KOMİSYON KONUŞMASI

ORHAN SÜMER (Adana) - Sayın Başkan, Orhan Bey hallediyor, biz söz almadık tarımla ilgili olduğu için.

BAŞKAN MUSTAFA SAVAŞ - Peki, tarımla ilgili değerlendirmeleri yapmasından, kendisinin çiftçi olmasından ve tarım dostu olmasından dolayı...

Buyurun Sayın Sarıbal.

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum bir taraftan, bir taraftan da kınıyorum sizi.

BAŞKAN MUSTAFA SAVAŞ - Niye?

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Ben çiftçiyim, tarımcıyım, konuşmayacağım da nerede konuşacağım?

BAŞKAN MUSTAFA SAVAŞ - Tamam işte, veriyoruz söz size. Daha ne istiyorsunuz, söyleyin.

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Ama kıymeti yok.

BAŞKAN MUSTAFA SAVAŞ - "Kınama" sözünü size bu kadar söz vermeme rağmen, iltifat etmemize rağmen...

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Peki, tamam.

BAŞKAN MUSTAFA SAVAŞ - O zaman ben de sizi kınıyorum. Düzelttiniz mi? Peki, tamam.

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Mesele şu: Bu Sudan meselesi Başkan, ben şurada tekrar bunu konuşmaktan utanıyorum; çok net söyleyeyim.

BAŞKAN MUSTAFA SAVAŞ - Utanmayın canım, konuşun, buyurun.

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Bakın, şöyle: Bir çiftçi olarak, 35 milyon dönüm arazisi yirmi yılda tarımdan çıkmış, yaklaşık 50 milyon dönüm arazisi ekilmesi gereken ve toprak sınıflaması olarak geçmiş yıllarda il özel idarelerinin, köy hizmetlerinin yapmış olduğu tarımın yapılabilirliği kesin olan kendi topraklarımızda yatırım yapmayıp birilerine para aktarmak, bu ülkenin sermayesini, bu ülkenin servetini, halkın vergisini aktarıyor olmak ve bu konuda ısrarcı olmak gerçekten şaşırtıyor beni.

Birincisi, çok net; derhâl buradan çıkın kardeşim. Nedir sizi bağlayan iş, nedir? Hiçbir güvenliği yok. Hangi iş dünyasının insanı hangi güvenceyle gidecek oraya? Buradan kendinize emniyet mi götüreceksiniz? Oradaki iç çatışma, hükûmet meselesi ama en baştan, bunun tümüne bütünüyle karşı olduğumu; bunun Türkiye'nin tarihsel birikimleriyle, tarımsal birikimleriyle, toprak zenginliğiyle, 7 bölgesiyle, 4 iklimiyle âdeta bu ülkeye hakaret olduğunu düşünmekteyim. Buradan, kafadan bir reddediyorum bunu; onu özellikle söylemek isterim.

Sonrasında 6,5 milyon; 6,6 milyon; 6,6 liradan 10 milyon dolarlık bir iş yapmışsınız. Yüzde 80'ini biz karşılayacağız, yüzde 20'sini onlar karşılayacaklar. O gün 6,6 lira parasal olarak değeri belli. 66 milyon liralık bir destek vereceğiz oraya onlar da yatırım yapacaklar. Şimdi, ne oldu bu para? Bizde 16 lira oldu, onları bilmiyorum. Kaç para bu? Birincisi bu. Yani olacak iş değil. Niye iptal etmiyoruz? Ne güvenliği var, bu, lojistik masraflarıyla, artık dünyadaki yeni düzenlemeyle, Covid'le, Rusya ve Ukrayna savaşıyla artık hakikaten burada ısrar etmenin... Aklımıza sadece şu geliyor: Bu şirketi kuranların ve onların yöneticileri olanların kamu kaynaklarından aldığı paralarla rahat ettikleri anlamına geliyor; başka hiçbir karşılığı yok. Yine, kimin parası? Elbette, hepimizin parası, hepimizle ilgili bir şey bu. 84 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyla ilgili. Hâlâ bekliyoruz ki onlar bize toprak gösterecekler, biz de buradan ekip göndereceğiz. O yetmedi, bir de orada yeni kadro ihdası yapmaya karar verdik. Zaten bizim kadromuz vardı, şirket var, yapı var. Bir de şimdi, orada işler hızlı olsun, bize yer bulsunlar diye yeni bir kadro ihdası da... Bu, yeni, şu anda hazırladığınız raporda bunu görmekteyiz.

Kısaca, Sayın Başkan, değerli Komisyon üyeleri, Sayın Bakan Yardımcısı, şirket yöneticisi arkadaşlar; ya, vazgeçin artık ya, yeter bu. Gerçekten çok üzülüyorum, bunu samimiyetimle söylüyorum. Gelin, geçen defa da TİGEM Başkanıma söylemiştim, şimdi size söylüyorum; gelin, bu ülkeyi gezelim, ne kadar tarım alanı boş görelim; Ardahan'ın arazisinden, Kars'ın arazisinden, Erzurum'un arazisinden, Konya'nın arazisinden, Türkiye'nin neresinde istiyorsanız gelin, gidelim boş arazileri görelim. Şu kaynakları yani varsa arka planda başka bir şey bilelim; bilme hakkımız var hem milletvekili olarak hem de bu ülkenin bir vatandaşı olarak. Varsa... Ama yoksa hakikaten bunda ısrar etmek gerçekten akıl durgunluğu gibi bir şey diyorum.

Sağ olun Başkanım.