUŞMASI

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Sayın Başkan, Sayın Bakan, değerli milletvekilleri, değerli bürokratlar, basın mensupları; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Bakan sunuşu sırasında, Antakya künefesi konusunda önemli bir gelişme olduğunu, Avrupa Komisyonu resmî gazetesinde ilan edilerek Avrupa'da tescil aşamasına geldiğini ifade etmişlerdir. Günaydın Sayın Bakan! Yeni mi uyandınız, yeni mi hatırladınız? Sizin devriiktidarınızda, Yunanistan ne kadar Türk ürünü varsa bu dediğiniz tescili kendi adına yaptırdı. Bugün tescil edilen baklava "Yunan baklavası", döner "Yunan döneri", Türk kahvesi...

OTURUM BAŞKANI ABDULLAH NEJAT KOÇER - Sayın Şener, burada, ben bir düzeltme yapabilir miyim?

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Neyi düzelteceksiniz?

OTURUM BAŞKANI ABDULLAH NEJAT KOÇER - Tescil, Gaziantep'e ait ve benim Başkanlık dönemimde Avrupa Birliği tescilini aldık; Yunanistan'da değil.

YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - "Baklava"yı çıkaralım.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Tamam, baklavayı aldıysanız sizi Oda Başkanı olarak kutluyorum ama Hükûmeti değil.

OTURUM BAŞKANI ABDULLAH NEJAT KOÇER - Teşekkür ederim, eyvallah.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Türk kahvesi, yoğurt... Yoğurt ya! "Türk yoğurdu" diye satmak mümkün değil, "Yunan yoğurdu" yazıyor hepsinin üzerinde. Tavla. Tavlayı bile kaptırdınız, "Künefeyi kurtardık." diye övünüyorsunuz ama Gaziantep Ticaret Odası sizden önce baklavayı kurtarmış zaten.

Değerli arkadaşlar, şimdi bakıyorum, "Şunu yaptık, bunu yaptık, teknolojiyi şöyle ilerlettik, böyle geliştirdik." Rakamlara bakıyorum, rakamlar bunu doğrulamıyor. Nasıl doğrulamıyor? Bakıyorsunuz, dış ticaret açığı 105 milyar dolarla 2022 sonu itibarıyla tarihi rekor kırmış. Geçmiş yıllarda bu kadar yüksek bir dış ticaret açığı yok veya cari açığa bakıyorsunuz 47 milyar dolar olmuş yıl sonu itibarıyla, geçen sene 13 milyar dolar ve bu da büyük, rekor cari açıklardan biri. Eylül ayında verilen rakamlara göre ihracatın içerisinde ileri teknoloji ürünlerine bakıyorsunuz 2,6. Bu kadar çok teknoloji geliştirdiniz de bu ne hâldir ya? Bu ne hâldir?

Sonra, otomobil. Evet, Türkiye'de üretilen, başka isimlerle üretilen çok sayıda otomobil var, yeni bir otomobilimizin daha olmasından mutluluk duyarız, onun için olumlu bakıyorum ben ama şunu bilmemiz lazım ki bir otomobilin üretimi bir kişinin icat ettiği, bulduğu bir şey değil, 100 binin üzerinde patentle birlikte oluşmuş bir gelişmedir teknolojik olarak ama bu "otomobil" dediğiniz şey 20'nci yüzyılın başlarında yeryüzünde dolaşmaya başlamış, yüz, yüz yirmi yıl sonra, otomobil ürettiğimizi söylemek çağı yakaladığımız anlamına gelmiyor, o kadar büyük bir anlam taşımıyor ama bununla birlikte yerli olarak ne üretilirse biz onunla onur duyarız, gurur duyarız ama "küresel rekabet" dediğiniz şey aynı zamanda ileri teknoloji, en ileri teknoloji demektir. Dünya bir adım gidiyorsa, siz yarım adım giderseniz geride kalırsınız. "Küresel rekabet" dediğiniz şey, iyi yapmakla yetmeyen, dünyanın en iyisini yapmakla mümkün olan bir şeydir. Bunu hedeflemeniz lazım. E, şimdi diyorsunuz ki: "Atomik saat geliştirme, üretme çabalarımız devam ediyor." Ya, bu da yeni bir şey değil, bu da çok eski; yıllardır dünya bunu üretiyor. Bakın, ta 1915'te Einstein, Özel Görelilik Teorisi'ni ortaya attı "Uzayda belli hızla giderseniz zaman az işliyor." dedi. Sonra bir gök bilimci hesabını kitabını yaptı, ve şöyle bir örnek verdi: İkiz kardeş düşünün, bir ikiz kardeş; biri füzeyle uzaya çıktı, Işık hızının yüzde 99,995'i hızıyla altı ay uzayda dolaştıysa ve bu ikiz kardeşlerin yaşı da başlangıçta 20 ise, yere indiğinde uzaydaki daha 21 yaşına varmamışken, 20 yaş 6 aylık bir duruma gelmişken, yeryüzündeki kardeşi elli yıl yaşlanmış oluyor yani 70 yaşında oluyor. Sonra bunu hesaplayan bilim adamı Einstein'ın teorisine uygun olarak "Eğer uzaydaki kardeş ışık hızının yüzde 98'iyle dolaşmış olsaydı yerdekine göre iki buçuk yıl genç kalacaktı." diyor. "Yüzde 87 hızıyla dolaşırsa bu bir yıl fark edecekti." diyor. Yani 1 kat fark edecekti, yani altı ay kazanmış olacaktı diyor. Bu, teorik bir şey midir, yoksa gerçekten fiilen de böyle midir diye 1971'de 2 bilim adamı sizin "Yapmaya çalışıyoruz." dediğiniz atomik saatlerden alıyorlar; birini havaalanına koyuyorlar, birini bir uçağa koyuyorlar; uçak doğudan batıya dolaşıyor, dünyayı dolaştıktan sonra iniyor yeryüzüne; saatler senkronize bir şekilde havalandığı için sonra saatleri karşılaştırıyorlar, saniyenin milyarda 1'i kadar yeryüzündeki saat daha ileri gitmiş. Yani uçak hızı dediğiniz, saatte 900 kilometredir; bu atomik saat o milyarda 59'luk farkı tespit etmiş durumda ve bu teori de böylece kesinleşmiş oluyor.

