KOMİSYON KONUŞMASI

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Sayın Başkan, benimle ilgili veya birisiyle ilgili bir şey söylediğinizde eğer onda bir sataşma hissediliyorsa anında cevap vermek usuldendir, uygundur ama siz demediniz, ben de bir şey demiyorum.

İkinci mesele yani hep konuşmalar arasında şu söyleniyor: "İşte, hiç söz kestik mi? Hep söz verdik." Zaten vereceksiniz, bunu bana seçimde Anayasa'yla millet verdi, öyle bir yetkiniz yok, üstelik şöyle bir şey yapıyoruz biz: Komisyonda hepimiz uzlaşırız, süremizi kısıtlarız nezaketen -kısıtladık kısıtlamadık- kısıtlamazsak Komisyon üyesi milletvekili başta olmak üzere -ki Komisyona üye olmayan milletvekillerinin sadece oylamada yetkisi yoktur, aynı yetkilere sahibiz- isterse saatlerce konuşur, bunun demokraside adı "filibuster"dır. Muhalefete bu görev de niye verilmiştir? Hep öyle iktidar olmaz partiler, bazen muhalefet olur, der ki: "Bununla durdursun, bu gücüyle durdurmaya çalışsın, belki iktidar onunla uzlaşır." Buna da "demokrasi" diyoruz.

Şimdi, bir diğer meseleye gelince, ben danışman kardeşime çok üzüldüm. Benim danışmanlarıma ilk talimatım şudur geldiğimde: Bütün milletvekilleri sizin milletvekiliniz, hepsi, saygıda nezaketsizlik asla olmayacak. Buradaki danışmanımız ile buradaki idari heyet, ikisi de aynı organdan, yürütme organından; normalde burada konuşamazlar, ağızları var, dilleri yok, buna karşılık elbette ki milletvekili bunu takdir edecektir. Ancak ben kurumsal mekanizmaya çok inanırım, mesela iktidar partisi, muhalefet partisi, yürütme, yargı, yasama... Ben 96 yılından beri bu Komisyonda çalışıyorum hem denetçi olarak hem kurum temsilcisi olarak hem de milletvekili olarak; burada çok şey gördüm, çok üsluplu şeyler gördük, öğrendik, kötü olaylar gördük, ders aldık. Şimdi, o kardeşimize diyelim ki "Sen kimsin?" diye sorulur "Atila Bey'in danışmanıyım." dediği andan itibaren muhatap Atila Bey'dir. O çocuğu üzme, korkutma, tansiyonunu yükseltme, elinden alma hiçbir şekilde benim kabul edeceğim bir şey değil; aynı buradaki bürokratlara benim asla fiziki bir müdahale edemeyeceğim gibi, asla onları kırıp incitecek, hakaretamiz cümle kuramayacağım gibi. Mesela benim dokunulmazlığım kaldırıldı milletvekili olarak yargılanıyorum benden çok genç bir hâkim tarafından, ceketimin önü ilikli çünkü orada Türk yargısı var, hiç organ tartışması yok. Buraya da geldiğimizde burası Parlamento; burada bürokratın siyasi bir tartışmaya girmesine izin veremeyiz, biz de izin veremeyiz, aynı danışmanlarımız veya İstanbul Büyükşehir Belediyesi gelse de "Kesinlikle sen konuşamazsın..." Biz kavga ettik, tartıştık, bağırdık çağırdık, hoş değil ama bu usuldendir, olur, bunu milletvekilleri yapar. Ben çok üzüldüm o kardeşime yapılan işten dolayı. Burası, bakın burası basına kamuoyuna açık bir yer. Kavgadan hoşlanmıyorsak kavga etmeyiz arkadaşlar, biz milletvekiliyiz, ediyorsak da çeken varsa -gazeteci olacak, başka- hiçbir şey demeyeceğiz. Burada bir tek komisyon vardır: Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu, onda bir gizlilik kararı vardır, orada olmaz o işler. Bütün komisyonlar Genel Kurula tabidir. Onun için, ricam şu: Bir an bize kötü geliyor, kötü hissettiriyor bir şey, bir şey bizi kötü hissettirir diye yanlış olmaz. Onun için, sebeplerini, sonuçlarını bilelim ki birbirimizi incitecek şeyler de yapmayalım. Demin arkadaşlar bana bağırdılar, hakaretamiz cümleler... Ben "Ayıp ediyorsun." dedim sadece. Ya, neyse, bunu işaret etmek istemiyorum, oradaki arkadaşına sor, "lan" dedi, "lun" dedi "Ayıp ediyorsun." dedim sadece. Bundan sonra da dört yıldır işaret şuysa -"Bana dediniz." demiyorum- ben buraya geldim, tartışma çıktıysa arkadaşlar, ben böylesine önemli kamu kaynakları kaybı gördüğümde bu müdahaleleri edeceğim. Eğer hakaret edersem uyarın, tutanakları getirin, cezası varsa, bilmem neyse veya özür dilemem gerekiyorsa ayrı bir şey ama hiçbir zaman bu konudaki... Çünkü ben devlet müfettişi olarak yetiştim. Size tekrar şunu söylüyorum: Size söyledim diye alınıyorsunuz. Yargılanacaksınız, ben genel bürokrasi ekibini de kastederek söyledim. Ben yargılandım.

