| Komisyon Adı | : | BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU |
| Konu | : | Çevre Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/4469) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 5 |
| Tarih | : | 30 .05.2022 |
HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Değerli vekiller, şimdi, başta 1'inci maddede "DSİ'nin baraj, gölet depolama alanlarının hangi amaçla kullanılacağına dair kararı Cumhurbaşkanı verecek." diyor. Değerli arkadaşlar, bu maddede en büyük sıkıntımız şöyle: Yerel yönetimlerin özellikle büyükşehirlerin yaptığı barajların, içme suyu için yapılan barajların yetkisini de Cumhurbaşkanına veriyor. Aydın'da İkizdere'yi DSİ yapmıştı -Sayın Bakan Yardımcısı buradaysa kendisine soralım- ve DSİ şöyle yapmıştı: Bunu Aydın Büyükşehre para karşılığı, ücret karşılığı sattı ve Aydın Büyükşehir, Aydın olarak da Germencik, Efeler, İncirliova olmak üzere bütün ilçelerimiz buradan su kaynağını alıyor. Yarın Cumhurbaşkanı "Ben bu barajı elektrikte kullanacağım veya ben bu suyu tarımda kullanacağım." dediği an belediyenin hiçbir hükmü yok. En azından Sayın Başkanım, Sayın Bakan Yardımcım burada mı? Yok herhâlde.
BAŞKAN TAHİR AKYÜREK - Genel Müdürümüz burada.
HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) - Genel Müdür burada.
En azından bu maddede şeyi çıkarmamız gerekiyor yani yerel yönetimlerin, daha doğrusu büyükşehir belediyesinin ve yerel belediyelerin yaptığı içme suyu barajında yerel yönetime sorumluluk vermemiz gerekiyor. Aksi takdirde çok sıkıntı yaşayabiliriz çünkü özellikle enerji sektörü ve firmaları ciddi derecede Hükûmete ve saraya baskı yapıyorlar; her istedikleri oluyor. Bu konuda da içme suyu sağlayan barajların yetkisini muhakkak yerel yönetime devretmemiz gerektiği inancını taşıyorum; yapmamız gerekiyor.
Değerli arkadaşlar, iki, Kayseri'de bazı konut kooperatifleriyle ilgili mağdurlar için çözüm getiriyorsunuz. Evet, Kayseri Milletvekilimiz Sayın Çetin Arık, Mecliste, Genel Kurulda o konuyu gündeme çok getirdi. Doğru bir kanun ama bu sorun sadece Kayseri'de yok veyahut sadece Afyon'da yok; arkadaşlar, Türkiye'nin her yerinde var. Bunu yaparken yani bazı alışkanlıklarınız var, onu biliyoruz; kişiye özel kanun da çıkardınız ama sadece bir ile karşılık bir kanun çıkarmak da hoş değil. Bütün illeri katalım bu teklife, Türkiye'de bütün illerde var bu sorun Sayın Başkanım. Yani sadece Kayseri'de değil, sadece Afyon'da değil; Türkiye'nin 81 ilinde var. Sadece Kayseri için çıkarırsak diğer illere de haksızlık olur. Bunu, bütün illeri kapsayacak şekilde, ek bir madde olarak ilave etmemiz gerektiği inancını taşıyorum değerli arkadaşlar.
Değerli arkadaşlar, yine, 2 değerli Belediye Başkanımız var; Konya Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapmış Başkanımız, arkadaşım İstanbul Belediye Başkanı... Şimdi, arıtmaları asıl yapması gereken yerel yönetimler arkadaşlar. Özellikle büyükşehirlerde arıtmaları yerel yönetimler yapar. Şimdi, bunu yap-işlet-devret modeli olarak yaparsak enerjiyi nasıl özelleştirdiysek ve şu an korkunç bir kâr oranı varsa, yarın bu firmalar aynı bu işi yaptığı zaman -katı atık olarak- ciddi derecede yüksek rakamı vatandaşlardan almak zorundalar.
