| Komisyon Adı | : | SANAYİ, TİCARET, ENERJİ, TABİİ KAYNAKLAR, BİLGİ VE TEKNOLOJİ KOMİSYONU |
| Konu | : | Çorum Milletvekili Oğuzhan Kaya ve 87 Milletvekilinin, Nükleer Düzenleme Kanunu Teklifi (2/4222) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 5 |
| Tarih | : | 28 .02.2022 |
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Şimdi, ben öncelikle Sayın Bakan Yardımcısının tarzını doğru bulmadığımı buradan ifade etmek isterim. "Uçak kaçtı", "uçak çarptı", "deprem vurdu" gibi ifadeler gayri şey geldi bana biraz, müstehzi tavrınızı doğru bulmadım. Depremle ilgili bilimsel veriler vermeye çalıştım ben burada; bu, bir. O konuda "Uçak çarptı, deprem oldu." falan gibi tanımlamanız ilginç geldi bana doğrusu. Ayrıca, burada dediniz ki: "Kanunla ilgili hiçbir madde konuşulmadı." Cumhurbaşkanına çok büyük yetkiler verildiği, bu Kurumun özerk olması gerektiği, atık yönetimiyle ilgili 9'uncu madde, 3'üncü madde, 4'üncü madde ve şeyi içeren... Belki maddelerin adını vermedik ama sürekli kanuna atıfta bulunarak bu nükleer üzerinden herkes konuşmalarını gerçekleştirdi ki grubum adına söylüyorum, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söylüyorum.
Yine, nükleer santralin yanı sıra burada Rusya'nın bir askerî liman inşa ettiğini göz ardı edemeyiz. Hayali güney denizlerine ulaşmak olan Rusya'nın Ukrayna'daki işgalci tavrını da gördükten sonra -az önce Maraş Milletvekilimiz beni eleştirdi yine şeyle ilgili- "Bu bir millî güvenlik sorunudur." dediğim zaman buradan atıfta bulunuyorum. Güney, sıcak denizlere ulaşmak hep hayalidir Rusya'nın ve burada yapılan liman inşaatıyla da orayı âdeta bir üs alanı gibi kullanma tavrı içerisinde olduğu herkesin bilgisindedir. Dolayısıyla, bu yönüyle de millî güvenlik sorunudur. "Kabile devleti gibi davranılıyor." dedim, yine, Sayın Maraş Milletvekilimiz orada buna alındılar. Evet, eğer siz bir ülkede önce nükleer santral sözleşmesini imzalayıp, sonra ihaleye çıkıp, sonra da inşaatını yapıyorsanız ve daha sonra düzenlemeyle ilgili yasal prosedürleri yerine getiriyorsanız böyle davranılıyordur yani onunla ilgili ben tekrar bir açıklama ihtiyacı duydum.
Yine, Almanya'ya atıfta bulundunuz, işte, "Almanya tekrar şey yapıyor." Almanya güneş enerjisinden bizim kadar yararlanabilecek bir ülke değil, bizim ülkemiz güneş enerjisinden daha fazla yararlanabilme olanağına sahip.
Yine, bir başka konu var; Almanya'da fay hatları yoktur, dikkat ederseniz depremselliği de azdır. Fay hatları üzerinde jeotermal enerji olanakları vardır. Bu ülkede jeotermal enerji kaynakları yeterince araştırıldı mı? Kuzey Anadolu Fay Kuşağı var, Güneydoğu Anadolu Fay Kuşağı var, Ege'de graben ve horstlar var; buralarda yeterince... Evet, jeotermal, yanlış politikalar, aşırı ruhsatlandırma ve reenjeksiyon yapılmadığı için şu anda tu kaka ediliyor ama jeotermal yerli ve millî bir enerjidir, buna dair yatırımların yapılması gerekir ama doğru projelendirme, doğru ruhsatlandırma ve reenjeksiyon yöntemiyle. Bütün bunlar tüketilmeden, güneş enerjisi, yenilenebilir enerji kaynakları tüketilmeden bize burada nükleer santral güzellemeleri yapıyorsunuz; bunu kabul etmemiz mümkün değil doğrusu. Kanımca yeterince kanuna çalışılmamış, ben öyle görüyorum.
