KOMİSYON KONUŞMASI

MÜRSEL ALBAN (Muğla) - Hemen Başkanım...

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) - Ekrana konuşunca kısa sürmüyor.

MÜRSEL ALBAN (Muğla) - İlyas ağabey, laf atmaya başladı şimdi.

Başkanım kısa konuşacağım.

BAŞKAN TAHİR AKYÜREK - Konsantrasyonunuz iyi.

MÜRSEL ALBAN (Muğla) - Yani ne yapalım, bize de tabanda baskı var; koylarda, kıyılarda, denizlerde, denizciler odasında, çevrecilerde...

BAŞKAN TAHİR AKYÜREK - Ses tonunu eskiden beri ben duyuyorum.

MÜRSEL ALBAN (Muğla) - Eyvallah! Tamam Başkanım, bir gün Konya'ya geleceğim küflü pide yiyeceğim.

BAŞKAN TAHİR AKYÜREK - Tamam, güzel, küflü peynir pidesi.

MÜRSEL ALBAN (Muğla) - Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN TAHİR AKYÜREK - Buyurun.

MÜRSEL ALBAN (Muğla) - Görüşmesini yaptığımız bu kanun teklifinin amacı kıyıların Çevre Ajansı Başkanlığının yapacağı ihalelerle belediyelerin elinden alınıp şirketlere verilmesidir; Çevre Ajansı Başkanlığı eliyle bir paralel belediye yapılanması kurulmasıdır. Görüşmesini yaptığımız bu kanun teklifi, doğal sit alanları ile özel çevre koruma bölgelerinin resmî olarak yağmalanmasıdır. Görüşmesini yaptığımız bu kanun teklifi, Danıştayın iptal ettiği hukuksuz uygulamaları yeni kanun yaparak arkadan dolaşmaktır. Görüşmesini yaptığımız bu kanun teklifi, halkın olan kıyıların halkın elinden alınıp şirketlere verilmesidir. Görüşmesini yaptığımız bu kanun teklifi, özel çevre koruma bölgeleri ve doğal sit alanlarındaki ormanların rant uğruna yakılma tehlikesi altında olmasıdır.

AKP'li ve MHP'li üyelere sesleniyorum: Bugün vereceğiniz oylarla doğal sit alanları ile özel çevre koruma bölgelerinin kaderini belirleyeceksiniz. Ülkemizin cennet koylarına, kıyılarına yapılacak her yağma ve talanın vebali size aittir; bunu baştan belirtmek istiyorum. Bu cennet koylar, kıyılar bizlere atalarımızdan mirastır. Gelin, bu mirasları koruyalım ve biz çocuklarımıza, torunlarımıza bu emaneti teslim edelim. Bu kanun teklifiyle ülkenin tüm doğal sit alanları ile özel çevre koruma bölgelerini Türkiye Çevre Ajansı Başkanlığına ihale yapma, şirketlere devretme yetkisi verirseniz tüm o cennet koylar birer beton yığınına döner. Bunun örneklerini seçim bölgem olan Muğla'da yaşıyoruz.

Benim Türkiye'nin gündemine getirdiğim bir konu var: Muğla Valiliğine bağlı Muğla'ya Hizmet Vakfı ve Türkiye Çevre Koruma Vakfı ortaklığıyla 4/4/2014 tarihinde kurulan, kısa adı MUÇEV olan bir limitet şirket kuruldu. Sermayesinin yüzde 50'si Muğla'ya Hizmet Vakfına, yüzde 50'si de Türkiye Çevre Koruma Vakfına ait olduğu için bu şirket bir vakıf sanıldı; oysa bu şirketin kuruluş amacı özellikle muhalif partilerin yönettiği belediyelerin olduğu kıyı kentlerindeki sahillerin işletmesini belediyelerin elinden almak, gelirlerini yandaş firmalara aktarmaktı, amaçları kıyıların turizm gelirlerini vakıf görünümlü şirketler aracılığıyla toplamaktı. MUÇEV adındaki limitet şirketin kanuna aykırı uygulamaları birçok kez Danıştay tarafından iptal edildi, MUÇEV hakkında başta Muğla olmak üzere faaliyette bulunduğu birçok ildeki idare mahkemelerine onlarca dava açıldı, bu davaların hepsinde MUÇEV'in faaliyetleri yasa dışı bulunarak iptal edildi.

