| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | 2023 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi (1/286) ve 2021 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi (1/285) ile Sayıştay tezkereleri |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 6 |
| Tarih | : | 07 .11.2022 |
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Sayın Başkan, Sayın Bakan, değerli milletvekilleri, değerli bürokratlar; her şeyden önce Ticaret Bakanlığı bütçesinin ülkemize ve Bakanlık çalışanlarına hayırlar getirmesini diliyorum.
Bakıyoruz Ticaret Bakanlığı bütçesine, rakamlara, 17 milyar Türk lirası büyüklüğünde bir bütçe görüyoruz. Tabii, bu 17 milyar liralık bütçe küçük bir bütçe çünkü 2023 toplam gider bütçesinin büyüklüğü 4,5 trilyon Türk lirası civarındadır. 4,5 trilyonun içerisinde Ticaret Bakanlığı bütçesi çok dar ve sınırlı kalmaktadır; bunu belirtmek lazım ve ister istemez de sormak gerekiyor; bu Ticaret Bakanlığı ne iş yapıyor, fonksiyonları böyle bütçesi gibi dar mıdır? Adı üzerinde Ticaret Bakanlığı ama ticaretin ortaya çıkaracağı sonuçlarla bağlantılı olarak Ticaret Bakanlığından çok, diğer bakanlıklar ve bağımsız kurumlar yetkili gibi gözüküyor. Nasıl gözüküyor? İşte, bakıyorsunuz, vergilemeyle ilgili konular zaten Hazine ve Maliye Bakanlığında, firmaların ihracattan elde ettikleri gelirlere el koyanlar veya bir firmanın bankada belli bir miktar dövizi varsa onu bozdurmaya zorlayanlar Ticaret Bakanlığı mensupları değil veya kurumsal olarak Ticaret Bakanlığı değil; BDDK'dir, Merkez Bankasıdır; sonra, piyasayı fonlayan, kredileri veren de Ticaret Bakanlığı değil. O hâlde, biz Türkiye'deki ticari kapasiteyi sorguluyoruz ama bu sorgulayışımız içerisinde Ticaret Bakanlığını suçlayacak veya ortaya çıkan olumlu şeyler varsa Ticaret Bakanlığına övgü dizeceğimiz bir tarafının olmadığını görüyorum ve bu Bakanlığın fonksiyonlarıyla birlikte gözden geçirilmesi gerekir bana kalırsa. Nedir? Yani bir bakanlık varsa onun hükûmette ağırlıklı bir yerinin olması lazım. 70'li yıllarda, ben mezun olurken, arkadaşlar arasında konuşurken "Müfettiş olalım." diyenler, bir, Maliye Bakanlığındaki teftiş kurullarını görürdü; ikinci sırada, bütün öğrencilerin istediği yer ticaret müfettişliğiydi yani Ticaret Bakanlığının bir ağırlığı vardı devlette ve hükûmette ama şimdi bütçesine bakıyoruz, bu ağırlık yok; fonksiyonlarına bakıyoruz, bu ağırlığı aynı şekilde fonksiyonlarında, yaptırımlarında ve düzenlemelerinde de görebildiğimizi söyleyemeyiz.
Diğer taraftan, işte, tüketicinin haklarının korunmasıyla ilgili birtakım görevler var ama Türkiye'de bu konunun da hiç takip edilmediği gibi bir izlenime sahibim. Özellikle dijital ortamda hizmet sunan birimler, gerçekten, tüketiciyi perişan ediyor; Digitürk, telefonlar, internet aboneliği, televizyon kanalları gibi sözleşmeler vesaire; böyle, telefonlardan söylenenlerin gerçekleşmediği bir sonuca yöneliyor. Hatta köprü ve otoyollarda navigasyonlar gereksiz yere bütün paralı otoyollara, köprülere sürüyor sürücüleri ama tüketicinin korunmasıyla ilgili olarak bu konularda etkili olabilme gücü, yetkisi, salahiyeti kimde; Ticaret Bakanlığında mı, değil mi? Ama piyasada bir keşmekeştir gidiyor ve tüketicileri perişan eden bir ortam devam ediyor.
Şimdi, Sayın Bakan, konuşması sırasında "Akaryakıt, tütün mamulleri ve alkollü içeceklerdeki kaçakçılıkla ilgili mücadelede idari ve teknik kapasitemiz artırılmıştır." diyor ama bir kere, bu alanlarda, bu üç alanda, akaryakıt, tütün ve alkollü içeceklerde kaçakçılığın olmasının sebebi ağır vergilerin içinde bulunmasıdır, hatta bazılarında fiyattan daha fazla vergi var. Kaçak olduğu zaman büyük bir avantaj teşkil ediyor kaçakçılar açısından ve aslında sistem, yapı, kaçakçılığı teşvik ediyor ama bunların bünyelerindeki vergileri belirleyen Ticaret Bakanlığı olmadığı gibi bu konuda Ticaret Bakanlığına kimsenin bir soru sorduğunu veya onlardan bilgi almaya kalktığını da zannetmiyorum, diğer kurumlar itibarıyla. Özellikle tütünle ilgili konu gerçekten bir fecaattir başlı başına.
