KOMİSYON KONUŞMASI

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye'nin, cumhuriyet tarihinin en önemli kuruluşlarından birinin 2019 ve 2020 yılına ilişkin hesap ve işlemlerinin denetimi, Posta, Telgraf ve Telefon İdaresinin hesap ve işlemlerinin denetimi toplantısındayız. Öncelikle, bu KİT'in ve diğer KİT'in denetim usulü ve Başkanlığın tavrıyla ilgili usule ilişkin söyleyeceklerimiz var ama şu an sadece PTT özelinde konuşacağım.

Yıllar yılı kamu denetçisi olarak çalıştım, PTT dâhil birçok KİT'te denetim yaptım ve bu kadar hüzünlü, bu kadar kötü yönetilmiş -kişisel algılamayın bunu- bir tablo görmedim. Sayıştay tespitlerine baktığımda içim sızladı. Bu, halkın malı; bu, yetimin malı.

Bir, birçok ihalenizi doğrudan temin yöntemiyle yapıyorsunuz. Sanıyorum Kamu İhale Kanunu'ndan bir istisna aldınız yani zaten Kamu İhale Kanunu istisna kanun oldu ki almamanız gerekiyor. Doğrudan temini sadece şu hâlde yapabilirsiniz: Mesela, bir ilaç vardır, sadece o marka vardır ve acil almanız gerekiyordur. Onun başka üreticisi olmadığı için doğrudan temin yapabilirsiniz ama şoför işi, temizlik işi doğrudan temin bir ihale değildir, doğrudan satın almadır, kamu kaynaklarını kimse böyle kullanamaz. Bu, ihale usullerine hatta Kamu İhale Kanunu'nu geçin, Ticaret Kanunu hükümlerine bile aykırıdır. Bir kere, birincisi bu, not alınsın.

Yapım işlerini pazarlık usulü yapıyorsunuz. Pazarlık usulü ne demek? Hepimizi inşaat firması düşünün burada; bin kişi, hepimiz yapabilecekken çağırdığınız 3 veya 5 firma arasında ihale yapılmasıdır. Risk nedir? Diyelim ki yolsuzluk yapılacaksa 5 firmayı ayarlayabilirsiniz ama dışarıdakilerin tamamını ayarlayamadığınız için birçok yolsuzluk pazarlık usulü ihalede olur. Böyle bir hakkınız yok. Ne doğrudan temin... Yapmanız gereken şeffaf, açık ihale ama ihalelerinize bakıyoruz, ya doğrudan temin ya da pazarlık usulü. Bunlar çok yanlış.

Malın kıymetini bilme açısından, İzmir'de bir arsanız var, TELEKOM'la müştereksiniz; yarısı sizin, yarısı TELEKOM Anonim Şirketinin. TELEKOM artık devletin malı değil, Hariri ailesinin. Siz kirasını tahsil etmiyorsunuz, yüzde 50'si sizin, 17 dönüm. En kıymetli topraklarda 17 dönümlük bir arsanın kirasının tespit edilmediği yazıyor Sayıştay raporunda. Bunun neden yapılmadığının açıklanması gerekiyor. Yani 50 lira vergi borcu için gidip icra gönderilen bir ülkede aylık 61 bin lira kirası olan ve milyonlarca liranın, birkaç milyon liranın tahsil edilmemesini anlamak mümkün değil.

