| Komisyon Adı | : | (10 / 4413, 4430, 4431, 4432, 4433, 4434, 4435, 4436, 4437, 4438) Esas Numaralı Meclis Araştırma Komisyonu |
| Konu | : | Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'nin, Bakanlık olarak müsilajla mücadele kapsamında yaptıkları ve yapacakları çalışmalar hakkında sunumu |
| Dönemi | : | 27 |
| Yasama Yılı | : | 5 |
| Tarih | : | 03 .11.2021 |
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Teşekkür ederim Başkanım.
Sayın Bakan, değerli bürokratlar, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Bakanım, öncelikle, sunum için teşekkür ediyorum ama katılmadığımız yerler de var, onları zaten paylaşacağız. Sizi zaten 9'unda ağırlayacağız Mecliste, Tarım Bakanlığının asıl sorularını orada sizi ve bürokratları zorlayarak soracağız. Çünkü neden ithalat, neden şey? Hatta burada da bir cümleyle geçiştirdiniz, ben üzüldüm. Dediniz ki: "Üreticiden ziyade tüketiciyi düşünüyoruz." Şimdi, ben merak ediyorum, tüketiciyi düşünüyoruz da üretici eğer...
TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ - Ziyade demedim. Bakın, bugün teşhisleri iyi yapmak lazım.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Yok, sizin söyleminizden gelen şeyi paylaşıp... Tutanaklardan gelir, bir bakarız olmazsa. Konuşmanızdan gelen şey, tüketici kısmını düşündüğünüzü ifade ettiniz. Ben de merak ediyorum, tüketiciyi kurtaracağız ama üreticiyi eğer kurtarmazsak, üreticinin girdi maliyetlerini aşağı çekmezsek bunu nasıl çözeceğiz? Bu ithalatla bu çözülmez. Onun için o konuyu zaten 9'unda size soracağız, o ayrı bir konu ama üzüldüğüm konu şu: Üretici ve tüketici, bana göre beraber, ayrılmaz ikili. Bunları ayırdığımız zaman problem ortaya çıkar diye düşünüyorum.
Diğer bir konu da derin deşarj. Biliyorsunuz, Ergene, derin denizlerin deşarjı... Siz de sonradan kucağınızda birden buldunuz, olay zaten Çevre Bakanlığının projesiydi. Belli bir süre yürüttü, yürüttü, yürüttü fakat işin kaymaklı kısmı bitti, son kısmı size kaldı. Hatta, Sayın Kurum'a sorduğumuzda dedi ki: "O bizim projemiz değil, Tarım Bakanlığının." Ben de aynı şu cümleyi kullandım Sayın Bakana: Ya, sizler başlatan değil misiniz? Yolu yürüyen siz değil miydiniz? Kaynakları Mehmet Ceylan'a, oradaki derin deşarjın Genel Müdürüne harcatan da siz değil miydiniz? Cevap alamadık yani fatura size kaldı, derin deşarjı bundan sonra inşallah temizlerseniz diye düşünüyorum.
