KOMİSYON KONUŞMASI

NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan, çok değerli arkadaşlarım.

Arkadaşlar, seçimler, seçim dediğimiz hadise demokrasinin bir gerek şartı, yeter şartı değil ama insan hakları, kuvvetler ayrılığı, hukuk devleti vesaire konularında yani demokrasinin diğer komponentlerinde çok zayıf olduğumuz için şu anda bizi aslında demokrasiyle irtibatta tutan yegâne şey seçimler. Ha, demokrasiyle eğer bir problem varsa demokrasinin alternatifi otokrasidir yani yerlilik ve millîlik konusunda bir problem varsa ben otokrasinin kaynağını karşımdakine sorarım. Fakat demokrasinin bir yumuşak karnı var değerli arkadaşlarım yani çoğunluğu elinize geçirdiğinizde bir anlamda yanlış şeyler uygulayabiliyorsunuz, yanlış icraatlar yapabiliyorsunuz. Burada barajın kaldırılmamasının ve hâlâ yüzde 7'de tutulmasının bence en önemli tarafı istikrar değil. Bir defa, istikrarın, artık, Türkiye Büyük Millet Meclisiyle alakası yok, sadece ve sadece iktidarın performansıyla alakası var. Peki, neyi gasbediyorsunuz? Yasama halkın işidir, halkın hakkıdır arkadaşlar, yasama sokaktaki insanın hakkıdır ve biz de onların temsilciyiz. İşte buraya insanların gelmesini engellemekle veya belli kesimlerin burada temsilini engellemekle siz bir anlamda yasamayı eksik bir faaliyet hâline getiriyorsunuz ve tekrar ediyorum, bunun bu sistemde yani gensorunun olmadığı bir sistemde istikrarı bozabilecek herhangi bir tarafı yok. Burada hiç milletvekili olmasa Sayın Tayyip Erdoğan yine Cumhurbaşkanlığını icra edebilir, bakanlarını seçebilir. Doğru mu Sayın Başkan? Doğru.

Şimdi yasa teklifini okurken bende şu çağrıştı: Max Horkheimer'la Bertrand Russell'ın bir tartışması var değerli arkadaşlar, çok önemli bir tartışma yani herkesi ilgilendirecek bir tartışma. Bizim bütün ifadelerimizde Russell der ki: "Bizim ifadelerimiz sadece bilgisel ve mantıksal doğruluktan ibarettir, bundan ötesi yoktur." Yani "Orada ahlaki bir doğruluk kuralı çıkaramayız." der Bertrand Russell. Ha, benim oradan anladığım şey ancak subjektif yani duygulanımla karışık ahlakımsı bir şeydir. Horkheimer buna ciddi bir şekilde karşı çıkar yani Russell tarafından okursak biz bir ifadeyi, bir önermeyi, bir eylemin dile dökülmesini, benim bugün çiçekleri sulamam ile Hiroşima'ya bomba atılması arasında herhangi bir fark bulamazsınız; ikisinde de eylem ve söylem örtüşmesi vardır ben bugün çiçekleri suladıysam ve Hiroşima'ya bomba atıldıysa. Söyleyeceğimiz şey bu kadardır. Bu kadar mı arkadaşlar? Yani bizim ifadeler hakkında söyleyeceğimiz şeyler bu kadar mı? Hayır, tabii ki Horkheimer buna ciddi bir şekilde itiraz eder, ciddi şekilde itiraz eder, bunların dışında hepimizde ortak bir ahlaki kanaat olduğunu ifade eder.

