KOMİSYON KONUŞMASI

BURAK ERBAY (Muğla) - Teşekkür ederim Başkanım.

Çok Değerli Başkan, değerli Komisyon üyeleri, Sayın Bakan, çok değerli bürokratlar; herkesi, tüm çalışanları saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, 2018 yılında göreve geldik. Burada üst düzey yargı mensubu arkadaşlar da var, ben on beş yıla yakın Muğla merkezde avukatlık yaptım, daha önce de İl Genel Meclisi üyeliği yaptım, birçok görevlerde bulundum ve uygulamadan gelen bir milletvekiliyim. Şimdi, göreve geldiğimiz 2018 yılından bu yana elimizden geldiğince, nitelikli bir yasama faaliyeti yürütülmesi adına çalışma yapıyoruz ve uygulamada -işte, karar verici hâkimlerimiz de var burada- gerçekten o kadar zorlanıyoruz ki ve o kadar yanlış usullerle yürütüyoruz ki yasama faaliyetini, hani takip ediyor musunuz bilmiyorum ama komisyonlarda konuların uzmanları dinlensin, gerçekten konu, olması gereken şekilde tartışılsın diye elimizden geleni yapıyoruz. Birçok yasa geldi, işte, dezenformasyon yasasından tutun barolar birliği yasasına kadar birçok yasa geldiğinde biz hep "Müsaade edin, konunun uzmanları gelsin, biz onlardan görüş alalım ve gerçekten olması gereken bir yasa yapalım." diye çaba içerisinde olduk ama takip ettiyseniz maalesef bunu hiçbir zaman tam anlamıyla başaramadık. Dezenformasyon yasası görüşülüyor, gazete cemiyetlerine sabaha karşı saat ikide, üçte ancak söz verebildik. Spor yasası görüşülüyor, konunun muhatabı spor kulüpleri var, onlara söz veremedik. Baro başkanları içeri alınmadı ya, baro başkanlarımızı, yirmi yıl, yirmi beş yıl mesleğinde görev yapmış baro başkanlarımızı biz içeriye alamadık. Dedik ki: "Ya, gelsinler, birer cümle söz söylesinler." Biz onları içeri alamadık, gittiler orada banklarda yatmak zorunda kaldılar, böyle bir tabloyla karşılaştık ve bu yanlış uygulamalar sonucunda da her yapılan yasanın, daha görev süremiz dolmadan yanlışlıkları ortaya çıkmaya başladı. İşte, baro yasasından bahsettim mesela -sabahtan da belki konuşulmuştur- açıklama yapıyor barolar, 2 bin sayısını bulmakta zorlanıyorlar. "2 bin sayısını tamamlayalım diye kamudan avukat alalım..." Bilmiyorum Adalet Bakanlığından kaç tane avukat alındı oraya, bu şekilde, Ankara'da bulunan avukatlarla baroların sayısı doldurulmaya çalışılıyor. Yani daha dönemimizi sonlandırmadan bir sürü sıkıntıyla karşı karşıya kaldık. Mesela "imar barışı" diye bir yasa çıkardık -yine, uygulamadan burada hâkimlerimiz vardır belki- inanın o kadar zorlanıyoruz ki bir yasa çıktı apar topar, 2017 yılından önce yapılan inşaatlarla ilgili, o zaman da söyledik "Ya, gelin tartışalım bunu." dedik, dediler ki: "Orman alanını da olur." "Sit bölgesi de olur." "Şu da olur, bu da olur." Herkese para yatırtıldı, daha sonra "O olmaz." "Orman olmaz." "O bölge olmaz." "Bu olmaz." diye sınırlı birçok uygulama ve en sonunda birçok belge iptal oldu, şu anda binlerce dava var. Vatandaş şu anda hakkını aramak için "Acaba benim kırk, elli yıllık evim yıkılacak mı?" "Belgem iptal olmuş, uzaydan fotoğraf çekilmişti..." Bir sürü sorun var yani yapılan yasanın -o başta anlattığım- doğru götürülmemesinden dolayı onların sorunlarıyla uğraşıyoruz.

