| Komisyon Adı | : | DİJİTAL MECRALAR KOMİSYONU |
| Konu | : | Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/4471) (Tali komisyon) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 5 |
| Tarih | : | 01 .06.2022 |
BURAK ERBAY (Muğla) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Sayın Başkan, değerli vekil arkadaşlar, değerli misafirler, basın mensubu arkadaşlar, çalışan arkadaşlar; herkesi saygıyla selamlıyorum.
Öncelikle şunu belirteyim: Muhakkak bir emek verildi, verilmiştir; bürokrat arkadaşlar, vekil arkadaşlar, o emekten dolayı öncelikle katkı veren herkese teşekkür ediyorum. Ancak düşüncelerimi tabii ifade etmek istiyorum.
2018'den beri görev yapıyoruz, gelen mevcut yasalarla ilgili komisyonlarda çalışmalar yürütüyoruz, Genel Kurulda düşüncelerimizi ifade ediyoruz. Yapılan çalışmalarda şunu gördüm... Tabii, ondan önce şeyi de söyleyeyim: Yapılan yöntemi hep eleştirdik, daha önceki süreçlerde de eleştirdik yani torba yasa yöntemiyle yapılmaması gerektiğini, doğru bir yöntem olmadığını, bunu defalarca hukukçu vekil olarak da söyledik -sayın vekillerimiz de hukukçu- vekil olmadan önce de yapılan bu yanlış yöntemlerin çok sıkıntısını çektik avukat olarak. Alıyorsunuz, torbanın içine farklı yasalar, düzenlemeler koyuyorsunuz, vatandaş basından eğer görürse ilgili yasada o değişikliği bize iletiyor, biz ondan sonra araştırmalar yaparak bazı değişiklikler yapıldığını görebiliyoruz; bu, doğru bir yöntem değil. Sabahki toplantıda da söyledim, biz vatandaşlarımızın daha kaliteli, daha refah içerisinde bir yaşam sürmesini istiyoruz, bunun için yasama faaliyetine geliyoruz -burada milletvekili olarak seçildik- ama yürüttüğümüz yasama faaliyetini kaliteli ve nitelikli yürütemiyoruz. Bakın, saat ikide başladı, beş altı saattir aralıksız devam ediyoruz, gece geç vakte kadar sürecek. Daha önce yaşadığımız acı, kötü tecrübeler var, gece sabahlara kadar süren toplantılar, sıkıştırılmış toplantılar, bunlar sağlıklı yasa yapma yöntemleri değil. Bunların düzeltilmesi için defalarca talepte bulunduk, uyarılarda bulunduk. Bunu ne için bulunuyoruz? Kendimiz için değil, biz çalışmaya hazırız, bunun için seçilmişiz ama daha kaliteli yapılsın, bir kere yapılsın ve çözümleri tamamen bulunsun, vatandaşın da sorunu çözülebilsin diye; derdimiz bu ama ısrarla, mevcut iktidar, AKP yetkilileri bu yöntemle yasa yapmaya çalışıyor ve vatandaş da zorlanıyor, sonuçta bizler de kaliteli bir yasama faaliyeti yürütemiyoruz, bunu kimsenin yapmaya hakkı yok. "Türkiye Cumhuriyeti devleti ilelebet yaşasın." diyorsunuz, devletle ilgili, millî kavramlarla bir sürü şeyi söylüyorsunuz ama bu yapılan yanlış yöntemler devlete de devletin kurumlarına da çok zarar veriyor, vatandaşlarımız olumsuz etkileniyor ve sonuçta da olması gereken çözümler ortaya çıkmıyor.