Sayın Bakanım, şimdi bir de en önemli şey, müsilajı konuşuyoruz, çevreyi konuşuyoruz, doğayı konuşuyoruz ama ülke olarak üzüldüğüm konu şu var: İşte, geçtiğimiz günlerde yine Rusya mandalinaları geri gönderdi pestisitten dolayı. Şimdi, çevreye zararlı kimyasallar... Bu, bizim şu anda yumuşak karnımız. Avrupa'nın on beş yıl önce bunu yasakladığı ürünler var. Nedir bunlara baktığımızda? Novaluron, fenbutatinoksit, fluazifop on beş yıl önce yasaklanmış ama bizde hâlâ... Ne zaman yasaklayacağız? 30 Haziran 2022 tarihine kadar bunların kullanımına izin veriyoruz. Ben merak ediyorum. O zaman biz Marmara'yı değil, hiç kimseyi temizleyemeyiz ve doğada uzun süre bunların kaldığını hepimiz biliyoruz ve çevreyi zedelediğini biliyoruz. O zaman Avrupa mı bizden zeki, biz mi Avrupa'dan zekiyiz? Avrupa bunu on beş yıl önce kaldırdıysa biz neden bu pestisitlerin hâlâ üretimine veya kullanımına izin veriyoruz? Ondan sonra da narenciye üreticimiz veya sebze üreticimizin ürünleri kapılardan pestisitten dolayı geri geliyor. Bunun altını çizmek gerekiyor çünkü bu 22'ye yakın kimyasalın bir an evvel bana göre yasaklanması gerekiyor. 30 Haziran 2022 uzun bir tarih. Çünkü bakınız, Balıkesir bölgesindeki Susurluk havzasında -bu konuşmalarım da benim bilimsel, buraya gelen konuşmacı öğretim üyelerinin vermiş olduğu kaynaklardan alarak ifade ediyorum yani kendi görüşüm değil- tarımla ilgili kirlenmenin çok ağır olduğunu, yüksek olduğunu... Aynı şekilde bizim Ergene'yle ilgili de problemimiz var. Buna rağmen hâlâ daha o pestisitlerin kullanılması hakkında acaba sizin düşünceniz nedir, Bakanlığın düşüncesi nedir? Benim en çok da üzüntüm o. Çünkü bir de şöyle bir şey var, kanserden ölümler ülkemizde arttı. Evet, arkadaşlar, kanserden ölümler ülkemizde arttı. Sayın Bakanım, 41 yaşında genç veteriner, personelinizdi Edirne Tarım İl Müdürlüğünde, yeğenimi kanserden kaybettim.
TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ - Allah rahmet etsin.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Ve şimdi geldiğimiz noktada 22 tane pestisit hâlâ ülkemizde kullanılıyor, bu konuda görüşünüzü merak ediyorum.
Yine, bakınız, Ergene'yle ilgili sorunlarımız var. Çözüm önerimizi de size sunmak istiyorum aslında ama size sormuş olduğum bir soru önergesini de üzülerek kınadığımı ifade etmek istiyorum çünkü verilen cevap beni derinden üzdü; 2 Mart 2021, 29.867 sayılı. Sizin bana vermiş olduğunuz cevap da burada ve verilen cevapta siz topu Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Çevre Bakanlığına atmışsınız.
TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ - Konu ne?
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Konuya geleceğim şimdi Sayın Bakanım, konuya geleceğim. Konu; Ergene havzasında bir plastik PAKOP OSB kurulacak. Şimdi, toplulaştırma yaptınız, devletin kaynaklarını orada heba ettiniz, orasını tarımsal sit alanı ilan ettiniz. Onunla beraber, o bölgedeki yapılan yatırımlara bakıyoruz, mesela "Trakya'da 1.170 tane arıtma tesisi var." diyoruz, bunların 288 tanesi ileri biyolojik arıtmaymış, geri kalan 820 tanesi biyolojik atık su arıtma. Biyolojik arıtma tesislerinin tamamını ileri arıtma tesisine dönüştürmemiz gerekirken maalesef hâlâ sınıfta kalmışız.
Bakınız, deri OSB diyor ki... O derin deşarjla aralık sonundan bu tarafa Marmara'ya 10 bin metreküp deşarj yapıyorlar. Oradaki alınan örneklerde renk değişikliği izlendi. Gittiğimizde, bunu sorduğumuzda kimse "Benim ürünüm veya benim arıtmam çalışmıyor." demiyor. O zaman, çalışıyor da neden burada renk değişimi oldu; onu merak ediyorum.
