| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | 2023 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi (1/286) ile 2021 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi (1/285) ve Sayıştay tezkereleri |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 6 |
| Tarih | : | 27 .10.2022 |
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Türkiye Büyük Millet Meclisinin Sayın Başkanı, Komisyonumuzun değerli Başkanı, değerli milletvekilleri, Sayıştay Başkanımız, Kamu Başdenetçimiz, değerli bürokratlar ve basın mensupları; hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum.
Bu yasama döneminin 5'inci bütçesini görüyoruz, 5'inci bütçe görüşmelerini yapıyoruz. Dolayısıyla aslında bu salonda Plan ve Bütçe Komisyonu görüşmeleri sırasında her bir kurumumuzun hem bütçeleri üzerinde hem işlevleri üzerinde beş yıldır söylenmedik söz kalmamıştır. Zaman zaman olumlu bir havada geçen, zaman zaman tartışmalara konu olan bu müzakereler sırasında da devlete ait bütün birimler masaya yatırılmıştır ve ince elekten geçirilmiştir.
Şimdi, bugün de Türkiye Büyük Millet Meclisinin, Sayıştayın ve Kamu Denetçiliği Kurumunun bütçelerini görüşüyoruz, daha önceki dört yılda da bu kurumların bütçeleri üzerinde pek çok şey söylendi, bugün de söylenmeye devam etmektedir. Aslında bugünkü bütçelerini görüştüğümüz kurumlar devletin ana bir unsurunu ifade eden kurumlardır. Nedir bu? Devlette esas olan belli ana kurumlar vardır; yasama organı vardır, yürütme organı vardır, yargı organı vardır ve burada da yasama organı ve diğer 3 kurum birlikte denetimi ifada eden kurumlardır. Demek ki denetim devletteki asli konulardan biridir. Çağdaş bir devlette ülkenin parasını kullananlar, ülkenin gücünü kullananlar, kamu gücünü kullananlar denetlenmediği takdirde ortaya düzgün bir şeyin çıkacağını düşünmek mümkün değildir. Bireysel inisiyatiflere bırakılarak biz parayı teslim ederiz "O şahıs dürüsttür, namusludur, harama elini uzatmaz. Onun için gönlümüz ferahtır." diyemeyiz veya devasa boyutlardaki kamu gücünü eline verip de "Bu yetkiye sahip olanlar bu gücü kamu menfaatine kullanır, bunda bir tereddüdümüz yoktur. O hâlde, denetime gerek yoktur." diyebilmek mümkün değildir. Eğer kurumlar birbirlerini dengelemezlerse, denge ve denetim mekanizmaları o ülkede iyi işlemezse bu devlet çarkının da iyi işlemediği anlamına gelmektedir. "O hâlde nasıl olsa devletimiz var, yetkililer var, onlar idare ederler; sorgulamayalım, hesap sormayalım. Devlet kutsaldır." dediğimizde biz ülkenin potansiyelini, daha iyi olabilecek potansiyelini harcamış ve heba etmiş oluruz. Bu potansiyeli maksimum düzeyde kullanabilmek için bu denge, denetim mekanizmalarının iyi işlemesi, çağdaş bir devlete ait temel normların, prensiplerin de iyi gözetilmesi lazımdır. Devlet bizatihi varlığıyla değerli olmaz. Devlet işleyiş biçimiyle birlikte değerli olur.
Nitekim, insanlık tarihine bakarsanız, 500 bin yıl kabul ederseniz insanlık tarihini, insanlık tarihinin yüzde 1'inde devlet vardır yani devletin kurum olarak inşa edilmiş olması, ortaya çıkması çok zor bir iş olmuştur ve insanlık tarihinin son, yüzde 1'lik döneminde devletler ortaya çıkmıştır ama milattan önce 3 binde, Sümer şehir site devletlerinden bugüne kadar 5 bin yıl insanlar devletler tarafından yönetilmektedir. Ülkelerde devletler vardır, milletlerin tarihinde devletler vardır. Elbette ki devletin varlığı o millete, o ülkeye güven sağlar, güvenliğini sağlar ve varlığının devamını sağlar; önemlidir fakat bu 5 bin yıllık devletler tarihi göstermiştir ki pek çok ülkede insanlar kendi devletlerinden çektiği zulmü hiç kimseden çekmemişlerdir. Örneğin, "Roma İmparatorluğu" deriz, tarihin en geniş ve en uzun ömürlü imparatorluklarından biridir fakat "Roma İmparatorluğu" dediğiniz imparatorluk bir köleci devlettir ve nüfusun yarısı köledir. Devlet insanların yarısının köle olarak yaşamaya zorlanmasının garantisi hâline gelmiştir. O hâlde "Devlet kutsaldır." diye köleci Roma devletini de kutsayacak hâlimiz yoktur. Bize düşen, vatandaşlara ve özellikle de Parlamenterlere düşen ana görev devletin en iyi şekilde işler bir mekanizma hâline gelmesidir; kişi haklarını iyi koruyabilmesini, kamu malının düzgün, israf edilmeden ve en etkili şekilde kullanımının sağlanmasını temin etmektir.