Danıştay kararlarından bir örnek vermek istiyorum, yasalara aykırı işlemlerden bir örnek vermek istiyorum: Datça'nın doğa harikası kıyılarının kullanılma hakkı pazarlık usulüyle 29 Haziran 2017 tarihinde üç yıllığına MUÇEV'e kiraya verilmişti. Datça Belediyesi 15 Mayıs 2020 tarihinde Muğla Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne başvuru yapmış, söz konusu kıyı alanlarını halkın serbestçe kullanımına açmak vatandaşların günlük gereksinimlerini karşılayacaktı, geçici yapıların hizmete sunulması için belediyeye tahsisini istemişti. Tahsis yapılmayacaksa ilçe sınırlarındaki sahiller için yapılacak ihalelerin tümünün içerikli gün, yer ve saatini bir ay önceden Datça Belediyesine duyurulmasını talep etmişti. Belediye bu başvurusunun reddedilmesi üzerine Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına karşı dava açmıştı. Bu sırada Datça ilçesindeki Kargı Koyu, Kumluk, Ilıca ve Karaincir plajları, sahil kesimlerinin kullanımı hakkı 27 Temmuz 2020 tarihinde yapılan pazarlık usulü ihaleyle on yıllığına MUÇEV'e kiralanmasına karar verilmişti, ihalede tek istekli sadece MUÇEV'di. Davaya bakan Danıştay, Datça Belediyesinin başvurusunun reddedilmesini hukuka uygun görmedi. 2 Mayıs 2013'te Resmî Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Tabiat Varlıkları ve Doğal Sit Alanları ile Özel Çevre Koruma Bölgelerinde Bulunan Devletin Hüküm ve Tasarrufu Altındaki Yerlerin İdaresi Hakkında Yönetmelik'in 55'inci maddesinin 4'üncü fıkrasının (c) bendinin yürütmesinin durdurulmasına 2 Ekim 2021 tarihinde oy çokluğuyla itiraz ve kapalı şekilde karar verdi. Bu kanun teklifinin amacı MUÇEV'e benzer şirketler kurarak Ege ve Akdeniz kıyılarını ranta çevirme ve yandaş şirketlere aktarma projesidir. Bu kanunun maddesi, önce Komisyondan sonra Genel Kuruldan geçerse şirketler kurulacak, tabiat varlıkları, doğal sit alanları ile özel çevre koruma bölgelerindeki alanlar şu şirketlerin kullanımına açılacaktır. MUÇEV'den paralel belediye yapılanması genelleşmiş olacaktır. Biz bu kanun teklifinin tamamına hemen hemen, bu 29'uncu maddenin tamamına karşıyız.

Değerli arkadaşlar, biraz önce de konuşuldu, elimde gördüğünüz yer Karaca; bakın, yazlık sarayın hemen yanı, karada komşu olamayanlar denizde komşu olmaya çalışıyorlar. Şöyle, cennet bir yer, hepinizin görmesini isterim. Burayı MUÇEV'e vermişti, mapa tonaj şamandıralama sistemiyle. Bakın, hemen Okluk Koyu'nun yanı, dikkatinizi iyi çekmek istiyorum. Karada komşu olamıyorsanız bu kanunla hemen, denizde komşu olacaksınız; bakın, bunu iyi bilin. Buraları artık 1 tekne, 2 yat, 3 yat değil yat mezarlığına, gulet mezarlığına ve oligarkların büyük teknelerinin mezarlığına dönüştüreceksiniz. Bu dediğiniz, tonaj çapalama veya efendim, şamandıra sistemi 1 ada değil, 2 ada değil, 3 adayı teknelerin demirlemesi demektir yani bir mezarlığa dönecektir. Bundan, bu kanundan vazgeçilmesini bekliyoruz.