İşte bugünkü, sabah yaşadığımız konu: Sabah geldik, Bakanımız önceden davet edilmiş, onunla ilgili hazırlık yapmaya çalıştık, bir taraftan arkadaşlarımız önergelerle ilgili çalıştı, dar bir zamanda toplantı yürütmeye çalıştık. Şimdi, bu şekilde, doğru olmayan yöntemlerle süreci hâlâ sürdürüyoruz, görevimizin de sonuna geliyoruz ama düzeltilmedi. Maalesef, tarihe de bu, not olarak düşsün, demokrasi tarihine bunlar kara leke olarak geçecektir. Göreceksiniz, ileride AKP iktidarı döneminde bu şekilde nitelikli yapılmayan yasalarla ülkenin yönetildiği Türkiye demokrasi tarihine kara leke olarak maalesef geçecek.
Şimdi, bu yöntemlerle yasa yapılırken veya ülke yönetilirken şunu gördüm: Birilerinin, evet, iyi niyetle -dediğim gibi- çalışıp emek verdiğini görüyoruz ama öyle bir akıl var ki o aklın ben kirli bir akıl olduğunu düşünüyorum, kirli de bir akıl var arkada. Böyle iyi niyetli, yeni seçilmiş, genç vekiller veya daha genç bazı bürokratlar talimatla, kullanılarak, o kirli aklın kafasının arkasındaki şeyin süslenerek kamuoyunun önüne, komisyonlara ve Genel Kurula getirildiğini görüyoruz; hem Cumhurbaşkanlığı kararlarında hem de yasalarda bunu görüyoruz. Mesela, bu yasanın içinde de böyle kirli oyunlar var, aralara sıkıştırılmış maddeler var; ülkeye zarar verecek, Türkiye'nin, ülkenin kurumlarına zarar verecek düzenlemeler var.
Bakın, daha çok yeni, yakın zamanda Konyalı Vekil arkadaşımız çıktı -geçen hafta çevreyle ilgili bir teklif geldi yine, seçim bölgem Muğla'yı da çok ilgilendiren- daha önce kendisi genç vekil olarak, imzacı olarak geldi, Genel Kurulda, komisyonlarda anlattı "skuter düzenlemesi" dedi, birtakım başka çevre düzenlemeleri, "Çevre Ajansı" diye bir şeyi kurdular, kuruldu. O zaman da söylemiştik "Tehlikeliler var." demiştik ve işte geçen hafta gelen teklifte de o uyarılarımızda ne kadar haklı olduğumuzu gördük. Orada, sahillerimizle ilgili tasarruf yetkisinin o masum gösterilen Çevre Ajansına verildiğini -şirket kurma yetkilerinin- bizim o Göcek Limanı'nda, Fethiye Limanı'nda kaygıyla izlediğimiz bazı projelerin, o şirketlerin Çevre Ajansı üzerinden yapılacağını gördük, uyarılarımızda ne kadar haklı olduğumuzu gördük. Yalıkavak Marinada yaşanan -bilmem- siyaseten de yine içinizde bulunan, kaçakçılıktan, şundan bundan suçlanan insanların ihale peşinde koştuğunu, üst düzey yöneticilerinizin oralarda görev aldığını, otellerde bulunan insanlarla bağlantılı şirketlerin buralarla ilişki içerisinde, mafyatik yapıların oralarda bulunduğunu gördük ve şimdi de geçen gün Komisyondan geçen teklifle bunun önünün açıldığını gördük ve bu uyarılarımızda ne kadar haklı olduğumuzu.
Şimdi, buradaki teklife de bakıyoruz, aynı kirli aklın devreye girdiğini görüyoruz. Biz bu ülkeyi seviyoruz, bu ülkenin daha iyi olmasını ve bu insanların, bu topraklarda yaşayan insanların huzur içinde yaşayıp hayatına devam etmesini istiyoruz ama bu tarz tehlikeli oyunları deşifre etmekle ilgili de görevimiz var, kamuoyuyla paylaşmakla ilgili görevimiz var; bunu yapmaya çalışıyoruz.
