| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | 2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi (1/283) ve 2020 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi (1/282) ile Sayıştay tezkereleri a)Cumhurbaşkanlığı b)Millî İstihbarat Teşkilatı c)Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği ç)Diyanet İşleri Başkanlığı d) Devlet Arşivleri Başkanlığı e)Millî Saraylar İdaresi Başkanlığı f)Strateji ve Bütçe Başkanlığı g)İletişim Başkanlığı ğ)Savunma Sanayii Başkanlığı h)Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu ı)Yatırım Ofisi Başkanlığı |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 5 |
| Tarih | : | 26 .11.2021 |
KADRİ ENİS BERBEROĞLU (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Efendim, bu ülkede haberci olmak, yayıncı olmak, medya yöneticisi olmak zor bir iştir. Bizzat otuz küsur sene yaptığım için, içinden gelen bir vekil olarak bunu dikkatlerinize sunmak ve birazdan yapacağım konuşmanın sadece bir mahalle adına değil genel olarak meslek adına olduğunu vurgulamak açısından bu girizgâhı yaptım. Bana verilen süreyi Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı konusundaki eleştirilerimi dile getirerek doldurmak istiyorum. İki ana konu seçtim süre kısıtı sebebiyle; biri basın kartları, akreditasyon; diğeri de medyaya dönük cezalar.
Bakın, baştan söylediğim gibi, bu otuz sene içinde yaşamadığımız kalmadı her hükûmetle, hiçbir hükûmeti dışlamadan söylüyorum. Medya ile siyasetçinin iyi geçinmek gibi bir problemi yoktur, medya açısından söylediğim zaman. Dolayısıyla, o insanları kızdırmak, yönetimini eleştirmek, haklı veya haksız olarak onların gazabına uğramak çok sık rastlanan bir şeydir fakat bu konudaki zirveyi maalesef İletişim Başkanlığı yaptı. Bakın, beyler, bayanlar; akreditasyon iki türlü uygulanır; bir, şahsa dönük akreditasyon yani diyelim ki Başbakan kendisini izleyen -eski sistemden bahsediyorum ki başımıza geldi- bir muhabiri fazla kasıtlı bulur, yapılan haberleri fazla gerçek dışı bulur ve bu şahsa dönük bir yaptırım için talimat verilir veya -maalesef, bu örneği özellikle Adalet ve Kalkınma Partisi Grubuna karşı verirken ciddi teessüf içindeyim- Genelkurmay Başkanlığının çok yakın zamana kadar uyguladığı gibi, kurumsal akreditasyon uygulanır yani "gazete" adıyla, kim olursa olsun, Genelkurmay karargâhına davet edilmez, Genelkurmayın hiçbir faaliyetine alınmaz.
Şu anda İletişim Başkanlığının Anıtkabir'de 29 Ekimde ve 10 Kasımda uyguladığı -Genelkurmay Başkanlığının, o tarihte de haksız bulduğum ve bu konuda yazı yazdığım, ifade ettiğim gibi- çok yersiz, yanlış bir iştir. Sebebini hemen açıklayayım: Bu akreditasyonla yapılan... Aslında, o kurumdan çok, o kurumu takip eden, izleyen, okuyan okur ve izleyicileridir, ceza oraya kesilmiştir.
Hazır, cezadan devam edelim. Bakın, benim çalıştığım gruba Hükûmetiniz zamanında, daha sonra sizler tarafından "FETÖ kumpası" olarak adlandırılan bir biçimde öyle bir vergi cezası geldi ki o grubun sermayedarı, bırakın gazetesini, televizyonlarını satmayı, bütün mal varlığını koysa yine o ceza ödenmiyordu yani bunu şu örnek için verdim, yanlış anlamayın: Ceza nedir bilirim çünkü o grubun büyük gazetesinin yöneticisi bendim fakat şimdi çok değişik bir cezalandırma yöntemi var. Basın İlan Kurumu geçen sene yani 2020'de 803 tane resmî ilan kesme cezası veriyor, bunların içinde bir tanesi ilginç. Aramızda bulunmadığı için ismen söylemek istemiyorum, bir bürokrat, bunun eviyle ilgili bir tartışma oluyor. Bu siyasi bir tartışma, bir siyasi partinin ilçe başkanlığı ile kendisi arasında bir tartışma ve bunu haberleştiren gazeteye Basın İlan Kurumu ceza veriyor. O tarihte, Basın İlan Kurumunun başında, Twitter'da bu cezayı savunan kişi, demin andığım, ismini vermeden tarif ettiğim bürokratın yardımcısı. Hâkim, jüri, savcı bir kişi. Ya, burada adalet varsa eğer, bu iş mahkemenin işidir. Bu zaten mahkemesi görülen bir konu ve bu konuda bir devlet memurunun tek başına bütün yetkisini kendisiyle ilgili haber yapan -haklı, haksız demiyorum; bakın, dikkat buyurun- bir gazete, bir mevkute hakkında kullanması bu ülkedeki medya özgürlüğüne en güzel örnektir.
Son yirmi beş saniyede olduğum için basın kartlarına girmek istemiyorum. Beni bile gazeteci saymıyorlar bu ülkede, otuz sene yapmış olmama rağmen, yaptığım şeref basın kartı başvurusunu dokuz aydır bekletiyor bu İletişim Başkanlığı, cevap dahi vermiyor. Bakın, bugün bana ne yaparsanız yapın ama geçmişimi yok edemezsiniz.
Çok teşekkür ederim.