| Komisyon Adı | : | MİLLİ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU |
| Konu | : | Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi (2/4056) |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 5 |
| Tarih | : | 10 .01.2022 |
YILDIRIM KAYA (Ankara) - Çok teşekkür ediyorum.
Arkadaşlar, haklarını helal etsinler çünkü hiç kimsenin hakkını çiğneme diye bir niyetim yok ama çok açık bir şekilde konuşmacılar... Geneli üzerinde söz almak istemiyordum ancak geneli üzerinde söz almak istemememe rağmen konuşmacı arkadaşlarımız hem bizim 23 Kasım 2018'de sunmuş olduğumuz kanun teklifine atıfta bulundular hem de 3600 ek göstergeyle ilgili bilgi eksikliğinden kaynaklı -o da bizim eksikliğimiz olsun- yanlış bir şey söyleniyor.
Bakın, 19 Kasım 2021 tarihinde Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye Millet Meclisi Meclis Komisyon üyeleri olarak bir kanun teklifi vermişiz. Siz de Sayın Maviş de 58 arkadaşımız da buradan kopya çekerek aynısını koymuşlar. Kendilerine teşekkür ediyorum. Yani bakın, arkadaşlar, bu konuda doğru olan neyse biz de söylemişiz sizden önce, siz de aynı doğruyu getirmişsiniz.
Bakın, "1'inci derece 3600, 2'nci derece 3000, 3'üncü derece 2200, 4'üncü derece 1600." Biz bunu 19 Kasım 2021'de vermişiz. Yetinmemişiz, 2018'de de aynı kanun teklifini vermişiz 3600 ek göstergeyle ilgili. Sizin getirdiğiniz bu teklifteki ek gösterge de aynı, aynı içerik. Hem dereceler hem de karşılıkları aynı. Dolayısıyla burada bir problemimiz yok, bunun altını çizeyim. 3600 ek gösterge 1'inci derecedir.
Benim kastettiğim şudur -biraz önce sayın yetkili açıkladı- bunun emeklileri de kapsaması; iki, kanun yasallaştığı günden itibaren uygulamaya geçmesidir, bizim sizden ayrıştığımız nokta burasıdır. Siz 15 Ocak 2023'e havale ediyorsunuz, biz de diyoruz ki: "Kanunlaştığı gün uygulamaya geçsin." Aramızdaki fark budur. Bu fark bir öğretmene... Sayın Başkan da söyledi "418 lira aylıkta fark ediyor." diye. Bir yıl, on iki ayı 418'le çarparsanız bir emekli öğretmenin ne kadar hak kaybına uğradığını görürüz.
Yani burada 3600 ek gösterge konusunda aynı şeyleri söylüyoruz, basamaklar konusunda aynı şeyleri söylüyoruz. Sizden önce, 2018 ve 2021'de kanun teklifini vermişiz. Bizim sizden ayrıştığımız nokta, "Kanunlaştığı gün yürürlüğe girsin." Sadece burada anlaşamıyoruz. Bu konuda bir problemimiz yok.
İki: Arkadaşlar, biz -atanmayan öğretmenlerde çok açık- eğer öğretmenlik mesleğini hak etmiş, diplomayı almışsa bunların da kademeli olarak atamasını gerçekleştireceğiz. İlk yapacağımız iş -Genel Başkanımızın da açıklamasıdır- "138 bin öğretmen ihtiyacı var." diyor Sayıştay, bu öğretmen açığını gidermek için iktidarımızın ilk yılında bu atamayı yapacağız. Şimdi, bu atamayı yaptıktan sonra hizmet içi eğitimlerden de geçirerek hem çalışanlar hem bekleyenler, özellikle mülakatı kaldırarak KPSS'de aldığı puanla öğretmenlik mesleğine başlayacak.
Şimdi, eğitim fakültesi mezunu ile fen edebiyat fakültesi mezunu aynı mı? Aynı değil. Eğer bizim verdiğimiz teklif yasalaşırsa, yasalaştıktan sonra eğitim fakültesini bitirmeyen kimse öğretmen olamaz. Ama bu tekliften önce...
KAMİL AYDIN (Erzurum) - Eğitim fakülteleri, fen edebiyatları... Yapmayın ya! Ben, fen edebiyatçı olarak...
YILDIRIM KAYA (Ankara) - Bitiriyorum.
