| Komisyon Adı | : | MİLLİ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU |
| Konu | : | Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/4258) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 5 |
| Tarih | : | 08 .03.2022 |
LALE KARABIYIK (Bursa) - Teşekkürler Sayın Başkan, evet, bir Bursa vekili olarak.
Şimdi, değerli Komisyon üyeleri, öncelikle şunu ifade edeyim: Sayın Hakan Bey, Gıyasettin Bey'i tanır, ben hiç tanımadım yani bu okulun, Sınav Okulları'nın sahibini hiç tanımadım, bir selamım sabahım da yok, hâlen de tanımış değilim ancak onu belirterek önce başlıyorum. Kaboğlu Hoca'nın ifade ettiği o yazıyı şimdi gördüm, umarım öyle bir şey yoktur, varsa hakikaten çok ilginç ama bunları bilmiyorum. Fakat onun dışında şunu ifade edeyim, benim bildiğim nokta şu: Bu üniversitenin binaları, her şeyi yapılmış ve aldığım bilgilere göre YÖK Genel Kurulundan da geçmiş. Daha sonra, Meclise gelmesi sırasında bekletilmiş, denilmiş ki "Biraz dursun." "Biraz dursun." denilince bu arada, onlar "Ne zaman gelecek?" şeklinde... Yani bana oradaki akademisyenlerin yaptığı açıklama, "akademisyenler" derken neyi ifade ediyorum onu da söyleyeceğim. Bu arada, onlar bugün gelecek, yarın gelecek şeklinde beklerken akademik kadroyu da oluşturmaya başlamışlar diye bir bilgi aldım ama bunu bana ne Gıyasettin Bey anlattı, ne şu süreç içinde Gıyasettin Bey'i gördüm, tanımadım, bilmiyorum. Bu okulun artısı şöyle yani şanslılığı şöyle: Ben Uludağ Üniversitesi akademisyeniydim ve yirmi yedi yıl sonra 2015'te istifa ettim. Uludağ Üniversitesi çok iyi akademisyenler yetiştirmiştir, Türkiye'nin en büyük köklü üniversitelerinden de bir tanesidir ancak, o kadar büyümüştür ki artık bölünme problemi yaşayabilir, bölünme ihtimali yok, bunu Safa Hocam da bilirler. Zamanında, Orhangazi Üniversitesi kurulmuştu, zaten onun ne olduğunu biliyoruz ve biz Uludağ Üniversitesinde -hatta ben de Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürüydüm- bizimle ortak yüksek lisans programları yapmak konusunda çok direndiler, ben ve o zamanki rektörümüz karşı çıktık, istemedik, bu kadar yanaşılmasına rağmen yapmadık, ne olduklarını da bilmiyorduk ama soru işaretimiz vardı. Neyse o bir şekilde...
HACI AHMET ÖZDEMİR (Konya) - Hocam, orayı anlayamadık...
LALE KARABIYIK (Bursa) - Bursa'da 6 vakıf üniversitesi, Uludağ Üniversitesiyle ortak yüksek lisans programları, ortak bir protokol yaptılar. Ben de enstitü müdürü olduğum için tabii ortak protokoller bizim imzamızdan da geçiyordu. İşte, Bahçeşehiri, Beykenti, Bilgi Üniversitesi falan vardı, bu arada onlar da istediler, Orhangazi... Ben bir tek orada "Dur." demiştim, bunu çok iyi biliyorum. Geldiler, gittiler, hep olumsuz yansıttık. Orhangazi meselesi bu.
Diğeri Faruk Saraç... Faruk Saraç, bir giyim ve moda tasarımı olarak açıldı, hami üniversite biziz, biz bizzat orada gidip sınavları yaptık, hatta sıraları odalara biz taşıdık Faruk Saraç'a... Orada da şöyle bir sıkıntı vardı: Büyükşehir Belediyesi, pat diye çok güzel bir eski antik binayı onlara tahsis etmişti. Orada bir soru işareti vardı, ben o zaman siyasette değildim ama muhalefet partileri onu şikâyet etmişlerdi veyahut taleplerini söylemişlerdi.