Şimdi, olay teknik açıdan bütün detaylarıyla ve bir anlamda ihtimalleri de ortaya kondu, tekrara kaçmadan şey yapacağım. Eğer "Hiroşima'ya atılan bomba, 6 Ağustos 1945'te, sabah sekiz on beşte, 40 bin megaton gücünde, 140 bin insanı öldüren bir şeydi"nin dışında ortak söyleyecek bir şeyimiz varsa o zaman bu kanunu, bu teklifi de bizim ortak bir ahlak anlayışıyla ele almamız ve bu meseleyi değerlendirmemiz gerekiyor. Çünkü insanın bütün amelleri, insanın bütün eylemleri, insanın bütün ifadeleri iradeye dayandığı için ahlak mahkemesinde mutlaka sorgulanır. Sorum şu: Grubu olan siyasi partilerin... Buradaki çelişkinizi sormuyorum Sayın Yazıcı yani siz bu imkânı kullanarak, milletvekili transfer ederek 2002'de iktidar oldunuz, bunu sormuyorum. Bunu değiştirmekteki amacınız ne? Amacı bana söyleyin, daha doğrusu bana söylemeyin, bunu kendiniz düşünün sayın teklif sahipleri, ben size bunu söylüyorum. Biz burada neyi amaçlıyoruz? İstikrar mı amaçlıyoruz, milletin temsilini, Meclisin temsil yeteneğini artırmayı mı amaçlıyoruz?

İkinci olarak, evet, "Başbakan" meselesi yerine "Cumhurbaşkanı" ifadesinin konmaması. Amaç ne? Bunu bir düşünün yani kendi kendinize düşünün. Ha, bunun içinden çıkabiliyorsanız ve gerçekten Hiroşima 40 bin megavat bombadan ve 140 bin insanın ölümünden değil, bundan daha önemli, daha insanı etkileyen adil bir şey var bunda diyorsanız, tamam, anlaşıyoruz, bu minvalde değerlendirelim. Amaç ne? Ama bize amacı mutlaka izah etmeniz lazım.

Kıdemli hâkim uygulaması bence hukukun en önemli maddelerinden ve en doygun maddelerinden bir tanesidir. Bütün geleneklerle uyum içindedir, bütün örflerle uyum içindedir, bütün âdetlerle uyum içindedir, ahlaki prensiplere uygundur, teamüllere uygundur. Hangi topluma giderseniz gidin, arada bir problem olduğu zaman size en yaşlıyı, oradaki en akil insanı sorunun çözümü için gösterirler, siz bunu tombalaya bağlıyorsunuz. Millî Piyangoya verecek misiniz bu kura çekimini Sayın Yazıcı, bunu soruyorum ben size.

Çok değerli arkadaşlarım, bana göre siyaset ahlaki bir yükümlülüktür ve herkesin içinde yer alması gereken bir yükümlülüktür. Üzerimize vacip olan siyasettir, iktidarda kalmak değildir, ne pahasına olursa olsun iktidarda kalmak değildir. Bu ülkede artık iktidar değişimi gündelik hayatın, olağan hayatın bir parçası hâline gelmeli, hiçbirimiz için de büyük sürprizlerle dolu olmamalıdır arkadaşlar. Eğer bu ülkeye gerçekten bir şey yapacaksak, gerçekten hizmet edeceksek, ortak bir şeyler yapacaksak hem seçim geleneğimizi hem demokrasiyi, bu ülkedeki demokrasiyi yıpratan bu teklifi...

Hocam, bu geri adım değildir, lütfen geri alın ve tümüyle, bütün partileri içine alan, dışarıdan da Mecliste temsil edilmeyenleri de içine alan ciddi bir çalışma yapın ve bunu konsensüsle geçirin, bu da bizim yüz akımız olsun.

Tekrar ediyorum, seçim bizim yaptığımız, yüz elli yıllık hikâyesi olan ama en iyi işlerden biriydi şu son birkaç yıla kadar, son birkaç yıla kadar. Gelin, bunu kurtaralım çünkü geriye sizler de bir miras bırakacaksınız ve buradaki tutanakları okuyanlar -ki ileride mutlaka okuyacaklar- sizler hakkında da bizler hakkında da bir şeyler söyleyecekler.

Sabrınız için teşekkürler.

Hepinize saygılarımı sunuyorum.