KOMİSYON KONUŞMASI

LALE KARABIYIK (Bursa) - Teşekkür ediyorum.

Değerli Komisyon üyeleri, değerli katılımcılar; bu, 6'ncı maddede 2005 düzenlemesine işlerlik kazandırılmaya çalışıldığı aşikâr. Anayasa Mahkemesinin kısmen iptal ettiği ve uzun yıllardır yapılmayan hiyerarşik dizilime tabi tutulan bir düzenlemeyi içeriyor, bunu biliyoruz; buna göre, öğretmenlik mesleği 4 ayrı rütbeye ayrılmış. Buradan hareketle, bu kanun teklifi bu hâliyle yasalaşırsa eğer hem daha önceden bu unvanı alanlarla aynı süre öğretmenlik yapmış olanlar arasında ücret dengesizliği daha da artacak hem de salt sınava dayalı bir kariyer uygulaması öğretmenler arasındaki huzuru bozacaktır. Bir de şuna dikkat çekmek isterim: Adalet ve Kalkınma Partisi döneminde yapılan kopya skandallarıyla iptal edilen pek çok merkezî sınavı, yandaş sendikaların üyelerine dağıttığı isabet oranı nedense çok yüksek deneme sınavlarını da unutmayalım.

Diğer taraftan, bu maddedeki amaç ya da işte, kariyer basamakları bir kazanım getirmiyor değerli Komisyon üyeleri, bir kazanım getirmiyor. Öğretmenlerin aynı işi, aynı araç ve yöntemlerle aynı amaca ulaşmak için yapanlar arasında üstünlük sıralamasının yapılmayacağının bilinmesi gerekiyor. Aynı müfredat ve yöntemlerle işlenen ve öğrencinin başarısının da merkezî sınavla oluştuğu herhangi bir dersi düşünün, aynı yaş grubuna ve seviyesine verilen bu ders öğretmenlerden birisinin stajyer, birisinin düz öğretmen, birisinin uzman, birisinin başöğretmen olmasının bu amacı gerçekleştirmesine katkısı ne olabilir? Diğer taraftan, kariyer basamakları getirilirse öğretmenlerin önceliği ister istemez o basamaklarda yükselmek olacak ve bu da doğal.

Değerli Komisyon üyeleri, öğretmenlik kariyerine gerekçe sayılacak master ve doktoralar noktasında birtakım önemli konular göz ardı ediliyor. Bunlardan bir tanesi coğrafi eşitsizlikler yani bir öğretmenimiz bu ilde, öbür öğretmenimiz başka bir yerde ama burada büyükşehir öğretmenleri lehine bir adaletsizlik mevcut çünkü her öğretmenin bulunduğu ildeki üniversite ve -biliyorsunuz ki- çok sayıda üniversitenin hepsi aynı ebatta veya aynı lisansüstü eğitime, doktora eğitimine sahip, lisansüstü eğitim yapan kurumlar değiller yani "Bir dekan, bir mekân." anlayışıyla açılan çok sayıda üniversitenin olduğunu da biliyoruz. Dolayısıyla, bir öğretmenimiz yüksek lisans eğitimine ulaşabilirken diğer öğretmen öbür ilde, ücra bir ilde bu imkândan mahrum kalacak, bunu unutmamak lazım.

Başka bir konu daha var değerli Komisyon üyeleri: Ben üniversitemdeyken son dört yılımda sosyal bilimler enstitüsü müdürlüğü yaptım. Yani ilahiyat fakültesinden hukuk fakültesine, iktisadi ve idari bilimler fakültesinden güzel sanatlara kadar lisansüstü programların başındaydım ama aynı dönemde çeşitli vakıf üniversitelerinde benim bulunduğum ilde tezli, tezsiz, her türlü yüksek lisans uygulamaları vardı, diploma veriliyordu. Şimdi, iyi olanları, kötü olanları, bu konuya girmiyorum ama bu iş bu noktaya geldiği zaman o lisansüstü eğitim belgesini alabilmek için birtakım kampanyalar oluşuyor ve iş, ticari faaliyete kadar gidiyor. Sendikalar sözleşmeli, anlaşmalı olarak bir üniversiteyle anlaşıp çok sayıda yüksek lisans, doktora yaptırabiliyor. İnanır mısınız, Rusya'da -burası eğitim komisyonu, bilirsiniz- hiç gidip gelmeden yapabildiğiniz bir doktora programı var ve doktor unvanı alıyorlar; YÖK'te geçerli, geçersiz, sonuçta bu unvanı burada kullanıyorlar, akademik olarak ilerlemede kullanmıyorlar ama sonuçta kullanıyorlar; kimse de buna şu ana kadar "dur" demiş değil. Yani diğer taraftan baktığınız zaman, hangi eğitimde, hangi alanda lisansüstü yapacak? Şimdi, aynı şekilde, ben sosyal bilimler enstitüsü müdürüydüm ama bir de eğitim bilimleri enstitüsü vardı yani eğitim bilimleri enstitüsünde, evet, "Eğitimle ilgili alanlarda lisansüstü yapacak." demiyor ki, işletmede yapacak, şurada... Hiçbirini küçümsediğim için değil ama bir yerde lisansüstü eğitim yapmış olmak kendisine bir kariyer sağlarsa bu, bir eşitsizliktir ya da bunun eğitime bir katkısı yoktur. Temel eğitimdeki öğrencileri de uzmanlaştırmaya çalışmıyoruz, onların doğru bilgiye ulaşmalarını sağlamaya çalışıyoruz, uzmanlaştırma daha sonra, üniversitelerin işi. Üniversitelerde tabi ki lisansüstü doktora olacak, uzmanlık yapılacak. "Hayır, öğretmenler yapmasın." demiyorum ama siz bunu bir yarış hâline getirirseniz, bunu bir basamak hâline, bir unvan getirdiğiniz zaman burada hem öğrenciye hem eğitim sistemine hem de o öğretmene zarar vermiş olursunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN EMRULLAH İŞLER - Teşekkür ederim Sayın Karabıyık.

LALE KARABIYIK (Bursa) - Bir cümlemi daha ifade edebilir miyim? Son cümlem olsun.

BAŞKAN EMRULLAH İŞLER - Buyurun.

LALE KARABIYIK (Bursa) - Son bir cümlem var, ben şöyle söyleyeyim: "Başöğretmenlik" unvanı konusuna geldiğimizde, Ulu Önder'imiz Mustafa Kemal Atatürk'e özel ve özgün kalmalıdır. Burada, bu "başöğretmenlik" unvanı ifadesine zaten katılmıyorum.