KOMİSYON KONUŞMASI

FEHMİ KÜPÇÜ (Bolu) - Ali Haydar'a cevap hakkı doğuracak şekilde konuşayım da Başkanım, kalsın, Ali Haydar'ı seviyorum.

Şimdi, Başkanım, bir kere "Usul esasa takaddüm eder." derler eskiler. Meclisin komisyonlarının bir çalışma usulü var, buna eyvallah. Burada, elbette ki muhalefetteki milletvekili arkadaşlarımızın da tavsiye ve telkinlerini ben kıymetli görüyorum, anlamlı buluyorum ama burada dikkat ederseniz Türkiye'deki demokrasi tarifinde ya da işte "tek parti" deyince ona itirazımız oldu. Eğer bir siyasal hareket seçimle gelmişse buna "tek parti" diyemezsiniz demokrasi kültürü açısından, Türkiye'nin yakın demokrasi tarihi adına da dememek lazım, ben kayıtlara geçsin diye söylüyorum. 1950'ye kadar tek parti iktidarı vardı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ölümünden, 1938'den...

ALİ HAYDAR HAKVERDİ (Ankara) - "Tek parti" demiyoruz biz, tek adam diyoruz.

FEHMİ KÜPÇÜ (Bolu) - Eyvallah! Yok, yok...

PAKİZE MUTLU AYDEMİR (Balıkesir) - Birkaç adam var; iki mi, üç mü, bir mi, on mu?

FEHMİ KÜPÇÜ (Bolu) - Aynen öyle.

OTURUM BAŞKANI İSMAİL TAMER - Ama kayıtlarda olması lazım ona göre de.

FEHMİ KÜPÇÜ (Bolu) - İkincisi, Sayın Başkanım...

BEHİÇ ÇELİK (Mersin) - Benim "tek partili" demem başka parti yok anlamında değil, biz varız bir kere.

OTURUM BAŞKANI İSMAİL TAMER - Kendini inkâr etmek de...

PAKİZE MUTLU AYDEMİR (Balıkesir) - Öyle dediniz siz.

OTURUM BAŞKANI İSMAİL TAMER - Peki, konu anlaşılmıştır.

BEHİÇ ÇELİK (Mersin) - AK PARTİ iktidarı tek parti iktidarı değil mi?

FEHMİ KÜPÇÜ (Bolu) - Sayın Başkanım, lafızdan maksat murattır.

"Tek parti"yle neyin tasavvur edilmeye çalışıldığını söylüyoruz yani dün akşamdan da konuya muttaliyiz, hani niye adres gösterdiklerini. Ben bunu çok anlamlı bulmuyorum.

İki: Medeni Kanun'da bir hüküm var... Hepimiz hukukçuyuz, Ali Haydar onun için kalsın istedim. Yani demokrasi şöyle bir şey değil: Demokrasi, komisyonda... Buradaki arkadaşlar konuşur, meramlarını anlatır, haklarını kullanır ama bizim haklarımızı kullanmamızda da bizim o meramımızı anlatmayla ilgili bizim de bir hakkımız var. Buna Medeni Kanun'dan kaynaklanan objektif ve subjektif hüsnüniyet kuralları denir ki ben, hani, Ali Haydar onun için kalsın murat ettim, özel de de severim kardeşimi, böyle bir demokrasi anlayışı olmaz.

Yine kayıtlara geçsin diye söylüyorum. Üç: Kamu denetçiliği, bizim medeniyet havsalamızda olan bir şey. Eyvallah, 2010'da Anayasa'ya dercettik millet iradesiyle. Kamu denetçiliği mekanizmasının siyasi irade tarafından ya da tam da kastedildiği gibi "tek parti vesaire, bilmem ne, iktidar" kararlarında, bugüne kadar uyumla alakalı bir problemi olması lazım. Böyle sosyolojik bir tespit yaptınız mı Sayın Valim; bugüne kadar, uyumla alakalı, "Müracaat edenler hangi ideolojiden, hangi siyasi partiye üye?" noktasında. Ben bu eleştiriyi de doğru bulmuyorum.

Tabii, 24 Kasım dolayısıyla... Kayıtlara geçsin diye söylüyorum: Bir öğretmenle evliyim. Hani o ballandıra ballandıra anlattığımız demokrasi adına da... Ben, o hanımefendiyle 23 yaşında evlendiğimde öğretmendi. Bu sistem tarafından, 28 Şubat süreci dolayısıyla -Sayın Valim, belki siz o zaman da valilik yapıyordunuz muhtemelen- on yedi yıl öğretmenlik yapmadı bu toprakların çocuğu. Hani "Muhannetlik etmek değildi kârımız, Şehriyar sözüne uyanlardanız." diyen Bolulu, hiç işgal görmemiş, Köroğlu'nun torunu, bir kız evladı benle evliydi; hâlâ evliyiz ve şu an ilkokul öğretmeni sekiz yıldır.

OTURUM BAŞKANI İSMAİL TAMER - Allah uzun ömür versin.

FEHMİ KÜPÇÜ (Bolu) - Tüm öğretmenlerimize teşekkür ediyoruz.

Ben bu coğrafyaya ve bu topraklara dair konuşurken özellikle Mecliste, Meclisin bir cüzü olan komisyonlarda, medeniyet tasavvurumuza ilişkin belki daha dikkatli olmak gerektiği noktasında kayıtlara düşsün diye söylüyorum.

Heyeti saygıyla selamlıyorum.