Şimdi, ihaleye yüzde 60 peşin ödenirse efendim, yüzde 60'ı düşülecek. Ya, bir şey söyleyeyim: 2886 sayılı Kanun'a göre hazineye ait yerleri veriyorsanız siz burada on beş yıl vadeli verip, yüksek rakamlarla alıp, sonra "Ben vadeden vazgeçtim, efendim, peşin ödüyorum." deyip yüzde 60'ını nasıl düşeceksiniz; bu da İhale Kanunu'na aykırıdır yani bu kanunu... Şöyle yapıyorsunuz: Önce bir kanun getiriyorsunuz, bu kanun çıkıyor, efendim, peşine bir kanun daha getiriyorsunuz "Bu kanun eksik kalmış, biz bunu tamamlayalım." diyorsunuz. İşte, bugün iddia ettiğimiz gibi bundan önceki kanunlarda da iddia etmiştik. Bakın, her yerde bir eksik bırakıyorsunuz. İster istemez, alelacele, birilerinin menfaatine, çıkarına uygun kanunlar gelmesin. Demin Komisyonumuzun değerli üyesi bir konuşma yaptı. Kıyı Kanunu var, Çevre Kanunu var, Tabiat Varlıkları Kanunu var... Var, doğru var ama kim uyguluyor? Bunlara uyan var mı? Ben de söylüyorum: Bu kanunda yandaş var, çıkar, menfaat ilişkisi var, yağmalama var, talan var bunun önüne nasıl geçeceksiniz?

NECİP NASIR (İzmir) - İzmir'de Anıtlar Kurulundan bir tane proje geçiremiyoruz.

MÜRSEL ALBAN (Muğla) - Bunu... İyi ki geçiremiyorsun, Allah'tan, geçirseniz her yer gidecek elden yani. Geçirseniz her yer gidecek elden. Allah'tan Anıtlar Kurulu var da geçmiyor yani.

BAŞKAN TAHİR AKYÜREK - Mürsel Bey "Kısa konuşacağım." demiştiniz.

MÜRSEL ALBAN (Muğla) - Kısa... Hemen tamamlıyorum Sayın Başkan.

Ajansı demin Ulaş Vekilim gösterdi. Ya, ne olur biraz ciddi olsun bu Ajans. Bakın, ben hepsini tek tek çıkarttım, inceledim, üç gündür dersime çalışıyorum. Buradan tanıyor musunuz? Şunları tanıyor musunuz? Var mı Sayın Bakan Yardımcısı? Var mı, tanıyanınız var mı? Tanıyamazsınız, neden? Çünkü hiçbirisinin resmi yok, öz geçmişi yok. Ya, Bakanlığın yönetemediği bir yeri bir ajans yönetemez. Bakın, Bakanlık eliyle kalsın, Bakanlığın elinde kalsın. Bakanlık yine az çok, asgari müşterek doğru karar verebilir ama bir ajans doğru karar veremez, bakın. Bu Ajansa, bu kanunla eğer teslim ederseniz demin gösterdiğim Karaca Koyu veya buna benzer birçok koylar mapa tonoz şamandıralama sistemiyle adalar yaratılarak deniz parsellenecek, kıyılarımız yine, yine, yine menfaatçi, çıkarcı, yandaş kişilere peşkeş çekilecek.

Sayın Başkan, Büyükşehir Belediye Başkanlığı yaptınız. Şunun çok iyi bilinmesi lazım, demin teklif sahibi şunu söyledi: "Yerel yönetimlerin en büyük gelirleri emlak vergileridir." Ya, çıkardığınız kanunda, büyükşehir olurken siz zaten o köylerin, beldelerin tamamını beş yıl muaf tuttunuz vergiden. Tamam, muaf tutuldu; e, şimdi, ondan sonra da efendim, kırsal mahalle, kırsal kesim kanunu getirdiniz. E, bunlar da şimdi ayıklandı, oralarda yine vergi alınamıyor. Nasıl geçilecek? Öncelikle, bir kanunu çıkarırken, bence, çok zamana ihtiyaç var; doğru düşünmek lazım, doğru tartışmak lazım.

Sizden ricam şu: Kanun teklifi böyle geldi. Efendim, geldi diye "Biz böyle geçirelim." demeyin. Ben sizlerin vicdanınıza inanıyorum, güveniyorum, doğru karar vereceğinize inanıyorum. Bu 29'uncu maddeyi buradan çıkarttırın.

BAŞKAN TAHİR AKYÜREK - 29'la ilgili arkadaşlarımız bazı teklifler hazırlıyorlar.

MÜRSEL ALBAN (Muğla) - Hepinize teşekkür ediyorum Sayın Başkan.