KOMİSYON KONUŞMASI

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Teşekkür ederim Başkan.

Tabii, bu, 2'nci maddede, ormanların orman vasfının korunması esastır. Yani özellikle içme suyu havzalarını besleyen, genellikle yüksek alanlarda varlığını gösteren ormanların içerisindeki su kaynakları aynı zamanda dereleri, dolayısıyla nehirleri, oradan da denizleri besleyen bir unsurdur ve bu ekosistemin korunması bence son derece önemlidir. Hani, kamu hizmetinin zorunlu kılması durumunda, evet, ormanın o ekosisteminin bozulmasına Anayasa izin veriyor ama onun dışında, hani, göl, baraj ve deniz yüzeyinde yapılan balık üretimi için, karada yapılması mecburi tesisler ile kuralda belirtilen diğer hâllerden farklı olarak balık üretmek üzere tesis kurulmasının orman ekosistemiyle ne derece bağlantılı olduğu doğrusu tartışma konusu.

Bir de şunu da söylemek isterim -siz de geldiniz hatta Müsilaj Komisyonunda sunum yaptınız- 3 tarafı denizlerle çevrili olan, bir de Marmara gibi bir iç denizi olan bir ülke de neden yetmiyor bu sular, burada bu üretimler neden yapılamıyor? 200'ün üzerinde balık türünün Marmara'da 5'e düştüğü ve müsilaj gibi baş belası bir biyolojik afetle karşı karşıya olduğumuz bir süreçte, ekoekosistemin orada korunmamasından kaynaklı balık çeşitliliğinin yok edildiği bir süreçte, hani, ormandaki sulara mı göz dikildi diye kuşkucu bakmaktan kendimi alamıyorum işin doğrusu.

Hani, bir de burada ne tür canlılar yetiştirilecek? Yani hangi canlıların yetiştirilmesi için orman içi suların kullanılması gerekiyor? Bu maddeyi getirdiniz ama hangi canlıları hedefliyorsunuz burada? Belki kaçırdım başta ben.

TAHSİN TARHAN (Kocaeli) - Balık, midye, istiridye.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Ha, tamam, adını koydunuz, balık çeşitliliği de şey.

Hani, müsilajda da çok tartışıldı, işte, midye ve istiridye türlerinin gerek müsilajı gerekse o denizdeki kirliliği filtre ettiği. Dolayısıyla hatta filtre ettiği için "Midye yenilsin mi, yenilmesin mi?" tartışmalarının yaşandığı bir süreçte neden orman suyuna ihtiyaç duyuluyor? Yani 3 tarafı denizlerle kaplı bir ülkeyiz, nehirlerimiz var, derelerimiz, akarsularımız varken doğrusu, buna bir açıklık getirirseniz hem aydınlanmış oluruz.

Teşekkür ederim.

BALIKÇILIK VE SU ÜRÜNLERİ GENEL MÜDÜRÜ MUSTAFA ALTUĞ ATALAY - Ben teşekkür ederim Sayın Vekilim.

Birinci olarak, içme suyu havzalarından bahsettiniz. Eğer bir kaynak içme suyu olarak kullanıyorsa burada kesinlikle balık üretimine izin verilmiyor. Bir defa, hani, içme sularından ve kullanma sularından uzak olması lazım, o kaynağın içme suyuna bağlanmıyor olması lazım. Birinci şartımız bu. Dolayısıyla aslında bu kaynaklar koruma altına alınmış oluyor.

Neden orman içi sular? Efendim, bu tesislerin tamamında şu anda alabalıklar var. Alabalığın, doğası gereği, üreyebilmesi için 14 derece su sıcaklığında olması lazım, 14 derecenin üzerine çıktığı zaman balık üreyemiyor, 17 civarında olduğu zaman hiç yumurta alamıyorsunuz. Yani dolayısıyla orman içi suya veya dağdaki pınara bu balığı üretmek için muhtacız. Üretiyor muyuz, satıyor muyuz? Yaklaşık, şu anda, ilk dokuz aylık 220 milyon dolarlık ihracatımız var bu balıklardan, bu, ormanda üretilmiş balıklardan.

Marmara'daki balık türü sayısına gelince, yine, yapmış olduğum Müsilaj Komisyonu sunumunda da 64 tür balığın aslında Marmara'da ticari olarak avlandığını, kaybolan hiçbir balık türünün olmadığını, zaman zaman girip çıktıklarını, Marmara'ya geldiklerini ifade etmiştik. Şu anda, denizlerimizde kaybolan hiçbir tür yok. Ama su sıcaklığının artmasıyla -Marmara en fazla etkilenen sulardan bir tanesi, denizlerden bir tanesi- elbette ki olacak, onun için de gerekli tedbirleri almamız gerekiyor. Ama bu, balıkçılığın etkisiyle değil Sayın Vekilim, bunun altını çizmek istiyorum.

Eksik bıraktığım soru var mı?