Şimdi, Marmara'da Derin Deniz Deşarj Projesi, deşarj edilen suyun Marmara'ya değil... Eğer çok iyi arıttıysak -öyle diyorlar "Arıtıyoruz." diyorlar- o zaman bunu biz neden tekrar derin deşarj yapacağımıza Ergene'ye vermedik, tarımda kullanmadık; ben merak ediyorum. Bu bir çözüm olabilirdi. Eğer, iddia ettikleri gibi, o derin deniz deşarjından atılan suyun, bırakılan suyun temizlendiğini ifade ediyorlarsa o zaman onu biz keşke Ergene'ye tekrar kazandırsaydık, Ergene'yle beraber tarım arazilerini sulamada kullanabilirdik.
Bakınız, Marmara Derin Deniz Deşarj Projesi'nde OSB'lerde yürütülen işlerin tamamlanıp sistemin işletmeye açılması için -geçen hafta da ifade ettim- tam 393 milyon liralık bir kaynağa ihtiyaç var Sayın Bakanım. 2021 ödeneğine baktığınız zaman, 193 milyon lira Cumhurbaşkanlığı ödenek koymuştu bu yıl için. Kullanılan ne dersiniz? Devede kulak bile değil; 21,6 milyon lira OSB'ler için...
TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ - Hangi ödenek?
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Bu, OSB arıtmalarının yapılması için.
TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ - Sanayi Bakanlığının kullanacağı ödenek, değil mi?
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Evet.
Ancak kur maliyetlerini de göze alırsak bunun nereye gittiğini hiç kimse kestiremiyor. Projenin ne zaman biteceği de belli değil, Allah kerim.
Bakınız, yine, dediğim gibi, bu suyun eğer çok iyi arıtıldığını ifade ediyorsak veya savunuyorsak; bana göre, o suyu Ergene'ye geri kazandıralım, derin deşarjı iptal edelim.
Siz de hatırlıyorsunuz ama sizin dönem öncesiydi, 2011'de Sayın Eroğlu da demişti "Haliç'i biz temizledik, Ergene bizim için çocuk oyuncağı." ama hâlâ daha Ergene simsiyah akıyor. Hatta Sayın Cumhurbaşkanına da 13 Kasım 2020'deki AK PARTİ Tekirdağ İl Kongresi'nde göz göre göre yanlış bilgi verdirdiler. "Nasıl akıyor hemşehrilerim?" diyor "Tertemiz akıyor." diyorlar ama Ergene hâlâ daha simsiyah akıyor, vicdanlar da simsiyah ve orada zehir akıyor arkadaşlar.
Şimdi, benim merak ettiğim şu: Trakya kanserle mücadele ediyor ve en fazla da Tekirdağ bu konuda sıkıntılı illerden. Ergene'nin artan kokusunu ve zehirli sularını, tarım alanına taşıyan yapısını ve büyük bir kirlilik oluşturduğunu biliyoruz. Bununla ilgili, Ergene'yi ıslah edebilecek miyiz? Bu konuda sizin Bakanlığınızın bir takvimi var mı? Çünkü dediğim gibi, Ergene'nin temizliği size kaldı. Proje, Çevre Bakanlığının projesiydi. Hatırlarsınız, sizinle de Orman Genel Müdürlüğündeki toplantıda beraber olmuştuk, o gün de ifade etmiştim; 2019'un sonlarında olması lazım, yanlış hatırlamıyorsam. Size hediye olarak kalan projenin ne zaman biteceği konusunda takviminiz var mı?
Yine, bakınız, şimdi asıl soruna geliyoruz. Ergene havzasının 1/25.000'lik planlarına zaten uyulması gerekiyor normalde ama maalesef, Ergene'nin 1/25.000'lik planlarına uyulmuyor, uyulmadı ve deşarjların standartları -bana göre- tam standart değil. Şimdi, az önce dediniz ya "Peynir altı suyu..." Malkara'ya gelin, orada -şimdi isim de vermek istemiyorum- üzülerek balıkların ölümlerini görüyoruz, Çokal Barajı'na giden dereye bırakıldığını da biliyoruz ve Çokal Barajı'nı da sulama suyu olarak kullanıyoruz Sayın Bakanım, hem Malkara ilçemiz hem de Çanakkale'nin bu tarafındaki Bolayir ve diğer kısımları içme suyu olarak kullanıyorlar.