E, şimdi bu atomik saati bulduk siz ne yapacaksınız? Ne yapacaksınız bununla? Yani yeni bulmadınız, elli üç yıl önce bir gök bilimci çok daha önceden icat edilmiş bir saati uzay açısından test etmiş. Şimdi, bunlar... Elbette yapın, yapmak güzel şeydir de destan yazar gibi söyleyebilmeniz için ileri teknoloji ürünlerinin ihracatımız içindeki payının yüzde 50'yi aşması lazım, bu da yetmez; dış ticaret fazlası vermeniz lazım, bu da yetmez; doğrudan doğruya cari işlemler fazlası vermeniz lazım. Siz dış ticaret fazlası vermiyorsanız, cari işlemler fazlası vermiyorsanız; ihracatınız içerisinde ileri teknoloji ürünleri çok sınırlı kalıyorsa; bu, yirmi yıllık bir iktidarın başarılı olduğunu değil, başarısız olduğunu gösterir.

Türkiye'deki çok partili siyasi hayata geçtiğimiz günden bugüne kadarki bütün iktidarları kısa dönem dengeleriyle sorgularız ama yirmi yıl iktidarda, üstelik tek başına iktidarda kalmış bir Hükûmeti, bir partiyi, bir iktidarı sadece kısa dönem dengelerinden dolayı değil, aynı zamanda uzun dönem dengelerinden dolayı sorgularız. Uzun dönem dengeleri itibarıyla ne oldu ona bakarız. Ben baktığım zaman söylediğiniz sözlerden ve anlatmaya çalıştıklarınızdan, o üst perdeden kelimelerle ifade ettiğiniz manaları çıkarmam mümkün değil ve maalesef saatleriniz çalışmış yirmi yıldır ama siz uyumuşsunuz, gökyüzünden habersiz de uçurtma uçurmuşsunuz. Bundan sonra daha radikal, daha köklü, daha atılım ruhuyla iş yapılması gerektiğini de bilmeniz lazım.

Eğer bir iktidarın ekonomi politikaları ranta daha fazla prim veriyorsa yani üretmek, küresel rekabet etmek konusunda mesafe almak yerine bir girişimci iktidarla dirsek temasıyla daha fazla rant geliri elde ediyorsa, o ülkede küresel rekabete uygun diğer ülkelerden daha ileri teknolojik gelişmeler ve teknolojik yatırımlar gerçekleşemez. Bir arsa kapatıyor, dirsek temasıyla bir imar değişikliği alıyor; milyarlarca para kazanıyor. Öbürü fabrika kuracak, dünyayla rekabet edecek; batacak mı, kâr mı edecek?

OTURUM BAŞKANI ABDULLAH NEJAT KOÇER - Sayın Şener, lütfen toparlar mısınız.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Bunun tereddüdü içerisinde; üretim yaparsa... Ve Hükûmetin politikası da bunu ortaya çıkaracak şekilde şekillenirse o ülkede, toplumun beklediği ülkenin geleceğini ihya edecek bir gelişme göremeyiz. Nitekim, bu yirmi yılın israf edilmiş bir yirmi yıl olduğunu düşünüyorum; üzerine düşenlerin yapılmadığını görüyorum ve buna rağmen Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının bütçesinin Bakanlık mensuplarına ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.