Değerli arkadaşlar, doğru bir şey yapmamız gerekir. Şu an, Sayın Vekilim de konuştu dedi ki: "İşte, denizleri korumak için..." Arkadaşlar, bizim her şeyden önce denizleri korumak için sanayideki arıtmaları doğru çalıştırmamız lazım. Şimdi, Türkiye'deki bu enerjide... Ben Aydın Milletvekiliyim, size bir örnek vereceğim; Dinar'da doğan Devlet Su İşleri eski Genel Müdürü, eski Bakan Veysel Eroğlu'nun memleketinde akan su Uşak'tan geliyor, Denizli'de baraja akıyor, oradan da Aydın Ovası'nı sulamak amacıyla Menderes'ten Menderes Nehri olarak Ege Denizi'ne akıyor. Uşak'a gittim arkadaşlar, oradaki sanayicilerle görüştüm; arıtması var, arıtma günde iki saat çalışıyor. Neden? Enerji pahalılığı var. Yani bizim burada yapmamız gereken arıtmaların enerjisi üzerindeki bütün vergileri kaldırmak. Aksi takdirde ne belediyeler ne de özel sektör -yarın da yap-işlet-devret yaptığınız bu arıtmalarla- enerji pahalılığından dolayı bu arıtmaları çalıştırmazlar; çalıştırırlarsa bu işin altından kalkamazlar. Bunu Sayın Büyükşehir Belediye Başkanı, Sayın Başkanım çok iyi bilir; diğer belediye başkanlarımız çok iyi bilir.
BAŞKAN TAHİR AKYÜREK - Hüseyin Bey, arıtma tesisinin enerjisini kendisinin üreteceği şekilde sistem kurarak yürümek lazım; bir. İkincisi, bir il veya büyük ilçeler bugüne kadar bu arıtma tesisini yapmamışsa, gerçekten bu konuda büyük bir eksikliktir, tam görev yapılmamış oluyor; onu da söyleyeyim yani.
HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) - Şimdi, o öyle değil. Bizim yapmamız gereken -arıtmaların üzerindeki sanayi- şehir içindeki arıtmaların üzerindeki enerjiyi muhakkak düşürmemiz, en azından üzerindeki vergileri kaldırmamız gerekiyor. Aksi takdirde, siz yarın... Değerli arkadaşlar, bazı illerde, bazı sahil bölgelerde, küçük ilçelerde altyapı yok. Bir yatırımcı geliyor, orada otel yapıyor beş yıldızlı; bir arıtma koymak zorunda, koyuyor da ama çalışmaya geldiği zaman günde bir saat, iki saat çalıştırıyorlar; komple denize boşaltıyorlar çünkü maliyeti gerçekten yüksek. Yani bizim gerçekten doğru olan şeyi tespit edip doğru şeyi yapmamız lazım bu kanunda. Eğer siz arıtmaların üzerinde... İşte anlatıyorum; Uşak'ta, ya bizim Menderes Çayı'nda yüzen balıklar öldü arkadaşlar. Düşünün yani Uşak'a gidin bakın, orada özellikle kimya sanayisi var, dericilik var yani onlar olduğu gibi... Biz o suda sebze yetiştiriyoruz, meyve yetiştiriyoruz ve çocuklarımızı da aslında zehirliyoruz. Alternatifimiz yok yani o yüzden bizim birinci derecede, arıtmaların üzerindeki enerji maliyetini sıfırlamamız gerekiyor yani en azından vergilerini sıfırlamamız gerekiyor. Değerli arkadaşlar, bu, arıtmada yap-işlet-devret modeli önümüzdeki dönemde uygulansa dahi uzun vadede ülkeye çok büyük zarar vereceği ve oranın vatandaşına zarar vereceği inancını taşıyorum çünkü şu an yerel yönetimlerde sudan; katı atık, altyapıyla ilgili ücret alıyorlar, orayı yapan yatırımcılar sonuçta ticaret yapacaklar, zarar etmeyecekler ve müthiş bir fiyat artışı olacak başta buradan söyleyelim ve yanlış... En azından yap-işlet-devret modelini yerel yönetimlerin dışında özel sektöre devretmememiz gerektiği inancını taşıyoruz.