Gelinen noktada tarımsal sit alanlarında ve su kaynakları üzerinde, benim merak ettiğim, plastik OSB'yle ilgili su tüketimine dayalı endüstriye nasıl izin verilebilir, nasıl izin verebilirsiniz? Çünkü bakınız, verdiğiniz cevapta diyorsunuz ki... İşte, saymışsınız, Danıştayın 10. Dairesinin şeylerini. Anayasal yetkinizin altında olmasına karşın, tarımsal sit alanlarının plastik organize sanayi bölgeleri tarafından istila edilmesine neden göz yumduğunuzu merak ettiğim için soruyorum. Birinci sınıf tarım arazisini korumak mı, yoksa kamu yararı mı sizin için önemlidir? Bakınız, bu önemli. Birinci sınıf tarım arazisini korumak mı, kamu yararı mı önemli? Çünkü birinci sınıf tarım arazisi olarak ilan ettiğiniz o alan var. Dediğim, PAKOP'un, o plastik sanayicilerin hallettiği yer. Ondan sonra, Ergene ilçesinde Marmaracık mevkisine yapılacak bu tesiste, ben merak ediyorum, ne kadar su kullanacaklar? Siz diyorsunuz ki: "Su kullanımı bizi ilgilendirmiyor. Bunlar suyu geri çevirecekler." Vallahi, ben geri çeviren, kullanan hiçbir sanayici görmedim daha Sayın Bakanım. Şimdi, geldiğiniz noktada diyor ki: "'Sanayide daha az su, daha az enerji ve daha az ham madde kullanılan üretim süreçlerine geçiş çalışmaları Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından özendirilecektir. Bu konuda sanayicilerin de sorumlu ve duyarlı davranmaları için gerekli çalışmalar yapılacaktır.' hükümleri yer almaktadır. Bahse konu hükümler doğrultusunda havzadaki atık suya ilişkin hususlar Çevre ve Şehircilik Bakanlığının uhdesindedir." Şimdi, ben merak ediyorum; o zaman, neden Ergene tarımsal sit alanı ilan ettiniz orasını ve toplulaştırma yaptıktan sonra kadastroda tapularına şerh koydunuz "satılamaz" ibaresiyle? Bunu merak ediyorum. Bakınız, o zaman, biz sürdürülebilir bir tarımı nasıl yapacağız, anlamış değilim. Tarımı mı yok edeceğiz, yoksa burada sanayiciyi mi plastikçiyi mi sevindireceğiz; anlamış değilim.
Sanayiye karşı değiliz, onu söyleyeyim ama şimdi başka bir konu daha var: Islah OSB var yanında ve normal OSB var. Birinde doluluk oranı yüzde 45, 96 bin metrekare alan var, yüzde 45'i dolmuş normal OSB alanının; ıslah OSB'nin de yüzde 32'si. Ya, kardeşim, o zaman, neden bu ıslah OSB'ye bunu yapmıyorsun da gidip -tarımsal sit alanı ilan etmişsiniz, toplulaştırma için bir kucak para harcamış Tarım Bakanlığı, ona rağmen- Ergene su havzasının olduğu yerde ve suyun en çok önemsendiği noktada böyle bir tesise siz göz yumuyorsunuz; ben merak ediyorum.
Ergene Nehri Meriç Nehri'yle birleşerek Saroz Körfezi'ne, Ege Denizi'ne dökülür ve 25 tane havzadan 1 tanesi olan Ergene havzası değerli bizim için ülkemizde ama şu anda Ergene havzasını bitirdik. Bitirme sebepleri de aslında bu. Kaynağından çıkan suyu bir görseniz -tertemiz, berrak- içersiniz ama ileriye doğru gittiğiniz zaman o suyu içemiyorsunuz.
