KOMİSYON KONUŞMASI

GÜLİZAR BİÇER KARACA (Denizli) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakan, 2019, 2020 yıllarında Plan ve Bütçe Komisyonunda ve Mecliste "Özellikle kadına karşı şiddet ve kadın cinayetlerinde iyi hâl indirimi konusunda ne düşünüyorsunuz?" diye sormuştum ve -gerçekten çok üst perdeden- asla bunu kabul etmediğinizi, böyle bir düzenlemeyi asla onaylamadığınızı ifade etmiştiniz ve size demiştim ki: "Bu konuda bir kanuni düzenleme düşünüyor musunuz?" Siz de dediniz ki: "Biz Bakanız, yeni sistemde kanuni düzenlemeleri Meclis yapıyor."

Sayın Bakan, bugün sanıyorum beşinci yargı paketi görüşülüyor -sizin sabahki konuşmanızı da okudum, bu yargı paketlerinden bahsetmişsiniz- ama bu yargı paketlerinin hiçbirinde kadına yönelik suçlarda, özellikle şiddet ve kadın cinayetlerinde iyi hâl indiriminin uygulanmayacağına ilişkin bir düzenleme yok. Ardından, İnsan Hakları Eylem Planı'nı açıkladınız, eylem planını epeyce ayrıntılı inceledim; yine bu eylem planında 2019 ve 2020 yıllarından sözünü ettiğiniz, kadına karşı işlenen suçlarda iyi hâl indiriminin uygulanmayacağına ilişkin bir plan görmedim. Bu konuyu ben tekrar, üçüncü yılda da gündeme getirmek istedim, tekrar size sormak istedim.

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Değerli arkadaşlar, Sayın Bakana daha sonra konuları arz ederseniz, şimdi hatipleri dinlemesi gerekiyor.

GÜLİZAR BİÇER KARACA (Denizli) - Sayın Milletvekili "En büyük hak, yaşam hakkıdır." dedi. Evet, gerçekten en büyük hak, yaşam hakkı. Ben bu cümleyi duyunca aslında, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumuna ilişkin birkaç cümle edecektim, bu konuda bir şeyler soracaktım. Ayşe Özdoğan'ı dile getirmek istedim. Biliyorsunuz, Ayşe Özdoğan, Antalya'da cezaevinde, dördüncü evre kanser hastası; bir kez cezasının ertelenmesi ya da infazın durdurulması talebi reddedildi. Geçtiğimiz günlerde, üç hafta kadar önce Anayasa Mahkemesi dedi ki: "Ayşe Özdoğan'ın cezaevi şartlarında kalması mümkün değildir. Akdeniz Üniversitesinde, hastane koşullarında, hastanede yatması gerekmektedir." Ve yanında bir refakatçi bulunması konusunda Anayasa Mahkemesinin bir kararı var. Ayşe Özdoğan'ı bu karar uyarınca Akdeniz Üniversitesi Hastanesine götürdüler ama hastanede, yine mahkûmlara ayrılan, doğru dürüst havalandırması dahi olmayan ve dördüncü evre kanser hastası olan bir hastanın, bir insanın olmaması gereken, cezaevi koşullarından alınarak hastaneye getirilmesine sebep olan koşulların aynı şekilde devam ettiği ve üstelik kendi başına ihtiyaçlarını karşılayamadığı için de bir refakatçiye gereksinim duymasına rağmen refakatçi henüz kendisine verilmedi ve Ayşe Hanım cezaevine geri dönmek zorunda kaldı Sayın Bakan. Evet, en büyük hak, yaşam hakkıdır, biz de katılıyoruz. O nedenle, Ayşe Özdoğan'ın yaşam hakkının da tesisi için... Dördüncü evre kanser hastası, yapılan incelemede "Tekrar kemoterapiye başlanılması zorunlu." diye rapor geldi. İstanbul Adli Tıp Kurumuna gitti Ayşe Hanım, tekrar cezaevine geldi. O zaman Ayşe Hanım'ın da yaşam hakkının kendisine teslim edilmesi gerekir diye düşünüyoruz.

Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumuna ilişkin ise birkaç cümle sarf etmek isterim: Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, her türlü ayrımcılığın önlenmesi, işkence ve kötü muameleyle mücadelede ulusal önleme mekanizması olarak görev yapıyor. Evet, doğru ama 2021 yılında 10 kez 10 inceleme gerçekleştirmiş, 10 ziyarette bulunmuş. Fakat Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu bu 10 inceleme raporunu hâlâ yazmadı, hâlâ sitesinde ve o ilan ettiği bölümlerde biz göremedik, 2021 yılında yine, on bir ayda 3 karar verdi ama bu 3 kararın da yayımlanmadığını görüyoruz. Oysa neydi? İşkence ve kötü muameleyle mücadelede ulusal önleme mekanizmasıydı. Peki, on bir aydır 10 inceleme ve 3 karar neden yayımlanmadı?

Yine, ceza infaz kurumlarından gerçekten her gün 15, 20, 30, 50'ye yakın bize mektup geliyor. Sayın Bakan, cezaevlerinde, kantinde diyabet hastası olan mahkûmlar ya da tutuklular için, onlar için yiyecek olmadığına ilişkin çok ciddi ve üst üste gelen, farklı cezaevlerinden gelen mektuplar var. Cezaevi kantinlerinde diyabet hastalarına ilişkin neden onlara uygun yiyecek satılmıyor? Yine, çölyak hastaları cezaevinden yazıyor, diyor ki: "Bizim özel bir ekmek tüketmemiz ya da özel bir gıda tüketmemiz gerekiyor. Bize bu imkân verilmiyor."

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Son cümlelerinizi alalım.

GÜLİZAR BİÇER KARACA (Denizli) - Yine, cezaevinde yakınları bulunanlar cezaevlerine iç çamaşırı götürmek istiyor ama cezaevlerinde kantinde iç çamaşırı satıldığı gerekçesiyle o iç çamaşırlarının içeriye alınmadığı ifade ediliyor.

Sayın Bakan, cezaevinde kalan insanların, hükümlülerin, tutukluların o cezaevi koşullarında kantinden onu alacak paraları da yok, imkânları da olmayan çok fazla tutuklu ve hükümlü var.

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Teşekkür ediyorum.

GÜLİZAR BİÇER KARACA (Denizli) - Bu konuda bir düzenleme yapmak herhâlde gerekir diye düşünüyorum.

Teşekkür ediyorum.