Şimdi, bu devletler tarihi boyunca, yanlışlar günümüze kadar düzeltile düzeltile gelmiştir ve özellikle son yüzyıllarda filozoflar, siyaset bilimciler, hukukçular, özelde de anayasa hukukçuları "İyi bir devlet nasıl olmalıdır?" diye hep bunu tartışmışlardır. Nasıl olursa bir devlet daha iyi olur, daha faydalı işler görür; o ülke mamur olur, halkı mutlu olur, refahı yüksek olur? Bunun kurallarını belirlemişlerdir. Bunun kuralı yasama, yürütme, yargı ayrı ekler olarak şekillenmelidir ve devlet kurumları arasında denge-denetim kurulmalıdır. Özellikle hiçbir kamu görevi o görevde bulunanın inisiyatifine mutlak surette bırakılmamalıdır, diğer kurumlar onu yetkileriyle baş başa bırakmamalıdır. Diğer kurumlar ile yönetenler arasında iyi bir denge ve güçlü bir denetim sistemi ortaya çıkmalıdır. Bu olmadığı takdirde kamu kaynakları da israf edilir, çarçur edilir, kamu yağmalanacak alan hâline dönüşür, yolsuzluklar ayyuka çıkar ve ülke kendi potansiyelinden ve gücünden kaybeder.
Şimdi, geldiğimiz nokta itibarıyla maalesef denetim mekanizmasının iyi işlemediği kanaatindeyim yani bu bir kanaat değil, bir objektif fotoğraf. Türkiye'de bugün denetim mekanizması çökmüş vaziyettedir. Meclisin denetim yetkisi var, Sayıştayın denetim yetkisi var, Kamu Denetçiliği Kurumunun denetim yetkisi var ama bugün itibarıyla bu 3 denetimin de işlevsiz olduğunu kabul etmek zorundayız yani yürütme erkini, parayı kullananları, gücü kullananları hangi etkinlikte denetliyor? Bir kere 2017 Anayasa değişikliği bunu felç etmiştir, denetim mekanizmasını çökertmiştir bu ülkede. Ülkenin parasını kullananlar, devasa boyutta yolsuzluk da yapanlar yargı karşısına çıkabilmesi için...
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Son yarım dakikanız.
Buyurun.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - ...bu Meclisten bir soruşturma önergesi verilmesi lazım, 301 milletvekilinin imzaladığı bir soruşturma önergesi vermediğiniz takdirde yürütme organındaki yolsuzluklardan bile bahsedemiyorsunuz, kamu gündemine, vatandaşın gündemine düşüremiyorsunuz. Bu yetmiyor, "Kabul edilmesi için 400 oya ihtiyaç var." diyorsunuz, 400 oy.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Süreniz bitti, son cümlelerinizi alalım Sayın Şener.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Ee, şimdi, bu denetimi felç eden bir anayasal yapıdır. Böylesine denetlenemez bir iktidar yapısını ortaya çıkarmanın ne kadar kötü alışkanlıkların yönetimde, alışkanlık hâline geleceğini gösterir.
BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Teşekkür ediyorum.
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Sayıştay ve Kamu Denetçiliğinin de caydırıcı bir denetim özelliğinin olmadığını burada belirtmek istiyorum ama vaktim kalmadığı için...
Hepinize saygılar sunuyorum, her 3 kurumun bütçelerinin de hayırlı olmasını diliyorum.