KOMİSYON KONUŞMASI

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Evet, değerli Komisyon üyelerimiz, şimdi baştan şunu söylemek isterim: Bu "sözleşmeli öğretmen" tanımına ve bu statüye karşıyız baştan yani zaten bunu kaldırmak meseleyi toptan çözecek. Şimdi, bunu kaldırana kadar ise bu 9'uncu madde kapsamında ilave önerdiğimiz bir cümleyle biz burada aile birliğini savunuyoruz. Bakın şu saate kadar -baştaki konuşmamda da söyledim- öğretmenlerin topyekûnu, sendikaların kolay bir araya gelmesi de mümkün değildi. Bakın, bütün farklı fikirdeki sendikalar bile -öğretmen olarak- hepsi beraber bu kanunu savunuyordu, burada farklı fikirler vardı iktidar ve muhalefet arasında fakat ilk defa şu maddede şuradaki ben herkesi hemfikir görüyorum aile birliği konusunda. Şimdi, burada bana mesajlar yağıyor, şu anda Türkiye'nin gözü şu salonda arkadaşlar.

ŞENOL SUNAT (Ankara) - Kesinlikle.

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Binlerce öğretmenin aile birliği isteyen, aile birliği dağılmış, anayasal hakkını savunmak isteyen ailelerin gözü şu salonda. Şimdi, bu salonda da bana mesajlar atıyorlar, size de atıyorlar. Mesajlar da neyle başlıyor biliyor musunuz? "Sayın Cumhurbaşkanımız şunu demişti." bakın, yüzde 70'i. Ya, ben de merak ettim, bu Sayın Cumhurbaşkanımız ne demiş arkadaşlar, ben şimdi bunu dinleteceğim size.

(Hatibin cep telefonundan bir ses kaydı dinletmeye başlaması)

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Bakın "Mazeret tayinleri başta olmak üzere..."

(Hatibin cep telefonundan bir ses kaydı dinletmeye devam etmesi.)

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Arkadaşlar çok açık "Mazeret tayinleri de başta olmak üzere..." Dolayısıyla ben şunu söylemek istiyorum.

ŞENOL SUNAT (Ankara) - Aynen öyle.

CEMAL TAŞAR (Bitlis) - Zorunlu hizmet ne demektir?

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Şimdi arkadaşlar, mesele açık. Ben şimdi konuşmama devam etmek istiyorum müsaade ederseniz. Siyasetçinin topluma verdiği sözler tutulmalıdır. Bakın, kullanılan ifadeler insanlarda aldatılmış hissi uyandırmamalıdır. Bu 9'uncu madde kapsamındaki sözleri sadece bu anne babalar değil bu çocuklar da bekliyor. Bak, anayasal hakkı var, bu çocukları da bekliyor. Şimdi biz neyi konuşuyoruz? Bir öğretmenlik meslek kanunu. Arkadaşlar, öğretmenler aynı zamanda birer anne baba yani siz içinde aile birliği olmayan bir meslek kanununu nasıl savunursunuz ya? Ya, bu durumda bir şeyi daha merak ediyorum, kaç aile var? Hani burada bir yetiştirememekten, hani doğudaki hizmetin aksamasından bahsediliyor, eğer samimiyseniz... İktidara mensup arkadaşlarımız, hiçbiriniz sormadınız "Kaç aile var bu durumda?" diye. Hiç biriniz sormadınız, ben bildiğinizi de zannetmiyorum çünkü ben de bilmiyorum. Ben de soruyorum, bu durumda kaç aile var? Çünkü bana gelen bilgiler, atılan mesajlar sadece 5 bin ailenin olduğu konusunda.

BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) - 5-6 bin.

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Bu devlet, Türkiye Cumhuriyeti güçlü diyorsak 5 bin ailenin sorununu çözer arkadaşlar; 5 bin aile. Ya, bunlar çocuk yani bakın annesini, babasını görmeden büyüyen çocuklar var. Bir kadını düşünün, bir çocuğuyla beraber hasta "Hastanenin kapısında çocuğumla baş başa kaldım, kocam yanımda yok." diyor. Öbür tarafta bir erkek, bir baba, yavrusunun ve eşinin yanında olmak istiyor.

Bakın, bu maddede başka ne var? Can güvenliği ve sağlık. Ya, Allah'ınızı severseniz aile birliği olmadan nasıl can güvenliği ve sağlık oluyor ya? Yani bu ailenin sağlıklı olma şansı var mı? Arkadaşlar...