Değerli arkadaşlar, aynı zamanda, yine 29'uncu maddeye gelelim, o maddenin bir ara verip tekrar aramızda veya Komisyon Başkanımızın teklif eden milletvekilleriyle bir görüşme yapması gerekiyor. Bu madde -tekrar ediyorum- gerçekten çok tehlikeli ve bu konuda özellikle ısrar ediyoruz, bu kanun bu şekilde geçerse sahil bölgeleri müthiş derecede bir ranta açılacak ve denizlerimizde bana göre daha da sıkıntı yaşayacağız. İmarı olmayan, sit olan yerlerde bu kanunla onlara, imarın önünü açmış oluyoruz, istedikleri tesisi yapma olanağını sağlıyoruz; bunu göreceksiniz. Yapabiliyorsak -Baki Bey'in dediği gibi- bizim madem turizmden bu kadar beklentimiz var, Sayın Başkanım da bazen böyle Konyalı hemşehrileri çok Didim'e geliyor, kendisi de biliyor, biz yerel turizmi geliştirmek...
BAŞKAN TAHİR AKYÜREK - Konyalılar siteleri var Didim'de biliyorsunuz.
HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) - Evet, Konyalılar sitesi var.
Arkadaşlar, bizim yapmamız gereken şu: Biz nüfus oranına göre katkı payı alıyoruz İller Bankasından, biz bu nüfus oranına değil abone sayısına göre katkı payı verirsek bu sorun zaten çözülür. Çok basit, abone sayısına göre verirsek o zaman sahildeki sorun da çözülüyor.
BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) - Ben tam öyle demiyorum, ikisi de yanış.
HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) - Şimdi, şöyle bir durum var değerli arkadaşlar: Şimdi biz bütün umudumuzu turizme bağlamışız ama turizm bölgesindeki yolları, altyapıyı, çevre düzenlemesini, arıtmayı da göz ardı ediyoruz.
Değerli arkadaşlar, Didim'in nüfusu kışın 80 bin, şu anki resmî nüfusu 100 bin diyelim ama yazın 1 milyon insan geliyor. Şimdi ben 100 bine göre Belediye Başkanı olarak katkı payı alıyorum -Belediye Başkanlığı yapan arkadaşlarımız var burada- sadece Didim değil -MHP'nin Belediye Başkanları için de söylüyorum, diğer ilçeler için de söylüyorum- bütün sahil belediyelerindeki personel ona göre alınıyor; katkı payına göre, nüfus oranına göre veriliyor, kadro ona göre veriliyor. Şimdi siz şunu diyorsunuz: Altı ay boyunca o Didim'de yaz kış yaşayan insanların haklarını gelen misafirlerimize ödemek zorundayız ve yetmiyor. Şimdi, bu böyle olunca arkadaşlar, birinci ayakta, yurt dışından gelen turistler gelir gelmez eğer çevre düzenlemesi iyi değilse, yolları kötüyse, arıtması yoksa, suyu iyi akmıyorsa bize eksi yazıyor. 350-400 milyon dolar bütçe oluşturduk turizm reklamı için değil mi? Avrupa'da her yerde reklam veriyoruz ama Hükûmetin kendi yapması gereken işleri de yapmıyoruz. Gelen bir müşteri en az tane 100 müşteri getirir; eğer kötü algı oluşursa en az 100 müşteri de geri götürür arkadaşlar, net söylüyorum size. Bu yüzden bizim yapmamız gereken doğru şey; bir, ilçe belediyelerinin nüfus oranını kışın yaşayanlar şeklinde değil abone sayısına göre olabilir, ev sayısına göre olabilir; o şekilde düzenlememiz gerekiyor. İki, en azından bu kanun çıkıncaya kadar Ulaştırma Bakanlığının -Karayollarını gerçi bitirdiniz ama eski gücü yok- en azından Karayollarının sahil bölgelerinde ilçe belediyelerinin veya beldelerinin yollarını yapma zorunluluğu var. Altyapıyı da Çevre ve Şehircilik Bakanlığının destekleme zorunluluğu var ve o bölgelere uzun vadede kredi sağlanması gerekir ama maalesef bunu Hükûmet olarak yapmıyor. Bütün her şeyi belediyelerden beklersen belediyelerin gücü yetmez. Özellikle Çevre ve Şehircilik Bakanlığının sahil bölgesinde yaşayan, daha doğrusu belediyesi olan bütün belediye başkanlarına -CHP'li, İYİ Partili, AK PARTİ'li MHP'li fark etmiyor, siyasi görüşü ne olursa olsun- bir ayrıcalık yapması lazım. Onların projelerini bile onaylamıyorsunuz; kredilerini boşverdik, projelerini bile ayarlayamıyorsunuz. Bu konuda en hassas noktalar bunlar.
Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.