KOMİSYON KONUŞMASI

UTKU ÇAKIRÖZER (Eskişehir) - Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli Komisyon üyeleri; misafirperverliğiniz için de teşekkür ederim.

Google yetkililerine hoş geldiniz diyorum.

Aslında benim de bir gazeteci olarak gündeme getirmek istediklerimi sevgili Tuncay Ağabey kapsamlı bir şekilde ve en uygun lisanla dile getirdi.

Aslında az önce Sayın Gönenç Bey tam müdahale edildiği noktada sorularımıza yanıt vermek üzereydi; beyefendi "Ben de o konuda bir şey söyleyeyim" dediğinde. O yüzden, ben tabii, Gönenç Bey'in cevabının devamını bekliyorum, tam orada not da alıyordum, tam o noktadaysanız siz şey konusunda.

Şimdi, Erkan Bey "IPI'la biz de görüştük." dedi. Görüştünüz de ne oldu? Yani siz bu rapora yanıtınızı Türkiye kamuoyuyla paylaştınız mı? Burada çok önemli -Tuncay Bey söyledi- rakamları vurgulamak gerekirse, gerçekten çok önemli ve ifade özgürlüğü bağlamında, çoğulculuk bağlamında, çok seslilik bağlamında önemli eleştiriler var ve verilere dayanıyor. İşte, bilmem kaç bin kişi ya da şeyle aylarca inceleme yapmışlar, vesaire vesaire. Hani, ben doğrudur, yanlıştır demiyorum ama bir rapor var, görüştünüz, ne oldu? Neyi değiştirdiniz? Bu rapora ilişkin eleştirilerinizi paylaşmak ister misiniz? Onlarla yazılı yaptınız mı bunu? Tuncay Bey'in vurguladığı konular, şeffaflık hakikaten çok önemli yani vergiden, gelirden tutun da işte, bu konudaki eleştirilere ilişkin.

Ben birkaç hususu bir kere daha dikkatinize getireceğim çünkü bunun üzerinde çalışılması lazım. Eğer bu Meclisin bu değerli Komisyonu bir kanuni düzenlemeye gidecekse ya da önemli hazırlıklar yapacaksa bunlar önemli. O da şu: Bu raporlarda ve raporlarla sınırlı değil, çıkan eleştirilerde; bir, ifade özgürlüğünün yeterince sağlanamadığı; iki, çok üzerinde durmamız gereken bir konu olduğunu düşünüyorum, "kırılgan topluluklar" adı verilen -yani genel anlamda bu demokrasi tartışmasında- grupların Google'ın algoritmasında öne çıkardığı tercihler nedeniyle tehdit altında olduğu yani nefret söyleminin körüklendiği... Bu çok önemli yani bunun içeriği şu ya da bu diye girmiyorum ama bunun üzerine bence yani Google Türkiye olarak... Çünkü raporda ve makalelerde, bazı haberlerin, yorumların Avrupa Birliği ve ABD'deki uygulamalarınızdan farklı bir şekilde öne çıkarıldığı... Benim aslında neyi kastettiğimi, en azından birkaç örneği biliyorsunuz; bu raporda ve şeylerde var. Ben burada hem o kelimeye hem o arayışlara girmek istemiyorum çünkü belki aynı şekilde yine biz de burada o tartışmayı eğer yinelersek körüklemiş olacağız ama siz bunları biliyorsunuz. Bu öne çıkan, çıkarılan hususların "Tesadüf mü?" anlamında... Tesadüf olmadığı yönünde bir rapor, yorumlar vesaire var.

