| Komisyon Adı | : | BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU |
| Konu | : | İstanbul Milletvekili Gökan Zeybek ve 5 milletvekilinin, (2/4469) esas numaralı Kanun Teklifi'nin 29'uncu maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasına ilişkin önergeleri hakkında görüşme |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 5 |
| Tarih | : | 30 .05.2022 |
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla) - Teşekkür ediyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, değerli bürokratlar, basınımızın değerli temsilcileri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan, 29'uncu maddeyle yapılan değişiklikte tabiat varlıkları, doğal sit alanları ile özel çevre koruma bölgelerinde bulunan 3621 sayılı Kıyı Kanunu kapsamındaki devletin hüküm ve tasarrufu altındaki alanların Türkiye Çevre Ajansına devredilmesi, devri yapılan bu alanların işletilmesi ve işlettirilmesi, bu amaçla şirket kurulması ve/veya mevcut şirketlerin Ajans tarafından devralınması hedeflenmektedir. Yine, (h) bendine eklenen hükümle de bahse konu alanlarda mapa ve şamandıra sistemlerinin kurulacağı ve deniz araçlarının atıklarının alınması işinin de Ajans ve Ajansa ait şirketler tarafından yapılacağı anlaşılmaktadır.
İlk olarak kıyı alanlarının idaresine yönelik olarak yapılan bu değişikliğin her şeyden önce 7261 sayılı Türkiye Çevre Ajansının Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un temel amacı olan ulusal ölçekte depozito yönetim sisteminin kurulması konusuyla bir ilgisi bulunmamaktadır. 7261 sayılı Kanun'un amacı her ne kadar "çevre kirliliğini önlemek ve yeşil alanların korunmasına, iyileştirilmesine ve geliştirilmesine katkı sağlamak" olarak belirtilmişse de Ajansın temel hedefi ulusal ölçekte depozito yönetim sisteminin kurulması, işletilmesi, izlenmesi ve denetimine yönelik faaliyetlerde bulunmasıdır. Bu husus, kanunun Meclise sunulduğu zamanki gerekçesinde -daha önce- 8 paragraflık genel gerekçenin 6 paragrafında depozito yönetim sisteminden bahsedilmesiyle açıkça görülebilmektedir. Oysa e-skuter konusuna bile değinilen 7261 sayılı Kanun'un gerekçesinde kıyı alanlarının yönetimi gibi hayati önemi haiz bir konuda tek bir cümle dahi yer almamaktadır. Dolayısıyla, yapılan bu değişikliğin 7261 sayılı Kanun'un asıl amacıyla ilintili olmadığı açıktır.
Diğer taraftan, yapılan düzenlemeyle kıyı alanlarının kullanımı ve işletilmesinden elde edilecek olan gelirin tamamı yerelden alınarak merkezî idareye aktarılacaktır. Özellikle, Aydın, Muğla ve Antalya gibi yaz turizmi döneminde artan nüfusları ile kış nüfusuna göre merkezî bütçeden aldıkları pay arasında uçurum bulunan illerimizde çözümsüzlüğün sürmesine neden olunacaktır. Oysa, hâlihazırda yürürlükte bulunan Tabiat Varlıkları ve Doğal Sit Alanları ile Özel Çevre Koruma Bölgelerinde Bulunan Devletin Hüküm ve Tasarrufu Altındaki Yerlerin İdaresi Hakkındaki Yönetmelik'le -şu anda yerel yönetimler lehine uygulanmıyor olsa bile- yerel yönetimlerin kıyıların idaresi hakkında söz sahibi olması ve gelirden pay alması mümkündür.
7261 sayılı Kanun'un 4'üncü maddesine eklenen yeni fıkrayla Türkiye Çevre Ajansının özel şirketler kurması ve devralmasının önü açılmaktadır. Kamuya ait şirketlerin neredeyse tamamının özelleştirme programına alınarak özel sektöre devredildiği bir dönemde Bakanlığın ilgili kuruluşu niteliğindeki Türkiye Çevre Ajansı aracılığıyla yeni özel şirketler kurulması ve devralınması manidardır. 2014 yılından bu yana kamuoyunu meşgul eden ve kıyıların yönetimini -Sayıştay raporlarına da yansıdığı üzere- mevzuatın arkasından dolaşılarak sürdürmesi sağlanan MUÇEV Limitet Şirketinin Türkiye Çevre Ajansına devredileceği ve MUÇEV benzeri yeni şirketler kurulacağı sonucuna ulaşmak zor değildir.
12'nci madde incelendiğinde, arıtma tesisi, geri kazanım, arıtma çamuru işletme ve bertarafı, atıkları toplama, taşıma hizmetleri, atık işleme geri kazanım ve bertaraf tesisleri gibi tamamı atıklarla ilgili konuların arasına kıyıların da şirketler eliyle işletilmesi konusunun eklendiği görülmektedir. Kanun teklifinin 29 ve 12'nci maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, bu düzenlemeyle, yakın dönemde ihalesi yapılan, kamuoyunda ciddi tepkilere neden olan, hâlihazırda yargıya taşınan -Muğla Büyükşehir Belediyesinin dahli olmak üzere- gelinen noktada merkezî idarenin mevcut kapsamında dilediğince şekillendiremeyeceği anlaşılan Göcek ve Dalaman Koylarında mapa-şamandıra işinin hedeflendiği de açıktır.
Sonuç olarak 29'uncu madde Anayasa'ya aykırıdır, madde teklif metninden çıkarılmalıdır ve yerel yönetimler lehine yeniden düzenlenmelidir diyorum.
Teşekkür ediyorum.