Şimdi, gelelim şu altın ve pırlanta işine. PTT Genel Müdürlüğü, cumhuriyet kurumu, gidip bir özel şirketin kasasına 2 milyon dolar para koyarak altın ve pırlanta işine ortak oluyor. Hangi yetkiyle, hangi cesaretle? Nasıl seçtiniz bu firmayı? Gidip bu şirketin kasasına 2 milyon dolar koymaya, yetimin hakkını koymaya kimin cesareti var ya? 2 milyon dolar para veriyorsunuz -babanızın şirketi olsa yapamazsınız- gidip bir şirkete ortak oluyorsunuz. PTT'nin altın, pırlanta işi... Velev ki bu kesinlikle usulsüz, suç da, bu şirketi nasıl seçtiniz? Bu, altın, pırlanta şirketi nasıl seçildi? Komisyonun muhakkak bunu sorması lazım. Bu yetimin hakkı, 2 milyon dolar bu şirketin kasasına hangi yetkiyle konulur? Şimdi, şirkete bakıyorum AG Şirketi diye bir şirket. 2 milyon dolar parasını koyuyorsun ve daire başkanını kuyumcuyla, kimse bu, onu yönetim kurulu üyesi yapıyorsunuz. Kamunun kör kuruşu orada ki PTT'nin tarihinde böyle bir şey yoktur, KİT tarihinde böyle bir şey yoktur, devlet tarihinde böyle bir şey yoktur, yetimin malını alıp da bir kuyumcu şirketine konulması. Ve kuyumcu şirketinden ortaklar cari hesabına para aktarılıyor ya. Ya arkadaşlar, olacak iş mi ya? Götürüyorsunuz 2 milyon dolar parayı koyuyorsunuz o PTT'ye göre iştiraki, oradan ortaklar cari hesabına 1,5 milyon doları gidiyor, 500 bin dolarıyla da Dubai'den altın ithal edeceklermiş, para gitmiş altın yok. Bu 2 milyon doların hesabı muhakkak çok ağır bir şekilde verilecek. Bu dönemden hiç umutlu değiliz, biz bu konuşmaları şu gün bu Komisyonda bir şey olsun diye söylemiyoruz, Komisyondaki hiçbir milletvekiline kişisel bir şeyim yok ama bu Komisyondaki milletvekilleri de dâhil olmak üzere hem bu suçu işleyenler hem denetim görevini ihmal edenler emin olun, söz veriyoruz, namus sözü, bunlar yargılanacak çünkü bu ülkenin kör kuruşu çok kıymetli, kim yaparsa yapsın.

Ya arkadaşlar, bakıyorum, raporu okuyorum, PTT'nin dosyasının, dokümanının taranması, sınıflandırılması "scanner" programı anlıyorum, bize de çok kamuda gelirdi, bilişim hizmetleriyle proje yapıyorsunuz. 200 milyon lira harcadıktan sonra projeden vazgeçiliyor ya. Ya olacak iş mi bu ya? Yani bir projenin fizibilitesi, etüdü, teknolojisi bu kadar yüksek masraflardan sonra araştırılmaz mı?

Daha onlarca tespit var PTT Genel Müdürlüğüyle ilgili. Yani hesap mutabakatınız tutmuyor, posta çeki hesabı tutmuyor ve bu PTT Genel Müdürlüğü Türkiye'nin her tarafında var. O kadar stratejik bir kurum ki Ziraat Bankasından belki şubesi daha fazla. Bu kadar önemli kurum, bu kadar büyük bir kurum. Görevleri yapılmış olsa, görevde kullanılmış olsun vallahi araba da helal olsun, akaryakıt da helal olsun ama arkadaşlar, bu hâl midir ya, yazık günah değil mi bu ülkeye. Her gün bu ülkeye ne diyoruz? Dolar üzerinden kimse işlem yapamaz. Değil mi? 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Kanunu var. Siz yerel bir şirketsiniz, nasıl dolar üzerinden sözleşme yapıyorsunuz? Siz bunu yaparsanız vatandaş ne yapacak? Niye döviz üzerinden... Madem bu kadar bu ülkede kendi millî paramızı koruyalım diyoruz değil mi? Şu an altüst olmuş durumdayız. PTT Genel Müdürlüğü, kamu idaresi bunu yaparsa diğerleri ne yapacak arkadaşlar? Kambiyo mevzuatına hiç baktınız mı, Hazineye sordunuz mu? Hazine bu izni verdiyse kimseye gidip bir şey demesin, bundan sonra herkes dövizli işlem yapsın. Vatandaşın gel "Kirasını döviz yaptı." diye üzerine 1567 sayılının 3'üncü maddesinden cezaları yağdır, bizim PTT Genel Müdürlüğü gitsin dolarla sürekli sözleşme yapsın. Olmaz arkadaşlar, gerçekten çok hüzün verici bir durum. Hüzün vericiliği sadece kötü yönetim... Kötü yönetim bazen bilmezlikten kaynaklanır ama bilerek, taammüden kamu soyulmuş burada. Özellikle şu, 2 milyon dolar paranın şey yapılmaması, o kuyumcu şirketlerine yedirilmesi...

Yine söylüyorum, bugün için bu ülkede adalet yok görünebilir ama emin olun, bakın, ben kamu denetçisiyim, koalisyon hükûmetleri döneminde de arkada geldik, sonradan da hepsini yargıya gönderdik. Emin olun, bu işlerin hesabı sorulacak.

Saygılar sunuyorum.