Şimdi, ben yine... Sayın Gürkaynak galiba ilk sunumda rakamlar paylaşmıştı; işte, Türkiye'deki şey... Tabii, şeyden gurur duyduğunuzu söylediniz yani işte, içerik kaldırmalar, unutulma hakkı vesaire vesaire ama işin bir de dengesinden bahsettiniz yani "birey hakkı" ile "toplum hafızası" dediğimiz noktada. Aslında bakarsanız, bizim de bu konuda bir kaygımız var. Elimde maddi veri yok ama bu konuda hazırlanmış raporlar var biliyorsunuz -yanılmıyorsam, İfade Özgürlüğü Derneği ya da ona benzer derneklerin- YouTube'un bu gelen talepler konusunda içerik kaldırma, erişim engelleme talepleri konusunda fazla uyumlu olduğu noktasında. Yani şunu demek istiyorum: Otoritelerden gelen her "Kaldırın." talebine uyuyor musunuz? Ne ölçüde siz talebe... Yani şöyle söyleyeyim, daha doğrusu, belki de Komisyonumuzun ve bu Komisyonun tutanaklarını daha sonra okuyacak olan kamuoyunun bilmesi açısından: Size yıllar itibarıyla, on beş yıl içinde kaç talep geldi? Bu taleplerin kaçını yerine getirdiniz, kaçını karşılamadınız? Karşılamama gerekçeleriniz neler? Yine bu taleplerin hepsi mahkeme kararına mı dayanıyor? Çünkü bir başka eleştiri, biliyorsunuz, ifade özgürlüğü alanındaki genel tartışmanın bir başlığı da Türkiye'de çok fazla kamu kurumuna yetki verildiği yani erişim engeli talep etmesi için sizlerden ya da işte erişim sağlayıcılardan vesaire. Siz bunu hissediyor musunuz? Yani bunu illa da kamu kurumunu şikâyet edin demiyoruz ama diğer ülkelerdeki pratiklerle kıyasladığınızda, yüzdeye vurduğunuzda Türkiye'de daha fazla erişim engeli gelmekte midir? Biz böyle olduğunu düşünüyoruz ve bunun da Türkiye'de insanların ifade özgürlüğünü kısıtladığını düşünüyoruz. Bu yönde sivil toplum da böyle düşünüyor. O yüzden, aynı şekilde, yaptırım uyguluyor musunuz? Yani örnekleri var mı? Rakamı var mı? Yani gerçekten açık bir şekilde nefreti teşvik eden, yayın yapan bir kuruluşa, siteye neyse yani sizin arama motorunuzda...

BAŞKAN HÜSEYİN YAYMAN - "YouTuber"a, değil mi?

UTKU ÇAKIRÖZER (Eskişehir) - Ya da işte, evet.

BAŞKAN HÜSEYİN YAYMAN - Bir nefret dilini kullanan, ötekileştirmeyi yapan, kadına şiddeti...

UTKU ÇAKIRÖZER (Eskişehir) - Yani bunların örnekleri var mı? Ne oranda? Yani bu yaptırım meselesi önemli. Geçmişte bu rapor... Ben de şeylerden okurken... Bir ara mesela, hani "tık avcılığı" diyoruz ya biz, gazetecilikte böyle bir şey vardı, siz onlara yaptırım uygulamıştınız. Yani habere gitmesini engelliyor, sürekli basıyorsunuz, basıyorsunuz, basıyorsunuz, hiç habere gidemiyorsunuz ya; galiba onları böyle, işte, üst sıralarda çıkarmıyordunuz geçmiş pratiklerinizde ama şimdi mesela, Avrupa'da, Amerika'da nefret söylemini yaydığını düşündüğünüz organlara ya da "YouTuber"lara uyguladığınız yaptırımları Türkiye'de uyguluyor musunuz? Kaç tanesini uyguluyorsunuz? Yıllar itibarıyla var mı "Şu kadarına şey yaptık." diyeceğiniz?

İşte, az önce "Dengelemeye gayret ediyoruz." dediğiniz husus çok önemli. Bu dengelemeyi nasıl yapıyorsunuz? Ne kadar yapıyorsunuz? Yani kamu kurumlarının "Engelleyin.", "Kaldırın." talepleri ile ifade özgürlüğü ve toplumun ortak hafızasının korunması noktasını... Yani mesela, sadece sizin, Sayın Gürkaynak'ın inisiyatifine mi kalıyor? Siz bunu bir kurumla mı yapıyorsunuz? Bir sivil topluma mı danışıyorsunuz? Anlatabiliyor muyum, bu çok önemli bir şey. Yani ben işte "Ya, bunu kaldıralım." derim, öbürü "Kaldırmayın." der. Bunun etik olarak ya da hukuki bir şeyi var mı?