Şimdi bu teklifte... Sayın başkanlarım da detaylı olarak anlattı. Bakın, az önce dışarı çıktığımda arkadaşlar "Biz ne zaman konuşacağız Sayın Vekilim?" diye bana soruyorlar, görüş beyan etmek istiyorlar. Niye korkuyoruz, niye kaçıyoruz? Birtakım bahanelerle onları yıldırıp göndermeye mi çalışıyoruz? Biz bunu baro yasasında da yaşadık. Bizim baro başkanlarımız, haklarında bir tane adli sicil kaydı olmayan, yirmi yıldır meslek yapan baro başkanlarımız kapının önünde banklarda yattılar. O zaman da rica ettik "Gelsinler, şurada iki laf etsinler, düşüncelerini ifade etsinler." dedik. Spor yasasında aynı şey oldu, sabahki toplantıda söyledim. Ben döndüğümde genç bir vekil olarak oradaki bir sürü... Ben de ASKF Disiplin Kurulu üyesi oldum, sporun içinden geldim. "Bakın, bir sürü sorun var. Bu yasa bir şey getirmiyor, çağıralım onları..." Çünkü bize iletiyorlar. "Gelsin, spor temsilcileri, amatör sporcular gelsin." diyoruz ama hayır, bir yerde bir yasa pişiyor, konunun muhataplarından düşünce, görüş alınmadan buradan geçirdik. "Ben çoğunluktayım, yaptım, oldu." oluyor.
Ondan sonra "Neden muhalefet ediyorsunuz? Her şeye karşı çıkıyorsunuz." vesaire gibi söylemlerle de vatandaşa bizi kötü göstermeye çalışıyorsunuz ama biz bu kaygılarımızı anlatıyoruz işte, böyle kirli oyunun da parçası oluyorsunuz, belki isteyerek. Zaman içerisinde bakıyorum, o iyi niyetli, öne atılan arkadaşlar da o sistemin içine girince ondan sonra artık tartışılamaz, konuşulamaz hâle geliyor, direkt refleksle savunmaya geçiliyor. Bu, ülkeye bir fayda getirmiyor. Bizler bu ülkeyle dertlenen, bu ülkenin vatandaşlarına doğru şeylerin olmasını isteyen insanlarız, bunun için bunlarla ilgili düşüncelerimizi ısrarla anlatıyoruz. Ne var, konuşsun gazeteci arkadaşlar. Birinin sabıkası mı var? Neden korkuyoruz, neden dinlemiyoruz? Anlatsınlar sosyal medya platformlarındaki arkadaşlar. Ben hukukçuyum ama bu konuların hepsine vâkıf değilim. Geldi perşembe, cuma apar topar, bölgede yoğun geçiyor zaten, geldik, dedik ki: "Uzatılsın, alt komisyon kurulsun." Neden korkuyoruz? Ondan sonra "Neden uzlaşma olmuyor?" ondan sonra "Niye beni eleştirdiniz?" ondan sonra "Dava açarım, 'tweet'inize tazminat davası açarım." Uzlaşmıyorsunuz çünkü konuşmuyorsunuz, düşünce almıyorsunuz ve ülkeye zarar veriyorsunuz. Bu yöntemler doğru yöntemler değil Sayın Başkanım. O yüzden -yani aslında konuşmamın başında onu talep edecektim- onların talebini yineliyorum, alalım fikir, biz her şeyi göremeyebiliriz, her şeyi bilemiyor olabiliriz. Az zamanda fikirler aldık, arkadaşlar mail attılar "Bizim taleplerimizi dile getirin." dediler, dinleyelim. Bu talebi bir kez daha yineliyorum yani bu şekilde sağlıklı bir yasama yapmıyoruz. Eve gittiğinizde çoluğunuza çocuğunuza ne diyorsunuz? "Gittik, işte, istediğimizi yaptırdık, geçtik." Vicdanınız rahat ediyor mu? Etmesin; bürokratlar dâhil, seçilen arkadaşlar dâhil, etmesin. 800 kilometre öteden her hafta geliyoruz, doğru şeyleri alalım, burada aktaralım diye. Böyle dinlemeyelim, anlamayalım, onları konuşturmayalım; nasıl olacak? Seçildik, görevimizin sonuna geliyoruz, daha bir tane yasa teklifi... Bakın, vekilim neler anlattı; kaygılarını anlattı Başkanım ama ısrarla "Yok." deniyor. Yazalım, oturalım çalışalım, hukuki metinleri çalışalım. Baro nerede arkadaşlar? Mesela, bu konuda ciddi hukuki düzenlemeler var; İcra Yasası'yla ilgili vesaire. Onlardan görüş alındı mı? Alınmadı.