ZEHRA TAŞKESENLİOĞLU BAN (Erzurum) - Bireyin sağlığını kastediyoruz Vekilim, bireyin sağlığını.

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Şimdi, bakın, buraya kadar hiçbir değişiklik yapılmadan geldi. Şurada bakın en çok sizin savunmanız lazım.

ZEHRA TAŞKESENLİOĞLU BAN (Erzurum) - Hayır yani aile sağlığını değil, bireyin sağlığını kastediyor.

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Hanımefendi, bakın, sürekli benim konuşmamın insicamını bozuyorsunuz. Yani bakın, şurada bu maddeye gelene kadar hiçbir değişiklik yapılmadı ama ben burada herkesin hemfikir olduğunu görüyorum ve Sayın Cumhurbaşkanı da bunu böyle söylüyor. Ya, buradaki milletvekilleri de...

YILDIRIM KAYA (Ankara) - Herkes hemfikir değil, imza sahipleri geri çekmiyor.

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Şöyle, Cumhur İttifakı'nın vekillerinden de burada bunun yapılması gerektiğini söyleyenler oldu, o anlamda diyorum. Madem böyleyse yani Cumhurbaşkanı böyle diyorsa -AK PARTİ Genel Başkanı- vekiller de burada genel olarak bunun yapılması ama zorluğu... Arkadaşlar, bunu kim engelliyor, ben merak ediyorum ya. Yani bu aile birliğini, anayasal hak olan aile birliğini kim engelliyor, ben bunu merak ediyorum ve sormak istiyorum. Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz aile birliğini savunuyoruz ve aile birliğini herkesin savunması gerektiğini düşüyoruz çünkü anayasal hak. Anayasa'nın üzerinde hiçbir şey yok, 41'inci madde, çok açık arkadaşlar. Aile birliğini burada herkes savunmak zorunda ya, buna karşı nasıl durabilirsiniz? Ve 5 bin aileden bahsediyoruz, 5 bin. Ben bir şey daha söyleyeceğim -gelen bilgileri söylüyorum- sadece doğu demeyin, batıdan doğuya gelmek isteyenler var arkadaşlar. Batıdan doğuya da birleşebilecek... Sayın Cumhurbaşkanı bugün 15 bin öğretmen ataması söyledi mi?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN EMRULLAH İŞLER - Evet, süremiz bitti Sayın Adıgüzel.

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Evet, ek süre alayım.

BAŞKAN EMRULLAH İŞLER - Tamamlayın, kısa, artık bitirelim, saat geç oldu.

Buyurun.

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Sayın Cumhurbaşkanı bugün 15 bin atamadan bahsetti. Ya, 5 öğretmenin sorunuysa bu, bakın, bunun içinde çözebilirsiniz. Yani bir sürü aslında öğretmen ataması açığı var, yüz binlerce öğretmen de bekliyor. Yani şu sorunu çözemiyor mu bu devlet? Hep beraber bu sorunu çözmemiz gerekiyor. O yüzden bugün küçücük çocukların anne ve babalarına, birbirine kavuştuğu gün olsun. Bugün gözyaşlarının dindiği gün olsun. Bugün anayasal temel bir hak olan aile birliğinin ve toplumun en küçük birimi olan aile kavramının buradaki milletin temsilcileri tarafından tescillendiği gün olsun. Bu coğrafyanın gözü yaşlı çocukların ve annelerin, çocuğu eşinden uzakta babaların ızdırap çektiği, zulüm gördüğü coğrafya olmasına daha fazla müsaade etmeyelim.

"Bazı bölgelerde işte öğretmen bulamıyoruz." Bakın, yürütmenin görevi bu işleri çözmek arkadaşlar, bunları eğer yapamıyorsanız yani biz gelelim, biz yapalım. Bırakın o zaman, bir 5 bin ailenin sorununu çözemiyorsanız bırakın biz yapalım diyorum. Ve Sayın Erdoğan biraz önce açıkça söyledi, böyle olması gerektiği konusunda...

BAŞKAN EMRULLAH İŞLER - Şimdi, Sayın Adıgüzel, yalnız orada bir tahrif var. Ben şimdi Sayın Cumhurbaşkanının ne konuştuğunu dinleteceğim.

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - "Mazeret" diyor, "mazeret."

