| Komisyon Adı | : | ANAYASA KOMİSYONU |
| Konu | : | Rize Milletvekili Hayati Yazıcı, İstanbul Milletvekili Feti Yıldız ve Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Çanakkale Milletvekili Bülent Turan, Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül ile 91 Milletvekilinin; Milletvekili Seçimi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/4284) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 5 |
| Tarih | : | 23 .03.2022 |
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım, çok kıymetli bürokratlar, değerli yargıçlar, değerli görevli arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Herhâlde bu gece uzun olacak. Yani ne kadar sakin ve birbirimizi anlayarak gidersek o kadar iyi olur. Tabii ki eleştiri olacak, tabii ki tartışacağız ama önemli olan kırıcı olmamak; bunu söyleyeyim.
Şimdi bir seçim yasası yapıyoruz, bir seçim yasası teklifi önümüzde; sandık güvenliği, halk iradesi, eşitlik, temsilde adalet gibi konular bir tarafa bırakılmış, yine AKP, daha doğrusu Cumhur İttifakı kendisine göre bir kıyafet yapıyor. Şimdi burada çok tartışmalı maddeler var. Aslında 4 maddede, 5 maddede uzlaşsak, belli ibareleri çıkarsak, belli ibareleri, kelimeleri getirsek belki uzlaşıyla bir seçim yasası yapmış olacağız ve tüm Türkiye, tüm yurttaşlarımız hem kendini güvende hissedecek hem de mutlu olacak ama maalesef ki böyle bir uzlaşıyı Anayasa Komisyonunda bile uzun süredir sağlayamıyoruz diyeceğim ama zaten dört yılda 2'nci kez veya 3'üncü kez toplanıyor Anayasa Komisyonu; bu da ayrı bir vahamet.
Şimdi ben 1'inci maddeden başlamak istiyorum, barajın yüzde 7'ye getirilmesi. Bazı arkadaşlarımız "Düşürdük işte." diyor. Yeterli mi? Asla yeterli değil. Neden? Ülkede 100 bin imzayla bir Cumhurbaşkanı adayı gösterebiliyoruz ama burada eğer ki insanlar ittifak içerisinde olmazsa 3 milyon oy alan bir parti bir milletvekili çıkaramayacak durumda olabilir. Hiçbir parti ittifak yapmak zorunda değil, ittifak bir tercihtir. Ha, yapanlara saygı duyarsın ama işte, bir genel başkan var aramızda; tek başına girecektir, yüzde 1, yüzde 2 oy alacaktır, 8 milletvekili çıkaracaktır TİP ama bu sistemde milletvekili çıkaramayacak. Bu adalet mi? Nerede halkın iradesi?
ERKAN BAŞ (İstanbul) - Çıkaracağız, çıkaracağız; rahat olun.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Barajı aşarsınız umarım, mutlu olurum, onu söyleyeyim; mutlu olurum, mutlu olurum, onu söyleyeyim.
Ama önemli olan halk iradesinin maksimum şekilde sandığa yansıması ve onun sonucunda bu Parlamentoda partilerin temsil edilmesi. Yani yüzde 7 bir ödül değil, bana göre, çok daha büyük bir garabetten "İşte yüzde 3 düşürdük." gibi bir duruma gelinmesi; bu, kabul edilecek bir durum değil.
Geliyorum, kıdemli hâkim meselesine. Bakın, az önce tartıştık, ne olur gerçekçi olalım. İstanbul seçimlerinde, Ankara seçimlerinde sandık başkanlığı yapmış çok değerli hâkimler sürüldü diyorum, isim verebilirim. İbrahim Fikri Talman, Anadolu Adliyesinde asliye ceza hâkimiydi; 64,5 yaşındaydı, Ataşehir'de seçim kurulu başkanıydı; Van'a yollandı. Ve dedim ki: Ya, bu, Van'a gitti, yerleşti, eşyalarını koydu, makamına gitti; emekli oluyor. Ya, böyle bir kin olabilir mi? Biz bunları yaşıyoruz. Kadıköy seçim kurulu başkanı istinafa yollandı; birçok hâkim -zaten kıdemli hâkim- o seçimde bir şekilde sürüldü. Şimdi, nasıl olacak bu? Ben sizin "birinci sınıf" olarak tanımladığınız hâkimlere niye güvenmeyeyim? Ama partinizin Gençlik Kollarından, Kadın Kollarından avukatlık yapmış kişiler çok yakın bir zamanda hâkim olarak alındı; avukatlıktan hâkimlik, savcılık mesleğine geçti. Bunlar sandık güvenliğini, seçim güvenliğini mi sağlayacak? Ben gençlerden korkmuyorum, tabii ki gençler olsun ama kıdemli olmamasından korkuyorum. Bana diyorsunuz: "Gençlerden ne istiyorsunuz?" Siz kıdemli hâkimlerden ne istiyorsunuz? Niye en tecrübeli, en bilgili, en çok görev yapmış, sandıklara hâkim bu insanlar seçim kurulu başkanı olmuyor? Niye kuraya bırakıyorsunuz bunu? 60 yaşında, 62 yaşında pırıl pırıl, sicili tertemiz hâkimler var; Anadolu'da var, İstanbul'da var, Ankara'da var. Ne bu değişiklik? Bu değişikliğin gerekçesi nedir gerçekten anlamıyorum.