SELMAN OĞUZHAN ESER (Karaman) - Olabilir. Bugün "Yargılanırsınız." demenizin nedeni nedir? Zamanı, nedeni... Söyleyin, açıklayın.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Şöyle, üçüncü havalimanındaki Sayıştay raporu açıklamam dolayısıyla -Vekilim istedi açıklayayım- iftiradan yargılanıyorum. İftira şudur: Bir kişinin kamu organları vasıtasıyla bir diğer kişiye iftira atması. Ben basın açıklama... Yani yargısal bir faaliyettir. Bu olmamasına rağmen on bir ay hapis cezası yedim. Cezayı verdiren Mehmet Cengiz, ismini de merak ediyorsanız ve bunun gibi 4 hapis daha cezası aldım. Ortaya, siz de, yargılanacaksınız diye siyasi bir değerlendirme koyduğumda çok bozuluyorsunuz ya, bir de beni düşünün. Ben bununla çok da masum gördüğüm bir şey yüzünden hüküm giydim. Onun için sizin bana böyle bir şey demenize çok içerliyorum. Ya, ben şöyle...

SELMAN OĞUZHAN ESER (Karaman) - Bu kadar mağduriyet çıkarılmaz buradan. Burada bir kurulu tehdit etme yani...

BAŞKAN MUSTAFA SAVAŞ - Karşılıklı konuşmayalım.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Yok ben yine... Yani ben o hakkı verdim Sayın Vekilime.

BAŞKAN MUSTAFA SAVAŞ - Dinleyelim.

Buyurun Sayın Erdoğdu, tamamlayalım.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Ben sadece şu durum tespitinde bulunmak istiyorum. Bizler, hepimiz bu ülkenin eşit yurttaşlarıyız, görev olarak da eşit milletvekilleriyiz. Sadece şunu hatırlatmak istedim, bunu da böyle gayet mantıklı, insani yapmaya çalıştım; siz bu kadar inciniyorsunuz ama durum budur diye. Duygu sömürüsü, bilmem ne falan, duygu sömürecek... Ben emin olun iyi şiir okurum, duygu da bilirim. Hani sömürecek olsam ki burada sömürmem. Yani çünkü aynı duyguyu paylaşmadığımızı düşünüyorum. Kusura bakmayın, size cevap vermek anlamında söylemedim, sadece hani kişisel incinme varsa bu durumu da bilin ki birbirimizi daha çok incitmeyelim diye söyledim ama anladığım kadarıyla... Bunu bir kere daha yapmıştım ben, bir nezaket göstermiştim sonra Başkan Genel Kurulda dedi ki: "Aykut Bey böyle sert konuşur sonra vazgeçer." Ondan sonra dedim ki arkadaş kimseye iyi niyetle bir şey yapmayacaksın çünkü aylar sonra... Ben hani Komisyon iyi çalışsın, sonuçta kaç yıllık görevdaşız, arkadaş olmayabiliriz ama hukukumuz var. Sonra ben Genel Kurula gidiyorum, bunu da burada hatırlatmak... Cevap vermek isterseniz buyurun ama bundan sonra da... Şu anda yaptığım da hata. Yine bir duygu durumu olduğu şeyi...

SELMAN OĞUZHAN ESER (Karaman) - İçinizde kalmış demek ki bunu burada geliyorsunuz, tekrar hatırlatıyorsunuz.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Son olarak söylüyorum: Ben kendi bulunduğum pozisyon dolayısıyla aynen bu şekilde siyasetimi ve teknik bilgimi anlatmaya devam edeceğim.

Komisyonu saygıyla selamlıyorum. Teşekkür ediyorum.