FETİ YILDIZ (İstanbul) - Nerede?
BURAK ERBAY (Muğla) - Barodan mesela... Başkanım, o İcra İflas...
FETİ YILDIZ (İstanbul) - Barolarla ilgili ne var?
BURAK ERBAY (Muğla) - İcra ve İflas Yasası'ndaki o ilanlar var.
FETİ YILDIZ (İstanbul) - İlan o be kardeşim, baroyla ne alakası var ilanın?
BURAK ERBAY (Muğla) - İcra satışının orada olması baroyla ilgili değil mi -hukukçu vekilim var- Değerli Başkanım, değil mi? Diğer kamu ilanlarının hukukla alakası yok mu? Yani yapmayın.
Sonuç itibarıyla, görüş alınmayarak yapılması doğru bir yöntem değil. Israrla devam ediyorsunuz, ülkeye zarar veriyorsunuz. Vicdanınız rahat olmasın yani rahat bir şekilde görevinizi yaptığınızı söylemeyin.
Onun dışında, bu maddeler içerisinde maalesef insanları ciddi kaygıya düşürecek maddeler var çünkü uygulamalarımız hep bu yönde; insanların konuşmalarını, duyurularını kısıtlamak, onları hapse atmak üzerine.
Bakın, şimdi, bu yasa teklifiyle ilgili örnekler de verildi. Geçen sene Muğla'da yaşanan yangınlarda ormanlar için -ben o toprakları çok seven bir insanım- gittik, bağırdık, dedik ki: "Ya, bir helikopter gönderin, bir şeyler..." İnsanlar bunları paylaştılar, haber oluştu. Daha ilk çıktığında, ben Marmaris'teydim ilk yangında çıktığında -Başkanım da oradaydı- orada Köyceğiz yangını çıktığında hemen Köyceğiz'e döndüm -doğduğum yer- dedim ki: "Bakın, çok tehlikeli, bu yangın ormanın yukarısına giderse..." "On-on beş gün sürmez." dendi. Açıklamalar yapıldı "Hayır, öyle değil." dendi. "Vekiller şöyle yapıyor, böyle yapıyorlar." dendi. İşte bu söylediğiniz dezenformasyonları yaptığımız iddia edildi. Söylediğimiz de oldu, on beş gün yangınlar devam etti. Bizim bu söylediklerimizi alanlar, haberler yapanlar oldu, yayanlar oldu. E, şimdi bu şartlarda nasıl olacak, insanlar nasıl bunları gündeme getirecek?
Başka konu mesela: Muğla'da 30 küsur tane saha JES'le ilgili arama sahası ilan edildi. "Sıcak su bulacağız. Oradan enerji üreteceğiz." "Ya, ne yapıyorsunuz?" dedik. Araştırdık bölgeleri, arkeolojik bölgeler, doğal sit bölgeleri. Arkasında başka tezgâh olduğunu anladık, haber yaptırdık vesaire, daha sonra ihalenin yapılmasına iki gün kala ihale iptal edildi. O yeni kurulan YİKOB üzerinden, Yatırım İzleme üzerinden ihale yapılacaktı; bağırıldı, çağrıldı ama o şartlarda yasaldı o, belki de birileri "Dezenformasyon yapılıyor." diyebilirdi ama daha sonra, bizim haklı olduğumuz ortaya çıktı ve bunlar iptal edildi. Aynı şekilde, Göcek'teki koyların ihalesi iptal edildi.
