KOMİSYON KONUŞMASI

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Evet, Sayın Başkan, Sayın Bakan, değerli milletvekilleri; konuşma süremin yarısını Sayın Kaboğlu'na bırakmış olduğum için beş dakikalık bir sürem var.

Diğer taraftan, kendi seçim bölgemin bakanlarını ve milletvekillerini eleştirmeme gibi de bir huyum olduğu için sadece özlü şeyler söyleyeceğim.

Çevre; çağdaş bir sorundur, çağımızın sorunudur, daha iyi ifade etmek gerekirse yalnızca çağımız insanının bilincinde olduğu bir sorundur. Yüz binlerce yıllık insanlık tarihi boyunca insanlık böyle bir sorunu hissetmemiştir. Diğer taraftan, çevre, evrensel bir sorundur, sınır tanımaz. Vaktiyle Çernobil'de bir nükleer facia yaşanmıştı ama Ankara'da içtiğimiz çayların tadı birden bozulmuştu. Şimdi bir iklim değişikliğinden söz ediliyor, buzullar Kuzey Kutbu'nda eriyor. Akdeniz'in suyu yükselecek, Akkuyu Nükleer Santrali'nin zemini sular altında kalıp bir felakete yol açacaktır diye tartışmalar da devam ediyor.

Diğer taraftan, çevre sorunları bugünle sınırlandırılamayacak, bir zaman dilimine hapsedilemeyecek sonuçlar yumağıdır; sadece yaşayan kuşağı değil gelecek kuşakları da etkileyecektir. Çevrecilik, sadece insanı değil hayatı ve hayatın çeşitliliğini korumak demektir. Çevre, sevmek demektir. Çevreyi korumak, tüm insanlığın mutluluğu ve huzuru arayışı demektir. Özet itibarıyla bunları ifade ettikten sonra birkaç da sorum olacak.

Sayın Bakan, Konya Ovası'nda yer altı sulamaları nedeniyle yer altı suyu çekiliyor ve bazı derinliklere ulaştığınız zaman suların tuzlu olarak gelmeye başladığından vatandaşlar şikâyet ediyorlar. Yani Tuz Gölü'nün suyu sürekli çekiliyor ama çekilen bu suyun Konya Ovası'nın altındaki boşluklara ve yer altı sularına karıştığıyla ilgili iddialar var. Bu iddiaları nasıl değerlendirirsiniz? Özellikle ilçeniz olan Karapınar'da obruklar ve yine aynı şekilde yer altı sularının gittikçe daha derinlere doğru gitmesinden büyük şikâyetler vardır. Konya Ovası'nın sorunu nasıl çözülecek? Eğer bu hâliyle kalırsa gelecek yıllarda -belki birkaç, on yıl içerisinde- bu ovanın tamamen çölleşmesi ihtimali vardır. Yer üstü sularıyla sulanması gerekmektedir. Ciddi bir projeye ihtiyaç vardır. Ülke kaynaklarının da bu açıdan rasyonel ve doğru kullanılması gerekmektedir. Belki bu açıdan da Kanal İstanbul'a karşıyız. Oraya harcanacak kaynakların Konya Ovası'na harcanması sizce daha doğru ve isabetli değil midir?

Diğer taraftan, benden önce konuşan Sayın Milletvekilim çok güzel şeyler söyledi hiç kötü şeyler yokmuş gibi. "Muhalefet hep eleştiriyor." dedi ama iktidar da yanlışlara bile destanlar yazıyor, onu da görmek lazım.

İşin doğrusu, şunu söylemek isterim: Dünyada gelişmiş ülkelerle karşılaştırdığınız da Türkiye'den daha kötü bir şehirciliği hiçbir yerde göremezsiniz. İster eski Demir Perde ülkelerine gidin, isterseniz Avrupa'ya Amerika'ya, Japonya'ya, nereye giderseniz gidin kentleri gördüğünüz zaman Türkiye'de düzgün tek bir kent yok dersiniz. Belki bir kent var yani 81 vilayeti gezdim, onun da ana yollar dışındaki arka taraflarını görmediğim için, ondan da emin olamadığım için... Çağdaş anlamda tek bir modern, düzgün, çevreyi koruyan, insanların rahatça, özgürce ve mutlu bir şekilde yaşayacağı beton yığınlarından arındırılmış tek bir kentimiz yoktur.

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Evet, teşekkür ediyorum. Son cümlelerinizi alalım.

ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) - Burada, elbette son yılların, belki de son çeyrek asırlık dönemde belediyelerde iktidar olan partilerin de büyük vebali vardır diyorum, onun için yeni bir kent vizyonu ortaya koymak gerektiğine duyduğum inancı ifade etmek istiyorum.