BAŞKAN EMRULLAH İŞLER - Bakın, o zaman size dinletiyorum, bir dakika dinleyin.

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Sayın Başkan, "mazeret" çok açık.

(Hatibin cep telefonundan bir ses kaydı dinletmeye başlaması)

BAŞKAN EMRULLAH İŞLER - Dinleyin.

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Ben dinlettim, aynı şeyler sanıyorum.

BAŞKAN EMRULLAH İŞLER - Bakın, "mecburi hizmet hariç..."

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Evet.

BAŞKAN EMRULLAH İŞLER - Siz dinletir misiniz?

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Evet, "mecburi hizmet hariç..."

BAŞKAN EMRULLAH İŞLER - Sizde yok ama, sizde yok.

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Olmaz olur mu, hayır, baştan bakalım.

BAŞKAN EMRULLAH İŞLER - Yok.

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Ya, dinlettim arkadaşlar, bizde öyle şey yok.

YILDIRIM KAYA (Ankara) - Arkadaşlar, var.

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Bakın...

YILDIRIM KAYA (Ankara) - Bir dakika, Başkanım...

BAŞKAN EMRULLAH İŞLER - Bir dakika, bir dakika, dinlesin.

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Ya Hocam, "mazeret tayini", fark etmiyor ki.

BAŞKAN EMRULLAH İŞLER - Bakın, "mecburi hizmet hariç..." Dinlettik, siz savunuyorsunuz.

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Hayır, bakın, ya...

BAŞKAN EMRULLAH İŞLER - Bırakın ya, böyle bir şey olamaz ya.

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - "Mazeret tayini..." Arkadaşlar...

BAŞKAN EMRULLAH İŞLER - Sayın Cumhurbaşkanımızın sözlerini tahrif edeceksiniz, olmaz ya.

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Ya ne tahrifi, olduğu gibi veriyorum.

BAŞKAN EMRULLAH İŞLER - Çıkarmışsınız bakın oradan. Eğer siz...

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - "Mazeret" var.

BAŞKAN EMRULLAH İŞLER - Evet, siz...

(Erzurum Milletvekili Zehra Taşkesenlioğlu Ban'ın cep telefonundan bir ses kaydı dinletmesi)

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Ben bunu söylüyorum zaten.

BAŞKAN EMRULLAH İŞLER - Bakın, Sayın Adıgüzel, burada bu Komisyonu yanlış bilgilendiriyorsunuz.

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Bakın, ben bunu söylüyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN EMRULLAH İŞLER - Burada bir özür dilemeniz lazım, böyle bir şey olmaz ya.

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Başkanım, ben konuşma hakkına sahibim. Ben burada Milletvekiliyim, benim sözümü kesmeyin.

BAŞKAN EMRULLAH İŞLER - Bakın, Sayın Cumhurbaşkanının cümlesini kesiyorsunuz. Ondan sonra "Buyurun biz dinlettik."

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Bakın, ben söylüyorum, müsaade eder misiniz?

ZEHRA TAŞKESENLİOĞLU BAN (Erzurum) - Başında "Mecburi hizmet" var

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Bakın, tamam, mecburi hizmet, aynı, başında var zaten.

HASAN ÇİLEZ (Amasya) - Kesmişler.

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Mecburi hizmet...

HASAN ÇİLEZ (Amasya) - Hariç, hariç...

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Ha, saklı kalmak kaydıyla, hariç ancak bakın, "Tüm mazeret tayinleri" diyor arkadaşlar.

ZEHRA TAŞKESENLİOĞLU BAN (Erzurum) - Ya, manipülasyon yapmayın Sayın Vekilim.

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Hayır, bakın, siz kendi Genel Başkanınızın sözlerini bile buradan yalanlıyorsunuz arkadaşlar.

HASAN ÇİLEZ (Amasya) - Hayır, hayır, siz oradan kesmişsiniz.

BAŞKAN EMRULLAH İŞLER - Ya, neyi yalanlıyoruz ya? Böyle bir şey olamaz ya.

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - "Mazeret tayini" diyor, çok açık.

BAŞKAN EMRULLAH İŞLER - Bu Komisyon...

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Herkes bunun burada böyle olduğunu biliyor.

HASAN ÇİLEZ (Amasya) - Değil, değil...