Benim başka bir şeyim de var; işte, çevre il müdürlükleri diyor ki: "Biz ceza kestik." Bir rakam söyleyeceğim, yüzde 46'sını tahsil edememişler cezaların. Hem ceza kesiyorsun hem cezayı tahsil edemiyorsun ama benim normal bir vatandaşımın, Sayın Başkan, ödemesi iki gün geçsin, hemen işleme koyuyoruz. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ceza yazmış sözde ama... Sayıştay raporlarında var -bunu ben söylemiyorum- Sayıştay raporlarında da bunu göz önüne koymuş Sayıştay. O zaman, nasıl çözeceğiz bu işi; merak ediyorum. Hatta geçen haftalarda -işte, Komisyon üyeleri de buradalardı- "Biz de suçluyuz siyasetçi olarak. Belki biz de istemeyerek arıyoruz bir sıkıntıyla ilgili, çözüm bulmaya çalışıyoruz." dedim ama yanlış yaptığımızı ve iğneyi kendimize batırmamız gerektiğini ifade ettim burada, onu biliniz yani şey olarak konuşmuyorum. 3 tane ceza kesiyor, 2 tanesini ancak tahsil ediyor ya da edemiyor. Var mı böyle bir mantık, merak ediyorum. O zaman, biz boşa kürek çekiyoruz.
TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ - "Yüzde 46" mı dediniz tahsilat oranı?
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Aynen, doğru Sayın Bakanım. 2019-2020 Sayıştay denetim raporundan öğreniyoruz bunu da. Bakınız, 3 cezanın 2'sini tahsil edemiyor. Yüzde 46'yı... Onun üçte 2'sini de tahsil edemiyor. Acayip bir şey var ya. Böyle bir sistem olabilir mi? O zaman, nasıl olacak bu? Kim kimi kurtaracak? Zaten öncesinde Çevre Bakanlığı ceza kesememişti.
Şimdi, diğer bir sorun da şu: Hatırlarsınız -şimdi "Benden önceydi bu proje." diyeceksiniz- "bin köye bin gölet projesi" vardı ama maalesef, bu proje sınıfta kaldı diye düşünüyorum. Tekirdağ'da da bunlar vardı.
TARIM VE ORMAN BAKANI BEKİR PAKDEMİRLİ - "Bin köye bin gölet" değil "Bin Günde Bin Gölet Projesi".
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Neyse ama gerçekleştirilemedi demek ki. Hayaller yaşıyoruz ama gerçekleri, maalesef, gün geçtikçe, takvim yaprakları ilerledikçe görüyoruz.
2019'un Haziran ayında Tekirdağ Malkara Gözsüz'deki göletimiz bitiyordu, sulamaya başlayacaktık Sayın Bakanım. Ben de gittim 2019'dan sonraki yılda; kazma kürek aldım, oraya gittim, temel attık; bekliyoruz biz de, hâlâ inşaat bitecek. 2019'un Haziran ayında müteahhide verilmiş, yüklenici almış ama hiçbir şey yok. Sadece orası değil, Tekirdağ'daki göletler özen bekliyor sizden.
Bakınız -geçtiğimiz günlerde Kaya Bey'le de görüştük, o da yanımda-Tekirdağ'da toplulaştırma yapıyoruz. Hiç merak ettiniz mi ne hâldeyiz? Maalesef. Sadece bir köyün, Kaşıkçı köyümüzün toplulaştırması var, o da bitemedi. Yollarını da yapamadık köprülerini de, ödenek yok ve birçok köye girmeye çalıştı... Buradan nereye geleceğim? Planlamaya Sayın Bakanım, planlama gerekiyor. Birçok işe açılırsak sonuçta çözüm bulamıyoruz.
