KOMİSYON KONUŞMASI

LALE KARABIYIK (Bursa) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Şimdi, üç ayda politika faizi 5 puan indi ve her şeyi onun için yapıyoruz. Tabii ki biz de insin isteriz ama doğru politikalarla. Şimdi, ne oldu? Dolar da aynı dönemde 8,66'dan 18'e tırmandı, işte, enflasyon yüzde 20'den yüzde 36'ya çıktı, belki bu ayın sonunda yüzde 50'yi görürsünüz ÜFE'den yansıyan. Ne oldu? Merkez Bankasını borçlanma faizinde, fonladığı, bankalara verdiği faizde artışları gördük. E, bir de vatandaşa yansıyan ihtiyaç kredisi, taşıt kredisi, bunların da hepsi arttı. Ne oldu? Biz burada faiz düşürdük güya; 8,66'dan 18'e tırmanan da bir döviz var. Şimdi, hemen işte, kur korumalı mevduat sistemi getirildi ve vatandaş sandı ki oradaki düşüş, aslında bu kur korumalı mevduata çok büyük talep oldu da ondan ama maalesef öyle değil. Zaten unutmayınız ki 1 Aralıkta 844 milyon dolar, 3 Aralıkta 504 milyon dolar, 10 Aralıkta 687 milyon dolar, 13 Aralıkta 3 milyar 120 milyon dolar, 17 Aralıkta 2 milyar 123 milyon dolar, toplam 7 milyar 278 milyon dolar; bunu tutmak için döviz sattınız. Yedi yıl önce müdahale ettiğinizde üç hafta dayanmıştı, geçen yıl 6,86'da müdahale ettiğinizde yetmiş beş gün dayandı, şimdi üç dört saat dayanmıyor; önce bunu bir belirtelim.

Sonra ne oldu? Siz bu uygulamada başarılı olamadınız, hani, miktarı bilmiyoruz ama şöyle düşünüyorum miktarı: Yaklaşık 5 trilyonun üzerinde bir mevduat varsa "100 milyar civarında." deniliyor yani devede kulak, çok küçük, yüzde 2'si filan.

Bir de şundan dolayı bocaladınız: Şimdi getirdiniz, önce dediniz ki ilk günler Merkez Bankası tarafından on birde alış kuru açıklanacak, alış kurunun yanında çapraz kur, satış kuru; hepsi açıklandı. Sonra bundan vazgeçtiniz, "Her saat başı kur açıklanacak." dediniz, buna döndünüz. Ondan sonra kur korumalı TL cinsinden mevduatın en düşük faizinin Merkez Bankası politika faizi olmasını kararlaştırdınız, sonra "Bu olmaz." denildi, tavan öngörüldü. Üç gün sonra dediniz ki: "Artı 3 puan üzerinde faiz olabilir." TL hesabı açtırana faiz tavanı yok ama dövizini bozdurup da TL hesabı açtırana faiz tavanı var olarak gelişti. Gerçek kişiyle başladınız, tüzel kişiler yoktu ama herhâlde istediğiniz kadar miktar gelmedi ki... Ki bu arada, gerçek kişilere açtıracakları hesaplarda vade üç, altı, dokuz, on iki aydı TL açıyorlarsa ama dövizden TL'ye dönüştürerek açıyorlarsa vade üç, altı, on ikiydi; dokuz niye yoktu, bilinmez. Sonra tüzel kişileri de ilave ettiniz ve "Sadece altı ya da on iki ay." dediniz.

Bu arada, ne kadarlık bir hesap var, onu bilmiyoruz, bankaların kayıtlarına da güvenmiyoruz, ben 120 gibi düşünüyorum. Şunu söyleyeyim özellikle: "Hazine bu maliyeti nasıl karşılayacak?" kısmına geldiğimizde, bakın, 5 trilyon 193 milyar şu anda bankalardaki toplam mevduat, bunun 4,97 trilyonluk kısmı yurt içinde yerleşik gerçek ve tüzel kişilere aittir, bunun da yüzde 60'ı döviz cinsinden yani tutarı 237 milyar 70 milyon dolar tutuyor, TL karşılığı olarak da 3 trilyon 77 milyar liraya ulaşıyor. Şimdi, siz derseniz ki... Bunun tamamını çektiniz diyelim, bunun tamamını kur korumalı döviz mevduatına aldınız -hani, istediğiniz şey bu- bakın, kur 14 lira olursa 233 milyar lira, 17 lira olursa -her aşamasını hesap ediyoruz ama- 900 milyarın üstünde, 18 lira olursa 1 milyar 143 milyon lira gibi yükler -20'yi hiç düşünmek istemiyorum- vatandaşın sırtından, bütçeden çıkmak zorunda, Hazineden çıkmak zorunda. Yani eğer o kadar para gelirse siz, bunların üstesinden gelmek zorundasınız ve Hazine bu yükü üzerinde taşıyacak, vatandaşın üstüne yıkacak.

Şimdi, diğer taraftan kurların, enflasyonun ve risklerin düşük seviyelerde seyrettiği dönemlerde tutar sizin bu aracınız. Kurlar, enflasyon ve riskler düşük seviyede olacak. Şu anda CDS'lerin geldiği noktayı artık ben tekrarlamayayım size, onu biliyoruz ve bu enstrüman mevcut şartlarda çok fazla risk taşıyor. Hani içerideki riskler bir tarafa bir de FED'in de riskini tabii düşünmek zorundasınız. Enflasyonun geldiği nokta belli, kurların geldiği nokta belli, içerideki riskler belli ve siz buradan bir fayda sağlayacağınızı...

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Teşekkür ediyorum.

LALE KARABIYIK (Bursa) - Son cümlemi söyleyeyim.

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Son cümle lütfen.

LALE KARABIYIK (Bursa) - Altın konusunda da bunu getiriyorsunuz. Bakın, altının yastık altından çıkması için çünkü altın, güven isteyen bir şeydir, bir endekstir ama riskin endeksidir, belirsizliğin endeksidir. Bunun için otuz beş senedir bu tür yöntemler var, uygulanmaya çalışılıyor ancak altını bu şekilde değil, güven ortamıyla yastık altından çıkarabilirsiniz.