Şimdi, diğer taraftan, Bursa'daki kurulan bu üniversitenin şanslı yönünü ifade edeceğim, şanslı yönü şu: Biz, zaten "Bir dekan, bir mekân" anlayışına karşıyız, bu kadar vakıf üniversitesinin kurulmasına da karşıyız. Bunları hep söylüyoruz ve her birinin de bir vakıf üniversitesi olmadığını da ben çok kez ifade ediyorum ama Uludağ Üniversitesinde çok iyi yetişen akademisyenler ve alt kadrodan gelenler maalesef planlama sorunları sebebiyle kadro alamadılar. Bu kadro alamayan ve erken emekli olan birtakım akademisyen hocalarımız ve kardeşlerimiz burası açıldı ve Genel Kuruldan da geçti diye buraya müracaat ettiler, herhâlde kadro da öyle oluşmuş. Mesela, şu anda, -ben Gıyasettin Bey'le hiç tanışmam ama- bizim akademisyen arkadaşlar arıyorlar yani yaşlısı genci "Ne oldu? Bir haber var mı?" diye. Sizi de arıyorlardır. "Açılıyor mu, açılmıyor mu? Biz, buraya başlayacağız." filan gibi. Yani akademik...
HACI AHMET ÖZDEMİR (Konya) - Merkezi Mudanya mı olacak?
LALE KARABIYIK (Bursa) - Yeri, Mudanya ile Bursa arasında, Çağrışan bölgesidir, Bademli'nin karşısında Çağrışan bölgesidir; Mudanya'ya 2 kilometre yakındadır, Mudanya Belediyesi sınırları içerisindedir. Ancak binada bir imar probleminin olduğunu Mudanya Belediye Başkanımız bana gönderdi. Umarım, o problem de çözülür ise... Çözülür diye de düşünüyorum. Daha yeni gönderdiği için ben tam okuyamadım onu ama Hakan Bey'le paylaşırım, biz ikimiz de Bursa vekiliyiz sonuçta. Ama orada bir problem varsa onun çözülmesini de şerh düşmek isteriz yani Bursa'da imara da bir sıkıntı vermesini asla istemeyiz.
Diğer taraftan, kadrosunun böyle oluştuğunu düşünüyorum. Belki, bana göre yani rektörü filan da hazırdır ama şey yapılmamıştır daha, anlaşmalar yapılmıştır.
MEHMET AKİF YILMAZ (Kocaeli) - Bu akşam müjdeyi verirsiniz.
LALE KARABIYIK (Bursa) - Ben müjde vermem. Şöyle, sadece "Komisyona gelmiş diye duyduk." diye beni aradılar. Ben de "Doğrudur, evet Komisyona geliyor bugün." dedim. Bir iki saat önce aradılar, bir haber almışlar tabii ki.
Onun dışında ama Gıyasettin Bey'in böyle bir şeyi var mı, onu şimdi hocamdan duydum, onu da incelemek lazım, ona da inanmak istemiyorum ama.
HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Hocam, zaten şu an eğitim hayatının içinde bu insan.
LALE KARABIYIK (Bursa) - Tabii, tabii, zaten eğitim hayatının içerisinde. Hani, daha önce duymadık böyle bir şey.
HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Çünkü 15 bin öğrencisi var, 14 tane de okulu var.
LALE KARABIYIK (Bursa) - Daha önce böyle bir şey duymadık ama böyle bir şey var mı bilmiyorum.
SİBEL ÖZDEMİR (İstanbul) - Cemaatler de örgütlü...
HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Sınav Okulu...
SİBEL ÖZDEMİR (İstanbul) - Hayır, hayır, genel bir durum. Kaygımız bundan dolayı.
HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - Sınav Okulları...
LALE KARABIYIK (Bursa) - Sınav okulları tabii, tabii; sınav okulları. Yani, Bursa'nın belli okullarından bir tanesi ama tabii...
ŞENOL SUNAT (Ankara) - Gazetede yazıyor, gazetelerde var.
LALE KARABIYIK (Bursa) - Yani gazetede böyle bir şey var.
NAZIM MAVİŞ (Sinop) - Ama burası Türkiye Büyük Millet Meclisi, gazetelerde her birimizle ilgili çıkan haberle ilgili burada konuşabilir miyiz yani?
LALE KARABIYIK (Bursa) - Ben de şimdi duydum, ilgimi çekti. Bu sorulur yani böyle bir şey gelirse tabii ki insanlar bir soru işareti yaşar. Bunu da ispatlamak lazım yani böyle bir şey olmadığını da bir basın açıklaması yapar, gerekirse şey yapar.
Şimdi, burada tabii, her açılan vakıf üniversitesi için şunu söylerim: Biliyorsunuz, barınma problemi var. Barınma problemini çözmüş mü diye ben sormuştum. Barınma problemi konusunu da çözdüğünü ifade ettiler.
HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) - 2 yurt yapıyor, YÖK'le o konuda şey yaptı.
