KOMİSYON KONUŞMASI

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, değerli bürokratlar, basınımızın değerli temsilcileri; herkesi saygıyla selamlıyorum.

Şimdi dün gece, geç saatte elimize geçen bu teklif için apar topar toplandık. Tabii, nitelikli yasa yapabilmemiz için öncelikle üzerinde çalışmamız gerekiyor, öncelikle bunu belirtmek istiyorum. Tabii, teklifte uzun zamandır Genel Başkanımızın dile getirdiği konular var, eksik de olsa, eksikleri de hep beraber tamamlayacağımızı umuyorum.

Değerli milletvekilleri, ülkemiz derin bir ekonomik buhran içinde, bunu rakamlarla izah etmeye gerek yok. Şuradan bir taksiye binelim, şoför arkadaşlara esnafın durumunu soralım ve konuşalım "Nasıl durum?" diye. Kahveye gidelim, emeklinin durumunu soralım, sadece son altı ayda pazara gittiklerinde gördükleri tabloyu anlatsınlar size ve bize; biz sürekli dinliyoruz. Sokağın gündemi hayat pahalılığı, geçim derdi ve işsizlik, bunun üstesinden emeklilerin maaşının alt sınırını 2.500 liradan 3.000 liraya çıkarak gelemezsiniz. Eğer bir emeklinin maaşının 3 bin lira olmasını ve 3 bin lirayla bir emeklinin geçinebileceğini varsayıyorsanız demek ki iktidar milletten tamamen kopmuş demektir. Emekli aylıklarının alt sınırı asgari ücret düzeyine mutlaka çekilmelidir.

Ekonomimizi darmadağın eden esas nedene odaklanmadıkça maaşlar kar tanesi gibi erimeye devam edecek. Enflasyon, enflasyon, enflasyon yani çözmemiz gereken ana sorun bu.

"Faiz neden, enflasyon sonuç." politikası bütçeyi darmadağın etti, halkın cüzdanını darmadağın etti, gelecek umutları söndü insanların, farkında değilsiniz maalesef. Bize "Faizle mücadele ediyoruz." demeyin, bütçenin yüzde 15'ini faiz lobilerine veren sizsiniz. Çiftçiye gelince "Yok." işçiye gelince "Yok." yatırıma gelince "Yok." ama kur korumalı mevduata "Var." faize "Var." Getirdiğiniz kur korumalı mevduat örtülü faiz artırımından başka bir şey değil. Yapmaya çalıştığınız faiz artırımına "faiz" dememek için kırk takla atıyorsunuz. Gerekçe ne? Nas var. Peki Kredi Yurtlar Kurumundan kredi çeken öğrencilerden faiz alırken neden "Nas var." demiyorsunuz? Bankalara olan kredi kartı borçlarına temerrüt faizi uygulanırken neredesiniz? Elektrik, doğal gaz faturaları gecikmeli ödendiğinde üzerine binen gecikme zammı faiz değil de nedir? Niye insanların aklıyla dalga geçiyorsunuz? Akıldan, bilimden uzaklaşma, ekonomimizi öngörülemez bir hâl içine soktu.

YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Maddeler üzerine konuşuyorsunuz.

SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Geneli üzerine konuşuyorum.

Yarının ne olacağını bilen yok; yarın kur, enflasyon nasıl olur öngörebilen yok. Savruluyoruz sarkaç gibi, nereye vuracağımız bir muamma. Tek adamın kara düzen ekonomi yönetimiyle ülke yazboz tahtasına çevrildi. Deneme yanılma yöntemleriyle vatandaşın sırtına her gün bir kambur daha vuruluyor. Peki bu yöntemler işe yarıyor mu? Bir örnek vereyim: Kur korumalı mevduat uygulamasını geçmeden önce tüzel kişilerin mevduat ve katılım bankalarında toplam 83 milyar doları vardı. KKM'yle bu 74 milyara düştü, şimdi yine 79 milyar dolara geri geldi. Günübirlik çözümler artık hiçbir şeye derman olmuyor. Deyim yerindeyse hastanın dişi çürük ama ekonomi yönetimi ağrı kesici ilaç veriyor. Sen ne kadar ağrı kesici verirsen ver o diş tedavi edilmedikçe ağrımaya devam edecek. Halk palyatif çözümlerle durumu idare edecek sınırı çoktan geçti. Tedavi, iktidarı ehline teslim etmektir, köklü çözüm budur. O zaman halktan yana çözümlerle enflasyonu nasıl düşürdüğümüzü de göreceksiniz.