Eskiden Osmanlı'da vardı Reji İdaresi, Düyun-ı Umumiyeye önemli vergilerini terk etti borçlarını ödeyemediği için Osmanlı Devleti, Düyun-ı Umumiye yönetimi yabancıların elindeydi ve bu idareye bağlı olarak Reji İdaresi kuruldu. Ve çiftçi, ürettiği tütünü önce Rejiye satıyordu sonra içeceği tütünü 5 kat paraya Rejiden satın alıyordu. Rejiye vermeyip piyasada satmaya kalkanların hepsi kaçakçı sayılıyordu; Rejinin kolcuları vardı ve vurma yetkileri vardı; kendilerinden izinsiz, ruhsatsız tütün satanları. Bazı rivayetlere göre Reji kolcuları 20 bin Osmanlı köylüsünü vurmuştur böyle.
Şimdi, Komisyonumuzdan da geçti bir kanun, o sırada da söyledik, kardeşim, niye tütün kaçakçılığıyla ilgili tutuyor da hapis cezası veren bir yasal düzenleme yapıyor bu Komisyon ve Meclis? "Efendim, vergi kaçakçılığı var." diyor, vergi kaçakçılığı varsa Vergi Usul Kanunu var, nasıl bir kaçakçılık yapıldıysa ona göre Vergi Usul Kanunu zaten cezalandırıyor. Kendi tütününü Türkiye'deki yabancı sigara fabrikalarına satmak istemeyen, piyasada başka şekilde değerlendirmek isteyenlerin önüne binbir engel konuyor ve bu yabancı sigara fabrikalarına tütün satmayanlar kaçakçı sayılıyor; sanki Reji İdaresinde olduğu gibi vurma yok ama hapis cezası var. Yanlış bu, madem ki idari ve teknik açıdan etkin mücadele ettiğini iddia ediyor Ticaret Bakanlığı, bunların düzenlemesine de müdahale etmesi lazım. Teknik takip sizdeyse bunlardaki hukuki düzenlemelere de doğrudan doğruya Ticaret Bakanlığının müdahil olması lazım, görüşünü bildirmesi lazım, ona göre düzenlenmesi lazım.
Şimdi, bütün bunları söylerken şu da bir gerçek: Yani politikaları Ticaret Bakanlığı belirlemiyor dedim. Burada herkes dış ticaretten bahsediyor, dış ticaret politikasıyla Ticaret Bakanlığının hiçbir ilgisi yok. İşte, geçen eylül-ekim aylarında yeni bir politikaya geçtiler, politikanın adı kuru artırmaktı, kuru artırarak ihracatı artırmak, dış ticaret açığını azaltmak ve cari fazla vermek hedefti. Öyle zannediyorum bunu Ticaret Bakanlığına hiç sormadılar. Düzenlemeyi yaptılar, gerçekten kur fırladı, 8-9 liradan çıktı şimdi 18-19 lira bandında, büyük bir yükseliş var ama bakıyoruz ihracat arttı mı diye, maalesef, İbrahim Bey'e katılamayacağım, ihracat artmamış 2022'de çünkü bir önceki sene 225 milyar dolarken 2022 sonu itibarıyla gerçekleşme tahmini 155 milyar dolar, 300 milyar değil yani, devamlı 300 milyar dedin.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Son 20 saniyeniz.
İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) - 2023 yılında...
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - 2023'te de 300 milyar değil kardeşim; sürekli ertele, atladıkça yine tutmuyor.
İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) - "2023" dedik biz.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Kardeşim, 2023 için ne diyor? "265 milyar." diyor, "300 milyar." demiyor.
İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) - 300'ü aşacak, göreceğiz inşallah.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Ya, buraya yazmış kardeşim.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Süreniz doldu Sayın Şener.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Bak, bu Cumhurbaşkanlığı Strateji Başkanlığının belgesi. Yalan yanlış rakamlarla konuşma İbrahim Bey.
İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) - Yalan yanlış...
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - 2022'de tutturmadın, 2023'e attın, onda da tutturamıyorsun.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Sayın Şener, süreniz dolmuştur.
Teşekkür ediyorum.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Bir dakika ya, süremiz nasıl doluyor, İbrahim Bey'den alacağım var.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Yok, siz şey yaptınız İbrahim Bey'e.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Yani kur çıkmış şeye, 2023'te de bir artış öngörülmüyor ihracatta "2023'te sadece 10 milyar dolar artacak, 2022'ye göre." deniliyor bak.
İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) - Ben de bir şey söyleyeyim...
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - 2021'den 2022'ye de bir artış yok burada yani toplasan...
İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum) - Neyin iddiasındasın, ben onu anlamıyorum.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Sayın Şener, yaklaşık bir dakika oldu, rica ediyorum, son bir cümlenizi alayım.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Şunu iddia ediyorum kardeşim: Uygulanan politika Ticaret Bakanlığına sorulmamıştır, kur fırlatılmıştır. Buna rağmen belki son on beş yılın en yüksek cari açığı ortaya çıkmıştır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)