LALE KARABIYIK (Bursa) - 2 tane, evet. Zaten YÖK ona söylemiş yani "Böyle bir şey düşünüyorsanız barınma problemini de çözün." demiş.
YÖK BAŞKAN VEKİLİ PROF. DR. M. İ. SAFA KAPICIOĞLU - Doğru, 2 adet yurt yapıyor şu an; 150 yatak kapasiteli kız ve 100 yatak kapasiteli erkek yurdu, yirmi yıl bedelsiz irtifak hakkıyla üniversiteye verilmesi hususunda taahhütleri var.
LALE KARABIYIK (Bursa) - Evet, evet. Zaten bu Çağrışan bölgesinde önde Bahçeşehrin okulu var, arkada yatay bir bina olarak da buranın binası var.
Sanırım, şu anda acele edilmesinin sebebi, Hocam, galiba kılavuza yetişecek; kılavuz daha çıkmadı, kılavuza, bu döneme yetiştirmek istiyorlar diye düşünüyorum.
Bunun dışında, bu kılavuz konusu açılmışken, bu vakıf üniversitelerinin enflasyonun üstünde ücret artırmasına gitmemesi için YÖK'ün gerekeni yapmasını talep ederiz çünkü gerçekten astronomik ücretler. Henüz fiyatları belirlemedilerse yeri gelmişken söylemek isterim, gerçekten enflasyon zaten yüksek ama bunun çok da üstüne çıkmamaları lazım.
ŞENOL SUNAT (Ankara) - Genel anlamda mı Hocam?
LALE KARABIYIK (Bursa) - Genel anlamda söylüyorum tabii.
Yine, bu ücret konusu... Vakıf üniversitesi dediğimizde, hani "Her şeyi vakıf üniversitesi diye görmüyoruz." demiştik Sayın Başkan. Değerli arkadaşlar, bu konu üzerinde çok çalışıyorum; geçen Sayın YÖK Başkanı varken de konuşmamı dinlediyseniz bir şey vardı, dedim ki: "Sizin bir kitapçığınız var, o kitapçıkta bir sıralama var, ben onu çok yakından takip ederim her sene." Ama bu sene niye yayınlamadı, onu bilmiyorum Safa Başkanım. O sıralama çok önemlidir, oradaki en hassas sıralama da şudur, bir vakıf üniversitesinin misyonuna uygun olabilmesi için şuna bakılır: Kısa ifadeyle toplam harcamalarının yüzde kaçını öğrencilerden elde ettiği gelirlerle harcıyor. Burada, yüzde 90'ına kadar olan da var, yüzde 15'i olan da var yani yüzde 99'unu öğrenciden elde ettiği gelirle döndürüyorsa bu bir vakıf üniversitesi değildir, bunu kabul edelim. Öğrenci başına ne kadar kitap düşüyor, ne kadar araştırma-geliştirme harcaması düşüyor, ne kadar kütüphane alanı düşüyor? Bunu gördüğünüzde bunları ayırırsınız. Mesela, Sayın YÖK Başkanı dedi ki: "Benim için hepsi eğitim kurumu, ben ayırmam." Ben "Sayın YÖK Başkanı, ben ayırırım. Şu değerlere bakarım 'Bunlar vakıf üniversitesi, bunlar ticarethane.' derim. 'Bunlar müşteri gözüyle bakıyorlar öğrenciye.' derim." demiştim. Bu nedenle Mudanya açılır, başka açılır, şu açılır bu açılır ama...
Zaten şunu da söyleyeyim, az önce ifade edildi: Bir bakkal dükkânını devretmekten çok daha kolay değerli arkadaşlar bir mütevelli heyetinin bir vakıf üniversitesini devretmesi, yeni bir yönetim açılması. Hele hele Kıbrıs'ta bir sürü kişi baskı yapıyordur, sizlere de yapıyordur, YÖK'e de yapıyordur kriterlere uymadığı hâlde açmak konusunda. Bu konuda çok hassas olmak lazım, YÖK'ün de Bakanlığın da Komisyonun da çok hassas olması lazım; her isteyenin vakıf üniversitesi kuramaması, açamaması lazım. Şu anda gerçekten o kadar kötü örnekler var ki ama bir kere açılmış ve devam ediyor. Onlara eşit gözle bakamayız, onların üzerine bir merceği sürekli tutmak ve onları denetlemek gerekiyor.