Geldiğimiz noktada suya ihtiyaç var. Bakınız, sanayi bölgelerinde, Ergene havzasında... Siz "Beni ilgilendirmez." diyorsunuz, Çevre Bakanlığı ile Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına atmışsınız. Aslında toprakları koruma sizin göreviniz, suyu koruma sizin göreviniz ama burada mahkeme kararı olmasına rağmen mahkeme kararını dinlemeyen bir yapı var. ÇED çözülüyor; bakın, ÇED'i çözüyorlar bir şekilde. Şimdi, geldiğimiz noktada, su sorunumuz var ve şu anda 450 metreye indi Ergene'de kuyular. Nereye gittiğimiz belli değil, yarın susuz kalacağız. Şimdi, Birinci Su Şûrası'nı yapmışsınız, kutluyorum ama burada böyle bir yara var.
Toplulaştırma Tekirdağ'da sınıfta kaldı, muhtarlar da vatandaşlar da çok büyük sorunlu. Bir tane kepçe göndermiş toplulaştırma yapan arkadaşımız, onunla sınırı bozacak; hiç olacak iş değil. Kaynak ve ödemeyle ilgili sıkıntı var.
Sayın Bakanım, uzattım, biliyorum ama şu PAKOP'u... Sizler görmüyorsunuz zaten, soru önergelerine alt kademedeki arkadaşlar cevap veriyor ama gün olur, işte, böyle de yüzünüze gelir, birisi okur yani bu hoş bir şey değil. Sizin sorumluluğunuzda olan bir konu bu. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Çevre Bakanlığına, işte, şöyle olacak, böyle olacak; hikâye... Arkadaşlar, bugün Sanayi ve Ticaret Bakanlığının bütçesi konuşuluyor bütçede, birazdan oraya geçeceğim. Orada da sabahleyin hikâye anlatıldı, şimdi hikâyelere biz cevap vereceğiz.
Şimdi, bunu gördükten sonra "-cek" "-cak"la bu iş olmaz. Sizden istirham ediyorum, bu konunun takipçisi olalım Sayın Bakanım. "ÇED Gerekli Değildir" nedir? Merak ediyorum ben.
Sayın Bakanım, balıkçılar sizden destek bekliyor. Şimdi, bakınız, diyeceksiniz ki: "Çiftçiler de destek bekliyor." Evet, mazotla ilgili ÖTV diye bir şey kalmadı, ÖTV sıfırladı. Şu anda balıkçılarımızın kullanmış olduğu mazotla ilgili bir çalışma yapmayı düşünüyor musunuz?
Aynı şekilde, bugün belki yeri değil ama onu da sorayım ilave olarak: Çiftçilerle ilgili de yapmayı düşünüyor musunuz? Çünkü girdi maliyetlerinin yükseldiğini hep beraber biliyoruz. Bu konuda bir çalışma yapılırsa hem balıkçılarımızla hem de çiftçilerimizle ilgili... ÖTV'siz diyemiyoruz artık, ÖTV'nin zaten hükmü kalmadı. Bunların maliyetlerini aşağı çekecek ve en çok da yükünü taşıyan balıkçılarımızın mazotlarıyla ilgili bir çalışma yapacak mısınız?
Bir özel konu da şu: Kum çıkarmayla ilgili Marmara'yı yasakladınız, doğru ama asıl bir sorun da balıkçı barınaklarıyla ilgili problem var Sayın Genel Müdürüm. Geçtiğimiz günlerde Sinop Milletvekilimiz Barış Karadeniz'le beraber Sayın Genel Başkanımızın görevlendirmesiyle... Kıyıları geziyor biliyorsunuz, belki haberiniz vardır. Marmaraereğlisi'nde -sit alanı olduğu için- barınak kum dolmuş. Barınakların temizlenmesinde Bakanlık olarak öne çıkmanız gerektiğini düşünüyorum çünkü orası insanların teknelerinin, o balıkçı esnafının... Artık ada olmuş, ada olmuş. Bunların temizlenmesi konusunda Bakanlığın özel bir ihtisas göstermesi gerektiğini düşünüyorum. Bu konuda da bir çalışma yapacak mısınız, merak ediyorum.
Teşekkür ediyorum.