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Siz de biliyorsunuz, "mazeret tayini." Bu önemli de değil, biz burada hakkaniyete bakıyoruz, biz Anayasa'nın... Yani Sayın Erdoğan demiş dememiş çok da önemi yok arkadaşlar.

BAŞKAN EMRULLAH İŞLER - Ne demek ya? Böyle bir şey olabilir mi ya? Sayın Adıgüzel, burası Türkiye Büyük Millet Meclisinin Millî Eğitim Komisyonu. Sayın Anayasa Komisyonu... Bakın...

HASAN ÇİLEZ (Amasya) - Ya, hem onu dinletiyorsunuz hem "önemi yok" diyorsunuz.

(Gürültüler)

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Sayın Başkan, kayıtlara bakacağım, biraz önce siz bu konuyu söylerken siz kendiniz mazeret tayinini bahsetmeden pas geçtiniz. Neden?

BAŞKAN EMRULLAH İŞLER - Hayır, bakın burada konuşmanın metni var ama uzlaşamayacağımız için ben sözü dinlettim.

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Mazeret tayini...

ŞENOL SUNAT (Ankara) - Sayın Başkan, bakın ne diyor...

BAŞKAN EMRULLAH İŞLER - Böyle bir şey olmaz ya.

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Ben yok demiyorum ki.

KAMİL AYDIN (Erzurum) - "Yok" dedin başta.

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Hayır, bak "yok" değil, ben mazeret tayini var diyorum.

(Gürültüler)

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Sayın Başkan, Emrullah Bey biraz önce ilk söylerken "mazeret tayinini" özellikle atladı arkadaşlar.

BAŞKAN EMRULLAH İŞLER - Ya, hayır, ben metinde ne yazıyorsa onu okuyorum. Mecburi...

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Niye atladı biliyor musunuz? Çünkü mazeret tayini...

ZEYNEP YILDIZ (Ankara) - Bir şeyi sakince konuşabilir miyiz?

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Ama konuşturmuyorlar.

ZEYNEP YILDIZ (Ankara) - Tekrar dinletir misiniz?

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Tabii.

(Gürültüler)

ZEYNEP YILDIZ (Ankara) - Sizin burada...

CEMAL TAŞAR (Bitlis) - Telefonun şarjı bitmiş...

ZEYNEP YILDIZ (Ankara) - Tamam, o zaman şarj edelim ve tekrar dinletelim.

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Bakın, ben söylüyorum...

KAMİL AYDIN (Erzurum) - Söylemediniz, söylemediniz.

ZEYNEP YILDIZ (Ankara) - Bakın, sesinizi yükseltmenize gerek yok. Çünkü bir şey var...

BAŞKAN EMRULLAH İŞLER - Şimdi, bakın, Zeynep Hanım, müsaade edin.

YILDIRIM KAYA (Ankara) - Sayın Başkanım, ben bir saniye yazılı metinden...

BAŞKAN EMRULLAH İŞLER - Bir dakika Sayın Kaya...

YILDIRIM KAYA (Ankara) - Bir dakika yazılı metinden okuyacağım.

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Yazılı metin var.

BAŞKAN EMRULLAH İŞLER - Tamam okuyun.

ZEYNEP YILDIZ (Ankara) - Ben ufacık bir şey söyleyebilir miyim?

YILDIRIM KAYA (Ankara) - Metin okuyacağım ya, ben bir okuyayım bir dakika.

ZEYNEP YILDIZ (Ankara) - Bir müsaade eder misiniz? Ama benim sözüm yarım kaldı. Dilerseniz ben size karşı mümkün olduğu kadar az konuşmaya çalıştım bütün toplantı boyunca.

YILDIRIM KAYA (Ankara) - Tamam.

ZEYNEP YILDIZ (Ankara) - Sizin orada dinlettiğiniz videoyla bizim dinlettiğimiz video arasında...

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Aynı video.

ZEYNEP YILDIZ (Ankara) - Aynı video değil.

NAZIM MAVİŞ (Sinop) - Hayır, hayır "mecburi hizmet"i kesmişsiniz.

ZEYNEP YILDIZ (Ankara) - "Mecburi hizmet" kısmını...

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Ya, "Mecburi hizmet" var başında zaten Vekil Hanım.

ZEYNEP YILDIZ (Ankara) - Yok.

BAŞKAN EMRULLAH İŞLER - Sizinkinde yok ya.

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Hayır, ben var diyorum zaten arkadaşlar.