Bir de şey, mesela, gazetecilikten geldiğim için bizim Tuncay Ağabey de bilebilecek, burada izleyen gazeteci arkadaşlarım varsa eğer, basın mensupları...

BAŞKAN HÜSEYİN YAYMAN - Çok sayıda var.

UTKU ÇAKIRÖZER (Eskişehir) - Bakın, emek çok önemli yani bir haberin oluşma süreci çok önemli yani gazeteci olmayanlar bilemez ama şunu demek istiyorum, şöyle bir şey var: Ya, ben haberi yazıyorum, Google'a girdiğimde benim haberim gelmiyor, benim haberimi "kopyala yapıştır" yapmış olan siteler geliyor, yüzlercesi. Ondan sonra erişebilirsek gariban Utku'nun ya da işte o muhabirin haberine geliyorsunuz. Yani şunu demek istiyorum: Özgün haber değil kopyalama haberin öne çıkması meselesinde Amerika'da kafa yorduğunuza ilişkin makaleler okudum. Türkiye'de gazeteci, basın emekçisinin emeğini korumak ne kadar umurunuzdadır? Umurunuzda olması gerekir diye düşünüyorum ama ticari bir şirketsiniz sonuçta.

Yüksek görünürlük, trafik ve reklam gelirinin medyanın belli bir kesimine yönlendirilmesi gibi ciddi bir eleştiri var. Bu konuya yanıtınız... Aslında Sayın Yayman bunu çok somut bir şekilde sordu "Hangi gazeteyi öne çıkarıyorsunuz?" diye.

BAŞKAN HÜSEYİN YAYMAN - Hayır, hangi gazeteyi değil, bunun... Tabii ki onların bir algoritmasının olduğunu, bir hesabının, matematiğinin olduğunu bize bilahare söyleyecekler ya da şimdi söylerler.

UTKU ÇAKIRÖZER (Eskişehir) - Yani sizin mesela bazı medya...

BAŞKAN HÜSEYİN YAYMAN - Utku Vekilim, şöyle hemen bir çerçeveleyin.

UTKU ÇAKIRÖZER (Eskişehir) - Tabii tabii, bitiriyorum zaten.

Mesela, sizin belirli kuruluşlarla... Olamaz diye düşünüyorum ama örneklere baktığımda... Mesela, şunun içinde verdiğiniz, Google aramasına ilişkin verdiğiniz bir örneğe bakarsanız, üç tane kuruluş var; ikisi Anadolu Ajansı, biri de o bahsedilen... Yani şeyi görürseniz, verdiğiniz bir örnek var bir sayfada, Google araması; orada gösterdiğiniz üç tane basın kuruluşuna bakın, kimlerin çıktığına. Yani ben isim vermeyeyim.

BAŞKAN HÜSEYİN YAYMAN - Utku Vekilim ama Anadolu Ajansı...

UTKU ÇAKIRÖZER (Eskişehir) - İşte, üçüncüsü de başka bir tanesi.

BAŞKAN HÜSEYİN YAYMAN - Hayır, hayır; tamam da Anadolu Ajansı Türkiye Cumhuriyeti devletinin bir ajansıdır.

UTKU ÇAKIRÖZER (Eskişehir) - Hayır, Anadolu Ajansını eleştirdiğim için değil yani nasıl geliyor anlamında söylüyorum. Bakın, burada tarama sayfasında var.

Yani sizin reklam iş birliğiniz var mı? X gazetesiyle, y sitesiyle mi -vesaire- Öne çıkıyorlar bunlar sürekli? Burada verilen bazı örneklerde hakikaten sürekli onlar çıkıyor gözüküyor.

Dediğim gibi, özellikle bu "kırılgan topluluklar" dediğimiz ya da işte, "nefret söylemi" dediğimiz konuda Türkiye'de ne kadar dikkatlisiniz, özeniyorsunuz?

Bunları bir kere daha gündemimize getirmek istedim.

Çok teşekkür ederim teşekkür ederim.