KOMİSYON KONUŞMASI

YILDIRIM KAYA (Ankara) - Sayın Başkan, değerli üyeler; şimdi, gerçekten çok ciddi bir konuyu konuşuyoruz. Konuştuğumuz konu sadece bu Komisyon üyelerini ya da Parlamentodaki milletvekillerini ilgilendiren bir konu değil, bir bütün olarak Millî Eğitim camiasını ve Millî Eğitim camiasına çocuklarını emanet eden velileri de ilgilendiriyor, sendikaları da eğitimin bileşenlerini de ilgilendiriyor.

Bu konunun oldubittiye getirilerek tartışılmasını doğru bulmuyoruz. Bakın, biz, 23 Kasım 2018 yılında EĞİTİM-BİR-SEN'den TÜRK EĞİTİM-SEN'e, SETA Vakfından Müfettişler Sendikasına, EĞİTİM-İŞ'ten EĞİTİM SEN'e, EĞİT-DER'den TEDMEM'e kadar eğitim bileşenlerinin tamamının ve ulaşabildiğimiz öğretmenlerin de görüşlerinin alınarak hazırlamış olduğumuz kanun teklifimiz 23 Kasım 2018 tarihinden bu yana Türkiye Büyük Millet Meclisinde bekletiliyor. Şimdi, bizim kanun teklifimiz ayrıntılı bir şekilde konunun muhataplarıyla hazırlanmış, Adalet ve Kalkınma Partili 58 milletvekili arkadaşımız tarafından getirilen kanun teklifiyse 3 sayfa. 1995 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisine Öğretmenlik Meslek Kanunu Teklifi sunulmuş; bakın, bir taslak var, bir kitapçık hâline gelmiş ve o dönemin parlamenterlerinin ve Parlamentosunun 1995 yılında bu kadar ayrıntılı çalıştıkları bir kanun teklifinden bahsediyoruz. Tamam, 58 arkadaşımızın kendi hazırladığı bir teklif var, başımızın tacı ama bu teklif eksik. Bu teklifin bizim teklifimizle birleştirilerek tartışılması ne öğretmen açısından ne eğitim camiası açısından ne de hukuk açısından bir sakınca doğurmaktadır. Eğer biz, İç Tüzük'e, yönetmeliklere ve usullere uyarak öğretmenlerin sorunlarını çözmekten uzak bir teklif getirirsek olmaz.

2004 yılında Adalet ve Kalkınma Partisi bir kanun teklifi getirdi, öğretmenlik mesleğini kariyer mesleği olarak değerlendirdi. Bu kanun teklifini Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz Anayasa Mahkemesine götürdük. Anayasa Mahkemesi 2008 yılında vermiş olduğu kararla -dört yıl sonra, ne yazık ki çok geç bir karar- bunların bir kısmını iptal etti. Şimdi, yapılan iş şu: Anayasa Mahkemesinin Anayasa'ya aykırılık yönünden iptal ettiğini buraya getiriyorsunuz. Ayrıca, aynen paragrafı paragrafına, sözcüğü sözcüğüne 1995 tarihinde getirilmiş olan bu tasarıdaki bir maddeyi bugün yeniden getiriyorsunuz. Bakın, 1995 yılında getirilmiş olan ve Anayasa'ya ve hukuka aykırı olan bir maddede ısrar etmenizi anlayamıyoruz.

Biz şunu istiyoruz: Öğretmenlik meslek kanunu mutlaka çıkmalı, 1 milyon 250 bin öğretmeni mutlaka kapsamalı ve bu kanun teklifinin mutlaka ve mutlaka öğretmenler odasında konuşulması sağlanmalı. "Bu mümkün olmuyor." diyebilirsiniz. O zaman yetkili olan EĞİTİM-BİR-SEN sendikası, TÜRK EĞİTİM-SEN sendikası, EĞİTİM-İŞ sendikası, EĞİTİM SEN sendikası, ANADOLU EĞİTİM-SEN, Türkiye Öğretmenler Sendikası gibi çok sayıda sendika var, bu alanda emek sarf ediyorlar, üyelerinin haklarını bunların savunabileceği bir teklifi ortaklaştırmaktan bahsediyoruz. Yoksa şöyle bir derdimiz yok: Cumhuriyet Halk Partisinin teklifi gelsin, 3600 ek göstergeyi Cumhuriyet Halk Partililer vermiş olsun, sözleşmeli, ücretli, kadrolu öğretmen ayrımını Cumhuriyet Halk Partisi kaldırsın diye bir derdimiz yok. Bizim derdimiz şu: Erzurum'da Zeynep Öğretmen sözleşmeli öğretmen olduğu için tam iki yıldır yavrusuna kavuşamıyor. Eşi Samsun'da öğretmen, Zeynep Öğretmen de Erzurum'un bir köyünde. Şimdi, bizim derdimiz; sözleşmeli öğretmen, ücretli öğretmen, kadrolu öğretmen ayrımını kaldırıp bir bütün olarak derse giren, ana sınıfına girip teneffüse dahi gitmeyen, teneffüse dahi çıkmayan öğretmenin çıkarlarını savunmak. Bu konuda sizden istediğimiz, bunu geniş olanaklarla tartışıp Parlamentonun gündemine bir mutabakatla getirmek talebimizdir. Sayın Maviş, eğer bir mutabakat istiyorsan biz mutabakata hazırız, gelin tekliflerimizi ortaklaştıralım.