Bunun gibi, oradaki Paramount Otel'de yaşananları, Yalıkavak'ta yaşananları anlatıyoruz. Bunlar nasıl kamuoyunu deşifre edilecek, nasıl anlatılacak? Biz duyuyoruz bunları, kulağımıza geliyor hangi siyasilerle bağlantılı olduğu. Burada da konuşabilirim nelerle bağlantı olduğunu. Biz bunları nasıl anlatacağız? Sosyal medyayı kullanmazsak, siz "Onu daraltacağım." derseniz, işte, haber... Nasıl açıklanacak bunun kaynakları? Böyle bir şey olabilir mi?
O yüzden, arkadaşlar, yapılan yöntemlerin insanlara kaygı verdiğini Tuncay Başkanımın konuşmasından anladık, hissettik. Bunların, olabiliyorsa geri çekilip komisyonlarda tartışılması lazım. Muhataplarının bir an önce, onları yıldırmadan.... Yoruldular, onlar alışık değil belki bu kadar; saat ikiden beri buradalar, dinliyorlar; gözüme baktılar dışarı çıktığımda; konuşmak istiyorlar, konuşturalım, daha nitelikli bir şekilde bir yasa yapmış olalım.
Onun dışında, söylediğim gibi, bu yöntemlerin doğru olmadığı... Ha, yargıyla ilgili... İşte, deniyor ki: "Yargı karar verecek." Bazı yetkiler veriliyor. Hangi yargı arkadaşlar? Onlarca örnek verildi de arkadaşlar bir fotoğraf çıkarmış; bakın, hangi yargı? Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu'na yumruk atana hapis cezası vermeyen ama 2013'te attığı "tweet"ten dolayı Canan Kaftancıoğlu'na ceza veren yargıdan bahsediyoruz. Genel Başkana, ana muhalefet partisinin, milyonlarca oy almış partinin Genel Başkanına yumruk atan hapse girmiyor ama "tweet" attığı için dün cezaevine giren Canan Kaftancıoğlu'na ceza veren, tutuklanmasını sağlayan mahkemeden, yargıdan bahsediyoruz en basitinden. Onlarca, yüzlerce örnek verebilirim de sıcak olduğu için.
FETİ YILDIZ (İstanbul) - Vekilim, biz o İnfaz Yasası'nı çıkarırken de karşı çıktınız.
BURAK ERBAY (Muğla) - İnfaz Yasası'ndan bahsetmiyorum Başkanım.
FETİ YILDIZ (İstanbul) - Aynı şeyleri söylediniz.
BURAK ERBAY (Muğla) - Buradaki düzenlemeden, kaygılardan, sadece kaygılardan bahsediyorum Başkanım.
FETİ YILDIZ (İstanbul) - Onun altında da benim imzam var.
BURAK ERBAY (Muğla) - İşte, bu somut çok... Onu söylemeye çalışıyorum, yakın zamanda yaşanan acı bir tecrübeyi örneklerle anlatıyorum. Burada da kalkıyoruz... Eğer burada oylanarak geçerse -eğer AKP'li ve MHP'li kişiler oy verirse buradan geçecek- yasa sonucu olabilecek tehlikeleri, öngördüğümüz tehlikeleri, kaygıları iletiyorum çok sıcak yaşadığımız olaylardan dolayı.
O yüzden, gelin, yol yakınken bir an önce dönelim, Komisyonda tartışalım. Dediğim gibi "Her şeyi biliyoruz." diye bir iddiamız yok. Bir sürü farklı konuda uzman arkadaşlar var, onlardan görüş alalım. Bu konuyu vakte yayalım, onları dinledikten sonra olgunlaştıralım, eksiklikleri düzeltelim, "Kervan yolda düzülür." anlayışıyla yapmayalım diyorum.
Teşekkür ediyorum söz verdiğiniz için Başkanım.