(Gürültüler)

KAMİL AYDIN (Erzurum) - Ama "Var." diyorsunuz da dinlettiğiniz kayıtta yok ya. Niye demiyorsun kesildiğini?

(Gürültüler)

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Hayır, bakın, ben mazeret kısmından bahsediyorum.

(Gürültüler)

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Ya, mazeret tayininden bahsediyorum.

Arkadaşlar, mazeret tayininde mecburi hizmet olması durumu değiştiriyor.

YILDIRIM KAYA (Ankara) - Mustafa Bey...

HASAN ÇİLEZ (Amasya) - Ya, bu şekilde yoksa, sosyal medyada dezenformasyon yapılıyor Mustafa Bey.

(Gürültüler)

BAŞKAN EMRULLAH İŞLER - Bir dakika, Zeynep Hanım tamamlasın.

ZEYNEP YILDIZ (Ankara) - Konuşmamın bitmesine müsaade etmediniz. Ben sözümü bitireceğim.

BAŞKAN EMRULLAH İŞLER - Bir dakika Zeynep Hanım, kayıtlara girmesi açısından...

ZEYNEP YILDIZ (Ankara) - Şöyle, şimdi sizin dinlettiğiniz videoda "Mecburi hizmet hariç" kısmı kırpılmıştı, özellikle dinledik çünkü biz, bakın...

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Hayır, arkadaşlar, o baş kısmında var diyorum. Bakın...

KAMİL AYDIN (Erzurum) - Açın bakın.

ZEYNEP YILDIZ (Ankara) - Hayır, yok. Bakın, sizin şimdi baş kısmı, orta kısmı vesaire... Ortasından bir kısmın çıkarıldığı bir videodan bahsediyoruz.

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Hayır, biz sadece...

BAŞKAN EMRULLAH İŞLER - Ya, bir dakika dinleyin ya.

ZEYNEP YILDIZ (Ankara) - Bakın, ben gerçekten kulağımın duyduğu şeyi ifade etmek durumundayım. Manipülatif durumlardan sizi birisi yanıltmış da olabilir, kırpılmış bir videoyu size göndermiş de olabilirler. Burada videonun orijinal hâlini vekilimiz zaten dinletti.

YILDIRIM KAYA (Ankara) - Zeynep Hanım, yazılı metin var.

ZEYNEP YILDIZ (Ankara) - Vekilimiz dinletti, yazılı olarak da var.

YILDIRIM KAYA (Ankara) - Tamam okuyacaktım size.

ZEYNEP YILDIZ (Ankara) - Ama Sayın Vekilimizin dinlettiği videoda o kısım yoktu.

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Arkadaşlar, ben bir bölümü dinletmek zorundayım.

ZEYNEP YILDIZ (Ankara) - Bakın, ben burada kulağımızla işittiğimiz bir vakayı dile getirmek zorundayım ama tartışma kültüründen bahsediyorsunuz sesinizi sürekli yükselterek benim iki cümlemi dahi dinlemiyorsunuz, iki cümlemi dahi dinlemiyorsunuz.

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Ben size zaten başındaki kısmı kabul ediyorum diyorum.

ZEYNEP YILDIZ (Ankara) - Dolayısıyla, yarın öbür gün tartışma kültürünün eksikliğine dair gibi dem vurmak hususunda da bence yeterince olgunluk gösterilmediğine dair bir kanaat hasıl oluyor bende.

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Arkadaşlar, ben sizin dediğinizi kabul ediyorum.

BAŞKAN EMRULLAH İŞLER - Tamam, Zeynep Hanım, müsaade eder misiniz?

(Gürültüler)

BAŞKAN EMRULLAH İŞLER - Bir dakika. Zeynep Hanım, bitirdiniz mi?

YILDIRIM KAYA (Ankara) - Sayın Başkan...

BAŞKAN EMRULLAH İŞLER - Sayın Kaya...

ZEYNEP YILDIZ (Ankara) - Yani netice itibarıyla orada kırpılmış bir kısım var, bunu kulağımızla işittik. Vakıa budur.

BAŞKAN EMRULLAH İŞLER - Evet, yani bir cümlenin kırpıldığını görüyoruz, tamam.

MUSTAFA ADIGÜZEL (Ordu) - Arkadaşlar, buna yok diyecek hâlimiz yok, kabul ediyorum. Ben başında "Mecburi hizmet" var zaten diyorum.