Bu yetmiyormuş gibi bölgelerimizde 2/B alanları var, orman alanları var, devam eden hazine davaları var. Muğla'da mesela Köyceğiz'de, Hamitköy'de, Döğüşbelen'de, Zaferler'de, Kavakarası'nda, Seydikemer'de insanlar elli yıldır ekmiş dikmişler alanları, ecrimisil yatırmışlar, istiyorlar ki tapularını alsınlar, çocuklarına bıraksınlar. Kırk yıldır, elli yıldır devam eden davalar var Sayın Bakanım, bunların çözülmesi lazım, Köyceğizli, Muğlalı hemşehrilerimiz bunları bekliyorlar. Kırk, elli yıldır bir dava çözülmez mi? Bir insanın en doğal hakkı değil mi, tapusunu alıp ektiği diktiği toprakları yarın çoluğuna çocuğuna miras bırakacak mı, bunu bilme hakkı yok mu? Ama maalesef, dediğim gibi kırk, elli yıldan beri devam eden davalar.

Yine, bakın, dezenformasyon yasası, işte, saygı duyarım, öyle diyorsunuz ama biz bunu "tarihin en büyük sansür yasası" diye söylüyoruz. Soruldu ya "Kim karar verecek doğru mu, yalan mı?" diye.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

OTURUM BAŞKANI ŞİRİN ÜNAL - Tamamlayalım Sayın Vekilim.

BURAK ERBAY (Muğla) - Tamam Başkanım, hızlıca tamamlamaya çalışayım.

Şimdi, bir belge göstereceğim, bunun kararlarını maalesef Cumhurbaşkanlığı tarafından atanmış bir kişi veriyor. Bakın, bu Bartın'daki 40 kişinin vefat ettiği -Allah rahmet eylesin- maden faciasıyla ilgili bu dezenformasyon bülteni çıkarılmış, burada denilmiş ki Sayıştayla ilgili olarak: "Gerektirdiğinden daha fazla tedbir alınmıştır." Yani burada hukukçuyuz, savcılık aşamasında bilirkişi incelemesi olacak, yargı aşamasında belki en az 3 bilirkişi incelemesi olması lazım; buradaki bir sayfalık raporla, bir belgeyle Bartın davasıyla ilgili Sayın Fahrettin Altun karar vermiş arkadaşlar; olabilir mi, bir hukuk devletinde kabul edilebilir bir şey mi bu?

OTURUM BAŞKANI ŞİRİN ÜNAL - Teşekkür ederim Sayın Vekilim...

BURAK ERBAY (Muğla) - Müsaade ederseniz bölgemle ilgili...

OTURUM BAŞKANI ŞİRİN ÜNAL - Ama çok geçtiniz süreyi.

BURAK ERBAY (Muğla) - Çok özür dileyerek Başkanım, sadece...

OTURUM BAŞKANI ŞİRİN ÜNAL - Haydi, hemen toparlayın.

BURAK ERBAY (Muğla) - Tamam, hemen toparlıyorum.

Yani bu şekilde yasaların sıkıntılarıyla uğraşmak zorunda kalıyoruz maalesef.

Aslında birçok konu vardı ama eğer izletebilirsem, çok kısa, bölgemle ilgili...

OTURUM BAŞKANI ŞİRİN ÜNAL - Teşekkür ediyorum Sayın Vekilim.

BURAK ERBAY (Muğla) - Çok özür diliyorum, hemen açabilirsem...

(Hatibin cep telefonundan bir video izletmesi)

OTURUM BAŞKANI ŞİRİN ÜNAL - Böyle bir usulümüz yok Sayın Milletvekili.

Teşekkür ediyorum.

BURAK ERBAY (Muğla) - Hayır, sadece şu açıdan efendim: Bakın, Muğla merkezdeyim, bu teyzemiz 4 tane adliye binası dolaşmış...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)