Fen edebiyat fakültesini, bilim insanı olmak için orayı tercih etmiş. Hani sayın vekilim dedi ya: "Sözleşmeli öğretmen, karşılıklı mutabakat sağlamış." Okulu tercih ederken diyor ki birisi: "Ben sınıf öğretmeni olacağım." Birisi diyor ki: "Ben matematik öğretmeni olacağım." Biri de diyor ki: "Ben fizikçi bilim insanı olacağım." Tercihi kendisi yapıyor, bakın, hiç kimseye zorla bir tercih yaptırılmıyor. Dolayısıyla, öğretmen yetiştirme politikasını öğretmen meslek kanununda belirlememiz gerekiyor. Zaten sizin getirdiğiniz teklifin... Hani söylediniz ya: "Zaten uzman öğretmenler var, zaten başöğretmenler var." Peki, bu teklif neyin nesi? Zaten var. Bu yasada bir engel var mı? Şimdi siz, yüksek lisansınızı yaptığınızda, doktoranızı yaptığınızda uzman öğretmen olmanın önünde bir engel var mı? Yok. Bir engel yoksa, şimdi bunu Öğretmen Meslek Kanunu Teklifi'ymiş gibi sunmanızın gereği yok. Şimdi çok açık, sizin burada yeni getirdiğiniz ama bir yıl sonra uygulamaya sokacağınız 3600 ek göstergedir. Bu kanun teklifinizde yeni olan sadece bu var, onun dışında öğretmenlik meslek kanununa dair yeni bir şey yok. Sayın Zehra Vekilim dedi ki: "Sizin teklifinizde şunlar var." Şimdi sanırım biz eksik anlatmışız. 40'ıncı madde, 41'inci madde ve 42'nci madde hizmet içi eğitimden bahsediyor, öğretmen yetiştirmeden değil. Var olan öğretmenin hizmet içi eğitimini neresi verecek? Burada tarif ettiğimiz çok açık; bak, diyor ki: "Cumhurbaşkanlığı, hizmet içi eğitimi geliştirmek ve etkili kılmak üzere, Millî Eğitim Akademisi kurar. Gerekli gördüğü yerlerde Millî Eğitim Akademisi aracılığıyla daha kısa süreli hizmet içi eğitim programı yapar." Sizin getirdiğiniz teklifte kursu neresinin vereceği, nerede bu işin görüleceği tarif edilmiyor, bizde bu tarif ediliyor. Şimdi Sayın Taşar'ın kaygısı var, diyor ki: "Benim bölgemde öğretmen bulabilmek için bu gerekli." Şimdi bakın, bizim getirdiğimiz kanun teklifinin 22'nci maddesi ne diyor: "Öğretmen dağılımında, bölgeler ve köy-kent arasındaki dengesizlikleri gidermek amacıyla eğitim öğretim hizmetlerinin daha nitelikli sunulabilmesi, öğretmen ihtiyacının karşılanamadığı bölge, il, yerleşim merkezi ya da hizmet alanların sosyal, kültürel, coğrafi, ekonomik kalkınmışlık, ulaşım ve benzeri şartlar göz önüne alınarak, öğretmen, İl Millî Eğitim Danışma Komisyonu veya 5442 sayılı İl İdaresi Kanununda yer alan İl İdare Kurullarının değerlendirmeleri sonucu tespit edilecek oranlar dâhilinde öğretmenin net aylığının yüzde 50'sinden az olmamak Üzere Mahrumiyet Yeri Ödeneği ve Zorunlu Bölge Hizmet Tazminatı sağlanır." diyor. Yani biz hizmet bölgesini öğretmene zorunlu kılarken öğretmenin sosyal hakları, özlük hakları ve ekonomik haklarında iyileştirme yaptığınızda öğretmenler seve seve bu görevi yerine getirirler. Şimdi, bizim kanun teklifimize Sayın Başkanımızın haklı eleştirileri var. Teknik yönden, kanun hazırlama tekniği yönünden eksiğimiz olduğunu söyledi; kabul ediyorum. Şimdi ben de diyorum ki sizin hazırlamış olduğunuz kanun teklifi: Bir, Öğretmen Meslek Kanunu Teklifi değil. İki, Anayasa'ya aykırı. Üç, yasalara aykırı. Şimdi bu benim iddiam. Sizin de haklı olarak öğretici bir uyarınız oldu Sayın Başkanım, bunun için teşekkür ediyorum. Zaten biz de şöyle bir şey yaptık: 27 Kasımda İkinci Yüzyılda Eğitim Hakkı Çalıştayı'nda, Türkiye'nin 81 ilindeki eğitimin paydaşlarının tartışmasına sunduk. Bunu güncellemek istiyoruz. Güncelledikten sonra sizlerin de katkılarını ve eleştirilerini alarak, yeni bir kanun teklifi olarak Türkiye Büyük Millet Meclisine sahici bir Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi'yle geleceğiz. Bu teklif, öğretmenlerin tamamını kapsayacak, öğretmenler arasında bir ayrıştırmaya asla izin vermeyeceğiz.
