KOMİSYON KONUŞMASI

LALE KARABIYIK (Bursa) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli Komisyon üyeleri, şimdi, buradaki amaç güzel, hedef güzel ancak İstanbul Finans Merkezini hangi ortamda, hangi süreç içerisinde gerçekleştiriyoruz, bir ona bakalım ciddi olarak. Burada temel bir sorun öncelikle istikrar yani istikrarı yapacak hamleler yerine şu anda istikrarı bozan hamleler, bozucu hamlelerin daha çok yapıldığını bir kere kabul etmek lazım. Dışarıdan gelen sermaye bir tarafa, şu anda yerli sermaye dışarıda yatırım yapmak istiyor, böyle bir tercih altında.

Yine, Türk lirasını koruyamayan bir ekonomi yönetimi var ve özerk olmayan bir Merkez Bankası tabii beraberinde, bunlar önemli. Rezervlerin ekside olması ve ekonomi yönetimine gerçekten güvenin kalmamış olması; bu da önemli bu süreçte. Devletin açıkladığı verilere de güven oluşmuyor, artık bir güvensizlik var ve maalesef yapılan hatalar -ki hata yapılabilir ama- kabul edilmiyor, olumsuz sonuçlar olumlu gibi gösteriliyor ve algı yönetimi de aslında kendisini aştı. Yani algı yönetiminden ziyade biraz artık böyle hani vatandaşın -bunu söylemek istemem ama- aklıyla alay etme aşamasına kadar gittiği örnekler oluyor.

Şimdi, devletin bu aşamada doğru planlamayla bir kere doğrudan yatırım yapması, istihdam yaratması, iş yaratması önemli. Gerçek bir kalkınma planına gerçekten ihtiyaç var. Şimdi sizler dediniz ki: "Zaten siz biz ne yapsak beğenmezsiniz, hep eleştirirsiniz." Şimdi eleştirmeyiz tabii ki yani iyi yönlerini de söyleriz ama şunu da şöyle söyleyeyim: Olumsuz konuşmaya odaklı değiliz ama yaşadıklarımız ya da yaşattıklarınız bize bazı konularda soru işaretiyle yaklaşma özelliği getirdi. Bunu yani çok net olarak söylemek isterim.

Şimdi, tabii, böyle bir yer açılırken istisna olması normal, teşvikler gelmesi normal, birtakım güzellikler sağlanması normal ki bir de şu var yani... Bakın, ben finansçıyım, benim alanım finans. Bu Londra, Tokyo ve New York piyasalarının nasıl çalıştığını da iyi bilirim ama yatırımcı niye Londra'yı, Tokyo'yu ya da New York'u değil de bizi seçsin? Tabii, bu anlamda da bayağı bir teşvik verilmesi lazım, o da ayrı ama şu da çok ciddi: Hukukun üstünlüğü -diğer arkadaşlar da söyledi- yargının bağımsızlığı, ifade özgürlüğü ya da işte birtakım ekolojik konulara bakış yani bir sürü bir sürü konu artık dünyanın gündeminde yani olmazsa olmazları arasında ve yatırım tercihi yaparken bunlar da ön planda ve bunlar ciddiye alınmalı.

Yine, baktığımızda bir projeksiyon yapmaya ihtiyaç var gibi geliyor. Yani ne kadar vergiden vazgeçilecek? Bunun bir etki analizi olmalı yani birkaç projeksiyon arasında şöyle olursa böyle, böyle olursa böyle, bunun da bir projeksiyon ile bir etki analizine ihtiyaç var diye düşünürüm.

Yine, bir vergi sistemi içerisindeyiz ve bütçe hakkının yok sayıldığı, temsilsiz bir vergilemenin olduğu ve bazen vergi aflarıyla da mükellefin etik dışılığa sevk edildiği de bir vergi sistemi var. Yani şu süreç içerisinde bunu da düşünmek lazım.

Şimdi, dedim ki bazı şeylere soru işaretiyle yaklaşmaya alıştık maalesef ama şöyle bir durum var: Bakın, İstanbul Finans Merkezini şu anda hep bizim için soru işareti olan ve birtakım doğru bulmadığımız şeylerin yapıldığı Varlık Fonuna teslim ediyorsunuz yani Varlık Fonuna ait bir şirket oluşturacak, Varlık Fonu şirket kuracak ve yönetecek, yirmi yıl da bunu yönetmek durumunda ve Sayıştay ve kamu denetim mekanizmasının da dışında kalıyor çünkü özel hukuk hükümlerine tabi olacak. Bakın, bunların hepsi bize şu anda soru işareti olarak geliyor. Şirket personelini, ihaleleri, her şeyi bu şirket yapmaya yetkili, çok geniş yetkileri var ve KPSS ya da başka bir format dışında istediği gibi yapabilir yani KPSS'yle yapacak filan diye bir şey yok.

Şimdi, bu siyasi tercihler ön plana çıkar mı? Orada istenmeyen bir teşkilatlanma olur mu? Çünkü yaşadık, gördük, yaşattınız; bunlar hep soru işareti.

Yine, bir taraftan bu yirmi yıl görevde olmuş olması hani nasıl bir sonuç getirir? Yani, evet, biz iktidar olacağız, bunu ifade ediyoruz ama ben Şu anda bu yapılanın çok geniş yetkili ve yanlış bir süreç içerisinde ve doğru bir planlama yapılmadan olduğunu bir kez daha ifade etmek isterim. Yoksa hedef işte on beş yılda 129 milyar gayrisafi yurt içi hasılaya katkı sağlayacak, on beş yılda istihdama 102 bin katKı yapacak falan filan. Ankara'dan da büyük bir göç olacak, onu da biliyoruz ancak bu hedefler güzel de gerçekleşmeler konusunda biraz oturup, şapkamızı önümüze koyup içinde bulunduğumuz gerçeklerin biraz farkında olmamız gerekiyor.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.