Şimdi 1'inci maddeyle ilgili konuşmak isterim. Nükleer Düzenleme Kurumunun hukuki dayanağını 2/7/2018 tarihli ve 702 sayılı Nükleer Düzenleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname teşkil etmektedir. Cumhuriyet Halk Partisi tarafından anılan kanun hükmünde kararnamenin Anayasa Mahkemesi huzuruna taşınması neticesinde E.2018/115, K.2020 sayılı dosya üzerinden 30/12/2020 tarihinde iptal edilmiş ve söz konusu iptal kararının Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra 9/3/2022 tarihinde yürürlüğe girmesi hüküm altına alınmıştır. Akabinde 15/7/2018 tarihli ve 30479 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 54'üncü bölümünün 785 ila 792'nci maddelerinde kurumun amaç, kapsam, görevleri, tanımları, yetkilendirilmesi, denetimi, Kurul, Başkanlık, Başkan ve kurumun gelirleri düzenlenmiştir. Ancak, anılan Cumhurbaşkanlığı kararında söz konusu KHK'ye atıf yapılmakta, KHK iptal edilmekte, KHK'nin içeriğini tam olarak karşılayacak bir kanun teklifi ileri sürülmemekte ve hukuki boşluk doğmaktadır. Söz konusu kanun teklifi Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı ilkesi çerçevesinde Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmuştur. Öte yandan, bu teklifle birlikte kurumun görevleri arasına yenilerinin eklenmesi öngörülmektedir. Hukuki bağlamda sorun Nükleer Düzenleme Kurumunun hukuki statüsü itibarıyla kanunla mı yoksa Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle mi kurulacağına ilişkindir? Zira, Nükleer Düzenleme Kurumunun hukuki statüsü, kamu tüzel kişiliğini haiz, idari ve mali özerkliğe sahip ve yetkilerini bağımsız olarak kullanmak üzere teşkilatlandırıldığından bağımsız idare otorite, düzenleyici, denetleyici kurum niteliğindedir. Söz gelimi, BDDK'nin 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'na istinaden oluşturulduğu gözetildiğinde, Nükleer Düzenleme Kurumu bakımından kanuni düzenleme ilkesinden ayrılmasını haklılaştıracak bir neden bulunmamaktadır. Kaldı ki bağımsız idari otoritelerin hangi hukuki formla teşkilatlandırılacağına ilişkin açık anayasal hüküm bulunmamaktadır. Bununla birlikte, her ne kadar söz konusu otoritelerin Türk idari teşkilatındaki konumu tartışmalı olsa da idarenin bütünlüğü ilkesi gereğince bir tür hizmet, yerinden yönetim olduğu kabul edilebilir.
Öte yandan, yasama yetkisinin devredilmezliği, idarenin kanuniliği ilkesi gereğince bu otoritelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, çalışma usul ve esasları, personel rejimi ve özlük haklarının genel çerçevesinin kanun düzeyinde çizilmesi gerekmektedir ancak temel esasların kanunla belirlenmesi, bu kanunun yalnız şekli yönden konulmasıyla mümkün değildir. Başka bir anlatımla, Anayasa madde 2, 7, 12'deki maddi anlamda kanunilik ilkesi gereğince kanun hükmünün içeriğinin net, açık, anlaşılabilir ve objektif esaslarla kaleme alınması gerekmektedir ancak söz konusu kanun teklifi, bütünüyle muğlak ibarelerle kuruma yönelik düzenlemeler getirmektedir. Kurumun sağlıklı, dengeli ve güvenilir bir çevrede yaşama hakkı bakımından değeri gözetildiğinde, kurumun bağımsız olması gerekliliği yani özerk olması gerekliliği ortaya çıkacaktır. Bu gereklilik, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumunun belgelerine de konudur. Söz gelimi, denetleyici ve düzenleyici yapıların bağımsız olması, yapılacak düzenlemelere riayetin takibi, aykırılık hâlinde yaptırım uygulanması olmuştur.
Teşekkür ediyorum.