Bakın, diyorsunuz ki: "Zaten uzman öğretmen var, başöğretmen var; öğrenci velisi bunu tercih ederken zorlanıyor mu?" Sevgili arkadaşlar, uzman öğretmenin görevi ve sorumluluğu nedir, tarifiniz var mı? Yok. Uzman öğretmenin sadece maaşındaki artışın dışında görev ve sorumlulukları konusunda bir farklılık var mı? Derse giren bir öğretmen ile uzman öğretmen arasında bir yetki farklılığı var mı? Ama ben size söyleyeyim: Bakın, asteğmen, alay komutanı olamaz, üsteğmen de alay komutanı olamaz ama albay, alay komutanı olur; hem yetkisi hem sorumlulukları farklıdır hem de görevleri farklıdır, şimdi bunların hizmet süreleri de farklıdır. Eğer siz şunu getirecekseniz özellikle lisans tamamlamaya giren, master yapan öğretmenlerimizin maaşlarında mutlaka iyileştirme olmalı, doktora yapanlarda da mutlaka olmalı; buna karşı çıkmıyoruz, buna karşı gelmiyoruz.
Bir de sormak isterim: Sözleşmeli öğretmenliği altmış yıl önceki iktidar mı getirdi Allah aşkına? Adalet ve Kalkınma Partisi getirdi. Peki, bunu kaldıracağını kim ilan etti?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
CEMAL TAŞAR (Bitlis) - İhtiyaç vardı Sayın Kaya.
BAŞKAN EMRULLAH İŞLER - On dakikayı kullandınız Sayın Kaya.
YILDIRIM KAYA (Ankara) - Bitiriyorum.
BAŞKAN EMRULLAH İŞLER - Peki, bir dakika daha verelim.
YILDIRIM KAYA (Ankara) - Şimdi, sözleşmeli öğretmenlik Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarında geldi, Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı döneminde 3+1'e çekildi. Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan 24 Kasım Öğretmenler Günü'nde Türkiye kamuoyunun önünde, 81 ilin temsilcisi öğretmenlerin önünde dedi ki: "Sözleşmeli öğretmen-kadrolu öğretmen ayrımına son veriyoruz." Şimdi, bu getirdiğiniz teklifin neresinde sözleşmeli ve kadrolu öğretmen ayrımına son verdiğinizi bana izah edin, ben de altına imza atayım. Sayın Genel Başkanınızın sözünü yere düşürmeyin, Sayın Genel Başkanınızın verdiği sözün peşine düşün; 3600 ek göstergeyi hemen uygulamaya sokun.
Bir de son olarak şunu söyleyeyim: Sevgili arkadaşlar, kariyer ve sorumluluk konusunda Genel Başkanımızın öğretmenlere çok açık bir şekilde çağrısı şudur: "Sizin haklarınızı biz savunuyoruz; kim ki sizin haklarınızı savunmuyorsa ona sırtınızı dönün." Bir kez daha bu çağrıyı yapıyoruz.
BAŞKAN EMRULLAH İŞLER - Tamam, teşekkür ediyorum Sayın Kaya.
YILDIRIM KAYA (Ankara) - Öğretmenlerin hakkını Adalet ve Kalkınma Partisi savunuyorsa, 1 milyon 250 bin öğretmenin sorununu bu kanun teklifi çözüyorsa öğretmenler Adalet ve Kalkınma Partisine oy versin ama "Hayır, bizim sorunumuzu çözmüyor." diyorlarsa kime oy vereceklerini de kendileri kararlaştırsın. Hiç kimsenin oyu bir siyasi partinin cebinde değildir; böyle de düşünmüyoruz. Bu meseleye oy bazında bakmıyoruz, meslektaşlarımızın hakları temelinde bakıyoruz.
BAŞKAN EMRULLAH İŞLER - Teşekkür ediyorum Sayın Kaya.
YILDIRIM KAYA (Ankara) - Ben teşekkür ederim Sayın Başkanım.