Diğer bir madde... Bakın, bana göre en sıkıntılı madde 11'inci madde. 11'inci madde, Cumhurbaşkanının... "Başbakanlık" ibaresi kaldırıldıktan sonra "Bakanlar" ibaresi kaldırıldıktan sonra "Cumhurbaşkanlığı" ibaresinin orada olmaması. Bu yasalaştıktan sonra o Cumhurbaşkanı imza atacak ve Resmî Gazete'de yayımlayacak bunu. Şimdi, burada, yine, örnek vereyim: Sayın Mahmut Tanal Cumhurbaşkanı adayı oldu, Sayın Erkan Baş Cumhurbaşkanı adayı oldu, içimizden birimiz daha oldu, o insanlar otobüslerle gidecek, o insanlar ancak kendisine verilen seçim yardımı kadar kullanabilecek ama bu ülkenin Cumhurbaşkanının 10'un üzerinde uçağı var, onunla seyahat edecek, makam arabalarıyla seyahat edecek. Bu olacak bir şey mi? Yani hayır, bir sefer eşitlik... Neresi eşitliğe aykırıdır Sayın Bakan? Ben soruyorum Sayın Bakanım: Sizce bu eşitlik ilkesine aykırı değil mi?
MAHMUT TANAL (İstanbul) - Seçimin temel ilkelerine aykırı.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Çünkü Cumhurbaşkanı, bir partinin Genel Başkanı. Cumhurbaşkanının diğer tüm adaylar kadar eşit imkânlara sahip olması lazım. Ya, bunu eklesek ne olur, ne olur? Yani bunu eklemenin bu yasaya, bu ülkeye ne gibi bir zararı var ben merak ediyorum.
HAYATİ YAZICI (Rize) - Bu konuda düzenleme yapmadık, sadece uyarlama, kelime çıkarması yaptık.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Tamam ama eklenmesi gerekmiyor mu? Yani en azından diyelim ki, diyeceksiniz ki: "İşte Cumhurbaşkanı böyle bir şey yapmaz." Ama insanların rahatlaması için, Türkiye'nin rahatlaması için olması lazım. Bir yasa yapıyoruz, o kurallarla herkes bağlı. Başbakan, bakanlar eskiden nasıl ki makam arabasını kullanmıyorsa, nasıl ki devletin imkânlarını kullanmıyorsa Cumhurbaşkanı da kullanmamalı. Bakın, çok yakın bir zamanda AKP'nin eski milletvekilleri, eski bakanları Beştepe'de yemek yemedi mi? Biz ne dedik: "Bu yemeğin parasını kim veriyor?" Çünkü siyasi bir çalışma. Eğer İrlanda'dan, eğer Rusya'dan, eğer Ukrayna'dan gerçekten devlet başkanları gelmişse, biz bunları ağırlamışsak sözüm yok. Ha, eski milletvekilleri bile bugün sarayda ağırlanabiliyor. İşte, biz bunun yanlış olduğunu söylüyoruz çünkü yasanın herkese eşit olarak uygulanması lazım, tüm adaylara eşit olarak uygulanması lazım, bu bizi vicdanen rahatsız ediyor.
Şimdi, geneline baktığımız zaman, aslında aramızda, bu Komisyonda konuşarak çok rahat çözebileceğimiz birkaç madde var. Sabahlara kadar çalışacağız; çalışalım, üç gün çalışalım ama uzlaşıyla herkesi rahatlatacak bu maddeleri, bu kelimeleri, bu hükümleri getirebiliriz, burada bir sıkıntı yok zaten. O sebeple ben özellikle bu üç maddenin çok sakıncalı olduğunu söylüyorum; burada da tartışılacak, Genel Kurulda da tartışılacak, Türkiye'de de tartışılacak.
Kıdemli hâkimlere devam edelim; barajı sıfır baraj yapalım, 100 bin oy almışsa, bir milletvekili çıkarıyorsa o milletvekili gelsin, yemin etsin, o 100 bin kişiyi temsil etsin diyorum. Ve seçim yasaklarına... Başbakanlıktan sonra "Cumhurbaşkanlığı" kelimesini oraya koyalım. Hatta bence bakanları bile koyun, onlar aday olmuyor ama ben seçimlerde bakıyorum her bakan her mitingde arabalarıyla gelip çalışma yapıyor. Yani her ne kadar yeni sistemde Parlamentodan bakan çıkmıyorsa da vallahi milletvekillerinden daha çok seçim alanlarında bakanlar; onu da koyalım, herkes rahatlasın diyorum.
Teşekkür ediyorum.