KOMİSYON KONUŞMASI

KADRİ ENİS BERBEROĞLU (İstanbul) - Çok kısa bir ilavede bulunmak isterim.

BAŞKAN HAKAN ÇAVUŞOLU - Buyurun.

KADRİ ENİS BERBEROĞLU (İstanbul) - Şimdi, mesele, ben önce Mahmut Vekilimi, sonra Fatma Vekilimi dinleyince, askerlik yapmış ve Fatma Hanım'la da ortak tecrübe geçirmiş bir vekil olarak...

BAŞKAN HAKAN ÇAVUŞOLU - Askerliğe girmeseydiniz.

KADRİ ENİS BERBEROĞLU (İstanbul) - Herkesin askerliği ve cezaevi kendine has, bir kere daha onu anlamış bulunuyorum. Yani bizim bir cezaevi ziyaretinden, genele ilişkin bir hüküm çıkarmamız çok zor ve fakat "zamanın ruhu" denen bir meseleyi de dikkate almamız lazım. Şimdi, gittiğimiz cezaevlerinde veya Fatma Hanım yatarken, ben yatarken bir başka zaman vardı, bugün başka bir zaman var, cezaevlerinin bu zamana uymasını istiyorum ben, bu kadar açık.

Kelepçe meselesi... Burada, Jandarma Genel Komutanlığının bize verdiği bilgiler muhtemelen uygulamanın haklı çıkarılması yönündeki bilgilerdi. Çünkü ben şu anda net rakamı hatırlamıyorum ama bin ile 2 bin arası bir ihlalden söz edildi. Soruldu kendilerine "Ne kadar sevk yapıyorsunuz?" diye "100 bin." Yani yüz binde 1'in, bu kadar olağan dışı bir olayın olağan kabul edilmesi bence zamanın ruhuna aykırı.

Kelepçe konusunda sizin yaptığınız girizgâha son derece katılıyorum. Bu iş son derece ciddiye alınmalı, tek tek hak ihlaller üzerine gidilmeli diye düşünüyorum. Kayda geçirmek istediğim birinci nokta bu.

İkincisi, yine aynı zamanın ruhuna uygun... Cezaevi nüfusu 2016'daki noktada değil, altı sene içinde çok rahatladı. Covid yüzünden açık cezaevlerindeki izinler, bazı mahkemelerin sona ermesi, tahliyelerin sürmesi, vesaireler nüfusu azalttı. Buna niye değindim? Şimdi, kitap sayısı... Ben, size başka bir örnek vereyim, kitap sayısı değil ki sadece; ayakkabı sayısına bakın. Kaç ayakkabıya izin veriyorlar cezaevlerinde? Niye 3 değil? Ya da niye işte "3 tane tişört, 2 tane iç çamaşırı getirebilirsin." deniyor? Hepsi yer ve mekânla alakalı. Yani dolapları görüyoruz işte. Mesela, o dolapların, çok kalabalık nüfusa göre dizayn edilmiş dolapların biraz genişlemesi kitap sayısına da tişört sayısına da bizim burada tekrar tekrar ettiğimiz bazı sorunlara da çare olabilir. Yani özetle, Cezaevleri Genel Müdürlüğüne naçizane önerim: Olağanüstü koşullarda uyguladıkları yönetmelikleri, pratikleri bir daha gözden geçirmeleri, orada yatanların bayağı bir bölümünün de henüz hükümlü olmadığını da dikkate almaları. Biz, burada, cezaevinde yatan herkesi zihnen bir hükümlü olarak kabul ediyoruz ve onun haklarını tartışıyoruz. Oysa, o insanlar, mahkemeleri bitmediği için şu masada oturanlar kadar özgürdür. O iddialar tutmayabilir yani her tutuklu sonuçta mahkûm olmuyor, böyle de bir pratik var.

Çok teşekkür ederim efendim.