Değerli arkadaşlar, bu konuda, yine basından duyuyoruz ama -bunu Sayın YÖK Başkanı da ifade etmişlerdi benzer cümlelerle- bakın, bir vakıf üniversitesi çıkıyor "İşte, daha önce getirilmişti, vakıf üniversitelerinin akademisyenleri ile devlet üniversitelerinin akademisyenlerinin veya öğretim yardımcılarının özlük hakları eşit olacak; olmasın, biz batıyoruz." diye bir talebi getirebiliyor büyük bir cesaretle. Belki yakında buralara da gelecek; biz şimdiden karşıyız, söylüyoruz yani.
KAMİL AYDIN (Erzurum) - Biz onu kanunlaştırdık.
LALE KARABIYIK (Bursa) - Evet ama ona karşı olduklarını söylüyorlar, tabii hatırlıyorum. Bunun için bu konuda talepkâr oluyorlar. Ya da bursları yüzde 10'dan yüzde 15'e çıkardık burada "Hayır, yeniden insin." Ya da "Tıp fakültesi olanın hastanesi olması lazım." diye geçirdik, çok doğru bir şeydi o, yurt dışında da öyledir; şimdi, yakında, ona da hakikaten söylemeye başlamışlar "Hastane mecburiyeti olmasın, biz kiralarız, anlaşırız." filan.
Yani bu vakıf üniversiteleri sürekli takip edilmeli, denetlenmeli. Böyle sürekli tepelerinde olmak gerekiyor belki. Yani beş altı tanesini, Koçu, Sabancıyı, Bilkenti bir tarafa bırakırsanız -çok iyi üniversitelerimiz var- diğer tarafların bir ticarethane görünümünden çıkması gerekiyor değerli Komisyon üyeleri. Yani bu hepimizin sorunu. Evet, biz karşıyız, devletin üniversite açmasını istiyoruz biz ama şu anda mevcut yerlerin de bu şekilde denetlenmesi son derece önemli.
Şimdi, bir şey daha söyleyeyim. Ben İstanbul'daki meseleyi bilmiyorum, İstanbul vekillerimiz konuştular o konuda. Ben onu bilmiyorum, isim değişikliğini filan; bilmediğim konuda da konuşmak istemem. Sadece, Sayın YÖK Başkan Vekili de buradayken benim şöyle bir sorum var, bu konu da açıldı daha önce, Sibel Hanım açmıştı: İTÜ vakıfları -İTÜ'nün 2 vakfı- bu Doğa Kolejlerini üzerine aldı Sayın Başkan. Orada Rektör hem imzayı atan hem karşı tarafta olarak üç yerde imza attı yani hem bu rolde hem bu rolde attı ve şimdi yeni gelen Rektörün -eski Rektör zamanındaydı- ben çok zor durumda olduğunu düşünüyorum. O süreci çok iyi takip ettim, bir sürü sorumluluğun, yükümlülüğün altına girdi İTÜ'nün Rektörü Doğa Kolejlerini kurtarmak için. Şimdi ne oldu?
ŞENOL SUNAT (Ankara) - Hatırlıyorum.
LALE KARABIYIK (Bursa) - Evet, hatırlıyorsunuz.
Şimdi ne oldu? O konu da nasıl kapatıldı? Şimdi başka bir tarafa geçiyor. Yani bir Rektör nasıl hem vakıf adına hem onun üst imzacısı adına üç taraftan imza attı Sayın Başkan? Ben bu konuda soru önergesi de verdim, bir cevap almış da değilim ama bakın, bu konuların üzerine gitmek lazım. Birisi istiyor diye bir devlet üniversitesini bu şekilde sorumluluk altına sokmak, onun geleceğe ait bütün mal varlıklarını bir tarafa aktarmak ya da onları teyit etmek, bunlar çok yanlış şeyler. Yani birini kurtaracak iseniz bunun yöntemi bu değil. Tabii ki oradaki çocuklar mağdur olmasın ama bir tarafı mağdur edip, bir devlet üniversitesini harcayıp bunu yapmak çok mantıklı bir şey değil.
Mudanya üniversitesi konusunda... Bursa bunu kaldırır mı? Kaldırır. Akademik kadrosu var mı? Var. Ama her vakıf üniversitesi gibi çok yakından takip edilmesi gerekir. O basında çıkan yazıyla ilgili ben bilmiyorum ama gerekirse açıklama yapması gerekir ve imarla ilgili sorunlarının da ben çözüleceğini düşüyorum. Yani açıklama yapma ihtiyacı var veya yok, belki kendisi buna gerek duyar bunu biz bilemeyiz.
Teşekkür ediyorum, hayırlı olsun diyorum.