Değerli milletvekilleri, zamlar asgari ücretliyi helak etti. "Müjde" dediğiniz asgari ücret zammı yılın yarısında kar gibi eridi. Asgari ücretlinin gıda enflasyonu yüzde 120'nin üzerinde. Asgari ücretli yılbaşından bu yana geçen beş ayda en az 5 bin lira kayba uğradı. Önümüz bayram, hiç düşünüyor musunuz asgari ücretli bayramda çocuğuna nasıl harçlık verecek? Asgari ücret dar gelirlinin gıda enflasyonu esas alınarak arttırılmalıdır, TÜİK'in makyajlı rakamlarına göre değil. Hızla artan enflasyon nedeniyle temmuzda yapılacak sınırlı bir zam asgari ücreti kısa sürede yine eritecektir; bunu da biliyoruz. Bu nedenle asgari ücret üç ay sonra tekrar artırılmalı ve bu şimdiden ilan edilmelidir. Asgari ücrette yüzde 20-25 bandında yapılacak bir artış zam değil, sadece enflasyon farkını vermektir yani asgari ücreti ocaktaki seviyeye çekmektir, zam değildir. Bu enflasyon şartlarında sadece enflasyon farkı vermek yetmez, zam yapılmalıdır. Bir de Sayın Cumhurbaşkanı konuşmasında asgari ücret artışı yapılırken "Bakanlığımız öncelikle belli sayıya kadar personel çalıştıran işverenleri gözetecek bir yöntemi geliştirecektir." dedi. Bu ne anlama geliyor? Sakın ola aklınızdan kademeli askeri ücret getirmeyi geçirmeyin. Kademeli asgari ücret ayrımcılıktır, asgari ücretin mantığına da aykırıdır. Bu, sektörel ve bölgesel asgari ücrete de kapı açar. Asla bunu düşünmeyin.

Değerli milletvekilleri, çakma 4/B sorunu kangren hâline geldi. Neden bu konuda bu torba yasada düzenleme yapmıyorsunuz? Özelleştirme sonucu 4/C geçici personel statüsüne geçirilen personel 696 sayılı KHK'yle 4/B sözleşmeli personel statüsüne geçirilirken, özlük haklarıyla mevcut 4/B sözleşmeli personelin haklarına sahip olamamıştır. 4/C'den 4/B statüsüne geçirilen özelleştirme mağdurları çakma 4/B'li olmak istemiyor. Ne istiyorlar? İradesi dışında zorunlu emekliliğe tabi olmamasını, mevcut tüm 4/B'liler gibi beş yıl, on yıl, on beş yıllık kıdem ücretinden yararlanılmasını, -ki bu konuda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararı da var- ek ödeme oranının yüzde 20 değil, mevcut 4/B'ler gibi unvanlarına göre belirlenerek en az yüzde 70 olmasını, 4/C statüsünde olduğu gibi, eğitim durumundaki değişikliğin unvan ve ücrete yansımasını, çalışılan kurumların aynı işi yapan 4/B'lilere ve 4/A'lılara tanıdığı tüm imkânların 4/B'lilere de tanınmasını, çalışanların verimliliğinin artırılması için 4/B'lilerin de görevde yükselme sınavlarına girebilmesini, 4/B'li personelin mazerete dayalı yer değiştirme hakkından yararlanabilmesini, mezun oldukları diplomalarını kurumların 696 sayılı KHK öne sürülerek reddedilmemesini, sürekli mobbing, baskı ve sözleşmelerin yenilenmemesi üzerinden tehdit edilmemelerini, çalışma sistemlerinin sonuç olarak Anayasa'nın yüz 128'inci maddesine uyumlu hâle getirilmesini.

Değerli milletvekilleri, en son 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'yle kamu işçileri kadroya alındı. Birçok mağdur maalesef kadro dışı bırakıldı. Yaklaşık 834 bin kişi kadro bekliyor; hakları, yeniden aynı iş kolunda çalışıp farklı uygulamada bulunan taşeron işçileri isyan ediyor. Son bir ayda Milli Eğitimde çalışan 34 bin hizmetlinin işine son verildi, evlerine ekmek götüremiyorlar. Yıllardır kamuda, belediyelerde ve özelde taşeron firmalarda güvencesiz çalışan işçilerin talebi, iktidarın 2015 yılında verdiği sözü tutması. Kamuda ve belediyelerde ne olduğu belli olmayan bir sözleşme statüsü geldi yani ne kadrosu nede iş güvencesi belli; tüm taşeron işçilerine gerçek bir kadro verilmedi. "Gerçek bir sendikalaşma hakkı, toplu iş sözleşmesi hakkı, gerçek bir kadrolu ve güvenceli çalışma yaşamı istiyoruz." diyen işçiler için bayram öncesi bir düzenleme mutlaka yapılmalıdır. 696 sayılı KHK uyarınca daimi işçi veya geçici işçi kadrosuna geçirilen kamudaki taşeron işçileri emeklilik için gerekli asgari koşulları sağladıklarında zorunlu olarak 47-48 yaşlarında emekli ediliyorlar. Bu şekilde emekli edilenlerin prim günleri az olduğu için emekli aylıkları da emsallerine göre daha düşük bağlanıyor. Zorunlu emeklilik uygulaması Anayasa'ya ve İş Kanunu'na aykırıdır. Taşerondan kadroya geçirilen işçiler, iş ve yer değişikliği de yapamıyorlar. Taşerondan kadroya alınan işçiler geçen yıl kamu toplu iş sözleşmelerine dâhil edilmişti. Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan geçici işçilerin kanuni düzenleme yapılarak daimi işçi kadrolarına geçirilmesi yönünde gerekli yasal düzenleme çalışmaları başlatılacaktı ancak hiçbir adım atılmadı.

Bu konularda bayram öncesi bir düzenleme mutlaka yapılmalıdır.

Teşekkür ediyorum Başkanım.