KOMİSYON KONUŞMASI

AHMET ÖNAL (Kırıkkale) - Sayın Bakan, Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, çok kıymetli katılımcılar; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Ülkemiz, satın alma gücü ölçütlerine göre özellikle hanelerde kullanılan elektriği Avrupa ülkeleri arasında en pahalıya tüketen ülkeler içinde yer alıyor. Elektriğin fiyatı, üzerindeki vergiler ve benzeri kalemler nedeniyle hızla artıyor; elektrik tüketim bedeline ek olarak TRT payı, enerji fonu, KDV gibi vergiler de eklendiğinde bu fatura daha da artıyor. 2014 yılında 100 TL ödenen faturaya bugün 240 TL ödeniyor. Bugün, asgari ücretle geçinmeye çalışan bir ailenin aylık gelirinin neredeyse yüzde 30'u elektrik ve doğal gaza gidiyor. Elektriğe yapılan zamlar aynı zamanda TRT'ye elektrik faturaları üzerinden ödenen katkı payının da artmasına sebep oluyor. TRT de vatandaşın sırtından aldığı vergileri herkese eşit ve adil yayın yaparak değil, iktidar partisinin basın-yayın organı olarak davranarak ödüyor. Ayrıca, vatandaşımızın alım gücünün her geçen gün daha da azaldığı bugünlerde elektriğe, doğal gaza, motorine, benzine, kömüre yapılan zamlar vatandaşımıza nefes aldırmıyor.

Bakın, bölgemden çarpıcı bir örnek vermek istiyorum; Kırıkkale'den. Evinde doğal gaz tesisatı olmasına rağmen doğal gaza gelen zamlar nedeniyle soba kurup kömürle ısınan evler var ama kömüre bu yıl gelen zam yüzde 100'den fazla. Şimdi, vatandaş "Kara kışı nasıl geçireceğim? Bu yıl çok ama çok zor geçecek." diyor ama sabahtan beri anlatılan pembe tablolarda, verilen rakamlarda hiç bu konulara değinilmedi. Memlekette hiçbir sıkıntı yok, her şey dört dörtlük, vatandaş hâlinden çok memnun gibi bir tablo sunuluyor. Sadece elektrik ve doğal gaza da değil, motorine, benzine, LPG'ye yapılan zamlar da can yakıyor. Vatandaş aracını garajdan çıkaramıyor. Eskiden varille mazot alan çiftçi, şimdi bidonla alamıyor. Ben, sizleri Kırıkkale'ye davet ediyorum Sayın Bakanım. Gelin, vatandaşın hâlini görün. Açıkladığınız rakamlar ile gerçek tablonun çok ama çok farklı olduğunu siz de göreceksiniz.

Yine, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına bağlı bazı kurum ve kuruluşlardan da bahsetmek istiyorum. Bunlardan birisi MTA. MTA, bildiğiniz üzere 1935 yılında çıkarılan özel bir yasayla kurulmuştur. Amacı, ülke sanayisinin kurulması ve ihtiyaç duyduğu ham madde, yer altı ve yer üstü kaynaklarının devlet eliyle aranması, bulunması, çıkarılması, geliştirilmesi ve değerlendirilmesi amacını taşımaktadır. İnsan varlığının geliştirilmesi için çaba harcarken diğer yandan kendisine verilen bu görevleri de kurum daha önce yerine getirmiştir. TPAO Genel Müdürlüğü, TKİ Genel Müdürlüğü, Eti Maden İşletmeleri, Türkiye Taşkömürü Kurumu Genel Müdürlüğü, BOTAŞ, TÜPRAŞ, Petrol Ofisi gibi dev kuruluşların oluşmasına da MTA büyük katkılarda bulunmuştur. MTA'nın kuruluşunda geçen "ülke sanayisinin kurulması ve ihtiyaç duyduğu ham madde, yer altı ve yer üstü kaynaklarının devlet eliyle çıkarılması ve değerlendirilmesi" ibaresi son derece kıymetlidir. Ancak, MTA'nın kuruluşunda geçen ve millî üretimi destekleyen bu anlayışın bugünlerde değerini yitirdiği de apaçık ortadadır. Devlet eliyle çıkarılması gereken yer altı ve yer üstü kaynakları artık devlet eliyle değil, maalesef yandaş eliyle çıkarılabilir bir hâle gelmiştir.

AKP iktidarları döneminde Türkiye'de yok edilmeye çalışılan kurumlardan, sektörlerden birisi de madencilik sektörüdür. Son on yılda verilen maden ruhsat sayısı bildiğim kadarıyla 20 binin üzerindedir. Madencilik bakımından 2019 ve 2020 yılları maliyetlerin yükseldiği, üretimin düşmesi bakımından kayıplarla doludur. 2020 Ocak-Ağustos döneminde ithalatta yüzde 32, ihracatta yüzde 19, üretimde yüzde 4 düşüş görülmüştür. Bu handikapları gidermek için ne gibi çalışmalar yapılmaktadır, merak ediyoruz.

Meralardan yerleşim birimlerine kadar ülkenin büyük bölümü maden sahasına dönüştürülmüş, başvuru yapılan ruhsatlarda yer alan alanlar ülkemizin yüz ölçümünün büyük kısmını kapsar hâle gelmiştir.

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Süreniz dolmak üzere, toparlayalım lütfen.

AHMET ÖNAL (Kırıkkale) - Başkanım, sadece bir dakika istiyorum.

BAŞKAN CEVDET YILMAZ - Çok sayıda arkadaşımız var, lütfen son cümleler.

AHMET ÖNAL (Kırıkkale) - Maden alanında deneyimi ve birikimi olmayan, kısa sürede büyük kârlar elde etmek isteyen şirketlerin sektöre hâkim olması hem işçi sağlığını hem de çevreyi ciddi anlamda etkilemektedir. Son on yıla bakıldığında yüzlerce işçi ranta kurban edilmiştir.

Bu sorulara cevap istiyorum Sayın Bakanım.

Teşekkür Ederim.