| Komisyon Adı | : | ÇEVRE KOMİSYONU |
| Konu | : | İstanbul Milletvekili Mustafa Demir ve 74 Milletvekilinin, Çevre Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/4469) (Tali Komisyon) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 5 |
| Tarih | : | 26 .05.2022 |
MURAT BAKAN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; Bakanlıkça yetkilendirilecek kişinin çevre mühendisiyle aynı görevi yapabileceği 5'inci maddede de vurgulanıyor. Bu yönüyle, çevre görevlisi pozisyonu isim olarak değiştiriliyor. Çevre yönetim birimi, çevre görevlisi yerine çevre yönetimi hizmeti düzenlemesinin amacının atık yönetimini özel sektöre ihale etmek olduğunu düşünüyoruz. İlk deney Tekirdağ Ergene Derin Deniz Deşarj AŞ'yle yapılmış ama başarıya ulaşılamamıştır. Aynı, köprüler, havaalanları, duble yollar gibi atık yönetimini de para kazanılır bir hâle getirme amacıyla yapılıyor bu değerlendirme. Özel çevre koruma bölgeleri göstermelik bir madde, amacı yok. Mevzuatın tam anlamıyla değiştirilmesi, "alıcı ortam" kavramının mevzuattan çıkarılması ve mevzuatta "bertaraf" olarak geçen tanımın "arıtma ve geri kazanım" olarak değiştirilmesi lazım 5'inci maddede.
Kirlenmenin yetkili mercilere bildirilmesi ve bildirilmemesinin cezası iyi diye düşünülebilir ancak bu palyatif bir yaklaşım. Esasında, görünür kirlenmeyle vatandaşlar sahil güvenlik, deniz polisi, liman idaresi, belediyeler ve benzeri yerlere sürekli şikayette bulunuyorlar ancak şikâyette bulunulan kurumların ya bu konuda yeterlilikleri yok ya da işi öteliyorlar, savsaklıyorlar; iş medyaya düştüğünde sadece örnek olarak alınıyor. Bu arada, ancak çok ayyuka çıkanlara yaptırım uygulanabiliyor. Bu maddeden çok şikayet edilen mercinin ciddi anlamda donatılması ve etkin hâle getirilmesi gerekli. Yoksa sorun, şikâyet edilmemesinde değil, gerekli yaptırım veya açıklamanın yapılmamasında.
Denizcilikle ilgili kısımda sintine ve slaç sularından özellikle bahsedilmesi gerekir.
Burada, bu arada, İMEAK dedi ki: "Tankerlerle ilgili cezalar ile bu sintineyle ilgili -"balast" dedi herhâlde arkadaş, tam şeyini bilmiyorum- cezalar arasında ciddi farklılık var." Şimdi, bu, onun, o cezanın azaltılması değil, hani Türkiye'de sigorta yapılmıyor, Türkiye'ye gelen gemiler gelmekten mütereddit. Hayır, dünyanın her yerinde kirletmenin cezası çok yüksek, gemisine el koyuyor adamın, kirletenin. Bizde burada eksik varsa tankerlerle ilgili yani akaryakıt kirliliğiyle ilgili, onun cezasının artırılması lazım. Bununla ilgili -daha önce biz burada bir düzenleme yapmıştık, bununla ilgili bir teklif gelirse ya da biz de hazırlayıp verebiliriz- kanunla çok ciddi caydırıcı cezalandırma yapılması lazım diye düşünüyorum.
"Boğazlar ve Susurluk havzası dahil Marmara Denizi Hidrolojik Havzası'nda ve bu havzada yer alan illerden İstanbul, Bursa ve Kocaeli illerinin tamamında bu bentteki ceza iki kat olarak uygulanır." Marmara Denizi'nde Susurluk havzası ve Marmara Denizi hidrolojik havzası yer almaktadır. İstanbul, Kocaeli, Yalova, Bursa, Balıkesir, Çanakkale ve Tekirdağ illerin ise Marmara Denizi'nde kıyısı bulunmakta. Sanayi tesislerinin yoğun bulunduğu illerin isimleri sıralanırken diğer illerin isminin geçmemesi bizim tarafımızdan anlaşılamamıştır. Fıkra şu şekilde olmalı: "Boğazlar, Susurluk Havzası, Marmara Denizi Hidrolojik Havzası'nda ve bu havzada yer alan illerde bu bentteki ceza iki kat olarak uygulanır."
Sayın Bakan, bunu bu şekilde düzeltmemizin sizin önerinize de faydası var. Bunu burada düzelterek geçirsek... Yani il yazmışsınız ama bazı iller yok. "Boğazlar, Susurluk Havzası, Marmara Denizi Hidrolojik Havzası, bu havzada yer alan illerde bu bentteki ceza iki kat olarak uygulanır." desek, sizin için daha caydırıcı ve mantıklı olmaz mı bu?